MHP karşı çıktı, AKP karşı koydu
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Zühal Topcu öğretmenlerin asil öğretmen olabilmek için yeniden sınava tabi olmaları ve öğretmenlerin tekrar rotasyona tabi tutulmasına karşı çıkmasına rağmen AKP oylarıyla kabul edildi.

 Prof. Dr. Zühal Topcu: “Özellikle, öğretmen atamalarının bu işlerde sürekli seçim malzemesi olarak kullanılması artık bu meslek çalışanlarını üzmektedir. Ne zaman seçimler yaklaşsa mutlaka öğretmen kadroları ilan ediliyor, özellikle seçimlere yakın bir zamanda atamalar, 30 binlik, 40 binlik.”

TBMM’de dün görüşülen Torba Yasa’nın 98 ve 99. Maddelerinde yer alan aday öğretmenlerin asil öğretmen olabilmek için yeniden sınava tabi olmaları ve öğretmenlerin tekrar rotasyona tabi tutulması MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Zühal Topcu’nun karşı çıkmasına rağmen AKP’nin oylarıyla kabul edildi.İşteTopcu’nun maddeler üzerine TBMM oturumunda MHP adına yapmış olduğu tarihî konuşma:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı İş Kanunu Ve Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 98’inci maddesi üzerineMilliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

İnanın, neredeyse bir aya yaklaştı, ortaya çıkan hiçbir şey yok. “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” şekliyle hâlâ böyle burada havanda su dövülmektedir. Özellikle on iki yıldan beri yapılan işlere baktığımızda, yapılan çalışmalara baktığımızda ve özellikle bu tasarının 98’inci maddesinde Mart 2014 tarihinde değişiklik yapıldığını ve tekrar değiştirilmek amacıyla bu maddenin eklendiğini görebiliyoruz. Şimdi bunun arkasında kasıt aramamak mümkün değil gerçekten. Yani şimdi siz yola çıkarken özellikle Soma’da hepimizi üzüntüye boğan bir olayın tekrar problem durumunu ortadan kaldırmak için yola çıkıyorsunuz ve baktığınızda daha sonra bunun amacını aştığını ve bunun gerçekten iktidarın birtakım artık üstü kapalı ve gerçekleri yansıtmayan, kötü emellere hizmet edecek ve birtakım yandaşların yapılandırılmasına hizmet edebilecek yeni bir yapılanmaya yol açtığını görebiliyorsunuz. Eğer gerçekten bu Soma’ya yönelik problemlerin veya madenlerde çalışan çok değerli kardeşlerimize, çalışanlarımıza yönelik problemlerin ortadan kaldırılması düşünülseydi, on iki yıllık iktidar döneminde binlerce maden kazası olmuş ve binlerce burada, madenlerde görev şehidi olan çalışanlarımız olmuştur. Eğer niyet halis olsaydı bu torbayı çıkarma yerine on iki yıldan beri ne yapılması gerekiyordu aslında? Tedbirin alınması gerekiyordu ve geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda o çocuklar da babasız bırakılmamış olurlardı ve şimdi, bilmem işte hayırseverlerin ev dağıtma yerine veya işte şu kadar maaş ikramiye verme çabaları yerine veya işte durumu kurtarma, işte Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olarak daha fazla nasıl oy alabiliriz, bütün özellikle vicdanlara seslenme yerine gerçekten niyet halis olsaydı o zaman çözüm yolları aranırdı ve bu gibi durumlar, olumsuz durumlar ortaya çıkarılmazdı ama görüyoruz kiniyet iyi değil, niyet halis değil, niyet olumlu değil ve bunun arkasına, Soma’nın arkasına sığınılarak özellikle yine iktidarın gizli kapaklı işlerine hizmet edebilecek bir sürü maddelerin geçirildiğini görebiliyoruz.

İşte, demin ifade ettiğim gibi, daha bu 98’inci madde olarak yeni tasarıya konulan maddeye baktığımızda, özellikle 1 Mart 2014 tarihinde bu maddenin geçirildiğini görebiliyoruz. “Aday öğretmenliğe atanabilmek için  Devlet Memurları Kanununun sayılan şartlarına ek olarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezun olma ve Bakanlıkça ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranır.” derken burada yapacağınız bir “ve/veya” yerine olanı ne yapıyorsunuz? “Ve”yi getirerek… Şimdi, burada gerçekten niyetiniz ne? Burada KPSS gibi dev bir sınavı geçerek aday öğretmen olan gençlerimize yönelik gerçekten çok büyük hak gasbı işlemi yapılmaktadır. O çocuklar bir yıl çalıştıktan sonra, siz diyorsunuz ki: “Aday öğretmenlikten asilliğe geçebilmeniz için tekrar ne yapacağız biz sizi? Sınava tabi tutacağız.” Peki, bu sınava kim tabi tutacak? “Bakanlık veya Ölçme ve Yerleştirme Merkezi” diyor. Bakanlıkta kim tabi tutacak? Peki, burada sözlü mü, yazılı mı? Ona Bakanlık karar verecek. Peki, eğer niyetiniz dürüstse, bir yıldan beri çalışan bu gençleri mağdur etmeye hakkınız var mı? İnanın, bütün bayram boyunca, açıkta kalan sınıf öğretmenlerinden, açıkta kalan bilgisayar öğretmenlerinden, felsefe öğretmenlerinden “tweet” bombardımanına tutulduk, “Ne olur, çözüm.” diye. Ama bakıyoruz ki iktidarın bunu gerçekten çözmek yerine kendilerini iktidarda tutup yandaşlara hizmet hazırlayabilmek asıl amaçları olabilmektedir.

99. MADDE ÜZERİNE YAPILAN KONUŞMA

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 639 sıra sayılı kanunun 99’uncu maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyoruz.

Evet, aslında, bakıldığında, 98 ile 99’un, arka arkaya, eğitimin temel sorunlarını, daha doğrusu eğitimin içinden çıkılmayan sorunlarını daha beter karmaşık hâle getirmeye yönelik olarak yapılan maddeler olduğunu deminden beri de izah etmeye çalıştık aslında.

Şimdi, özellikle öğretmenlerin tekrar rotasyona tabi tutulması, 98’inci maddede, özellikle maddeye baktığımızda “Öğretmenlerin hizmet sürelerine ve/veya isteğe bağlı il içi veya il dışı yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” şeklindeki ifadeden artık keyfî yönlendirmelerin olacağını çok rahatlıkla görebiliyoruz.

Şimdi, diğer, 99’uncu maddeye geçtiğimizde de, 99’uncu maddede sınav sonuçlarına itirazların olamayacağı yönünde ve on günlük süre içerisinde olması gerektiği yönünde bir maddenin olduğunugörebiliyoruz. Şimdi, biz, sınavlar sonucunda soruların açıklanmadığını biliyoruz. Soruların açıklanması, aslında “geri besleme” olarak ifade edebileceğimiz ve çocukların yaptığı yanlışları görerek bir daha o hataları yapmamanın yollarını öğrenmelerden bir tanesi olarak bu sınav sorularının açıklanmasını biz sürekli olarak gündeme getirmemize rağmen dikkate alınmadı ve son sınavda da -gördüğümüz gibi- sorular açıklanmadı; kimsenin haberi yokken mahkeme tarafından sınavın iptal edildiğini görebildik. Şimdi, bir velinin veya öğrencinin sınava yönelik veya soruların hatalı olup olmadığına yönelik herhangi bir mahkemeye başvurabilmesi ancak soruların açıklanmasıyla mümkün olacaktır ki bu da herhâlde bu iktidarın sunduğu imkânlarla kolay gözükmemektedir. Sınav sorularının dışarıya verilmemesi, yasaklanması… Hangi soruların doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Onun için de velilerin eli kolu bağlanmaktadır.

Şimdi -Sayın Bakan da burada- özellikle millî eğitimde sorunların dağ gibi yığıldığını çok rahatlıkla görebiliyoruz. İşte, en son skandalların yaşandığı TEOG sınavlarında 2 kere iptal yapıldı. Sıralamaların değiştiğini ve bu olaylar karşısında da Millî Eğitim Bakanlığının bu öğrencilerden ve velilerinden herhangi bir özür dileme yerine -gitmeyi bir kenara bırakın- pişkinlikle bu olayın üzerine gittiğini ve sorun yokmuş gibi davrandığını da çok rahatlıkla görebiliyoruz.

Özellikle, öğretmen atamalarının bu işlerde sürekli seçim malzemesi olarak kullanılması artık bu meslek çalışanlarını üzmektedir. Ne zaman seçimler yaklaşsa mutlaka öğretmen kadroları ilan ediliyor, özellikle seçimlere yakın bir zamanda atamalar, 30 binlik, 40 binlik. Biz öğrendik ki özellikle eğitim planlamasında planlamanın çok iyi yapılması gerekiyor. OECD rakamlarına göre, Türkiye'de eğitim sisteminin, özellikle son yapılan değişikliklerle, 200 bine yakın bir açığının olduğunu da biliyoruz ama bunlar bir kenara bırakılıp sürekli, şu anda da olduğu gibi “Ağustosta 40 bin öğretmen atanacak.” haberleri uçurulduktan sonra da özellikle öğretmen adaylarının birbirlerini kırmasına yönelik bir ortam hazırlanmıştır ve psikolojik olarak da çöküntünün hazırlandığı haberler sürekli olarak basına verilmektedir.

Öğretmen adayları gerçekten mağdur, hatta geçen haftalarda Sayın Bakan Adana’da gezerken öğretmen adaylarından bir tanesinin yakını Sayın Bakana “Artık yeğenim intihar edecek.” şeklinde bir durumu iletince, Sayın Bakanın cevabı “Sakın ha, sakın.” şeklinde olmuştur.

Bence bunlara girme yerine, aslında bu problemin kökten çözülmesi çok önem arz etmektedir. Artık kesin rakamların belirlenerek atamaların yapılması ve bu işlerin, hem öğretmen adaylarının hem de bu atamaların bir seçim malzemesi olarak kullanılmaması gerekmektedir. Bunun için de millî eğitim artık oyuncak olmaktan çıkartılmalı ve “pardon” denmez, denemez hâle getirilmesi gerekiyor, köklü değişikliklere de ihtiyaç var.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211