'Gri listede tek ülke Türkiye'
 Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan TANRIKULU İzmir İl Başkanlığı’nda basın toplantısı yaptı

Tanrıkulu'nun yaptığı basın açıklaması şöyle:

Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının tam merkezinde yer alan Başbakan’a göre ‘devletin kasasından bir şey çıkmadıysa yolsuzluk yoktur’. Bu söylem; devletin kasasına girmesi gereken bir kaynağın engellenmesi ve ayakkabı kutularına yönlendirilmesin
in bir başka şeklidir. İzmirlimiz; rüşvet ve yolsuzluk konusunda AKP anlayışını bir kez daha açıkça görmektedir.

İktidarın İzmir adayından komisyon vererek aldıkları yüklü işlerle medya kuruluşlarına havuz oluşturan iş adamları, kıt kaynaklarını gasp ettikleri milletimize küfür etmekten de geri kalmamaktadırlar.

İktidarın adayı yerel seçim sponsorlarını İzmir’e açıklamalı, üzerindeki ağır şaibeyi kaldırma cesaretini gösterebilmelidir.

Bazı iktidar yakınlarının da adının geçtiği Liman Operasyonu’nun sümen altı edilmesi için, Adalet Bakanı ve müsteşarı İzmir Cumhuriyet Başsavcısından dosyayı soruşturmayı yürüten savcıdan alınmasını ve soruşturmanın kapatılmasını istemiştir. Sonuçta 2 defa emniyet müdürü değişmiş, savcının tayini yapılmıştır.

Yaşanan tüm bu şaibeleri İzmir halkı görmekte ve yolsuzluk batağında boğulanların ürettikleri hikâyelere inanmamaktadır.

Urla’daki villalar için her türlü hukuksuzluğu yapanlar, köylülerimizi isyan ettirmektedirler. Bölgede yaşayan köylülerimiz tadilat yapmak için arazilerine çivi dahi çakamazken, tapulu tarlalarını ekip biçtikleri için ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaya devam etmektedirler.

Diğer yandan geçtiğimiz günlerde TBMM’de Kültür ve Turizm Bakanı’na yazılı soru önergesi olarak da verdiğimiz; Kemalpaşa’da bir marketler zincirine hukuksuz olarak verilen arazi hakkında hiç ses çıkmaması da günün deyimiyle mânidardır! ‘Ege’nin Zeugması’ olarak adlandırılan tarihi eserlerin bulunduğu alan 1. derece SİT alanından çıkarılmış ve rant uğruna heba edilmiştir. Girişimlerimizden sonra marketler zinciri araziyi aldıkları bedelle devredeceğini açıklasa da, burada işlenen suç kapatılamayacaktır.

AKP tarafında İzmir’e karşı duyulan bu samimiyetsizlik, CHP tarafında da hızla devam etmektedir. Son günlerde görmekteyiz ki; daha düne kadar CHP’de olanlar, CHP’yi savunanlar, ikballeri nedeniyle başka partilerin adayı olma çabasına girmişlerdir. Bu tavırlar İzmir’den önce, kendi ikballerinin öne çıktığını gösterirken, esas niyetin İzmirliye hizmet olmadığı da anlaşılmaktadır. Bundan sonra İzmirli’nin beklediği samimiyet ve güveni nasıl vereceklerini bilemiyoruz.

Aziz Kocaoğlu’nun parti içi meselelerini tüm İzmir’e mâl etmesinden İzmir büyük zarar görmektedir. Yönettiği kentin insanına haber vermeden, onları önümüzdeki 11 yıl Hazine garantili ve garantisiz dış borç altına sokan, karşılığında ise gözle görülür, elle tutulur bir hizmet sunamayan bu zihniyet, yerel seçimlerde enkaz devretmeye hazırlanmaktadır.

Bitmeyen sermaye itibardır’ söyleminin sahibi Büyükşehir Belediye Başkanı, 2009 yılından bu yana yol arkadaşlığı yaptığı ilçe belediye başkanlarını bir çırpıda yüzüstü bırakmıştır.

Başkanın yeni yol arkadaşları ise; ‘Atatürk’e, Bayrağımıza ne gerek var, teferruat’ diyenlerden oluşmaktadır. Bu durumu da İzmirlilerimizin değerlendirmelerine sunmak isteriz.

Ekonomimiz son günlerde iç açıcı gitmemektedir.

Amerikan Merkez Bankası (FED) geçtiğimiz hafta dünyanın en kırılgan 15 gelişmiş ülke ekonomisinde Türkiye’yi ilk sırada göstermiştir. Söz konusu çalışmada; Türkiye’nin AKP iktidarı döneminde (2003-2013) 408,1 milyar dolar cari açık verdiği ve bunun Türkiye’nin 6 aylık millî gelirine denk geldiği belirtilmiştir.

Yine geçtiğimiz hafta Paris’te düzenlenen Finansal Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force-FATF) toplantısının sonucunda Türkiye; Kenya ve Tanzanya’nın çıktığı ‘Gri Listeden’ çıkma başarısını gösterememiştir. Bu başarısızlığı ‘Kara listeye girmedik’ şeklinde ülkemize iyi bir şeymiş gibi lanse etmeye çalışanlar, 34 FATF üyesi arasında ‘Gri Listede’ bulunan tek üyenin Türkiye olduğunu ve bunun yanı sıra tek NATO üyesi ülke konumunda olduğunu gizlemeye çalışmaktadırlar.

Demokrasi sorunu olan ülkelerin yer aldığı ‘Gri Listede’ Türkiye’nin de yer alması hem kredibilitemizi düşürmekte, hem de ülke riskimizi artırmaktadır.

Uluslararası ekonomik kuruluşlardaki olumsuz gelişmeler sadece bunlarla sınırlı değil. Geçtiğimiz hafta sonu uluslararası derecelendirme kuruluşu Standart & Poors, kredi notumuzun görünümünü durağandan, negatife çevirmiştir. Bu durum önümüzdeki dönemde notumuzun düşürülebileceğinin de bir göstergesidir.

11 yıldır yürütülen başarısız ekonomi politikalarının bizi ülke olarak getirdiği nokta budur. Zaten sıcak paraya aşırı bağımlı hale getirilen ülkemizin kredi ve sıcak para bulma şartları giderek güçleşmektedir. Yürütülen para ve maliye politikaları ülkemizi sert iniş yapmaya açık hale getirmiştir.

Siyasî iktidarın neden olduğu ekonomik tedirginlik tüm hızıyla vatandaşımızın üzerine de yansımakta, güven endeksleri hızla düşmektedir. Üreticilerin, tüketicilerin, risk alanların ve yatırım yapanların kararları negatif yönlü etkilenmiştir. Piyasalarda yeni yatırımlar ve yeni işe alımlar durmuştur.

Son açıklanan Kasım ayı işsizlik rakamları çift haneye dayanmış ve yüzde 9,9 olarak gerçekleşmiştir. Yine genç işsizlik 2012 Kasım ayına göre 0,5 puan artarak yüzde 19,3’e çıkmıştır. İzmir’de bu oranlar daha da yüksektir.

İzmirli girişimcimiz, esnaf ve sanatkârımız tıpkı ülkemizin diğer illerinde olduğu gibi kan ağlamakta, zaten düzgün gitmeyen işleri daha da kötüleşmektedir.

Bu yüzden geçtiğimiz hafta esnaf ve sanatkârımız için 3 ayrı kanun teklifini TBMM’ye sunduk. Bu tekliflerimizle borçlarının yeniden yapılandırılmasını isterken, belediyelere ödenen yüksek orandaki vergi, reklam, işgaliye ve harç gibi ödemelerin düşürülmesini istedik. Nitekim bu kanun teklifimizin hemen ardından iktidar geri adım atmış, 18 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazete’de bu konuda yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı yayınlayarak, işgaliye ücretlerine yapmış olduğu % 500 zammı geri çekmiş, diğer reklam, vergi ve harç oranlarını düşürmek zorunda kalmıştır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız ile ilçe belediye başkan adaylarımız korumalarla, devlet kurumlarının itâ amirleriyle değil, İzmir’e gönül vermiş yüreklerle gezmektedir.

Tek amaçları; çağdaş, üretken belediyecilik anlayışımızı İzmirlilerimize samimi olarak sunmak ve onların teveccühlerini kazanmaktır.

Bazı medya kuruluşlarının çalışma metodu haline gelen ‘Alo Fatih’ hatları İzmir’de kapsam dışı kalacak ve İzmirli gerçek, yansız ve tarafsız haber alma özgürlüğüne yine bizlerin ve kendilerinin gayretleriyle aşacaktır. Çalmadık kapı bırakmıyoruz, İzmirlimizin aleyhine gelişen her olayı ve yaşananları dile getirmeye, İzmirlilerimize sizlerin vasıtasıyla iletmeye devam edeceğiz.

Sayın Genel Başkanımız; İzmir’e olan saygı ve sevgi dolu özlemi neticesinde 5-6 Mart tarihlerinde İzmir’e gerçekleştireceği ziyaret programında İzmirlilerimizle bütünleşecektir. İzmir’in içine atıldığı tedirgin ortam ve yürütülmekte olan makas siyaseti Genel Başkanımızın ziyaretiyle büyük bir darbe alacaktır. Bugüne kadar öngörüleri hep haklı çıkmış olan Sayın Genel Başkanımız bir kez daha İzmirlilerimizle kucaklaşma fırsatı bulacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi İzmirlilere yürekten inanıyor, İzmir’e yakışır gerçek belediyeciliği sunma fırsatını istiyor. Çünkü zaman geçtikçe kaybeden sürekli İzmir oluyor.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211