Devlet Bahçeli'nin Konuşmasının Tam Metni...
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı  Devlet Bahçeli’nin  “Türkiye”  Mitinginde yapmış oldukları konuşma metni. 

Aziz Varlığını Yaşatmaya Yemin Ettiğimiz Büyük Türk Milleti,
Türkiye Sevdalısı Çok Değerli Milliyetçi-Ülkücü Vatansever Kardeşlerim,

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,

Bu muhteşem tablodan, bu heyecan ve heybet dolu mahşeri kalabalıktan tek kelimeyle gurur duyuyorum.

Maşallah, Türkiye tüm haşmetiyle, tüm görkemiyle Ankara Tandoğan’a sığmıştır.

Allah nazardan saklasın, Türk milleti bugün bu meydana mührünü vurmuş, imzasını atmış, özlemlerini taşımıştır.

7 bölge, 81 vilayet, 76 milyon sanki buraya akmış, sanki burada toplanmıştır.

Allah’a şükürler olsun ki, sizler yeni bir destan yazmak için iddialı, inançlı ve iştahlısınız.

Türkiye’ye, milletin kaderine, Türklüğün bekasına, vatanın geleceğine sahip çıkmak için atılgan ve yüreklisiniz.

Sizler tarihe yön vermek için burada, Tandoğan’dasınız.

Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor.

Ve bir bayrak dalgalanmak için kutlu bir rüzgâr gözlüyor.

İşte bu rüzgâr, bu arzu, bu irade, bu cesaret sizdedir.

Türkiye sizinle şahlanacak, Türk vatanı sizinle doğrulacaktır.

İşte yiğitler Tandoğan’dan haykırmaktadır.

İşte hürmetle andığımız ecdadımızın bugünkü nesli Tandoğan’dan ay gibi parlamakta, güneş gibi doğmakta ve hilalin zaferini müjdelemektedir.

Uyuşmuş vicdanlar buraya dikkat etmelidir.

Satılmış, un ufak olmuş, dağılmış, dağlanmış ve viraneye dönmüş hasis, haydut ve hilekarlar Tandoğan’ın tebliğini iyi okumalı, iyi yorumlamalıdır.

Çünkü burada Türk milleti vardır, çünkü burada Türkiye ayaktadır.

Ülkemin güzel insanları, milletimin muhterem evlatları, kardeşliğin yılmaz savunucuları, aziz vatandaşlarım, değerli dava arkadaşlarım sizleri en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye’nin gönül fedaileri hoş geldiniz.

Vatan ve millete adanmış tertemiz ömürler hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

 

Değerli Kardeşlerim,

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Türkiye’nin dokuz bölgesinde, “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” adı ile planladığımız açık hava toplantılarının dokuzuncusunu ve sonuncusunu bugün “Türkiye” temasıyla başkent Ankara’da düzenliyoruz.

Milli değerlerimiz, iktidarın sevk ve idaresiyle saldırıya ve operasyona maruz kalırken atalet içinde kalamazdık, hareketsiz duramazdık.

Tehditlerin arttığı ve yaygınlaştığı bir dönemde egemenliğin yegane sahibi aziz milletimize gittik, düşünce ve kaygılarımızı korkusuzca paylaştık.

Sorunları kenardan izlemeyi, bir şey yokmuş gibi davranmayı hiç aklımızdan geçirmedik.

En doğrusunun Türk milletiyle buluşmak olduğuna inandığımızdan adımlarımızı hep bu yönde attık, kararlarımızı hep bu yönde verdik.

Geriye dönüp bakıldığında endişelerimizde ne kadar haklı, teşhislerimizde ne derece isabetli olduğumuz mutlaka ki takdir ve itiraf edilecektir.

Kuruluş ilkelerimize nankörlük yapan köksüz ve yönsüzlere 23 Mart 2013 günü Bursa’dan itiraz ettik.

Bayrağımızı indirmeye çalışan terörist heveslere 20 Nisan 2013 günü İzmir’den duruş gösterdik.

Vatanımız üzerinde hesap yapan fanatizmin ve fenalıkların esiri olmuş bölücülere 25 Mayıs 2013 günü Adana’dan mesaj verdik.

Birliğimizi bozmaya çabalayan yerli ve yabancı melanet emellere 22 Haziran 2013 günü Erzurum’dan seslendik.

Türkçemizin itibarıyla oynamaya kalkışan dilsiz şeytanlara 24 Ağustos 2013 günü Konya’dan meydan okuduk.

Kardeşliğimizi yıkmaya yeltenen fesat ve nifak yuvalarına 14 Eylül 2013 günü Elazığ’dan uyarılarda bulunduk.

Demokrasiyi linç etmeye teşebbüs eden milli irade vurguncularına, manda hasreti çeken millet hasımlarına 5 Ekim 2013 günü İstanbul’dan yüklendik.

Kurtuluşumuzun emanetlerini felç etmeye kararlı olan işgal ve esaret yanaşmalarına, yabancılarla düşüp kalkan çürük kalplere 26 Ekim 2013 günü Samsun’dan diklendik, yeni bir kurtuluş meşalesi yaktık.

Bugün de Türkiye diyoruz, Türkiye diyerek meydanları dolduruyor, yeri-göğü inletiyoruz.

Baskılara, tutsaklıklara, kuşatmalara karşı çıkıyor; anormal boyutlara ulaşmış karanlığın, karmaşanın, kaosun ve kutuplaşmanın boyutunu deşifre ediyoruz.

Korkma milletim, korkmayın milletimin fertleri; bu şafaklarda yüzen al sancak ilelebet dalgalanacaktır.

Yurdumun üzerinde tüten en son ocak sönmeden, en son millet evladı rahmeti rahmana kavuşmadan Türkiye’ye halel gelmeyecektir.

Farz-ı muhal, dara ve buhrana düşsek de, sayımız azalıp takatimiz kalmasa da, merak buyurmayınız; birimiz Mete Han olur zalimlerin üstüne yürürüz.

Birimiz Atilla, diğerimiz Bilge Kağan olur Türklüğün varlığını yeni baştan yüceltiriz.

Birimiz Alparslan olur yeniden fetih yoluna düşeriz.

Birimiz Ertuğrul Gazi olur Söğüt’ten tekrar ve bir kez daha başlarız.

Birimiz Osman Gazi olur yeni bir Türk destanı yazmak için yollara koyuluruz.

Birimiz Murat olur, öbürümüz Yıldırım olur Haçlılara kafa tutar, muzaffer akşamların şükür namazını kılarız.

Birimiz Fatih olur, gemileri ite ite, zorlaya zorlaya karadan yürütür, hisarların burcuna Üç Hilal’i dikeriz.

Ve birimiz Mustafa Kemal olur Samsun’dan Bismillah der, bağımsızlığın peşine düşer, yurdumuzu düşman emellerinden silip süpürürüz.

Ölsek de teslim olmayız, yenilgi kabul etmeyiz, zillete boyun eğmeyiz, Müslüman Türk olmaktan vazgeçmeyiz.

Bundan müsterih ve emin olunuz.

Geceler uzun olsa da, hainler mevki, koltuk, servet ve şöhret sahibi olarak sivrilse de emanetin bekçisi bizler, karanlığın kalbine tıpkı bir hançer gibi saplanırız.

İddiayla söylüyorum; Türkiye’yi ona buna yem ettirmeyeceğiz.

Türkiye’yi yüz üstü bırakmayacak, yalnız başına koymayacağız.

Hamd olsun Türkiye Tandoğan’dadır.

Şehitlerimiz aramızdadır, Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri başta olmak üzere, tüm manevi büyüklerimiz yanı başımızdadır.

81 il, 919 ilçe ve 34 bin 280 köyle Türkiye Ankara’dadır, Ankara da Türkiye’dir.

Milli bir şuur ile Türkiye’mizin her köşesinden bu alana koştunuz.

Şimdi soruyorum sizlere;

√       Bayraklar nerede? (Burada)

√       Türk milleti nerede? (Burada)

√       Vatan sevdalıları nerede? (Burada)

√       Ve Türkiye nerede? Türkiye nerede? Türkiye nerede? (Burada)

Türkiye buradaysa, Recep Tayyip Erdoğan ve bölünme ayinine çıkmış şer ve batıl yüzler nerededir?

Türkiye buradaysa, şerefini bölücülük kumarında kaybetmiş sefalet, ifrit ve müfrit yuvaları nerededir?

Ben size söyleyeyim, ya İmralı’da pazarlıkta, Kandil’de oynaştalardır ya da canla-başla yolsuzluk tüneli kazıyorlardır.

Ya yabancıların dizinin dibinde ya da sömürgecilere taşeronluk yapıyorlardır.

Ya yeni hıyanet senaryoları yazıyorlar ya da kafir hesaplara yamanmak için çırpınıyorlardır.

Ya Türklüğü nasıl kazırız diye harıl harıl hesap içinde ya da bölünmeyi nasıl çabuklaştırırız diyerek fitne kazanını alevlendiriyorlardır.

Kaldı ki, bunların doğru yerde, doğru yönde ve doğru işlerle meşgul olmaları imkânsızdır.

Şeytani hesaplar bunlarla gün yüzüne çıkmıştır.

Kalleşlik bunlarla belgelenmiş, vefasızlık bunlarla alenileşmiştir.

Kötülük bunlarla kurumsallaşmış, vicdansızlık bunların elinde silah gibi kullanılmıştır.

Tecrübelerimiz, yaşanan gerçekler, bugüne kadar olan hadiseler bu söylediklerimizi ispatlamaktadır.

Ne var ki, zalimin zulmü, Eşbaşkanın hükmü varsa, Türklüğün bükülmez kolu, milletin eğilmez başı, Türkiye’min de düşmez kudreti vardır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211