Koray Aydın: Türklük Esaret Altında, Hem de Bu Topraklarda

Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın; "Türk Milliyetçilerinin, keyfiliği hukukileştirmekten ve birilerinin iktidarını kolaylaştırmaktan daha önemli vazifeleri vardır." dedi.

Koray Aydın: Türklük Esaret Altında, Hem de Bu Topraklarda
04 Ocak 2017 Çarşamba 11:58

"Seçim meydanlarında 1945 yılında dönemin hükümetinin, Türkiye’ye sığınan Türkleri Sovyet Rusya’ya iade etmesini bağıra çağıra eleştiren AKP iktidarının, 72 yıl sonra Yapcan’ı aynı muameleye tabi tutması, tarihe kara bir leke olarak geçecektir."

Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı 19, 21, 24, ve 25. Dönem MHP Milletvekili Koray AYDINDoğu Türkistanlı Abdulkadir Yapcan hakkında yaptığı basın açıklamasında; "Hepimizin vicdanlarını üşüten Esir Türkler davasını hatırlamayanlara bir ülkücü olarak tekrar hatırlatıyorum: İşte Türklük esaret altında, hem de bu topraklarda"

TÜRK KAMUOYU SES VERMEZSE; ABDULKADİR YAPCAN SESSİZ SEDASIZ ÇİN'E İADE EDİLECEK!

Koray Aydın; "Türkiye'de 15 yıldır mülteci statüsünde yaşayan Uygur Türklerinin kanaat önderlerinden Abdulkadir Yapçan, 1990’da Kaşgar’ın Barın ilçesinde Çinli işgalcilerin insanlık dışı baskılarına karşı başlatılan "Barın İsyanı"na katıldığı için 3 yıl Çin zindanlarında işkence görmüş bir soydaşımız ve kardeşimizdir." diyerek başladığı açıklamasında; Yapçan cezaevinden çıkınca, zulüm altında yaşayan her Türk gibi meşakkatli bir yolculuğun ardından 2001 yılında Türkiye’ye sığındığını ve Yapçan’ın Çin zulmüne karşı mücadelesi Türkiye’ye geldikten sonra da devam ettiğini belirtti.

Çin, bu faaliyetlerinden dolayı Yapçan’ın peşini bırakmadığını belirten Aydın;  Hakkında “terör faaliyetleri”ne katıldığı iftirasıyla "kırmızı bülten" çıkartıldığını ve Türkiye’den iadesi istendiğini ifade etti.

Koray Aydın yazılı basın açıklamasını şöyle devam ettirdi:

Zamanın AKP hükümeti, Çin’de yaşanan zulüm ortada iken Çin’in bu şikâyetlerini dikkate alarak Yapçan’ı 2003 yılında gözaltına almıştır. Akabinde kamuoyu baskısı sonucunda, Yapçan’ı bırakmak zorunda kalmıştır.

Yine AKP iktidarı, 2008 yılında Pekin Olimpiyatları öncesinde Yapçan’ı bu kez "sürgün"e göndermiştir. Sürgün yeri olarak da Yozgat uygun görülmüştür. Yapçan’ın üç aylık sürgünü, olimpiyatların bitimiyle sona ermiştir.

Tüm bu baskı ve yıldırmalara rağmen Yapçan, davasından geri adım atmamıştır. Doğu Türkistan davasını televizyonlarda, gazetelerde ve konferanslarda anlatmaya devam etmiştir. Maalesef AKP iktidarı da durmamış; önce program yaptığı televizyonu kapatmış, ardından da Ağustos 2016'da gözaltına almıştır.

Türkiye, elbirliği içinde 15 Temmuz felaketinin yaralarını sarmaya çalışırken AKP iktidarı, Abdulkadir Yapçan ile uğraşmaya devam etmektedir. Doğu Türkistanlı Abdulkadir Yapcan hakkında yaptığı basın açıklaması aşağıda ve ekte bilgilerinize sunulmuştur. Çin ve Rusya ile “Şanghay İşbirliği Örgütü” kulisleri yapılırken Abdulkadir Yapçan’ın gözaltına alınması tesadüf müdür?

Şu ibretlik süreci de Türk kamuoyunun dikkatine sunuyorum:

Türkiye “Şanghay İşbirliği Örgütü” ile ilgili olumlu kanaatlerini açıkladığı bir süreçte Çin, Yapçan hakkındaki “kırmızı bülten” talebini yenilemiştir.

Hemen akabinde, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Çin ziyaretinden iki gün önce, 31 Ağustos’ta Abdulkadir Yapçan gözaltına alınmıştır. Gerekçe, Çin’in “terörizm” iftirasıdır. Türk’ün hakkını, hukukunu ve özgürlüğünü savunmak ne zamandan beri terörizm olarak kabul edilmektedir?

Her şeye rağmen hukukun var olduğuna inanmak istediğimiz bu topraklarda, 29 Eylül’de serbest bırakılmasına rağmen Yapçan, 30 Eylül’de tekrar tutuklanarak Maltepe Cezaevi’ne konulmuştur. Birilerinin peşini bırakmadığı anlaşılan bu mazlum kardeşimiz, hiçbir hukuki gerekçe olmadan, tam 40 gün tutuklu kalmıştır.

Tahliye edildiği gün, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından “Çin’e iade edilmek üzere” Kırklareli Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmiştir. Eğer sessiz kalmaya devam edersek Yapcan kardeşimiz, sessiz sedasız bir biçimde Çin’e iade edilecek.

Bütün bunlar, Anayasa Mahkemesi’nin 26.11.2016 tarihli, “iade edilmesi telafisi imkânsız sonuçlar doğuracağı” için “sınırdışı edilmesine dair işlemin geçici olarak durdurulması” kararına rağmen gerçekleşmiştir.

Bu kararın üzerinden 1 aydan fazla zaman geçmiştir ve Abdülkadir Yapçan, hukuksuz bir şekilde hâlâ Geri Gönderme Merkezi’nde, adeta bir tutsak gibi tutulmaktadır.

"Değerli Türk kamuoyu şunu idrak etmelidir ki Abdulkadir Yapçan kardeşimizin başına gelenler Çin’de değil, dünya Türklüğü’nün gözbebeği, her başı sıkıştığında sığındığı, ana kucağı olan Türkiye’de yaşanmış ve hâlen de yaşanmaktadır."

TÜRKLÜK ESARET ALTINDA, HEM DE BU TOPRAKLARDA!

Seçim meydanlarında 1945 yılında dönemin hükümetinin, Türkiye’ye sığınan Türkleri Sovyet Rusya’ya iade etmesini bağıra çağıra eleştiren AKP iktidarının, 72 yıl sonra Yapcan’ı aynı muameleye tabi tutması, tarihe kara bir leke olarak geçecektir.

Ülkede, doğru düzgün bir araştırma yapılmadan milyonlarca Suriyeli barındırılırken ve bir kısmına vatandaşlık verilirken, Abdülkadir Yapcan’a 15 sene boyunca vatandaşlık verilmemesi de Türk’ün öz vatanında garip kalışının bir başka hazin örneğidir.

Arap dünyasında ne kadar muhalif lider varsa ülkede “üst düzey” itibar gösteren AKP iktidarı, Türk Dünyası'nda saygın bir yeri olan büyük mücadele adamı Abdulkadir Yapcan’ı sınır dışı edemez, etmemelidir!

AKP ile “fiili durumu hukukileştirmeye çalışan” arkadaşlarımıza, aynı masada oturdukları hükümet yetkililerine Abdülkadir Yapçan’ın durumunu aktarmaları ve çözdürmeleri çağrısında bulunuyorum.

Arkadaşlar! Türk Milliyetçilerinin, keyfiliği hukukileştirmekten ve birilerinin iktidarını kolaylaştırmaktan daha önemli vazifeleri vardır.

1970’lerde ve 1980’lerde “Esir Türklere Özgürlük!” sloganlarıyla yürüdüğümüz günleri hatırlayın!

Esir Türkler” temalı gecelerimizin vazgeçilmezi rahmetli Abdurrahim Karakoç’un şiirini hep birlikte hatırlayalım.

Bilir misin gardaş Türk illerinde

Havada yıldızlar, dağda kar üşür.

Tutsak soydaşların türkülerinde

Dört mevsim ötede bir bahar üşür…”

Hepimizin vicdanlarını üşüten Esir Türkler davasını hatırlamayanlara bir ülkücü olarak tekrar hatırlatıyorum: İşte Türklük esaret altında, hem de bu topraklarda!

ALBAYRAK ALTINDAKİ GÖKBAYRAK SEVDALISI YAPCAN, ÇİN’E İADE EDİLMEMELİ

Bize göre Türk milleti, yalnızca Edirne ile Kars arasında yaşamaz!

Nerede bir Türk varsa orası, Ülkücü Hareket'in ilgi alanındadır! Bir ülkücü, nerede olursa olsun bir başka soydaşının başının ağrımasına bile razı olamaz! Hele Türk Dünyası’nın merkezi olan Türkiye’de, hiçbir güç böyle bir zulüm yapamaz, yapmamalıdır! Bu noktadan sonra Abdülkadir Yapçan’ın başına gelenlerden hepimiz mesulüz, bunu unutmamalıyız! Şahsen bu meselenin takipçisi bir ülkücü olarak arkadaşlarıma bu ihtarı yapmayı, tarihi bir vazife addediyorum.

Sonuç olarak; Albayrak altına sığınmış Gökbayrak sevdalısı soydaşımız Abdulkadir Yapcan, Çin’e iade edilmemelidir. Türk Milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olan ve dünya Türklüğünün özgürlüğünü temel alan MHP ve Ülkücü Hareket başta olmak üzere, tüm siyasi partilerimizi ve Türk kamuoyunu bu konuda hassas olmaya ve gerekli adımları atmaya çağırıyorum.


Kaynak: KAPSAMHABER


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.