Büyükataman Seçim Çalışmalarına İlişkin Basın Açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman “01 Kasım 2015 seçim çalışmalarına başlanması” münasebetiyle Bursa Gönlü Ferah Otel’de basın toplantısı düzenledi.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman'ın basın açıklaması şöyle:

Bugün Türkiye, siyasî bakımdan boşluktadır, ekonomik bakımından da büyük bir krize doğru sürüklenmektedir. AKP; ekonomiye ilişkin sözlerinin hiçbirini tutmamıştır. Vatandaşlarımız, hükümetin ekonomideki politikalarına olan güvenini kaybetmiş ve gelecekten endişe etmeye başlamıştır.

Çarşılar, pazarlar siftah yapmadan kapanan, bir süre sonra iflas eden işyerleriyle doludur. Borçlarını ödeyemeyen, haciz kıskacına yakalanan esnafımızın hâli perişandır. Büyük iş merkezlerindeki işyerleri, kiralarını ödeyemeyenler iflas noktasına gelmiştir.Borç batağına saplanan vatandaşlarımız en temel ihtiyacını bile karşılamaktan uzaktır. Okuyan çocuğuna para gönderemeyen, ev kirasını ödeyemeyen, pazarda filesini dolduramayanların sayısı çığ gibi büyümektedir.

Türkiye müsterih olsun bu olumsuz tablonun da ilacı Milliyetçi Hareket Partisi iktidarıdır. Milliyetçi Hareket’in iktidarında; ekonominin dış kaynağa olan bağımlılığını azaltacağız, Türkiye ekonomisini şoklara karşı dayanıklı hâle getireceğiz. Ekonomi genelinde verimliliği artıracağız. Fiyat istikrarını sağlayacağız. Ekonomik büyümeden taviz vermeden cari açığı kontrol altına alacağız. Bütçe gelir ve giderlerinin kalitesini iyileştireceğiz. Ekonomide kaynakları üretken alanlara yönlendireceğiz. Gelirin daha adil bölüşümünü sağlayarak yoksulluğu azaltacağız. İstihdamı teşvik edici bir işgücü piyasası kuracağız.

AKP, Dolmabahçe mutabakatı ve beraberliğinin şerefine Kandil’deki çeteleri ülkemize sokmuştur. Bugün ülkemizde akan kanın sorumlusu Dolmabahçe’de PKK ile anlaşma yapanlardır. Dolmabahçe’de toplanıp İmralı canisinin on maddelik ihanet metnini yol ve müzakere haritası olarak benimseyenler bölücülüğün ve terörün aldığı mesafede pay sahibi olan sorumsuzlardır. Bu sorumsuzlardan biri AKP’nin Bursa adayı Efkan Ala, diğeri ise AKP’nin “Başkan seçtirseydiniz, bunlar olmazdı” diyen Bursa adayı Mehmet Müezzinoğlu’dur.

İhanet sürecinin baş aktörlerinden birisi; Dolmabahçe mutabakatını imzalayan, anayasayı tanımadığını ifade eden, Peygamber Efendimize (tövbe haşa) kibir isnat etme hadsizliğini gösteren Efkan Ala’dan başkası değildir.Peygamber sevgisi ile meşhur olan ilimiz Bursa, Peygamberimize en güzel övgüleri yazan Mevlid-i Şerif'in nazımı Süleyman Çelebi'nin memleketi Bursa bu adama elbette ki tepki verecektir.Malumunuz İmralı, Bursa’ya yakın… Dolmabahçe’de bölücübaşının emirleri doğrultusunda millete ihanet mutabakatı yapan zat, hain başı ile daha rahat görüşmek için mi Bursa’yı seçmiştir? Yoksa Erzurum’da kıymetli vatandaşlarımız kendisini yuhalayarak kovduğu için mi?
Değerli basın mensupları,

Her türlü hile, desise, ayak oyunu, entrika ve dalavereyle yenilenme kararı alınan 7 Haziran seçimlerinden sonra, şimdi önümüzde 1 Kasım seçimleri bulunmaktadır. 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nin sonuçlarını hazmedemeyen, millî iradenin tercihini kabullenmeyen kaçak ve karanlık saray ile sarayın soytarıları bir kez daha seçim kartını masaya koymuşlardır.

AKP Türkiye’ye rest çekmiştir.

Erdoğan tuzak kurmuş; Davutoğlu figüran olmuş, AKP ise siyasi operasyon aracı gibi kullanılarak Türk milletinin demokratik seçimi yok sayılmıştır. Ve nihayetinde Türkiye 5 aylık bir arayla ikinci kez sandık başına gidecektir. Bu durum siyasi tarihimizde bir ilktir.

Demokrasi düşmanlarının, millî irade kaçkınlarının, milliyet karşıtlarının oyunlarını bozmak için yeni bir imkân önümüzdedir ve buna da yalnızca 24 gün kalmıştır.1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak 26.Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri için geri sayım başlamıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi 1 Kasım’a tüm imkânlarıyla, tüm teşkilatları ve inananlarıyla hazırdır. 46 yıllık tarihimizle, 46 yıllık deneyim ve sapasağlam irademizle başarıya ulaşmak, başarıyı yakalamak istiyoruz. Başarmak için sabırsızız. Çünkü kendimize güveniyoruz. Tek başına iktidar olmak, Türkiye’nin yönetimini üstlenmek için azimli ve inançlıyız. Çünkü başka bir seçeneğin olmadığını görüyoruz. Bugüne kadar her siyasi zihniyet iktidarda tek başına denenmiştir. Geriye bir tek MHP kalmıştır. İnanıyoruz ki, aziz Türk milleti bu sefer MHP diyecek, ülkenin geleceği olan Milliyetçi Hareket’e oy verecektir.

3 Ekim 2015 Cumartesi günü açıkladığımız beyannamemiz Türkiye’nin biriken sorunlarına, ağırlaşan gündemine yönelik geceli gündüzlü gayretlerle hazırlanmış etkili ve köklü bir cevaptır. Bu cevapta mağdura, mazluma, mahzun bakışlara umut vardır. Bu cevapta sosyal ve siyasal krizlere çare vardır. Bu cevapta iç ve dış politikaya milli ve gerçekçi yorum vardır. Bu cevapta Türkiye’nin geleceği güvenceye bağlanmıştır.

Biz bugünü gözden kaçırmadan, ânı ihmal ve ikinci sıraya atmadan geleceği inşa etmek, geleceğin istikametini çizmek istiyoruz.
Muhterem Dava Arkadaşlarım, 07 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloda partimize isnat edilen bazı itham ve iftiralara da değinmek istiyorum.

Bizi koalisyon kurmadı diye suçladılar. Bizim her şeye hayır dediğimizi ileri sürdüler. Tüm tekliflere kapalı durduğumuzu anlattılar. Uzlaşmaz olduğumuzu, intihar ettiğimizi, istikrarsızlığa kanat gerdiğimizi söylediler. İktidardan korktuğumuz ve kaçtığımız yalanına baş vurdular. Hazırlıksız olduğumuzu, reddiyeci tavır takındığımızı ifade ettiler. Biz iktidardan kaçmadık, kaçmayız. Kaldı ki aksi bir tutum var oluşumuzu inkâr anlamına gelecektir. Erdoğan 25. Dönem Milletvekili Seçim sonuçlarını hiçbir zaman hazmedememiş, benimseyememiş, kabullenememiştir. Her fırsatta koalisyonu kötülemiş, uzlaşmanın önüne geçmiştir.

Her zemin ve ortamda siyasi partilere parmak sallamış, tekrar seçim hatırlatması yapmıştır.
7 Haziran Milletvekilliği Genel Seçiminin yenilenmesinin yegâne sorumlusu, asıl suçlusu öncelikle Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Tutarlılık gereği bunu görmek, bunu bilmek lazımdır. 7 Haziran’ın üzerinden bir hafta bile geçmeden, “Türkiye’yi hükümetsiz, Türkiye’yi başsız bırakan, egolarına mahkûm olanlar ne tarihe ne de milletimize bunun hesabını veremezler.” diyen Erdoğan’dır.
Bu sözlerin hemen akabinde siyasi partilere tehdit yollu mesaj göndererek, “Hükümeti kuramazlarsa sandığa gidilir ama bu ‘erken’ değil ‘tekrar seçim’ olur.” diyen Erdoğan’dır.

Henüz hükümet kurma görevi kimseye verilmemişken; ''Siyasi partilerimiz bu konuda üzerlerine düşeni yapmazlarsa çözüm mevki yine milletimizdir.'' sözleriyle gizli niyetini ele veren Erdoğan’dır. Erdoğan üzerine vazife olmadığı hâlde seçim hatırlatmasını ısrarla sürdürmüştür.

AKP Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu’na hükümet kurma görevi tevdi edilmeden 6 gün önce, “Bu tablodan bir hükümet çıkmazsa çözüm merci yine milletimizin ta kendisidir. Yani kimse bu noktada milletimize gitmekten çekinmesin, kaçmasın." ifadeleri Erdoğan’a aittir.
Erdoğan hükümet kurulmasının önüne adeta etten duvar örmüştür. Koalisyonu Erdoğan sabote etmiştir.

Erdoğan’dan sözde koalisyon kurma yetkisini alan Davutoğlu’nun hükümet kurma gibi bir niyeti asla yoktu. Aziz milletimizin bilmesi gerekir; Davutoğlu bize koalisyon teklifiyle gelmedi. Verilmiş bir kararın ilanı maksadıyla, 45 günlük sürenin dolması için geçerken bize de uğradı. Uğramışken de azınlık hükümeti, olmazsa seçim hükümeti teklifinde bulundu. Biz bu tekliflere milletin hayrına olmayacağına inandığımız için hayır dedik. Davutoğlu bizimle görüştüğünde kendisine 4 milli ilkemizi kabul ettiği takdirde sorumluluk üstlenmeye ve değil elimizi, gövdemizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu söyledik.

Neydi bu 4 temel ilkemiz;

Hatırlayacağınız üzere; anayasa’nın ilk dört maddesine dokundurmayız dedik. Çözüm sürecini tamamen kaldıralım, buzdolabında ise fişini çekelim dedik. 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Sürecinin üzerine gidelim, ucu kime dokunursa dokunsun failleri adalete teslim edelim dedik.
Erdoğan anayasal sınırlarına çekilsin, parlamenter sistemle oynamasın dedik. Dolmabahçe’de PKK’nın 10 maddesine evet diyenler, Ankara’da MHP’nin 4 millî ilkesine yüzünü çevirmiş, 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesine sebep olmuştur.

Şayet bunlar kabul edilmiş olsaydı, Türkiye hükümetsiz kalmayacak, siyasi buhran yaşamayacaktı. Kriz mucidi Erdoğan’dır. Kriz çığırtkanı Davutoğlu’dur. Hırsız dedik, kızarmış ve mahcup biz yüzle hayır dediler. Hain dedik, telaşla birbirlerine bakarak o kim ki dediler.
Rüşvetçiler kol geziyor dedik, hani nerede, şimdi sırası mı dediler. Ne dediysek hayır diyen onlardı. Kaldı ki AKP’li eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın koalisyon hükümeti teşkilinin engellenmesini kendi partisine faturalandırması ibretlik bir itiraftır. Her şey ortadadır; AKP’nin yörüngesi kaymış, sahtekarlıkları ve demokrasi rezervindeki eksiklikleri tüm boyutlarıyla yüzeye çıkmıştır. Koalisyon kurdurmayan, kurulmaması için görev verdiği Davutoğlu’nu sıkı sıkıya tembihleyen Erdoğan, iktidarı paylaşmamak adına Türkiye’yi uçurumdan aşağı savurmaya hazırdır.
Türkiye’nin 1 Kasım’dan sonra yeni bir bunalım yaşamaması için aziz milletimiz AKP’ye siyasi aldatmanın faturasını çıkarmalıdır.
Ekonomideki kayıpların, dövizdeki ateşin, terördeki yükselişin en yakın sorumlusu Erdoğan ve AKP yönetimidir.
Acaba, 1 Kasım’da sonuçlar beğenilmediği takdirde Erdoğan yine seçimleri yenileyecek midir?

Sokaklar, caddeler, mahalleler, köyler, şehirler işsiz, umutsuz, çaresiz vatandaşlarımızla kaynamaktadır. İşsizlik her haneyi kemirmektedir.
Bilhassa gençlerimizin işsizlik kâbusunun tasallutu altında bulunması hükümet adına utanç verici bir sorundur.
Askerliğini yapmış İznikli Hasan işsizdir. Okulunu bitirmiş Orhangazili Mustafa işsiz ve parasızdır.
Eli ekmek tutma çağına gelmiş Gemlikli Mehmet iş diye kıvranmakta, iş diye yanıp tutuşmaktadır.
Yuva kurma telaşında olan Gürsulu Oğuz zor durumda olup babasından harçlık almaktan başka şansı yoktur.

Harmancıklı Kemal, Büyükorhanlı Rıza, Kelesli Ali, Orhanelili Hüseyin, Mudanyalı Ayşe, Kestelli Filiz, İnegöllü Osman çalışacak ve hayatını idame ettirecek bir işten mahrumdur. Yenişehirli Önder bir umut beklemektedir. Mustafakemalpaşalı Murat ile Karacabeyli Faruk dertlidir. Osmangazili Nagihan, Nilüferli Selma, Yıldırımlı Arife artık yeter demektedir. Çünkü bunların ismi Bilal veya Sümeyye değildir. Çünkü bunların bırakınız para saklayacak kutuları ve kasaları; giyecek ayakkabıları dahi yoktur. Bir umut diye bekledikleri, ülkenin geleceği olarak gördükleri Milliyetçi Hareket vardır.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket hiçbir zaman ipe un sermemiş, suya yazı yazmamış, hayal ve umut tacirliği yapmamıştır. Neysek oyuz, ne dediysek onun yanında, arkasında ve izindeyiz. Biz, sözlerini unutan, geçmişini gömlek gibi değiştiren ilkesizlere hiç benzemedik. Biz sabah söylediğini akşam olmadan yalanlayan, karakterini ve kabiliyetini alavere-dalavere üzerine bina eden ikiyüzlülerden hiç olmadık.

Geçmişimiz her şeyin canlı şahididir. Vatan ve millete adanmış ülkücü ömürler tertemiz bir maziden, bedelini de peşinen ödeyerek bugünlere gelmiştir. Sevdamız hep millet oldu. Sevincimiz, üzüntümüz milletle bir oldu. Kalbimiz, tıpkı bugünkü gibi, her zaman Türkiye için attı. Milliyetçi Hareket millî vicdanın sesidir. Türk milleti hiç şüphemiz yoktur ki bu sese kulak verecektir. Milliyetçi Hareket ülkenin geleceğidir. “Ülkenin Geleceğine Oy Ver” sözleriyle vatanımızın her yöresine sesimizi duyuracağız. Türkiye ayağa kalkarak bu çağrımızı karşılıksız bırakmayacak, ülkenin geleceğine sahip çıkacaktır. Emekler, gayretler ve dualar karşılıksız kalmayacak, Türk milleti geleceğini esaret altına almak isteyenleri reddedecektir. 

Türkiye sevdalısı olan herkesin, “Türk milleti” ortak paydasında buluşacaklarına, millî değerler etrafında kenetleneceklerine yürekten inanıyor, yüce Allah’ın, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde, Milliyetçi Hareket’in emeğini karşılıksız bırakmayacağına tüm kalbimizle iman ediyoruz.Türkiye tek yürek, tek ses ve tek nefes olacak ve Milliyetçi Hareket’i destekleyecektir. Sel olup akan gözyaşlarının, çekilen çilelerin, masum ve mağdurların feryatlarının âhı, kul ve yetim hakkına el uzatmanın günahı ve Türkiye’yi etnik temelde bölmeyi çalışmanın vebali seçim sandığı başında Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun yakasına yapışacaktır. 

Türk milleti topyekûn ayağa kalkarak geleceğine sahip çıkacak; onur, huzurlu ve mutlu bir geleceği inşa etmeye azimli Milliyetçi Hareket’e ses verecektir. Türkiye aydınlık bir geleceğe Milliyetçi Hareket’le yürüyecektir. Tarihî yol ayrımında olan Türkiye için kader anı gelmiştir. Sözlerime burada son verirken tarih boyunca vatan ve millet yolunda mücadele veren, şehadet şerbetinden içen kahraman ecdadımıza; teröre karşı bedenini siper eden, gözünü kırpmadan hainlerin karşısına dikilen aziz şehitlerimize de Cenab-ı Mevla’dan rahmet diliyorum. Hepsinin ruhu şad olsun. Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211