MHP Kayseri mitinginde büyük kalabalık

Milliyetçi Hareket Partisi  Genel Başkanı Devlet Bahçeli  Kayserililerin büyük ilgisiyle karşılaştı.  Kayseri Mitinginde konuşan Bahçeli: "Ankara'da hırsız var" dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin konuşması şöyle:

Kayseri’de bu muazzam heyecan seliyle müşerref olmaktan, sizlerin milli, cesur ve kararlı iradenizi görmekten mutluluk duyuyorum.

Seçime giden yolda, milliyetçi bir iktidarı müjdeleyen bu toplantıya katılan herkesi en içten hissiyatımla kutluyorum.

Buradan; Akkışla’ya, Bünyan’a, Develi’ye, Felahiye’ye, Hacılar’a, Kocasinan’a, İncesu’ya, Melikgazi’ye, Pınarbaşı’na, Özvatan’a, Sarıoğlan’a, Talas’a, Sarız’a, Tomarza’ya, Yeşilhisar’a ve Yahyalı’ya gönül dolusu selamlarımı gönderiyorum.

Bu açık hava toplantımızın gerçekleşmesinde emeği geçen, katkısı bulunan her dava arkadaşımı tebrik ediyorum.

16 gün sonra yapılacak 25’nci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri’nin ülkemizin birliğine, milletimizin dirliğine, insanımızın refahına en üst düzeyde katkılar sağlamasını Rabbim’den niyaz ediyorum.

Seçimlerin barış, huzur, güven ve demokratik yarış içinde geçmesini temenni ediyor, siyasi partilere ve milletvekili adaylarımıza başarılar diliyorum.

Partimizin kurucusu merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i rahmetle anıyor, ata toprağında bulunmaktan iftihar ediyorum.

Ve hepinize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Muhterem Kayserililer,

Biz Kayseri’yi öteden beri onurlu, dik duruşlu, sözünün eri, milleti için elini taşın altına koyan cefakar insanların memleketi olarak biliriz.

Biz Kayseriliyi tuttuğunu koparan, işinin ehli, uzağı gören, vizyonu olan insanlar olarak tanırız.

Bu kanaatimizde hiçbir eksilme yoktur. Ve unutmayınız ki sizlerle övünüyoruz.

Fakat Kayserili kardeşlerimi suçlayan, alay eden ve çarpıtan gafilleri görünce de geriliyor ve öfkeleniyoruz.

Mutlaka duydunuz, 17-25 Erdoğan’a; anasını, babasını, kendisini ve çocuklarını kurban etmek için beyanat veren bir yandaş işadamı, rüşvet havuzunun dibine çökmüş bir tortu, geçtiğimiz günlerde Kayseri’ye hakaret etti.

Havuz medyasında köşe tutmuş bu sonradan görme, Rize Güneysu’da başkanlık sistemi üzerine yaptığı konuşmada, maalesef aynen şunları söyledi:

“Karadenizliler bir şeye inandılar mı sonuna kadar giderler. Yanlış da olsa, doğru da olsa giderler. Kayserililer para yoksa gitmezler.”

Kayserili kardeşlerim, bu çirkin sözlere layık mısınız? (Hayır)

Kayseri’yi hakir gören bu bayağı sözleri hak ediyor musunuz? (Hayır)

Kayserilileri çıkarcı, paradan başka bir şey düşünmez şeklinde tasvir etmek ve tanımlamak bu aziz şehre ve siz muhterem vatandaşlarıma en ağır bühtandır.

Biz hayâsız sözleri reddediyoruz.

Biz iğrenç benzetmeyi elimizin tersiyle itiyor, muhatabına iade ediyoruz.

Kayserili çalışkandır, yüreklidir, fedakârdır, sorumluluk sahibidir. Bunu çıkarcılar, hortumcular anlayamaz.

Kayserili şereflidir, namusludur, samimidir.

Bunlardan nasibini almayanların Kayseri’ye şaşı bakmaları bozuk fıtratlarına uygundur.

AKP’ye oy veren vatandaşlarım, artık gerçekleri görünüz.

Fitne-fesat yuvası zihniyetin gerçek yüzünü tanıyınız.

Özellikle hemşehriniz 11.Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e yapılan haksızlıkları da fark ediniz.

İster beğenelim, ister beğenmeyelim; ister takdir edelim, ister etmeyelim; Sayın Gül üstlendiği Cumhurbaşkanlığı görevini yasa ve Anayasa’ya bağlı kalarak yürütmüştür.

Polemiklerden nispeten uzak kalmıştır.

Şeklen da olsa siyasi tarafsızlığını muhafaza etmek için azami çaba göstermiştir.

Elbette kendisini çok defa eleştirdik, çok defa yerdik ve pek çok kez haklı olduğumuz konularda tepkimizi koyduk.

Fakat Sayın Gül, Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını sabırla taşımayı bilmiştir.

Kayseri’ye hakaret edenleri yanında gezdiren ve başkanlık sistemi amacıyla her türlü hukuksuzluktan, her türlü kanunsuzluktan fayda uman bir Erdoğan’a bakınız, bir de Sayın Gül’ü değerlendiriniz.

İnanıyorum ki, sizler mukayeseyi en iyi şekilde yapacak, vicdan terazinizde gerekli ölçümü de gerçekleştireceksiniz.

Kardeşim dediği kişiye çalım atan, dirsek çeviren, el altından yıpratmaya çalışan Erdoğan’ın vefası mezara kadar değil, menfaati bitene kadardır.

Erdoğan’ın gözünde Kayseri’nin bir hükmü yoktur.

Nitekim Kayseri sorunlara teslimdir.

Fakat Kayseri’yi kötüleyen havuzcular sizin hakkınızı çalarak köşeyi dönmektedir.

12 yıl Türkiye’yi Başbakan olarak yönetmiş Erdoğan hala sizden, hala AKP’ye oy veren vatandaşlarımdan yetki istiyor, yeni yeni unvanlar bekliyor.

Kazanan Erdoğan’dır, kaybeden sizlersiniz.

1 milyar 370 milyon liraya mal olan kaçak ve karanlık sarayda oturan Erdoğan’dır, kirayı ödemede zorluk çeken, ömür boyunca banka kredisine mahkum olan sizlersiniz.

Şu işe bakınız ki, yükselen Erdoğan’dır, düşen sizlersiniz.

Dolar milyarderi olan, villaları, gemileri, kupon arazileri sıra sıra dizen gene Erdoğan’dır, umutsuzluğun pençesinde inim inim inleyen ise sizlersiniz.

Peki Kayserili mazlumu, Kayserili mağduru, Kayserili işsizi, Kayserili yoksulu hatırlayan, önemseyen, derdiyle dertlenen var mıdır, varsa nerededir?

Emin olunuz şunları söylerken bile içim acımaktadır:

Çalışan sizsiniz, çalan onlardır.

Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran onlardır.

Emek veren sizsiniz, alın teri hırsızları onlardır.

Onları uzaklarda aramayın, onları görmek için başka yerlere bakmayın:

Millete küfreden havuzcular, devletin malını deniz gören asalaklar onlardandır.

30 yaşındaki bir İranlı kara paracı ve bu karanlık simanın eline düşen eski bakanlar onlardandır.

Cuma günleri ayet salladığını söyleyen ve Bakara Suresi’yle dalga geçen, sonra da saraya danışman olarak alınan yezit kalıntıları onlardandır.

Ayakkabı kutularına milyon dolarları koyan, yatak odalarına servet saklayan hırsızlar onlardandır.

Haberiniz olsun, Ankara’da hırsız vardır.

Rüşveti bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte alimler onlardandır.

Hırsızlığı günah işleme özgürlüğü olarak tevil eden arsızlar onlardandır.

Bir kolunuzdaki saate bakın, bir de 700 bin liralık saat takanları düşünün; işte bunlar ve elbise kılıflarında, çikolata kutularında rüşvet alan onlardandır.

17-25 Aralık’ta ele geçen soygun paralarını, paralel polisler koydu diyerek hayasızca iftira atan, sonra da faiziyle birlikte geri alınca ses çıkarmayan haramzadeler onlar arasındadır.

Onların gücü ve güvencesi saraydadır.

Onların sevk ve idaresi sarayda oturmaktadır.

Biliyorum, sizler su, elektrik, mutfak, ulaşım, eğitim ve ısınma faturalarını zar-zor ödüyorsunuz.

Biliniz ki, aylık elektrik faturası 700 bin lirayı aşan, ısınma bedeli ise 10 milyon lirayı bulan bir sarayın maliyetini de sizler karşılıyorsunuz.

Sizler kıt kanaat geçiniyorsunuz.

Din diyen, Kur’an-ı meydanlarda sallayan, diyanet sömürüsü yapan, ne var ki Allah’tan da korkmayan müsrifler, münafık niyetler saraylarda lüks ve şatafat içinde yüzmektedir.

Kayserili kardeşim; bu hak mıdır, bu adalet midir, bu insanlık mıdır?

Sizler gideceğiniz yere ya yürüyerek, ya da toplu taşıma araçlarıyla ulaşıyorsunuz.

Şu acınası hale bakınız ki, maliyeti 410 milyon lira olan ve tamamen sizin cebinizden çıkan paralarla karşılanan uçan saray birilerine dünya turu attırmaktadır.

Aç kalan sizsiniz, açıkta kalan sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz, ihtiyaç sahibi sizlersiniz.

Buna karşılık doyan bellidir, yiyen bellidir, dolaşan, dolandıran, milli iradeyi dolmuşa bindiren, servetine servet ekleyen de bellidir.

Kayseri’de sanayi zordadır, esnaf perişandır, tarım açmazdadır.

Pınarbaşı, Sarız ve Akkışla olmak üzere pek çok ilçemizde göç patlaması yaşanmıştır.

Çaresiz kalan çiftçilerimiz yavrularının nafakasını Kayseri’de aramakta, ancak bu kez de işsizliğe mahkum olmaktadır.

Kayseri’nin ilçeleri yatırımlardan mahrum bırakılmakta, tabir yerindeyse üvey evlat muamelesi görmektedir.

54 Havaalanı yapmakla övünen AKP, Kayseri’nin hava ulaşımını sürekli göz ardı etmiş, sivil havaalanı ihtiyacını kayda değer bulmamıştır.

Hızlı tren Kayseri’nin talebidir; fakat Yerköy-Kayseri arasına yapılacağı vaat edilen hattın seçim rüşveti olmaktan öte bir anlamı yoktur.

Kayserili esnaf ve sanayicilerimiz borç çıkmazındadır.

Karşılıksız çek ve protesto edilmiş senetlerde tırmanış vardır.

Geçen yıla kıyasla, bu yılın ilk üç ayında protesto edilen senet tutarı yüzde 66,2 oranında artmıştır.

Kayseri’de 2014 yılında kapanan şirket sayısı 195, bu yılın ilk üç ayında da 57’dir.

Küçük esnafımız kan ağlamaktadır.

Kapalı Çarşı, Yeraltı Çarşısı ve diğer cadde esnafları derin derin iç çekmektedir.

Kayseri’de yanlış şehircilik planlarından dolayı şehir içi trafik kabusa dönmüştür.

Yandaşları kayırma pahasına Kayseri’nin geleceği yok sayılmıştır.

Geçen yıllarda çevre illerimiz için lokomotif işlevi gören Kayseri hızla içe kapanmakta, eski cazibe ve çekimini kaybetmektedir.

Ve Kayseri’nin potansiyeli erimektedir.

Bir dönem ağır sanayinin önemli kavşak noktalarından birisi olan Kayseri, artık yalnızca mobilya ve tekstil sektörlerinde tutunmaya, rekabet etmeye çalışmaktadır.

Bir diğer önemi sorun ise yurt meselesidir.

Kayseri’de 4 üniversite bulunmasına rağmen, evlatlarımız için yeterli sayıda barınma imkânı yoktur.

Ve hepsinden önemlisi gençler arasındaki işsizlik felaket boyuttadır.

Şimdi siz söyleyiniz;

Kayseri’nin bu karamsar tablosunda istikrar var mıdır?

Umut var mıdır? Gelecek var mıdır?

Erdoğan Merkez Bankası’yla kavga etti, döviz çıktı; ne yazık ki ceremesini sizler çektiniz.

Erdoğan paralel bahanesiyle iş aleminde hedef seçtiği ve biat etmeyen şirketlerle didişti, sonucuna sizler katlandınız.

Türkiye’nin ihracat ufkunu kapattı, yalnızlıktan medet umdu, maliyeti sizler karşıladınız.

Erdoğan zenginleşti, Davutoğlu el etek öptü; sizler borçlandınız, geleceğinizi ipotek ettirdiniz.

Bugün Türkiye’de, ne ibret verici bir gerçektir ki;

44 milyon vatandaşımız iki günde bir kap et yemeği yiyememektedir.

26 milyon insanımız kendine yeni bir elbise almaktan uzaktır.

58 milyon insanımız evinde mobilyasını değiştirmekten acizdir.

42 milyon insanımız borçlarını ödemekte zorlanmaktadır.

2014 yılında, 2002’ye göre; kırmızı etin fiyatı yüzde 700, tavuğun fiyatı yüzde 161, ekmeğin fiyatı yüzde 400, çayın fiyatı yüzde 238, yumurtanın fiyatı yüzde 200 zamlanmıştır.

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2002 yılında 380 lira iken, bugün bin 287 liraya çıkmıştır.

Kişi başına düşen gelir yıllardır yerinde saymakta, hatta artan dövizden dolayı düşmektedir.

Dış borç 2002’ye göre yüzde 206 oranında artmıştır.

İthalat 250 milyar dolar sınırına dayanmıştır.

Türkiye dünyada enflasyonu en yüksek ilk sekiz ülkeden birisidir.

İşsizlik felaket sınırındadır, gerçekte yüzde 20’ye adım adım yaklaşmaktadır.

Ekilebilen tarım alanları her yıl daralmıştır.

Çiftçilerimizin takipteki kredi miktarı 1 milyon 365 milyon lirayı aşmıştır.

Vatandaşlarımızın bankalara borcu 2002 yılında 6,6 milyar iken şimdilerde 357 milyar liraya ulaşmıştır.

2002’ye göre bugün;

Tüketici kredileri 127 kat, kredi kartı borcu 17 kat, takipteki tüketici kredisi 137 kat, takipteki kredi kartı borcu 25 kat çoğalmıştır.

Kredi kartını ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı 12 yılda 618 bin sınırını geçmiştir.

949 lirayla geçinen asgari ücretli kardeşlerimizin, bu yılın Ocak ayından Nisan ayına kadar dolardaki artıştan dolayı gelirlerindeki azalma 142 lirayı bulmuştur.

10 milyon 875 bin 380 emeklimiz aç, yoksul ve ümitsizdir.

İcra dosyaları 2002’ye göre yaklaşık 4 kat yükselmiştir.

12 yılda 271 bin esnafımız işinden olmuştur.

2014 yılsonunda yardıma muhtaç insan sayımız 30 milyon 500 bine dayanmıştır.

Özetle Türkiye’nin tablosu budur.

Bu gerçekler karşısında hangi vicdan sahibi AKP hükümetine başarılı diyecektir?

Hangi vatan evladı geliştik, kalkındık, büyüdük masallarına inanacaktır?

Sizler inanıyor musunuz? (Hayır)

Sizler sosyal ve ekonomik hezimeti normal görüyor musunuz? (Hayır)

Erdoğan’a sorarsınız, bunlar fasa fisodur, fuzuli şikâyetlerdir. Veya dış güçlerin oyunu, ekonomik operasyon, paralelcilerin yeni bir kumpasıdır.

Erdoğan’a bakarsanız, mesele başkanlık sistemidir, tüm meseleler, tüm sorunlar başkanlık sistemi gelince birden bire çözülecektir.

Bu zihniyete göre, bugüne kadar parlamenter sistem hep engel çıkarmış, hep ayak bağı olmuş, hızlı karar almayı kösteklemiştir.

Davutoğlu şimdi çıkmış, “Anayasal çoğunluğu sağlarsak tereddüt etmem, başkanlık için koltuğu bırakırım” demektedir.

Bu söz bir defa AKP’nin varlığına, siyasetin doğasına hakarettir.

Bu söz bir defa millete nankörlük, demokrasiye ihanettir.

İlk kez uçak yaptık diyerek Kayseri’de kurulan ilk uçak fabrikasını bile duymayan ümmi yuvası Davutoğlu’nun balonu 17-25 çuvaldızıyla patlamıştır.

Başbakanlık koltuğundan madem kalkacak idiysen, niçin meydan meydan gezip de milletimizin zamanını çalıyorsun?

Ne hakla umutlarla oynuyor, sabahtan akşama MHP’ye iftiralar atıyorsun?

Davutoğlu, şunu kesinlikle kabul et ki; hem kendini yaktın, hem senden beklentisi olanları yıktın.

Omurgalı davranmak varken, gittin 17-25 Erdoğan’ın paryası oldun.

Sayın Davutoğlu Başbakanlığı esasen bırakmana gerek yok, kaldı ki sahip olmadığın, olamayacağın ve hak etmediğin koltukta zaten oturmuyordun, zaten bulunmuyordun.

Sen mevsimlik Başbakansın.

Sen taşeron Başbakansın.

Sen tembihlenmiş, terbiye edilmiş, süklüm püklüm bir Başbakansın.

Sen selin getirdiği bir Başbakansın.

Çok yakından tamamen gideceksin, yerinde yel bile esmeyecektir.

Ve sen emanetçi bile değilsin.

Dahası sen Başbakanlıkta rehin tutulan, elleri kelepçeli, vicdanı hacizli, iradesi prangalı bir saray sömürgesisin.

Kayserili ne yemiş, ne içmiş, nasıl geçinmiş, ne Erdoğan’ın ne de Davutoğlu’nun umurunda değildir.

Şimdi, AKP’ye oy veren kardeşlerim Allah için söylesin, Allah için itiraf etsin; bu zulüm düzenine, bu karanlık serüvene nereye kadar destek vereceklerdir?

Yetmedi mi hırsızlıklar, yetmedi mi kötü yönetim anlayışı, yetmedi mi yolsuzluklar, yetmedi mi ihanet ve melanetler?

Bu kara kış, bu kâbus gece, bu fukaralık depremi, bu gelir dağılımı adaletsizliği nereye kadar hazmedilecektir?

Haram sultası sürsün deniliyorsa, AKP doğru adrestir. Buyurun devam edin.

İhanet kervanı ilerlesin deniliyorsa, AKP makul bir seçenektir. Durmayın devam edin.

Türkiye federasyona gerilesin, İmralı canisi ev hapsine çıksın, PKK’lılar affedilsin, Türk milleti kardeş kavgası yaşasın isteniyorsa AKP ve başkanlık sistemi bulunmaz Hint kumaşıdır. Onlar konuşur, AKP yapar demeyi sürdürün.

Türklük ağır bir ameliyata alınsın, millet çıkamayacağı komaya sokulsun diyorsanız, AKP işinin ustasıdır, Davutoğlu ve Erdoğan ehildir; sizlere kolay gelsin.

AKP’nin sırdaşı, karındaşı, ikizi ve aslında kanlı bir sureti olan PKK-HDP Türkiye’yi harabeye çevirsin noktasındaysanız, AKP aranılan çaredir, bundan iyisi Şam’da kayısıdır.

Aziz Kayserililer,

AKP’nin Türk milletine de, Kayseri’ye de vereceği bir şey kalmamış, bu iktidar tamamen tükenmiş, duman olmuştur.

AKP aldatmasının arkasında açlık vardır, yoksulluk vardır ve yolsuzluk vardır.

Geliştik nutuklarının arkasında işsizlik vardır, kayırma vardır, yağma vardır.

Bayrak istismarının ardında, onursuz dış politika, korkak ve teslimiyetçi zihniyet vardır.

Ve bu zilletten milletimizi kurtaracak yegane güç Milliyetçi hareket partisidir.

Milliyetçi Hareket partisinin tek başına iktidarı Türkiye’yi kurtaracaktır.

Buradan Başbakan ve yandaşlarına sesleniyorum:

Artık sonunuz geldi.

Yaptıklarınız bedelini ödeyeceksiniz.

Kaygınız bundan, korkunuz bundandır.

Milli hesaplaşmadan kaçamayacak, kurtulamayacaksınız.

Mağdur yaptıklarınız, çaresiz bıraktıklarınız, umutsuz kıldıklarınız 16 gün sonra hesap sormak üzere geliyor.

Milliyetçi Hareket mazlumun, işsizin, yoksulun, şehidin hesabını sormak için 7 Haziran’ı bekliyor.

Soruyorum sizlere;

AKP İktidarının teslimiyetçi ve gayri milli politikalarına sandıkta dur diyecek misiniz? (Evet)

Milli kıymetlerimize, milli ve manevi değerlerimize yönelik saldırılara sandıkta cevap verecek misiniz? (Evet)

İnançlarımızı istismar edenlere, başkanlık için ruhunu satanlara ve sizi yok sayanlara demokratik tepkinizi verecek misiniz? (Evet)

Mutlu, huzurlu ve onurlu bir Türkiye kurmak için Milliyetçi Hareketi tercih edecek misiniz? (Evet)

AKP İktidarını geri gelmemek üzere sandıkta tasfiye edecek misiniz? (Evet)

7 Haziran günü mührünüzü üç hilale vuracak mısınız? (Evet)

O halde bizimle yürü Kayseri, bizimle yürü Türkiye.

Allah hepinizden razı olsun, işte Kayseri budur, işte milli tavır böyledir, işte asil duruş bu olacaktır.

Kayserili Vatandaşlarım,

Değerli Dava arkadaşlarım,

Seçim Beyannamemizi Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek adıyla 3 Mayıs günü açıkladık.

Beş ana projemizle milletimizin tüm sıkıntılarını çözmek için yola koyulduk.

Yoksullukla savaşacağız, yolsuzlukla ve terörle mücadele edeceğiz.

Devlet ve yönetim reformuyla çürümenin önüne geçeceğiz.

Ahlak ve kalitenin tesisiyle çöküşü engelleyeceğiz.

Üreten Ekonomi Programımızla sanayinin, işadamlarımızın, aç ve açıkta kalan milyonlarca masum vatandaşımızın sorunlarını gidereceğiz.

Ekonomi büyüyecek, insanımız refah ve zenginliğe ulaşacaktır.

Türkiye, MHP iktidarıyla, milli varlığına, tarihi misyonuna sahip çıkarak bugün içinde bulunduğu ataletten kurtulacaktır.

Ülkemizi 2023’de bölgesel güç ve küresel aktör, 2053’te de küresel güç mertebesine çıkaracağız.

Kaynaklarını hesaplayarak açıkladığımız plan ve projelerimiz bir yönüyle iktidar programıdır.

Hedeflediğimiz toplumsal onarım döneminin ilk etabında emeklilerimize; Mart ayında 1400 ve Eylül ayında 1400 lira olmak üzere yılda toplam 2800 lira Emekli Destek Ödeneği vereceğiz. Ve bunda kararlıyız.

Ayrıca emeklilerimizin banka promosyonu alabilmeleri için, esnaflarımızın emekli aylıklarından kesilen sosyal güvenlik destek priminin kaldırılması için ne gerekiyorsa yapacağız.

Emekli aylıkları arasındaki eşitsizliği gidereceğiz, emekli aylığı hesabındaki refah payını yükselteceğiz.

Kamu çalışanlarımızın çeşitli isimler altında ödenen tüm ek ödeneklerini emekli aylığına yansıtacağız.

Emeklilikte yaşa ve prim gün sayısına takılan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini çözeceğiz.

Çiftçilerimiz feryat etmektedir. Tarımda sorun büyüktür. Girdi maliyetleri dayanılmaz seviyelerdedir.

Bu nedenle Hızır gibi yetişerek; mazotta, gübrede, ilaçta, tohumda, yemde, fidede, ÖTV ve KDV’yi tamamen kaldıracağız, çiftçilerimizin belini büken mazotu 1 lira 75 kuruşa indireceğiz.

Tarımı canlandırmak, çiftçimizi, hayvan üreticimizi borçtan dertten kurtarmak için bizimle yürüyecek misiniz?

Canlı hayvan kaçakçılığını önlemek, et ve sütte garanti fiyat uygulamak için tedbir alacağız.

Asgari ücretle geçinen kardeşlerimin ne denli yoksul ve vahim durumda olduğunu yakından takip ediyorum.

Buna son vermek zorundayız.

Erdoğan karşı çıksa da, Davutoğlu itiraz etse de, Maliye Bakanı bütçe dengelerini hatırlatsa da, Suriyeli sığınmacılara 5 milyar dolar civarında haracama yapanlara asgari ücretlilerimizi ezdirmeyeceğiz.

Ve asgari ücreti net 1400 liraya çıkaracağız. Hayırlı olsun.

Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden ucuz siyaset yapan müflis ve maneviyat tüccarlarının yapamadığını yapacağız ve imamsız, müezzinsiz cami bırakmayacağız.

Cemevi gerçeğini siyasi kaygılardan uzak bir şekilde kabul edecek ve devlet yardımının önünü açacağız.

Köy ve mahalle muhtar maaşlarının en az asgari ücret kadar yükselmesi, yani en az 1400 lira olması için gereğini yapacağız.

Esnaf ve sanatkârlarımız yeni işyeri açtılarsa, onları beş yıl süreyle gelir vergisinden muaf tutacağız.

İlave olarak, kendi nam ve hesaplarına ödedikleri sigorta primlerinin yarısı beş yıl süreyle devlet tarafından karşılanacaktır.

Şoför esnafımızın aldığı yeni ticari araçtan 10 yıl kullanmak kaydıyla KDV ve ÖTV almayacağız. Kutlu olsun.

Esnaf, Bağ-Kur emeklilerimizin aylıklarını iyileştireceğiz. Gerçek manada intibak düzenlemesi yapacağız. Herkesin gözü aydın olsun.

Bizimle yürümeye söz veriyor musunuz?

İşsiz kardeşlerim üzülmeyin, Üreten Ekonomi Programımızla her yıl 700 bin insanımıza iş sağlayacağız, sorunlarınızı bitireceğiz.

Bugüne kadar kim, hangi ad altında, hangi tutar ve miktarda yardım alırsa alsın, anasının ak sütü gibi helali olan sosyal yardım ve desteklerden kesinlikle mahrum bırakılmayacaktır.

Ve de bu yardımları refah artışı kapsamında yükseltip yüzleri güldüreceğiz.

Muhtaç durumda olan ailelerimizin en az bir ferdine iş vereceğiz. Uğurlu olsun.

İş sağlanana kadar, asgari ücretin yarısı kadar, yani 700 lira “Aile Desteği” adı altında ödeme yapacağız.

65 yaşını doldurmuş kardeşlerim, rahat olun, size ödenen aylığı 300 liraya çıkaracağız.

Yaşlısına bakmakla yükümlü ailelerimize sosyal bakım yardımını helalinden vereceğiz.

Kamuya ait atıl arazileri yoksullarımıza tahsis etmekle kalmayacak, istihdam oluşturmak amacıyla, büyük ya da küçükbaş hayvanları bedelsiz dağıtacağız.

Evi olmayan muhtaç ailelerimize sosyal konut sağlayacağız. Veya 250 lira kira yardımı yapacağız.

İlköğretime ve ortaöğretime devam eden evlatlarımızın annelerine muhtaçlık durumlarını dikkate alarak en az 50 lira vereceğiz.

Aylık 200 kilowatsaatin altında elektrik tüketen ve ödeme gücü olmayan vatandaşlarımıza yüzde 75 indirim yapacağız. Hayırlı olmasını diliyorum.

Muhtaç durumdaki ailelere aylık temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri Hilalkart uygulamasına geçeceğiz. Güle güle harcayınız.

Gelecek nesillerimizin teminatı öğretmenlerimizin 3600 ek göstergeden yararlanmalarının önünü açacağız. Atanamayan öğretmen bırakmayacağız.

Yuva kuracak gençlerimize 10 bin lira tutarında, iki yıl vadeli, faizsiz kredi imkânı sağlayacağız.

Devletin asli ve sürekli hizmetlerinde çalıştırılan taşeron işçilere kadro vereceğiz.

Kamuda sözleşmeli, geçici, 4/B’li, 4/C’li, vekil ve benzeri şekilde istihdam edilenlerin alayını kadrolu yapacağız.

Ve şüphesiz bölücülüğün ve terörün kökünü kazıyacağız.

Temiz siyaset, dürüst yönetim için Bizimle Yürü Kayseri.

Dik baş, tok karın, mutlu yarın için Bizimle Yürü Kayseri.

7 Haziran’da MHP’ye oy verecek misiniz? (Evet)

7 Haziran’da vatana, millete ve geleceğinize sahip çıkacak mısınız? (Evet)

Bu evetler sayesinde, Genel Seçimler, büyük milletimizi tıpkı asırlar öncesinde olduğu gibi lider ülke Türkiye ülküsüne götürecek yolun başlangıcı olacaktır.

Sizleri bir kez daha sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Yolunuz, bahtınız, alnınız açık olsun diyorum.

Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun.

Bizimle Yürü Kayseri.

Bizimle Yürü Türkiye.

Ne mutlu Türküm Diyene.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211