Erdoğan Cumhurbaşkanı Seçilirse Ne Olur?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin yapmış olduğu yazılı basın açıklamasında bu seçim çoktan bir cumhurbaşkanlığı seçiminin ötesine geçerek rejim tartışmasına dönüşmüş vaziyettedir dedi.

Çetin'in yazılı basın açıklaması şöyle:

TAYYİP ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI SEÇİLİRSE NELER YAŞANACAK?

Türkiye hafta sonu ilk defa halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanını belirlemek üzere sandığa gidecektir. Ancak bu seçim çoktan bir cumhurbaşkanlığı seçiminin ötesine geçerek rejim tartışmasına dönüşmüş vaziyettedir. Tayyip Erdoğan seçildiği takdirde bugüne kadarki Cumhurbaşkanlarının kullandığı yetkilerle yetinmeyeceğini ve hem başbakanlık hem de cumhurbaşkanlığı makamını kontrolü altında tutacak totaliter eğilimler göstereceğini saklamamaktadır.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse;

Tıpkı bugün TBMM’de talimatla el kaldırıp indiren AKP’li vekiller gibi, yarın Tayyip Erdoğan’ın belirleyeceği başbakan ve bakanlar da birer kuklaya dönüşecektir. Büyük Türk Milletini temsil eden Yüce Meclis’te doğruların yüzlerine karşı söylenmesine tahammül gösteremeyen AKP’li vekiller bugün ne yazık ki kendi hür iradeleriyle yasama faaliyeti yapmaktan aciz birer militandan farksızdır. MHP milletvekillerine yönelik AKP’lilerin toplu hücumunun ardında, Tayyip Erdoğan’ın kendi vekillerinin iradesine el koyması yatmaktadır. Devletin bütün kurumlarında yaptığı gibi AKP’deki yetkileri de tek başına kullanan Tayyip Erdoğan, kendi vekillerinin iradesine el koymuş ancak sinirlerini almayı unutmuştur. Tayyip Erdoğan’ın bütün günahlarına ortak olmanın yarattığı suçluluk psikolojiyle gerildikçe gerilen AKP’li vekillerin hırçınlığı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra milletin önünde hesap verme sırasının kendilerine geleceğini bilmelerindendir. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı köşküne kaçarak kendisini kurtarmaya çalışmaktadır ancak parmak indirip kaldıran AKP’li vekiller Erdoğan’la birlikte işledikleri günahlarının hesabını nasıl vereceklerdir?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy devşirmek için her yolu deneyen AKP hükümeti, Milliyetçi Ülkücü tabandan çalmayı umduğu oylara ulaşamayınca tahrik politikalarına hız vermiştir. Bugüne kadar hiçbir siyasi başarısı olmayan, menfaat uğruna önüne gelen her partinin rozetini takan, döne döne dün hakaretler yağdırdığı Tayyip Erdoğan’ın yanında kendisini bulan Süleyman Soylu gibilerin cazgırlıkları, efendilerinin hırsızlık ve yolsuzluklarını gizlemek içindir. Meclis’te AKP’li vekillerin MHP’lilere saldırması, AKP yöneticilerinin Ülkücülere yaptığı hakaretler önceden hesabı yapılmış bilinçli bir çirkef siyasetidir. 12 Eylül referandumunda olduğu gibi Ülkücüleri bölemeyen Tayyip Erdoğan için seçimler iyi gitmemekte, Ülkücüler içinde kimseyi ayartamayınca yanındaki beslemeleri Ülkücülerin üzerine salmaktadır. Ancak şu çok iyi bilinmelidir ki, ağızlarından saçtıkları köpüklerle Milliyetçi Ülkücü Hareket’e dil uzatanlara bu terbiyesiz ve ahlaksız üslubun hesabı mutlaka sorulacaktır. İktidar partisinde kemik yalayan kapatmalara Türk milliyetçileri henüz son sözünü söylememiştir.

Diğer taraftan bağımsız Türk yargısı önüne çıkarılması gereken çok sayıda şaibeyle adı anılan Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, bu yüce makam Türk milletini temsil yeri değil, hırsızlık, yolsuzluk ve vatana ihanet suçlamaları için bir zırh vazifesi görecektir.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, kendisine oy vermeyen ülkenin öteki yarısını hiçbir zaman temsil etmeyecek, asla herkesin cumhurbaşkanı olmayacaktır. En başından itibaren ötekileştirme siyaseti uygulayan ve kendisinden olan ve olmayanlar şeklinde milleti bölen Tayyip Erdoğan’ın, siyaset üstü ve herkesi kucaklaması gereken Cumhurbaşkanlığı makamına çıkması ülkeye ihanettir.

Kur’an ayetleriyle dalga geçen, Peygamberimizi gurura kapılmak ve Allah tarafından uyarılmakla suçlayacak kadar ileri giden ve kendilerinin daha üstün olduğunu iddia eden Bakanlarını yanından ayırmayan Tayyip Erdoğan, daha fazla güç verildiğinde ne yapacağı kestirilemeyeceği için Cumhurbaşkanı olmamalıdır.

Cumhurbaşkanı seçilirse, milleti etnik kimliklere ve mezheplere bölme işine devam edecek, Türkiye’yi Irak ve Suriye’den farksız hale getirecektir.

Erdoğan seçilirse İran’dan gelerek rüşvetle koskoca bakanları tarifeye bağlayan altın tüccarına bakanlık ve başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Köşkünün kapıları da açılacaktır.

Irak’ta Müslümanlara tecavüz eden, katleden Amerikan conilerinin evlerine sağ salim dönmeleri için Başbakanlık makamından yapılan dualar Köşk’e taşınacaktır.

ABD askerlerimizin başına çuval geçirince “müzik notası”, PKK asker ve vatandaşlarımızı şehit edince “kelle”, bebek katili Öcalan için “sayın”, Kıbrıs’ın verilmesine “yes be annem”, vatandaşa “ananı da al git” sözleri ödüllendirilerek cumhurun başına çıkarılmış olacaktır.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, devlet kurumlarına işi düşenler AKP’li olup olmadıklarına göre muamele görecek, kim Bilal’in TÜRGEV’ine daha çok bağış yaparsa ihaleyi kapacak, maden ocağında işe girmek için dahi AKP’ye üyelik aranacaktır. KPSS ve üniversite gibi sınavlarda biat ederseniz sorular evinize, etmezseniz sorular gücünüze gidecektir.

Polis, asker ve yargı gibi devletin en kritik kurumları tıpkı 12 Eylül öncesinde olduğu gibi mezhepsel, etnik ve siyaseten ayrışacak, hem millet hem devlet bölünecektir.

Maden işçileri ve taşeron köleliği dahi AKP üyeliğiyle elde edilmeye devam edilecektir. İnsanca yaşama hakları olmayan asgari ücretli modern köleler, öldüklerinde “çok güzel öldüler” zihniyeti Köşk’te temsil edilecektir.

Ekmelettin İhsanoğlu’nu Türkiye’de doğmadığı için eleştiren Tayyip Erdoğan, Türklüğü benimsemeden Cumhura baş olmak gibi bir tezat içerisindedir. Türkiye’de doğduğu halde Türk’üm diyemeyen Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, Rize Güneysu’lu Tayyip Erdoğan sıfatını mı, yoksa Potomyalı Tayyip Erdoğan sıfatını mı kullanacaktır?

Türkiye’deki 36 etnik grup safsatasını siyasi literatürümüze geçiren, milleti ortak paydalarında birleştirmek yerine ayrıştıran Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı, Türkiye’nin bölünme projesinde yeni bir merhaleye geçilmesi anlamına gelecektir.

Türkiye’yi parçalara bölmeyi kafasına koyan Tayyip Erdoğan’ı Köşk’e çıkarmak, başkanlık sistemine ve federasyona kapıları sonuna kadar açmak demektir.

PKK ile masaya oturan, karşılıklı al gülüm ver gülüm pazarlıklar yapan bir zihniyetin padişahlık karşılığında Kürdistan eyaletini vaat etmesi hiç de yabana atılacak bir ihtimal değildir. Şereflerini PKK masalarında bırakanların bölücülere verdikleri sözler, Köşk seçimlerinden sonra teker teker önlerine konacaktır.

Yahudi madalyasını bir türlü teslim edemeyen Tayyip Erdoğan, Gazze için döktüğü timsah gözyaşlarıyla İsrail’den sonra ikinci ağlama duvarını Köşk’e inşa ettirecektir.

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, yıllardır kapalı olan Ermenistan sınır kapısının açılacağı şimdiden yapılan asfaltlamadan anlaşılmaktadır. Ermeni açılımı, PKK açılımı, Kıbrıs açılımı, Barzani açılımı, Rum Patrik ve Ruhban okulu açılımının Tayyip Erdoğan’lı Köşk’ün ilk icraatları arasında olacağı açıktır. Ermeni soykırım iddialarının yüzüncü yılı için Ermenistan’dan şimdiden davetiye gönderildiği ve tanınma sözünün Köşk seçimiyle bağlantılı olarak verildiği iddia edilmektedir.

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, AKP iktidarı boyunca başta Akdamar kilisesi olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafında restore edilen cemaatsiz kiliselere yenileri eklenecektir.

Türkiye’nin suyu Kıbrıs üzerinden Rumlara ve İsrail’e kadar uzanacak, ABD dinleme istasyonu Kürecik İsrail’e bilgi vermeye devam edilecek, Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının gemi filoları İsrail’e çalışmaya devam edecektir.

Doğu Akdeniz’in enerji kaynaklarına sahip olmasına göz yumulan İsrail’in ve Rumların çıkardıkları petrol ve gazın gemicik filoları ve boru hatlarıyla Türkiye üzerinden satılmasına devam edilecektir.

BOP eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Köşkünden koordinesiyle, ikinci İsrail olacak Kürt devletinin Irak ve Suriye’de anahtar teslim kurulması sağlanacaktır.

Kıbrıs’ta Türk egemenliği ve KKTC devletinin Rumlara ve AB’ye peşkeş çekilmesi için yeni görüşmeler Köşk seçimine paralel çoktan başlamış vaziyettedir.

Gemiciklerden filo kuranların Türkiye’nin iç ve dış politikasını edata bir titanik gibi batırdığı ortada iken, batmakta olan geminin kaptanına Cumhurbaşkanlığı köşkünü teslim etmenin kediye ciğeri vermekten başka bir anlamı yoktur. 17-25 Aralık dosyalarından ortalara saçılanlardan ve otoriterleşme eğilimlerinden anlaşıldığı üzere, onca yolsuzluk iddialarına rağmen hem Cumhurbaşkanı hem başbakanlık yetkilerine sahip olmaya çalışan Tayyip Erdoğan Kaddafi’nin Libyasını, Esad’ın Suriyesini, Saddam’ın Irakını, Hitler’in Almanyasını anımsatmıyor mu?



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211