CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığı yerde insanların intikam alma yolunu seçeceğini belirterek, "Önümüzdeki günlerde ciddi çatışmalar olursa, nedeni bu hükümettir" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Deniz Feneri davasında, "kurban parası, zekat parası yiyenlerin sırtlarının sıvazlandığını" ileri sürdü. 

Adaletin, birarada yaşama güvencesini oluşturduğunu belirten Kılıçdaroğlu, aksi halde kutuplaşmaların, kavgaların başlayacağını dile getirdi. 

Adaletin olmadığı yerde, insanların haksızlığa uğradığı durumlarda mahkemeye gitmek yerine birebir intikam alma yolunu seçeceğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin süratle bu kulvarda ilerlediğini öne sürerek, "Önümüzdeki günlerde ciddi çatışmalar olursa, nedeni bu hükümettir" dedi. 

Adalet duygusunun başka bir özelliğinin de haksızlığa direnmek olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bir tek kişiye yapılacak adaletsizliğin, bütün topluma karşı yapılmış olacağını vurguladı. Kemal Kılıçdaroğlu, "Haksızlığa karşı hepimizin tepki vermesi gerekiyor. Hazreti Muhammet, 'Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır' diyor" diye konuştu.

-"Bizde Dreyfus çok ama Emile Zola yok"

Kemal Kılıçdaroğlu, adaletin aranması konusunda, Fransa'da 1894 yılında yaşanan bir olaydan örnek verdi. Kılıçdaroğlu, haksız yere mahkum olan Yüzbaşı Alfred Dreyfus için Emile Zola ve ülkenin diğer aydınlarının mücadele ettiğini ve sonuçta Dreyfus'a rütbelerinin geri verildiğini anlattı. Bu davanın, Fransa'nın aydınları sayesinde evrensel bir kural oluşturduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bizde Dreyfus çok ama Emile Zola yok. Bizde hukuk ayaklar altında. Nerede bu aydınlar? Haksızlık varsa neden konuşmuyorsun? Aydınların ellerinde meşale vardır. Toplumun önünde onlar yürürler" diye konuştu.

-"Sen 28 Şubat'ta neredeydin?"

Türkiye'nin geriye doğru bir süreç yaşadığını, Ortadoğu ülkesi haline gelmeye başladığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Biz bir Ortadoğu ülkesi değiliz. 1071'den beri yönünü Batı'ya çevirmiş bir toplumuz. Ama bunlar Ortadoğu'nun yöneticileri gibi olmak istiyorlar. Ortadoğu'nun halkları da Türkiye halkı gibi olmak istiyorlar.

Biz, haksızlıklar karşısında mücadelemizi sürdüreceğiz. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz dilsiz şeytan değiliz.

Kimdir bu dilsiz şeytanlar? Irak'ta 1 milyonu aşkın Müslüman katledildi. Bir diktatör vardı, onun gıkı çıktı mı? Çıkmadı. İşte o dilsiz şeytandır. Irak'ta on binlerce Müslüman kadına tecavüz edildi. Bir diktatör vardı, ağzından bir tek laf çıktı mı? Çıktı, 'Başarılar diledi tecavüz edenlere.' Bu, dilsiz şeytandır. 

Mısır halkına 'isyan edin' diyor. Peki sen 28 Şubat'ta neredeydin, neden isyan etmedin? Neden köşelerde saklandın ve sonra dönüp Erbakan'ı arkadan hançerledin?"

Her zaman demokrasi, adalet ve özgürlüğü savunduklarını, haksızlığa uğrayanların yanında olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Görüşü ne olursa olsun kim haksızlığa uğramışsa bilin ki yanında bir CHP milletvekili var. Hapishanelerde hasta ve bakmıyorlar... Onun yanına CHP milletvekili gider. İster KCK, ister İBDA-C, ister Hizbullah'tan, ister başka bir davadan mahkum olsun. O bir insandır ve bu devletten beklentileri vardır" diye konuştu.

Türkiye'nin raydan çıktığını ve nereye gittiğinin belli olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, ülkenin yeniden raya oturması, yüzünü Batı'ya çevirmesi gerektiğini söyledi. 

-"Hiçbir zaman darbeleri savunmadık"

Darbelerden en çok CHP'nin çektiğini belirten Kılıçdaroğlu, partisinin kapatıldığını, mallarına el konulduğunu, genel başakanlarının hapse atıldığını, il ve ilçe başkanlarının öldürüldüğünü ifade etti. 

Siyasal idamlara CHP'nin karşı çıktığını anlatan Kılıçdaroğlu, bu konuda herkesin arşivlere bakabileceğini belirtti.

Darbeleri ve darbecilerin kurduğu hiçbir mahkemeyi savunmadıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Darbecilerin önünde asla el pençe durmadık. Her ortamda sesimizin çıktığı kadar onları eleştirdik. 28 Şubat sürecinde altlarına lüks arabalar alırken dönemin genelkurmay başkanları, CHP olarak 'Bu ne rezillik. Bu milletin parasını nasıl gidip oralarda harcarsınız?' dedik. 

Ama bizim bir özelliğimiz vardı. Biz kin ve intikam peşinde olan bir parti değiliz. Kin insana yakışmaz, şeytan işidir. İnsanın yüreğinde Allah'ın sevgisi olması lazım. Biz kin beslemeyiz.

Dönüp bize 'siz darbecisiniz' dediler. Oysa hayatımız boyunca biz hiçbir zaman darbeleri savunmadık.

12 Mart dönemi... Sayın Baykal bir anısında anlatmıştı. 'Adana'ya giderken... Muhtıra veriliyor. Dört kişiydik arabada. Ağlayarak Ankara'ya geldik. İnönü'ye çıktık, (Darbeci hükümete bakan vermeyin) diye.' Biz böyle bir partiyiz. İşin şovunda değil işin özündeyiz biz."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211