MHP'li Büyükataman: Hiçbir şey bitmiş değildir...
İsmet Büyükataman yaptığı açıklamada; 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan 26. Dönem Milletvekilliği seçimleri ve sonuçları ile ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulunmak üzere partinin temsil makamında olan ülküdaşlarıyla genişletilmiş il divan toplantısında bir araya geldiklerini belirtti.

Büyükataman'ın basın açıklaması şöyle:

TÜRK MİLLETİ YASLIDIR

Türkiye adeta nefes almakta zorlanmaktadır. Demokrasi tökezlerken, millî irade kundaklanmaktadır. Bölücü terör örgütünün hain ve alçak eylemleri ülkemizi kana bulamaktadır. Türk milleti yaslıdır ve şehitlerine ağlamaktadır. Anaların yüreği evlat acısıyla kavrulmaktadır. Al bayrağa sarılı şehit tabutları her gün omuzlarda son yolculuklarına uğurlanmaktadır. PKK’lı alçaklar AKP’nin yardım ve yataklığıyla Türkiye’nin her yerine mevzilenmiş, hayatın her alanına nüfuz etmişlerdir.

VATAN TAPUSU BÖLÜCÜLERE VE BOP'A İPOTEK ETTİRİLMİŞTİR

Hukuk, demokrasi, özgürlük, güvenlik algısı ve kabulleri AKP’yle birlikte yerle bir olmuştur. İhtiraslarından gözleri kararmış olanlar iyice şımarmışlar ve zıvanadan çıkmışlardır. Tırmanan huzursuzluk sarmalı, yükselen şaibe dalgası, sürekli ivme kazanan şahsi iktidar mücadelesi ve komşu coğrafyalara doğru artan tahrik kampanyası ortalığı sislendirmiş ve kayganlaştırmıştır. AKP, iktidar direksiyonunda önüne bakmaktan ziyade, aklı patlayan lastiğine takılmış; geçiş güzergâhındaki tümsekleri, kasisleri fark edemeyecek bir ufuksuzluğun içine hapsolmuştur. Bu iktidar başaramamış, sorunların üstesinden gelememiştir. Bu iktidar Türk milletinin bin yıllık vatan tapusunu bölücülere ve BOP’a ipotek ettirmiştir. Milli güvenliğimiz ağır ve sistemli bir suikastla karşı karşıyadır. Dar kafalıların, hamiyetsiz zihniyetlerin ve eşkıyayı hükümdar etmek isteyen memleket çıbanlarının kol gezdiği ve sürekli ilerlediği görülmektedir.

Bizler, Milliyetçi Hareket Partililer, milletimizle el ele vererek yüksek bir enerjiyle “Büyük ve Güçlü Türkiye” ülkümüze doğru hızlı ve güçlü bir atılım yapma azmindeyken ülkemizin içine sürüklenmek istediği durum kaygı uyandıracak bir seviyeye ulaşmıştır. Üzülerek belirtmeliyim ki, süslü söylemler üretmekle yetinip dirayetli politikalar ortaya koymaktan aciz kalan bir siyasi iktidarın yanlış ve muhteris icraatları neticesinde, siyasi karmaşa ve kriz hâlinin gün be gün derinleştiği bir süreçten geçiyoruz.

DİLİN AYARI KAÇMIŞ...

1 Kasım’da yapılan 26.Dönem Milletvekilliği Genel Seçiminin üzerinden iki aya yakın bir süre geçmiştir.

Başbakan, AKP’li yöneticiler ve havuz medyası ağız birliği etmiş gibi; 1 Kasım’dan sonra huzurun geleceğini, siyasi belirsizliğin biteceğini söylüyorlardı. İstikrar ve güvenin yerleşeceğini iddia ediyorlardı. Dilinin ayarı kaçmış bazı AKP’liler ise şehitlerin gelmeyeceğini ileri sürüyorlardı. Maalesef hazin ve vahim sonuç ortadadır. 20 Temmuz’dan bu tarafa kabaran bilanço ise korkunç boyutlara ulaşmıştır.

HERGÜN ANALAR AĞLIYOR

İlçe merkezleri teröristler tarafından kuşatılmakta, saatler süren çatışmalar yaşanmakta, emniyet mensuplarımızın lojmanlarına roketler atılmaktadır. Her gün şehit haberleri gelmeye devam etmektedir. Her gün analar ağlamakta, şehit yakınları feryat etmekte, milletimiz acısını yüreğine gömmektedir. Güneydoğu’da devlet egemenliği teröristlere havale edilmektedir.

1 Kasımla beraber milletin reformdan ve güvenlikten yana güçlü bir tavır koyduğunu söyleyenler dilinizi yutmadıysanız açık açık konuşunuz: Dökülen şehit kanlarının vebali kimlerin omuzlarındadır? Küçücük yaşta babasız kalan yavruların sorumluluğunu kimler, nasıl üstlenecektir? PKK’nın hain saldırılarının arkasında, AKP ile pazarlık masasında HDP’nin elini güçlendirme planı vardır.

1 Kasım’dan sonra yeni anayasa ve başkanlık sisteminin gündemin zirvesine oturması boşuna değildir. HDP’nin, başkanlık sistemi dâhil tüm modeller tartışılabilir demesi tesadüfi görülmemelidir. Ve pazarlıklar kızışmaktadır.

AKP'NİN AMACI KARANLIKTIR

AKP’nin başkanlık sistemini kapsayan yeni anayasa hazırlığı içinde olduğu, al ver sürecinin devreye alındığı anlaşılmaktadır. Dememiz odur ki, oyun içinde oyun vardır. Türk milleti 1 Kasım’da sandıktan başkanlık veya yeni anayasa mesajı vermediği halde, böyleymiş gibi propaganda yapan AKP’nin amacı karanlıktır. Seçimin hemen ardından Türk tipi başkanlık modelinin dillendirilmesi, Meksika modelinin hatırlatılması, ne idüğü belirsiz Cumhurbaşkanı sözcüsünün üstüne vazifeymiş gibi referandumdan bahsetmesi milli iradenin saptırılması, Erdoğan’ın parlatılma teşebbüsüdür.

BALIKESİR DEMEK MİLLİ MÜCADELE DEMEKTİR

Bu şehrimiz Karesi Beyliği’nden Cumhuriyet’e kadar geçen uzun asırlar içerisinde hiçbir zaman yanlışın ve yıkımın içinde olmamıştır.

Umur Bey, Kaya Bey, Zağnos Paşa gibi devlet adamlarının yanı sıra, Şeyh Lütfullah, Hasan Baba, Paşa Sultan gibi manevi hayatımızın muhterem isimleri Balıkesir’in bağrından yetişmiştir.

İlim ve irfan sahibi Mehmet Birgivi, Ali Şuuri Efendi ve Hasan Basri Çantay Balıkesir’in milletimize kazandırdığı alim ve arif isimler arasında yer almıştır.

Balıkesir demek milli mücadele demektir. Balıkesir demek işgal, istila ve ilhaka hayır demektir. Balıkesir demek, mütareke yıllarında Alaca Mescit’te toplanıp da kurtuluştan başka çare olmadığını haykıran kahramanlık demektir. Balıkesir demek, vatanımızın en karanlık döneminde cesaretiyle ileri atılan Leblebici Raşit demektir. Ve Balıkesir demek sırtına adeta Türk vatanını, Türk tarihini alan Seyit Onbaşı demektir. Balıkesir’den “devletleşen belde” diye bahsedilmesi temelsiz değildir.

Devrin otorite boşluğu, yönetici elitin yabancılara boyun eğmesi, acizlerin manda ve himayeyi savunmaları, pek tabii topraklarımızın kirletilmesi buradan şiddetle reddedilmiştir. Balıkesir’den dumanı tüten milli mücadele ruhu; korkmamış, tavsamamış, pes etmemiş, geri çekilmemiş ve asla da vazgeçmemiştir.

GÖZÜMÜZÜ DÖRT AÇALIM

Bizim her fırsatta dile getirdiğimiz “millet ebed müddet, devlet ebed müddet” çağrı ve beyanımız kişilerle kaim olmayan tarihi bir derinlik ihtiva etmektedir. Bazı dönemleri hariç tutarsak, Türk milleti hiçbir zaman fani heveslerin, mefkûre yoksunu cüce heyecanların oyuncağı olmamıştır.

Bu toprakları vatan yapan asaletin çıkar hesabı yapmadan, kendi derdine düşmeden geleceği düşlediği, gelecek nesilleri, gelecekteki torunları için yokluklara göğüs gerdiği bildiğimiz gerçekler arasındadır. Gözümüzü dört açalım; Türk milleti, ruh köküne düşman iç ve dış odaklar karşısında işgal günlerinden daha tehlikeli bir duruma düşmüştür.

Milletimizin ve devletimizin, içine düşürüldüğü bu zilletten kurtarılması milliyetçi-ülkücü kadrolarla mümkün olacaktır. Türk Milliyetçileri Türkiye’nin bölünmesine, ortak değerlerimizin yok edilmesine, Türk milletinin bir kaos ortamına ve kardeş kavgasına sürüklenmesine hiçbir şart altında izin vermeyecektir. Misak-ı Millî sınırları içinde üniter yapıda millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesi teşebbüslerine, bedeli ne olursa olsun sonuna kadar karşı çıkacaktır.

Bugüne kadar, Allah’a şükürler olsun ki teslim alınamayan tek kale surlarında Üç Hilal’in dalgalandığı millet kudreti olmuştur. İçinde AKP’nin de bulunduğu malum çevreler, yıkıma bizi ikna edememişler, sözde çözüm arayışına ortak yapamamışlardır. Ne yaptılarsa bizimle Türk milletinin bölünmesini dahi konuşamamışlardır.


Ne tezgâh kurdularsa, hangi oyunları sahneledilerse başaramamışlar, 46 yıllık şerefli tarihimizden, bir asrı aşan fikri çizgimizden ve bin yıllık beraberliğe duyduğumuz bağlılıktan bizi ayıramamışlardır. Devletin içine yuvalanmış AKP yönlendirmeli unsurlar, küresel istihbarat uydusu konumundaki reziller, medyada köşe tutmuş bizce malum bazı isimler, küresel alana eklemlenmiş oluşumlar el birliği halinde üzerimize gelmişlerse de hamd olsun sonuç alamamışlardır.

Hatta kurgulanan oyunun içinde MHP’yi ele geçirip, bu mümkün değilse bitirip, milliyetçiliği iyice etkisizleştirmek amacıyla “yeni bir MHP davası” dahi açmak için hazırlık içine girilmiştir.

AHLAKSIZCA PROJELER SERGİLENMİŞTİR

Çünkü MHP oldukça hainler rahat yüzü göremeyecekler, hedeflerine ulaşmaya muvaffak olamayacaklar ve Türk milletini 36 parçaya ayıramayacaklardır. Bunu bildiklerinden itibarımızla oynamaya, siyasi onurumuzu kirletmeye, bizi sıfırlamaya ve bu mümkün değilse tutsak almaya dönük ahlaksızca projeler sahnelenmiştir.
Varlığımızı tehdit olarak gören yıkım ekibi, kabahatlerini sırtımıza yüklemeye çalışmış, ayağımızın taşa takılıp düşmesi için ısrarla önümüze tuzaklar döşemiştir. Bu itibarla bugün yaşadıklarımızı, bugüne kadar Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletin birliği ve milli meselelerdeki kararlı dik duruşunda aramak gerekmektedir.

Siyaset kurgularını MHP’siz bir siyaset, bu mümkün değilse Bahçeli’siz MHP üzerine şekillendiren AKP zihniyeti, ülkemiz üzerindeki bütün tasarruflarını hiçbir engelle karşılaşmadan rahatça yürütmek için planlarını devreye soktular.

Küresel güçlerin talep listelerini gerçekleştirmek,

Milletimizi birbirine yabancılaştıracak senaryoları uygulamak,

Milli meselelerde dış dayatmalara boyun eğmek,

Uluslararası görüşmelerde tahkir ve aşağılamaları sineye çekmek,

Ve kimliğini bulamamış bir iktidarın bozmaya çalıştığı kardeşliğin fitne tohumlarını ekmek, işbaşındaki AKP zihniyetinin en büyük emeli ve heyecanıydı. Bölücülük vadisinde sürekli taraftar toplayan AKP ve güdümlü ortakçıları; sözde ileri demokrasi nakaratı, iyi ve güzel şeyler olacak uyutması, terörist ağırlama törenleri, omurgasız değişim çağrıları, yeni vesayetlere davetiye çıkaran yaklaşımları eşliğinde içinde bulunduğumuz zamana kadar gelmişlerdir. Esasen her şey net olup, bölünmeyle ilgili tüm ihaleler açık zarf usulüyle yapılmış ve müteahhitlerini bulmuştur.

Milliyetçi Hareket Partisi; bağımsızlığımızın son kalesi, bin yıllık kardeşliğimizin köprüsü ve toprak bütünlüğümüzün teminatıdır. Türk milletinin kalp atışıdır. Milliyetçi Hareket varsa henüz tüm yollar kapanmış değildir. Milliyetçi Hareket varsa çareler tükenmiş, çıkışlar tıkanmış değildir. Milliyetçi-ülkücü hareket varsa hiçbir şey bitmiş değildir. Milliyetçi Hareket varsa, umutlar diridir. Milliyetçi Hareket varsa, gelecek aydınlıktır. Vazgeçilmez hazinemiz, vatan ve millet sevgisidir. Tartışmaya açık olmayan kararlığımız Türkiye ve Türk milletinin milli, tarihi, kültürel hak ve çıkarlarıdır. Terk edilmez ilkemiz, “Ne mutlu Türküm diyene” diyebilmektir. Üzerine titrediğimiz hassasiyet ise dünyayı Türkçe okuyabilmektir.

Sözlerime son verirken hepinizi bir kez daha sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağ olun, var olun.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211