Hülükümet 1 Eylül'e kadar kuruluyor
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, "1 Eylül'e kadar biz yeni başbakanımızla yeni hükümetimizi kurmuş olacağız" dedi.

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, cumhurbaşkanı kesin seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de 28 Ağustos'ta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ant içerek, Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla yayımlanması gerektiğini söyledi.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül'ün açıklamalarını nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, Bakanlar Kurulu gündeminde böyle bir konunun olmadığını belirterek, ''Bunların daha sonra, başka zeminlerde konuşulabileceğini" ifade etti.

Arınç, "Sayın Erdoğan'ın yemin ettikten sonra, yeni Başbakan'a, Sayın Davutoğlu'na görevi devredeceği süreye kadar bir vekalet mekanizması işletilecek mi? Sizin vekalet edebileceğiniz veya Sayın Davutoğlu'na doğrudan vekaletin verilebileceğine dair haberler var" sorusu üzerine, şöyle konuştu:

"28 Ağustos'ta ant içme ve devir teslim töreninden sonra yeni hükümeti kuracak kişiye, yani Sayın Ahmet Davutoğlu'na muhtemelen, hem büyük kongreyi yapmadan hem genel başkan seçilmeden ihtiyatlı konuşmamız lazım, dünyanın binbir türlü hali var, arada bir zaman olacak. Bu zamanın çok kısa olacağını düşünüyoruz. Sayın Başbakanımız, Başbakanlık görevini vereceği kişi aynı zamanda bakanımız olduğu için bu süre içindeki vekalet görevini Sayın Ahmet Davutoğlu'na verecektir, çok doğru ve çok haklı olarak. Ama basında bir şeyler yazılıyor, sonra onun üzerinden spekülasyonlar yapılıyor. Sonunda biz böyle bir durumla karşılaşıyoruz. En son yazılan da birisinin aklına gelen bir şey, '15 gün kadar Bülent Arınç vekalet edecek.' Şimdi olmayınca da 'Bak, gördünüz mü? Adamı tamamen sildiler. Bak, o bile Başbakan Vekili olamadı' denilecek. Biz, bunları yıllardan beri biliriz, tanırız. Başka yapacak işi olmayanlar böyle senaryolar üzerine birtakım şeyler üretirler. Yani 24 saatten bile az sürebilecek bir vekalet için esasen, Başbakan olması düşünülen ve kararlaştırılan bir kişinin vekaletinden daha doğal bir şey olamaz. Ben, üzgün değilim. Çok doğru olan yapılıyor, ta baştan bu yana. İnşallah vekalet görevi Sayın Davutoğlu'nda olacaktır. Biz, 28'i akşamı bir görevlendirme bekliyoruz. Ama o gün yurt dışından şu ana kadar 73 devlet başkanı, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, grupları temsilen kişiler gelecektir. Dışişleri Bakanlığımızın verdiği son bilgiye göre. O güne kadar bunun yüzü geçeceğini tahmin ediyoruz. Akşam yeni Cumhurbaşkanımızın belki bu konuklara yemek ikramı veya bir başka toplantısı da olabilir. Ama 29'undan itibaren yeni başbakanımız, kısmet olursa hükümet kurma görevini almış olacaktır."

-Cumhurbaşkanlığı kesin seçim sonuçlarının yayımlanması

Arınç, "YSK seçim sonuçlarını gönderdiği halde Resmi Gazete'de yayımlanmaması muhalefet tarafından hukuksuzluk olarak nitelendiriliyor. Yayınlanmama gerekçesi nedir?" sorusu üzerine, "Bu konuda muhalefetimizde saplantı içinde olan bazı arkadaşlarımız var. Onları şahsen çok seviyorum ama saplantılarından bir türlü kurtulamıyorlar" ifadesini kullandı. 

Bunlardan birinin CHP Konya Milletvekili Atilla Kart olduğuna değinen Arınç, şöyle devam etti:

"Hukuk bilgisi olduğunu zannediyorum, tahmin ediyorum. Böyle bir arkadaşımızdır. Ama Kılıçdaroğlu'da bir zamanlar olan birtakım huylar kendisine geçti. Mesela Kılıçdaroğlu ne yapardı? Eline bir çekiç alır, herkesi çivi gibi görür, ondan sonra çakmaya başlar. Bu, ne demek? Elinde bir kova var, onun üstünde yolsuzluk yazıyor, AK Parti'den kimi görürse onun üzerine yolsuzluk çamurunu sıçratmaya çalışıyor. Bizim Atilla Kart'ımız da eksik olmasın, çok değerli bir arkadaşımızdır, her gün mahkemelerin kapısını aşındırmaya çalışır. '15'inden sonra bitti, bu adamı görevden alın. 15'i oldu, bak, 16'sındayız. Hala atama yapıyor, şöyle yapıyor. Bak işte Resmi Gazete'de de yayımlanmadı. Allah, Allah, ne olacak sorumlular hakkında'... Her gün en az 5 tane dilekçe veriyor. Yanına Mahmut Tanal'ı da alıyor, maşallah, o da onun gibi. Her birisi mahkeme kapısında, YSK kapısında. Biraz aklınızı kullanın, biraz doğru olana bakın. Bırakın siyasetçi gibi veyahut da politikacı gibi davranmakta. Bak bunun doğrusu nedir? YSK 15 Ağustos'ta, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'ndaki süreye uygun olarak kesin seçim sonucunu açıklamıştır. Onun işi bitmiştir. Bu seçim sonuçlarıyla bir mazbatayı da TBMM Başkanı'na vermiştir. Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'ndaki prosedür aynen devam ediyor. Başbakanlık Resmi Gazete'de bunun ne zamanyayınlaması lazım? 28 Ağustos'ta, mevcut Cumhurbaşkanının görev süresinin bittiği günde, ant içerek yeni görevine başlayacak olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile eş zamanlı olarak bunun yayınlanması gerekir. Bu tarih, birilerinin iddia ettiği gibi 15 Ağustos olsaydı, 15 Ağustos'ta ant içme töreninin olması ve mazbatanın verilmesi gerekirdi. Ama Anayasa'nın 101. maddesinin son fıkrası, 103. madde, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'ndaki hükümler dikkate alındığında, Cumhurbaşkanımızın görev süresi 28'inde bitiyor, yeni Cumhurbaşkanı da yemin ederek görevine başlıyor. O gün mazbatayı TBMM Başkanımız kendilerine takdim edecekler, bir taraftan da kesin seçim sonuçları Resmi Gazete'de yayımlanmış olacak."

Arınç, bugünün 25 Ağustos olduğuna dikkati çekerek, "Bugün hala bu arkadaşların 'Bak 15'i geçti, ne oldu?' diye bağırmasının bir faydası var mı? 10 gün geçmiş aradan. Bırakın artık aynı şeyleri söylemekten, aynı şeylerin üzerine yeni yeni planlar kurmaktan. Bugün Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkında da bir düşüncenin iletildiğini biliyorduk. 28'inde Anayasa Mahkemesi ne diyecek? 'Konusu kalmayan işlemin reddine' diyecek. Bunu hukuka başlayan ilk insan, hukuk başlangıcı derslerinde bile öğrenir. Ama saplantı çok kötü bir şey, Allah kurtarsın onları" diye konuştu.

Bugünkü toplantının 61. hükümetin 69. ve son Bakanlar Kurulu toplantısı olduğunu, daha önceki toplantının 24 Temmuz’da yapıldığını hatırlatan Arınç, araya cumhurbaşkanı seçiminin girmesi nedeniyle yeni bir toplantı yapılamadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı seçimini, birinci turda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzde 52’ye yakın bir oyla kazandığını anımsatan Arınç, şöyle devam etti:

"İki Bakanlar Kurulu toplantısı arasında geçen dönem içerisinde en önemli olaylardan birisi ilk defa halkımızın doğrudan kullandığı oylarla bir cumhurbaşkanımızın seçilmiş olmasıdır. Birinci turda yüzde 52 gibi yüksek bir oy oranıyla Sayın Başbakanımızın seçimi yapılmış oldu, bundan dolayı kendilerine tebriklerimizi iletmiş olduk. Tabii bugünkü toplantının son Bakanlar Kurulu toplantısı olması, bir taraftan da iki gün sonra AK Parti’nin genel kurul toplantısının yapılacak olması, 28 Ağustos’ta da Sayın Cumhurbaşkanımızın ant içme töreninin yapılması Meclis’te ve Sayın Abdullah Gül’le devir teslim törenlerinin yapılacak olması da gündemimizde görüşülen konular içerisindeydi."

-Davutoğlu’na tebriklerimizi ilettik

AK Parti içerisinde yapılan değerlendirme ve istişare toplantıları sonucunda, AK Parti Genel Kurulunda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığa aday gösterilmesine karar verildiğini ifade ettiğini hatırlatan Arınç, şöyle konuştu:

"Bu, neredeyse bütün toplantılarda, istişare sonuçlarında ve yetkili organlarımızda yapılan çalışmaların bir sonucuydu. Hepimiz tarafından büyük bir takdirle ve büyük beğeniyle karşılandı. Sayın Dışişleri Bakanımızın genel başkanımız olarak seçilmesi ve daha sonra da kendisine başbakanlık görevinin verilecek olması hepimizde büyük bir sevinç meydana getirdi. Sayın Davutoğlu’na tebriklerimizi ilettik, daha önce de esasen görüşmüştük ama bugünkü toplantımızda da bütün arkadaşlarımız Sayın Davutoğlu’na, hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanlığı için hem de daha sonrası muhtemelen Başbakan olarak da en kısa sürede atanacak olmasından dolayı tebriklerimizi, başarı dileklerimizi de ifade ettik."

Arınç, 27 Ağustos’ta yapılacak AK Parti Olağanüstü Kongresi'nin, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle genel başkanlık koltuğunun boşalacak olmasıyla ilgili olduğunu belirterek, Erdoğan'ın ant içerek görevine başlamasıyla hem milletvekilliği hem de partiyle olan ilişiğinin de kesilmiş olacağını söyledi.

Kongre çalışmalarının AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu başkanlığındaki bir ekip tarafından koordine edildiğine değinen Arınç, "Aldığımız sonuçlar da gösteriyor ki bütün Türkiye'den gelecek binlerce insanla sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın dikkatinde olacak bir olağanüstü genel kurul yapacağız ve sadece genel başkanlık seçimi yapılacak ve inanıyoruz ki ittifakla, oy birliğiyle Sayın Ahmet Davutoğlu AK Parti’nin yeni genel başkanı olarak o gün seçilmiş olacaktır. Buna ilişkin çalışmalar değerlendirildi. Bir aksama görünmüyor. Esasen basının da bütün dikkati 27 Ağustos'ta Ankara Arena’da yapılacak AK Parti Olağanüstü Genel Kurul toplantısında olacak" değerlendirmesinde bulundu.

-7 seneden beri içimizde bir ukdedir

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in 28 Ağustos’ta Meclis’i ant içme törenine ilişkin olağanüstü toplantıya çağırdığını, bunun öncesinde Erdoğan'a mazbatasının takdim edileceğini ve Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimin kesin sonuçların açıklamasının da muhtemelen aynı gün olacağını aktaran Arınç, törenin ardından da Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde bir devir teslim töreninin gerçekleştirileceğini belirtti. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, bu dönem için ilklerden birisidir ve fevkalade önemlidir.  Çünkü bildiğiniz gibi Sayın Abdullah Gül’ün 2007 28 Ağustos’ta yapılan toplantıda seçilmesini müteakip Sayın Ahmet Necdet Sezer köşkün kapılarını kapatmış ve bir devir teslim töreni yapmamıştı. Bu, 7 seneden beri içimizde bir ukdedir, seçilen bir cumhurbaşkanına bir karşılama ve ant içme töreninin yapılmaması demokrasimiz adına da millet iradesi adına da fevkalade ayıplanacak bir davranıştı. Bugün hem onu telafi etmek hem de 7 yıl cumhurbaşkanlığı yapmış bir değerli insana karşı vefa borcumuzu göstermek üzere Köşk'te güzel, fevkalade dikkati çekici bir devir teslim töreni yapılacaktır."

Törene ait ayrıntıları da görüştüklerini anlatan Arınç, Ahmet Davutoğlu'nun, genel başkan seçilmesinin ardından, tören akşamı ya da 29 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 62. hükümeti kurmak üzere görevlendirileceğini söyledi.

Arınç, "Sonraki süreçte bildiğiniz gibi hükümetin kurulması, onaylanması, açıklanması Meclis’te okunması, hükümet programının okunması ve arkadan yine iki günlük, birer günlük aralarla güven oylamasına gidilmesi de takriben 1 Eylül'den itibaren yapılmış olacaktır. Yani bugün hem bugüne kadar bakanlık görevinde bulunan arkadaşlarımızın Sayın Başbakanımızla birlikte bir değerlendirme toplantısı yaptığı ve hemen hemen pek çok arkadaşımızın da söz alarak bu dönem ve gelecek döneme ilişkin düşüncelerini, temennilerini, arzu ve isteklerini bildirdiği bir toplantı olarak da değerlendirebilirsiniz" ifadesini kullandı. 

Son günlerde bazı üzücü gelişmelerin yaşandığını ve bunların da toplantıda değerlendirmesinin yapıldığını dile getiren Arınç, "Çok değerli şairlerimizden adeta 'milli şairimiz' diyebileceğimiz Bekir Sıtkı Erdoğan vefat etmişti. Bugün sanıyorum cenazesi kaldırıldı ve defnedildi" dedi. 

Bekir Sıtkı Erdoğan'ı "Kara Gözlüm Efkarlanma Gül Gayrı", "Hancı" şiirlerinden veya 50. Yıl Marşı olarak bestelenen şiirlerinden çok iyi hatırladıklarını ifade eden Arınç, "1926’da doğmuştu, bugüne kadar da hayatını fevkalade nezih bir şekilde sürdürmüştü. Hem şiirleriyle hem şarkıya dönüşen bestelenmiş şiirleriyle hepimizin gönlünde yaşayan bir değerli şairimizdi. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, hayatta olan yakınlarına ve şüphesiz milletimize başsağlığı dileklerimizi ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Arınç, Siirt’te Alkumru Barajı kapaklarının açılmasının ardından meydana gelen olayla ilgili valilik ve ilgili kurumlardan aldıkları bilgiye göre, durumdan 12 kişinin etkilendiğini, bunlardan 6’sının kurtarıldığını ancak 5’inin hayatını kaybettiğini, 10 yaşlarında 1 kız çocuğunun ise aranmasına devam edildiğini söyledi. Olay nedeniyle dolayı fevkalade üzgün olduklarını dile getiren Arınç, hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Olayın Limak Holding tarafından işletilen bir barajda meydana geldiğini ve elektrik üretimi için aynı anda 2 ünitenin çalıştırılması talimatı verildiğini aktaran Arınç, “Her zamanki uygulamalardan birisi yapılıyor ve kapakların açılmasından takriben 15 dakika önce uyarı sirenleri çalınıyor. Buna rağmen alan ya farkında olunmadığı için veyahut da bir anda suların gelebileceği düşünülmediği için 15 dakika sonra su kapaklarının açılmasıyla da olaydan yurttaşlarımız etkileniyorlar. Tabii bütün bunlara rağmen Enerji Bakanlığımız olayla ilgili inceleme yapmaktadır, ayrıca Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da adli ve valilik tarafından da idari soruşturmalar başlamış bulunmaktadır" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "-"Biz de bir bakıma Başbakanımızla vedalaşmış olduk. İnşallah yeni kurulacak hükümetimizin de aynı şekilde bugüne kadarki hükümetlerimizin başarı trendini çok daha yükseklere çıkaracağını ve inşallah çok daha başarılı olacağını ümit ettiğimiz ifade ettik" dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Başbakanlık Merkez Bina'da düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Kumburgaz’da deniz bisikletiyle açılan 5 gencin cesetlerini arama çalışmalarına ilişkin bilgi veren Arınç, "Önce hayatta oldukları düşünüldü, bu kadar geçen süreye rağmen. Buna gemiler katıldı, sismik araştırma gemileri, helikopter, sahil güvenlik, kıyı emniyeti, deniz altında arama yapabilecek tüm ekipmanlarımızla... Maalesef 100 kilometre uzaklıkta, Marmara Adası civarında bulunduğunu biliyoruz. Diğer 4 kişinin aranmasına devam ediliyor. Yakınlarına sabır diliyorum" diye konuştu.

Kaybolan gençlerin aileleriyle dolaylı olarak da görüşmeleri olduğunu ifade eden Arınç, "Onların arzu ettiği her şey yapıldığı gibi teknik imkanlar olarak hükümetimiz bütün imkanlarını kullandı. Maalesef olaydan geç haberdar edilmemiz sebebiyle takriben 23 saat sonra bu gençlerimizin herhalde bir şekilde kapılıp uzaklara kadar gittikleri düşüncesindeyiz. Buna rağmen aramalar devam ediliyor" ifadesini kullandı.

Toplantıda, Irak ve Libya'daki gelişmeler, çözüm süreciyle ilgili konular ve buna bağlı olarak iç ve dış gelişmeleri de ele aldıklarına değinen Arınç, şöyle devam etti:

"Biz de bir bakıma Başbakanımızla vedalaşmış olduk. İnşallah yeni kurulacak hükümetimizin de aynı şekilde bugüne kadarki hükümetlerimizin başarı trendini çok daha yükseklere çıkaracağını ve inşallah çok daha başarılı olacağını ümit ettiğimiz ifade ettik. İnşallah 2015 seçimlerinde de yine Adalet ve Kalkınma Partimizi iktidar olarak bu süreci milletimizin istediği çizgide tekrar yücelteceğini ve başarılarla dolu bir hükümetler dönemi açılacağını ifade ettik ve bu şekilde toplantımız sona erdi."

-Çözüm süreci

Arınç, bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanlığı seçimi aday belirleme çalışılmaları devam ederken bir yandan da çözüm süreci eş zamanlı olarak sürdürülüyordu. Süreçte başta Beşir Atalay olmak üzere ilgili bakanlardan, hükümetten önemli açıklamalar geldi, eylül ayını işaret ettiler, somut yol haritasını hayata geçmesi için. Bugünkü bu toplantıda bu konu ele alındı mı? Somut yol haritası kapsamında Kandil'e gönderilecek heyetten söz ediliyor. Bu tarzda somut ne gibi gelişmeler bizleri bekliyor” yönündeki soru üzerine, şunları söyledi:

“Sayın Atalay'ın zannediyorum bir hafta kadar önce bir televizyon kanalında yaptığı konuşmayı biz de takip etmiştik. Bugün önemli bir başlık altında hem bugüne kadar yaşananlar, yapılanlar hem de bundan sonra yapılabilecek olanlar konuşuldu. Söyleyebileceğim şudur, biliyorsunuz çözüm süreci  konusunda en son attığımız somut adım, galiba 6 maddelik bir çerçeve kanunun çıkarılmasıydı. 6 madde olduğunu hatırlıyorum. Bu çerçeve kanun, bugüne kadar yapılanları kapsayan, bundan sonrasına da yön veren, yol gösteren bir çerçeve kanundur. Sayın Atalay’ın da ifade ettiği gibi bundan sonra somut yol haritasını, neler yapılması gerektiğini belki yine Meclis’e sevk edebileceğimiz, bir kısmını idari tedbirlerle götürebileceğimiz ama gün olarak, tarih olarak süre olarak her birini ayrı ayrı belirleyeceğimiz yeni bir döneme giriyoruz."

-Asayişi bozabilecek hiçbir davranışa müsaade edilmeyecektir

Çözüm sürecinde elde edilen önemli kazanımlar bulunduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En azından terör olayları hemen hemen son buldu. Son yaşadığımız birkaç olayı bunun kapsamı dışında tutmak istiyorum, onu da söyleyeceğim, ayrıca arz edeceğim ama artık şehit cenazelerini, 20, 25, 30, caddelerde, sokak içlerinde kadınlara, çocuklara yönelik terör olaylarının olmadığını ve memleketimizde huzur ve güven ortamının çok güzel şekilde kendisini belirlediği bir noktadayız. Şüphesiz asayiş olaylarında yüzde yüzlük noktada değiliz. Terör örgütünün ve terör örgütü yandaşlarının meydana getirdiği üzücü olaylar var. Bunlara asayiş olayları olarak bakıyoruz. Güvenlik güçlerimiz bu asayiş olaylarını anında bastırabilecek, anında etkisiz hale getirebilecek bir noktadadır. Şüphesiz geçtiğimiz günlerde bir teğmenimiz çok genç yaşta hayatını kaybetti, kaçakçılarla yapılan bir müsademe sonucunda. Bir uzman çavuşumuz da bir kaza kurşunuyla hayatını maalesef hayatını kaybetti. Bütün bu olayları çok önemsiyoruz. Bunların olmaması, özellikle yol kesme gibi, şantiyelerin basılması gibi,  araçların ateşe verilmesi gibi, bir takım uydurma kendi kendilerine taktıkları isimlerle kendilerini hissettirmeye çalışan, örgüt mü diyeceğiz yoksa başka bir şey mi diyeceğiz, grupların asayişi bozabilecek hiçbir davranışına da müsaade edilmeyecektir."

Çözüm süreci başladığında, Türkiye içindeki silahlı örgüt mensuplarının ülkeyi terk etmesinin kararlaştırıldığını anımsatan Arınç, şunları söyledi:

"Özellikle nevruz ayında kararlaştırılan bir şey vardı, Türkiye içlerindeki örgüt mensupları silahlarıyla Türkiye'yi terk edecekler. Bunun yüzde 100 gerçekleşmediğini hepimiz biliyoruz. Yüzde yüz değil belki de 5'te 1'i kadar bile gerçekleşmediğini hepimiz biliyoruz. Ama bundan sonra çatışmasızlık süreci veya eylemsizlik süreci devam etti. Yani bazı gelişmelerle artık bundan sonra silahlı unsurları Türkiye'yi tamamen terk etmesi ve bundan sonraki sürecin fikirlerin konuşulacağı, şiddetin, terörün reddedileceği bir süreç olacağını hepimiz biliyorduk. Bugün geldiğimiz nokta enine boyuna tartışılmıştır. Görüşmelerimizin büyük bir kısmı, nereden başlayıp nereye geldiğimiz, bundan sonra nereye doğru evrileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Önümüzdeki 15 gün içinde ne olacak, bir ay sonrasında ne olacak, 2 ay sonrasında ne olacak derseniz, ilgili bakan arkadaşımız zamanı geldiğinde, yeri geldiğinde bütün bunları sizlerle herhalde paylaşacaktır, paylaşmasını düşündüğü takdirde. Ama bizim çözüm sürecinin halkımız, yurttaşlarımız tarafından çok iyi karşılandığını büyük bir ümit olarak kabul edildiğini ve inşallah sürecin başarıyla sona ermesini de arzuladıklarını biliyoruz."

Arınç, başka bir gazetecinin de “Yargıtay Başkanlar Kurulu toplandı ve adli yıl açılış töreninde, Barolar Birliği Başkanının konuşmasına karar verdiler, oy çokluğuyla. Sayın Erdoğan daha önce söylemişti, katılmayacağını, Feyzioğlu katılırsa. Bu tavrında bir değişiklik var mı? Aynı zamanda adli yıl açılış törenine hükümetten de bir temsil olacak mı” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Sayın Başbakanımız, seçilmiş cumhurbaşkanımız, 18.30 itibarıyla Yargıtay Başkanımızla görüşme yapacaktı. Umarım halen devam ediyordur. Onun içeriğini bilmem. Ancak Yargıtay'dan bize, mesela ben Başbakan Yardımcısı olarak en az bir ay kadar önce bir davet gelmişti, adli yılın açılış töreniyle ilgili olarak. Sayın Başbakanımızın, cumhurbaşkanı seçilmesine takiben zannediyorum bir vesileyle, 'eğer Barolar Birliği Başkanı konuşma yapacaksa orada, ben gitmem' veya 'konuşma yapmam' şeklinde bir beyanı oldu. Bunun üzerine de Yargıtay Başkanı da çok önceden Barolar Birliği Başkanına davetiye gönderdiğini, çünkü 1943 yılından bu yana böyle teamülün oluştuğunu ifade ettiler."

-Teamül vazgeçilebilir, terk edilebilir

Teamülün yazılı hukuk kuralı olmadığına işaret eden Arınç, şöyle dedi:

"Yani adli yılda tören yapılmasına yönelik, bu törende de Yargıtay Başkanı ile birlikte Barolar Birliği Başkanı konuşur şeklinde bir hüküm bulunmamaktadır. Ben de 25 yıllık avukatlık yapmış bir arkadaşınız olarak tabii katıldığım toplantılarda gerek Danıştay'da gerekse Yargıtay'ın törenlerinde mutlaka Barolar Birliğinin Başkanının bulunduğunu ve bir konuşma yaptığını biliyorum. Ancak teamül vazgeçilebilir, terk edilebilir. Yargıtay Başkanımızın buradaki zannediyorum temel sorunu, davetiye gönderilmiş olmasıdır. Davetiye gönderildikten sonra Sayın seçilmiş Cumhurbaşkanımızın daha önce Danıştay'da yaşadığı tatsız olayla ilgili olarak kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanan Barolar Birliği Başkanının, yani Danıştay Başkanının 20 dakika konuştuğu bir yerde, neredeyse bir saat 20 dakika konuşmasını ve orada avukatların, yargının sorunu konuşmak yerine, siyasi konulara girmesi, hatta Van depreminden bile bahsedecek noktaya gelmesini yakışıksız olduğunu söylediğini biliyoruz. Hatta bu tepkiyi sözle de bırakmamış ve Danıştay salonundan da ayrılmıştı. Şimdi bu gelişmeler üzerine Başkanlar Kurulunu toplayacağını ifade etmişti, Yargıtay Başkanımız. Biz içerideyken anlıyorum ki bana gelen notlarda oy çoğunluğuyla Barolar Birliği Başkanına yapılan davet geri çekilmeyecektir. Barolar Birliği Başkanının ancak Yargıtay Başkanı kadar konuşması rica edilmiştir. Bunlar kendi içlerindeki sorunlarıdır. Sayın cumhurbaşkanımız, 1 Eylül'de bu törene katılacak mıdır, katılmayacak mıdır onu kendisi açıklama yapar.  Bu konuşmasından sonra eğer bir gelişme olduğu takdirde sizler de bizler de öğrenmiş olacağız."

Söz konusu törene hükümetten bir temsilci katılıp katılmayacağıyla ilgili olarak da Arınç, "Adalet Bakanımızın bu tür toplantılara katıldığını biliyoruz. Bizim katılmamız temsilidir ama Adalet Bakanımızın katılması yargının bir parçası olarak en azından onu temsil eden bir siyasi makam olarak bugüne kadar yapıldığını biliyoruz. Ancak herhalde 1 Eylül’e kadar biz yeni başbakanımızla yeni hükümetimizi kurmuş olacağız. Yeni Başbakanımızın bu konudaki davranışını benim şu anda ifade etmem mümkün değil hem de doğru değil" ifadesini kullandı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211