Koray Aydın: Seçmen MHP'ye ne mesaj verdi?
 MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın 30 Mart sonrası ilk kez sonnokta’ya değerlendirme yaptı. 'Başbakan tıpkı Gezi Olayları sürecinde olduğu gibi 17 Aralık sürecinden de bir mağduriyet üreterek tabanını tutmayı ustaca kullanmıştır' diyen Aydın, seçim sonuçlarında 'Başarısız' olmadıklarını belirtti. Aydın, 'Elbette daha fazlasını arzu etsek de 30 Mart sonuçlarını MHP açısından başarı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu sonuçlar MHP’nin Türkiye’de ve Trabzon’da önünü açmış, yolunu aydınlatmıştır' diyor. 

RDOĞAN, EVREN’LEŞME ÖZLEMİ İÇİNDE

  • Başbakan’ın “Cumhurbaşkanı olursam tam yetki kullanırım” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Başkanlık sistemi geliyor mu?
AYDIN: Bu durumu Başbakan’ın Kenen Evrenleşme özleminin tipik bir yansıması olarak değerlendiriyorum. Kendisi otoriterleşme eşiğini aşıp, bütün güçleri kendisinde toplayan diktatörlere özendiğinden böyle bir yaklaşım içinde olması normaldir. Bilindiği gibi Kenan Evren 12 Eylül Anayasa’sına ilişkin halkoylamasında, AKP usulü torba yasa misali pakete eklenen bir maddeyle halkımızın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Anayasamızda Cumhurbaşkanı’na verilen yetkileri tam olarak darbeci Kenan Evren bile kullanmamıştır. Bu yetkilerin en çok tartışılanı Cumhurbaşkanı’nın Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesidir. Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı’nın seçildikten sonra partisiyle ilişiği kesileceğinden, Bakanlar Kurulu’na olağanüstü haller dışında başkanlık etmesi siyasal ahlaka ve teamüllere uygun değildir. Başbakan’ın başkanlık heves ve arzusu olabilir, ancak bunu temin edecek Anayasa değişikliğinin bu parlamentodan geçmesi mümkün görünmemektedir. BDP’nin desteğiyle referandum eşiğini aşacak bir düzenlemeye ve dolayısıyla böylesi bir referanduma AKP’nin cesaret edebileceğini tahmin etmiyorum.

MUHALEFET DEVLET PARTİSİNE KARŞI YARIŞTI 

  • Peki AKP’nin aldığı oyda CHP ve MHP’nin muhalefet anlayışında eksikler olduğunu düşünüyor musunuz?
AYDIN: Her seçimi kendi şartlarında değerlendirmek gerekir. Muhalefet partilerinin eksikleri yok mudur? Elbette vardır. Ancak bu eksikler ve hatalarla seçimlerin bütününü yorumlamak bilimsel olarak da mümkün değildir. Çünkü seçimlerde bir çok faktör etkili olmaktadır. Asla mazeret üretmek gibi bir anlayışın arkasına saklanmak gibi bir niyetim yok. Ama kabul etmek gerekir ki muhalefet partileri, 30 Mart’ta  sadece AKP ile değil topyekün devlet imkanlarıyla yarışmıştır. Çünkü AKP artık bir devlet partisi haline gelmiştir. Muhalefet partileri de bu devlet partisine karşı yarışmak durumunda kalmıştır.

  • Seçim öncesi operasyonlara ve çıkan ses kayıtlarına rağmen Trabzon ve ülke genelinde AKP’nin bu kadar oy almasını neye bağlıyorsunuz?
AYDIN: Evet AKP her şeye rağmen Türkiye’de ve Trabzon’da başarılı olmuştur. Ancak AKP için artık zirveden iniş başlamıştır, ‘parti oyu’ olarak nitelendirilen İl Genel Meclisi/Belediye Meclisi bazında %43’lere gerilemiştir. Bu önemli bir mesajdır ve muhalefetin bu mesajı alıp gereğini yapması şarttır. Bu seçim her yönüyle incelemeye ve araştırmaya değer sonuçlar ortaya koydu. Her ne kadar yerel seçim olsa da Başbakan Erdoğan genel seçim algısı oluşturmuştur. Özellikle 17 Aralık ve 25 Aralık soruşturmalarının hedefinin hükümet ve kendisi olduğu tezini işleyen Erdoğan, bunda da önemli oranda başarılı olmuştur. Ancak Erdoğan ve AKP’nin karizması çizilmiştir. Tabiri caizse Tayyip Erdoğan bu güne kadar kendisine yönelen hücumlarda yapışmazlık özelliği gösteren teflon tava gibiydi, ancak 17 Aralık süreciyle artık teflon çizilmiştir. AKP için zirveden iniş başlamıştır.

AK PARTİ 2023’Ü GÖREMEZ

  • Başbakan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde AKP’nin daha da zayıflayacağını düşünüyor musunuz?
AYDIN: Başbakan Köşk’e çıksa da çıkmasa da, AKP’nin erimesini durduramaz. Çünkü Başbakan, kendilerini bulunduğu makamlara taşıyan ideolojik çekirdeği yozlaştırdı ve yok etti. Bu bakımdan MHP ve CHP gibi ideoloji partileri, fikirleri yaşadıkça var olmaya devam ederler. AKP belki de 2023’ü görmeyecek ama MHP ve Ülkücü Hareket Türk milleti var oldukça, yaşamaya devam edecektir.


DEĞERLERİMİZİ KÖKÜNDEN DİNAMİTLEYEN SÖYLEMLER DUYDUK

  • Sizin gibi bir çok seçim yaşamış, teorik ve pratik birikimi hayli fazla olan bir siyasetçiyi bu süreçte dehşete düşüren söylemler oldu mu?
AYDIN: Dediğiniz gibi siyasette hayli tecrübeliyim. Çocukluktan beri siyasetin içindeyim. Ancak özellikle milli ve manevi değerlerimizi kökünden dinamitleyen söylemlerin bu kadar kullanımda olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Oluşturulan anonim algı, inanç dünyamız açısından gerçekten dehşet verici. ‘Çalıyorlar, ama çalışıyorlar’, ‘yiyorlar, ama yapıyorlar’, ‘yiyorlar ama, fakirleri de gözetiyorlar’, ‘dindarların da günah işleme özgürlüğü var’, gibi söylemlerden dehşete kapılmayan bir Müslüman olabilir mi? 17 Aralık’tan 30 Mart’a uzanan süreçte bu söylemlere fazlasıyla şahit olduk.

Bakınız burada bir parantez açmak istiyorum. İslam’ın kutsallarına yönelik saldırılara bile sandık uğruna duyarsız kalındığı böylesi bir dönem daha yaşanmamıştır. Danimarka’da, Hindistan’da veya dünyanın herhangi bir yerinde İslami değerlerimize yönelik saldırılarda bütün Müslümanlar ayağa kalkarken, Bakara Suresi’ni ‘makaraya alan’ ve adı yolsuzluğa karışan eski Bakan’a sırf partilidir diye sessiz kalmanın dinle, imanla, ahlakla bağdaşır bir tarafı var mıdır Allah aşkına? Görüşmenin taraflarından birinin doğruladığı, hatta özür dilediği bir olayı ‘montaj-dublaj’ diye inkar etmek, mahşer günü kimseyi kurtaramaz. Müslüman’ın diyorsan, 6 bin 666 Ayetin altına imza atmışsın demektir. Bu ayetlerin bir tekini bile alaya almanın İslamiyet’le bağdaşması mümkün değildir. Seçimi kazanmak için, yolsuzluğu, rüşveti örtbas etmek için her yolu mübah görürseniz, en büyük zararı İslami değerlere verirsiniz.

YÜZDE 99 DA ALSANIZ SANDIKTA AKLANAMAZSINIZ

  • İslami değerlerin yozlaştırılmasıyla seçimi nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
AYDIN: Partizanlık, yani kendi partisinden olanı günaha ve suça batsa da sahiplenmek, en azından ikaz etmemek, toplumları içten içe kemirir ve çürütür. Oysa İslamiyet’in kuralları ve Peygamber Efendimizin uygulamaları gayet açık ve nettir. “Rüşvet alan da veren de lanetlenmiştir” ve “Beytül mala uzanan el kızım Fatıma’nın eli bile olsa keserim” diyen Peygamberimizin buyruğu, gerçekleri görmek ve ibret almak için herkese yeter. Buradan açıkça ifade ediyorum. Yüzde 99 oy da alsanız, rüşvet ve yolsuzluğun sandıkta aklanması mümkün değildir. AKP Yönetimi ve Başbakan bu sonuçları “halk her şeyi bile bile oy kullandı ve bizleri sandıkta akladı” şeklinde okuyamaz, okumamalıdır. Böyle bir yaklaşım değişik gerekçelerle Başbakan Erdoğan ve partisine oy veren seçmenlere büyük haksızlık ve hakaret olacaktır. Zira AKP Yönetimi ve Tayyip Erdoğan’ın kendi hatalarının veballerini oy veren seçmenlere yansıtmak ve böylece aklanıp-paklanmaları mümkün değildir. AKP Yönetimi ve Başbakan aldıkları oyu, her vebali örten bir şal olarak değerlendirme çabasına girmeleri, bu milletin zekasıyla alay etmek anlamına gelecektir.

HALKIMIZ MHP'YE İKTİDARA HAZIR OL DEDİ!..

  • Muhalefete oy veren seçmenlerin davranışlarını takdir ediyorsunuz. Peki AKP’ye oy verenlere yönelik neler söylersiniz?  Ayrıca seçmenler partilere bir mesaj verdi mi?
AYDIN: Bu seçimlerde insanlar AKP’ye Tayyip Erdoğan sevgisi için veya hükümetin imkan ve kaynaklarından ilinin, ilçesinin veya beldesinin daha çok hizmet alması ya da daha başka sebepler için oy verebilirler. Tercihlerinden dolayı AKP’ye oy verenleri kınayamayız, saygı duyarız. Ancak, bütün bunların ötesinde muhalefet partilerini destekleyen seçmenlerin iradeleri de övgüye ve takdire değerdir. Aynı zamanda da önemli bir mesaj niteliğindedir. 30 Mart’ta milletimiz, oylarını bir miktar düşürmekle birlikte AKP ve Başbakan’a son bir şans daha vermiştir. Halkımız, CHP’nin küçük iller ve Anadolu’daki nisbi gerilemesini Büyükşehirlerde kısmi yükselişlerle dengelemiş bu partiyi belli bir düzeyde tutmuştur. Nihayet milletimiz,  AKP’den çektiği desteği MHP’ye vermek suretiyle; “yerelde ve genelde iktidara hazır ol, umut artık sendedir” mesajını vermiştir.

SEÇİM SONUÇLARI ANALİZ EDİLMELİ!

  • 17 Aralık sürecine rağmen Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kazanmasının sebepleri nelerdir sizce?
AYDIN: Soruşturmaların uluslar arası boyutu, mali boyutu ve sektörel boyutu dikkate alındığında, ülkemizin, dünya tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk skandalıyla karşı karşıya olduğu açık ve net olarak ortadadır.

Hal böyle iken, Başbakan Tayyip Erdoğan kendisinin, ailesinin ve bazı bakanlarının da içinde bulunduğu böylesine büyük bir rüşvet ve yolsuzluk olayını bile büyük bir yüzsüzlükle çarpıtmış, komplo, kumpas, paralel darbe gibi söylemlerle yeni bir mağduriyet devşirmiştir. Dünya tarihinde bu kadar yolsuzluğa bulaştığı halde seçimlerden yine de az bir kayıpla çıkan AKP ve Tayyip Erdoğan açısından sonuçlar gerçekten başarıdır. Bu sonucun AKP ve Tayyip Erdoğan açısından başta sosyolojik olmak üzere, toplumsal ve siyasal açıdan titizlikle analiz edilmeli, tarihi bir örnek seçim olayı olarak incelemeye tabi tutulmalıdır. Başbakan  tıpkı Gezi Olayları sürecinde olduğu gibi 17 Aralık sürecinden de bir mağduriyet üreterek tabanını tutmayı başarmış, halkın kendisine olan teveccühü, pisliğin üzerini örtmekte ustaca kullanmıştır. Başbaka, bu teveccühünü kullanarak, seçimleri kazanabilir, ama İslami değerlerin yozlaştırılmasının vebalinden kurtulamaz.

BAŞBAKAN MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİ YOZLAŞTIRDI

  • Sayın Başbakanı ve AKP Yönetimini İslami değerlerin yozlaştırılmasının neresinde görüyorsunuz?
AYDIN: AKP’ye samimiyetle, özellikle Tayyip Erdoğan’a olan sevgileri sebebiyle oy veren vatandaşlarımızı üzmek, incitmek ve kırmak istemem ama İslami değerlerin, milli ve manevi değerlerin yozlaşmasının tam göbeğinde AKP  ve Tayyip Erdoğan’ı görüyorum. Evet İslami hassasiyetleriyle bilinen, siyasal çıkışını manevi değerler üzerinden gerçekleştirenler, maalesef şeytana uyarak, İslami değerleri insafsızca, izansızca ve sorumsuzca yozlaştırmıştır. İşte ülkemizi ve Müslüman Türk milletini bekleyen en büyük tehlike manevi değerlerin içten çürümesi  ve nihayet erozyona uğramasıdır. yolsuzluk ve rüşveti sandıkta aklamaya dönük oluşturulan algı çalışması manevi değerlerimizi kökünden dinamitlemiştir. seçim sürecinde toplumu bir virüs gibi saran söylemler karşısında dehşete kapılmamak elde değil. 

ÖZ ADAY-ÜVEY ADAY YAKLAŞIMI KABUL  EDİLEMEZ

  • Seçim sonuçlarının ardından çok sayıda MHP’li, aday tercihlerini eleştirdi. Bununla ilgili düşünceniz?
AYDIN: Bu tür eleştiriler hemen her partide olabilir. Saygıyla ve anlayışla karşılıyorum. Aslında bu konunun çok fazla tartışılacak bir tarafı yok. MHP’de tabandan aday-tavandan aday ya da öz aday-üvey aday gibi bir yaklaşım asla kabul edilemez. Partimizden aday olan arkadaşlarımız ilçe ve il teşkilatlarımızın uygun görmesi ve Genel Merkezimizin onayıyla adaylığa layık görülmüşler ve MHP’nin birliği, bütünlüğü ve başarısı için mücadele vermiş, gayret etmiş ve ter akıtmışlardır. Siyaset hayali varsayımlar üzerinden değil, gerçeklik üzerinden yapılır. Gerçekler ve sonuçlar ortadadır. Sonuçlar MHP’nin başarısını tecsil ve tespit etmiştir.


TÜRKİYE'DE SAĞIN ALTERNATİFİ YİNE SAĞDIR

  • Tam bu noktada mesajın ayrıntılarına girmenizi istiyoruz. MHP’nin aldığı oy oranı sizce başarılı mı ?
AYDIN: Bu seçimlerde, ilk kez Büyükşehirlerin “bütünşehir” olması dolayısıyla 30 ilde İl Genel Meclisi yerine Büyükşehir Belediye Meclisi uygulaması gelmiş ve yeni bir parametre ortaya çıkmıştır. Siyaset bilimcilerin üzerinde ittifak ettikleri parametre “parti oylarının” 51 ildeki İl Genel Meclisi ve 30 Büyükşehir’deki Belediye Meclisi oylarıdır. Bu oranlar dikkate alındığında seçimlerin en başarılı partisi kuşkusuz MHP’dir. Çünkü MHP 2011 yılındaki %13,01 olan oyunu, oran olarak yaklaşık %35, puan olarak da 4,62 artırarak 17,63’e çıkarmıştır.

Bir başka deyişle; 2011 yılında Türkiye’de toplam 5 milyon 585 bin 513 oy alan MHP, son seçimlerde oylarını 2 milyon 133 bin 286 artırmış, toplam 7 milyon 718 bin 799’a çıkarmıştır.

AKP ise 2 milyon 200 bin civarında oy kaybetmiş %49’lardan,  %43’lere gerilemiştir.

CHP ise %25,59 oranında oy olarak, seçmen sayısındaki artıştan dolayı ülke genelinde 115 bin civarında sınırlı bir oy artışı sağlamıştır.

Bu rakamlar “Türkiye’de sağın, alternatifi yine sağdır” şeklindeki kanaati güçlendirmektedir.

Açıkça anlaşılmaktadır ki AKP’den desteğini çeken seçmenler MHP’ye yönelmiştir. Bu bakımdan elbette daha fazlasını arzu etsek de 30 Mart sonuçlarını MHP açısından başarı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu sonuçlar MHP’nin Türkiye’de ve Trabzon’da önünü açmış, yolunu aydınlatmıştır.

VOLKAN BEY SİYASİ TECRÜBESİYLE AKP KARŞISINDA ÖNE ÇIKTI

  • Peki MHP’nin Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha da önemlisi Belediye Meclisi ve İlçe Belediye Başkanlığı’ndaki rakamların Büyükşehir’e yansıtılamamasını nasıl açıklıyorsunuz?
AYDIN: Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçları incelendiğinde İlçe Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye Meclisi bazında elde edilen başarının ancak yarısının Büyükşehir’e yansıtılabildiği açıkça anlaşılmaktadır. Bunun gizlenecek, saklanacak bir tarafı yoktur, rakamlar açıkça ortadadır.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde alınan sonucu etkileyen genel faktörlerin başında ülke genelinde yaygın hale gelen kutuplaştırma siyaseti etkili olmuştur.

AKP kutuplaştırma sayesinde, elindeki kamu gücü, imkanı ve otoritesiyle kendi tabanını ve genelde Türk seçmenini kutuplaştırmış, Gezi Olayları sürecinde olduğu gibi, 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk sürecinde de tabanını tutmayı başarmıştır.
AKP’den kurtulmak, ders vermek ve iktidardan indirmek isteyen ve kısaca çıkış arayan muhalefet partisi seçmenleri propaganda bombardımanı arasında, ilçe, il ve nihayet Büyükşehir bazında AKP karşısında güçlü adaya destek verme eğilimine girmiştir.
Büyükşehir adayımız Hüseyin Örs, kendisinin ve bizim de beklemediğimiz bir sonuç alsa da İlçe Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye Meclisi bazında elde edilen başarıda  önemli bir pay sahibidir.

Daha önce defalarca Trabzon Belediyesi’ni kazanan CHP’nin köklü yerel seçim geleneği, 2004 Yılında Trabzon Belediye Başkanı seçilen, 2009 yılında az bir farkla kaybeden ve halen partisinin Trabzon Milletvekili olan Volkan Beyin siyasal arka planı ve tecrübesi, AKP karşısında öne çıkmasına neden olmuştur.

İTTİFAK SÖYLENTİLERİ AKP’YE YARADI 

  • Büyükşehir oylarına bakınca İttifak söylentilerinin CHP’ye, meclis üyesi sayısına bakınca da Ortahisar’da MHP’ye yaradığını düşünüyor musunuz?
AYDIN: Siyasette bazen gerçekler kadar olmasa da, maalesef söylentiler de etkili oluyor. Bu söylentiler seçimlerden önce çokça dillendirildi. Bir kere bu söylem MHP’nin Büyükşehir adayına ve CHP’nin Ortahisar adayına yapılmış bir haksızlıktır. Bu söylentilere asla taraftar olmadım. Sonuçlar ortada. Bu söylentinin hedefinin hiç birisi tahakkuk etmedi. Yani MHP Ortahisar’ı, CHP de Trabzon Büyükşehir’i alamadı. Aksine daha önce belirttiğim kutuplaştırma siyaseti Trabzon’da AKP’ye de fazlasıyla yaradı ve AKP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, İlçe Belediye Başkan Adaylarından yaklaşık 27 bin daha fazla oy aldı. AKP’nin İlçe Belediye Başkanlığı bazındaki %53’lük oy oranı, sizin de belirttiğiniz gibi Büyükşehir’de %60’lara dayandı.

SEÇİM ‘PARALEL DARBE’ VE ‘KUMPAS’ SÖYLEMLERİNİN GÖLGESİNDE YAPILDI

  • Seçimlerden beri hiç konuşmadınız? Seçimlerin atmosferine yönelik tespitleriniz nelerdir?
AYDIN: Yerel seçimlerin sonuçlarının değerlendirilmesinden önce, seçimlere hangi atmosferde gittiğimizi ortaya koymak yerinde olacaktır. Türkiye, adı yerel ama ifade ettiği anlamlar itibariyle genel seçim havası veren bir seçimi geride bıraktı. Sonuçları değerlendirmek bu röportajın ana konusu ama ben seçim sonuçlarıyla birlikte değerlendirmemiz gereken bazı tespitlerimi aracılığınızla okuyucuların dikkatlerine sunmak istiyorum. Her seçimin bir genel konjonktürü vardır ve bu seçimin de konjonktürü 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları ve Başbakan Erdoğan’ın buradan devşirdiği ‘mağduriyet’ olmuştur. Seçimler; AKP Yönetimi ve Başbakan’ın bu süreci ‘komplo’, ‘kumpas’, ‘paralel darbe’ diye yaftalayarak her yolu mubah gören haksız, hukuksuz ve kanunsuz uygulamalarının gölgesinde yapılmıştır. 17 Aralık ile başlayan süreç, toplumsal, sosyal ve siyasal açıdan gerçekten incelemeye, araştırmaya ve değerlendirmeye değer bir tablo ortaya koymuştur. Zaten Başbakan da yolsuzluk, rüşvet ve  yoktur demiyor, diyemiyor. Zamanlamaya dikkat çekiyor ve özetle “zamanlama manidar” diyor.

NE ZAMAN BAŞLATILIRSA BAŞLATILSIN İŞLERİNE GELECEKTİ 

  • Sizce de soruşturmaların zamanlaması manidar mı?
AYDIN: Soruşturmalar seçimden sonra başlatılsa, ‘Efendim Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde komplo kuruldu’ denilecekti. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra başlatılsa bu kez ‘Milletvekili seçimleri öncesi komplo kurdular’ denilecekti. Dolayısıyla bu soruşturmalar ne zaman başlatılırsa başlatılsın, AKP açısından zamanlama manidar olacaktı.
 
ŞİMDİKİ HEDEFİMİZ  İKTİDAR OLMAK 

  • Ortahisar başta olmak üzere 3-4 ilçeyi alacağınızdan emin açıklamalarınız vardı? Sizce sonuç nasıl böyle oldu?
AYDIN: Seçim sürecinde motivasyonu en üst düzeyde tutmanız, ekibe sürekli umut aşılamanız gerekiyor. Söylemlerimiz laf olsun diye söylenmiş bir temenniden ibaret değildi. Bizim kazanmaya en yakın gördüğümüz ilçeler Şalpazarı, Çarşıbaşı ve Köprübaşı idi. Bunların yanına Akçaabat, Ortahisar, Arsin, Yomra, Vakfıkebir, Beşikdüzü, Çaykara, Dernekpazarı, Beşikdüzü ve Maçka’yı katarak Büyükşehir’de iddialı olmayı planladık. Stratejimizi ona göre oluşturduk. Bizim oluşturmak istediğimiz algı Akçaabat ve Ortahisar’ı kazanabilecek bir MHP, Büyükşehir’i neden kazanmasın esasına dayanıyordu. Ancak siyasette algılar kolay oluşmuyor. Siz ne derseniz deyin, seçmene bir önceki oyları unutturamıyorsunuz. Bir önceki seçimlerde aldığınız oy, bir sonraki seçimlerin temel referansı oluyor. MHP olarak, bu seçim için düşündüklerimizi, gelecek seçimde gerçekleştirebilecek sıçrama zeminini şimdi yakalamış durumdayız. Bu bakımdan bundan sonraki hedefimiz Trabzon’da birinci, Türkiye’de iktidar olmaktır.

EVET, TRABZON’DA ANA MUHALEFET PARTİSİYİZ

  • 30 Mart seçimlerini Trabzon açısından değerlendirmenizi de merak ediyoruz. MHP İl Başkanı Demeli’nin “ana muhalefet olduk” şeklindeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AYDIN: İl Başkanımız Muammer Demeli’nin görüşlerine ben de aynen katılıyorum. Trabzon’da MHP bizler daha fazlasını arzu etsek de özellikle İlçe Belediye Başkanlığı ve “parti oyu” olarak nitelendirilen Belediye Meclisi bazında tam bir sıçrama yapmıştır.Bu tespiti yaptıktan sonra, MHP’nin geçmişteki yerel seçim performansını iyi analiz etmek gerekiyor. MHP maalesef bu güne kadar Trabzon’da güçlü bir yerel seçim geleneği oluşturamamıştır. MHP 1. olduğu 1999 Milletvekili seçimlerinde bile, aynı gün yapılan yerel seçimlerde Trabzon’da hiçbir ilçeyi kazanamamıştı.

30 Mart seçimleri bu anlamda MHP Trabzon açısından bir dönüm noktası olmuştur. MHP ilk kez Trabzon’da köklü bir yerel seçim geleneği ve başarısına sahip olan CHP’yi hem İlçe Belediye Başkanlığı, hem de Belediye Meclisi bazında geride bırakmıştır. Bu bakımdan Muammer Başkanımızın “Trabzon’da Ana Muhalefet olduk” şeklindeki tespitini önemsiyor ve yerinde buluyorum.

Bakınız MHP Trabzon’da Belediye Meclisi bazında %21,80 oy oranıyla 99 bin 918 oy alırken, CHP ise %15,93 oy oranıyla 73 bin 24 oy almıştır.

AKP 2011 seçimlerinde % 58,65 oranıyla elde ettiği 266 bin 605 oydan, Belediye Meclisi bazında 247 bin 874’e gerileyerek % 54,08’lik bir oran elde etmiştir.

Keza AKP İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinde de %53,67’lik bir oranla 246 bin 522 oy almıştır.

MHP’nin 2009 yerel seçimlerinde %14,13 oy oranıyla 62 bin 505, 2011 seçimlerinde de %15,28 oy oranıyla 69 bin 500 oy aldığı dikkate alınırsa elde ettiği başarı daha iyi anlaşılacaktır.

Böylece MHP Trabzon’da 83 Bin 967 oyla 1. Parti olduğu 1999 Milletvekili seçimlerindeki oy oranını 30 Mart seçimlerinde yakalamış ve tarihindeki en geniş seçmen desteğine erişmiştir.

Bu oranlar 2009 İl Genel Meclisi sonuçlarına göre yaklaşık %55’lik bir artışı ifade etmektedir.

Bir başka deyişle MHP Trabzon’da bir önceki yerel seçim sonuçlarına göre % 14,13 olan oylarını 7,63 puan artırarak, % 21,80’e yükseltmiştir.

MHP İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinde de önemli bir sıçrama yapmıştır. MHP Trabzon’da İlçe Belediye Başkanlığı bazında tam 108 bin 727 oy alarak tarihindeki en yüksek oy oranına yani %23,67’ye yükselmiştir.

CHP ise İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinde 64 bin 585 oyla, %14,05’lik bir oran elde etmiştir.

MHP 2009 yerel seçimlerine göre 30 Mart’ta oylarını ülke genelinde tam 61 ilde artırmıştır. Trabzon, oran olarak oylarını en çok artıran iller arasında 10. sırada bulunmaktadır. MHP 2011 genel seçimlerine göre de atağa geçmiş, Trabzon’da % 15.28 olan oyunu 30 Mart’ta % 21.80’e çıkarmış yani 6.52 puan artırmıştır.


 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211