MHP'li Durmaz; Türk Milleti 1 Kasım'da Gür Bir Sesle Haykıracaktır

'Emanetçi başbakanın ilk gün yaptığı balkon konuşmasında; ya AKP azınlık hükümeti ya da erken seçim dayatması, esas niyeti ortaya koymuş, başka seçeneklere kapıları kapatmıştır.'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yozgat Milletvekili Sadir DURMAZ, PKK ile pazarlıkların birinci dereceden sorumlusunun Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.

7 Haziran seçimlerinin üzerinden 4 ay bile geçmeden yeni bir seçim çalışması kapsamında sizlerle bir aradayız.

AKP hem sayısal hem de oransal olarak bu seçimin tek kaybedeni olmuştur.

7 Haziran seçimleri; hükümetin baskı, dayatma ve karartmalarına, Devlet görevlilerinin AKP görevlisi gibi çalışmalarına rağmen, Milliyetçi Hareket Partisinin oylarını ve milletvekili sayısını yükseltmesiyle sonuçlandığını ileri süren Sadir Durmaz; 'Yine 7 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı en kesin ve en net sonuç AKP’nin 13 yıldır tek başına sürdürdüğü iktidarını kaybetmesi olmuştur.AKP hem sayısal hem de oransal olarak bu seçimin tek kaybedeni olmuştur. İşte 7 Haziran seçimlerinden yaklaşık 4 ay sonra tekrar seçime gidilmesinin şifresi de bu tabloda gizlidir.Çünkü bu tablo AKP’nin iktidarını kaybetmesi ya da paylaşmak zorunda kalmasıyla sonuçlanacak ve AKP başta 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olayları olmak üzere tüm yolsuzluklarının ve hırsızlıklarının hesabını vermek zorunda kalacaktı.'dedi.

AKP’nin ihanet ve çözülme sürecinde yaptığı kirli pazarlıklar, kurduğu karanlık ilişkiler ve verdiği ahlaksız taahhütlerin bir bir deşifre olacağını ve ilgililerin sokağa çıkamayacak hale geleceğini iddia eden Durmaz;. PKK ile pazarlıkların birinci dereceden sorumlusu olan, Recep Tayyip Erdoğan’ın vesayeti altındaki emanetçi başbakan, bu nedenlerle hükümeti kurmama görevini başarıyla yerine getirmiş ve Türkiye’yi zor bir dönemde yeni bir seçime mecbur bırakmıştır. 7 Haziran sonrası bir koalisyon hükümetinin kurulmamasının azmettiricisi saray, icracısı emanetçi başbakan ve itirafçısı da Bülent Arınç’tır.Bu konuda başka suçlu ve sorumlu aramak AKP’nin ihanet ve hırsızlıklarını maskelemekten başka bir anlam taşımayacaktır.'dedi.

Yandaş basının 8 Haziran günü attığı manşetlere dikkat çeken Sadir Durmaz manşetleri şöyle sıraladı:

- Sabah gazetesi : ‘İktidarsız sandık’
- Takvim gazetesi : ’Seçim var iktidar yok’
- Güneş gazetesi : ’Kâbus geri döndü’
- Yeni şafak : ’Erken seçim’
- Star gazetesi : ’Zor dönem’
- Akit gazetesi : ’Çözüm erken seçim’

Ve CHP ile 30 gün ve 50 saat süren görüşmelerden bir koalisyonun çıkmaması üzerine 14 ağustos günü sahibinin sesi aynı yandaş basının attığı manşetler;

- Sabah gazetesi : ‘Türkiye erken seçime gidiyor’
- Takvim gazetesi : ’Tek yol seçim’
- Güneş gazetesi : ’Malumun ilanı’
- Yeni şafak : ’Tek ihtimal seçim’
- Star gazetesi : ’Haydi seçime ’
- Akit gazetesi : ’Üst aklın oyunu tutmadı ’


Sadir Durmaz: 'Birlikte değerlendirildiğinde, sarayın niyetinin AKP azınlık hükümetiyle seçimleri yenilemek olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki emanetçi başbakanın ilk gün yaptığı balkon konuşmasında; ya AKP azınlık hükümeti ya da erken seçim dayatması, esas niyeti ortaya koymuş, başka seçeneklere kapıları kapatmıştır.'dedi.

CHP ile 30 gün ve 50 saat süren görüşmelerin ardından ’tek ihtimal seçim’ diyen de yine emanetçi başbakan olduğunu ifade ederek; CHP ile görüşmelerden koalisyon çıkmaması sonrasında; Partimizden randevu talep eden emanetçi başbakanın, grup başkanvekillerinin, Randevuyu beklemeden erken seçim kararı için meclisi toplantıya çağırmaları bir suçüstü halidir.Nitekim ipi saraya bağlı bir danışmanın görüşmeden bir gün önce Sayın Genel Başkanımıza yönelik hakaret içeren açıklamaları, sarayın emanetçi başbakana koalisyon kurmaması için son uyarısı olarak değerlendirilmiştir. Tüm bunlardan sonra 17 Ağustos günü Partimize gelen emanetçi başbakanın, yanında daha önceki 6 kişilik heyetten sadece Çalışma Bakanı Faruk Çelik’i getirmesi, koalisyon görüşmesinden çok prosedürü tamamlamak maksatlı bir girişim olmuştur.'

Durmaz; '17 Ağustos günü gerçekleşen randevuda AKP tarafından Sayın Genel Başkanımıza (partimize) sunulan öneriler arasında; bir koalisyon hükümeti kurma teklifi kesinlikle söz konusu olmamıştır.'diyerek, öneri ve cevapları sıraladı.

Öneri 1: AKP azınlık hükümetine destek verir misiniz?
Cevap 1: Milletin vermediğini bizim vermemiz söz konusu olmayacaktır.
Öneri 2: Meclisten bir erken seçim kararı almak istiyoruz buna destek verir misiniz?
Cevap 2: Ülkemiz azgınlaşan terör nedeniyle çok zor günlerden geçmektedir bu nedenle önceliğimiz seçim değil bu belayı defedecek bir koalisyon olmalıdır.
Öneri 3: Anayasa gereği bir seçim hükümeti kurulduğunda bu hükümete üye verir misiniz?
Cevap 3: Türkiye’nin ağırlaşan şartlarını dikkate aldığımızda önceliğin bir koalisyon olması gerekir.
Yine aynı görüşmede AKP’ye ilk tur görüşmelerde ileri sürdüğümüz şartları kabul ettikleri takdirde elimizi değil, gövdemizi de taşın altına koymaya hazır olduğumuz ifade edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisinin;

1-​ Cumhurbaşkanının anayasal sınırlarda kalması,
2-​ 17/25 Aralık dahil her türlü yolsuzluk ve hırsızlığın üzerine gidilmesi,
3-​ Anayasanın ilk dört maddesinin korunacağına dair güçlü bir iradenin beyan edilmesi,
4-​ Çözüm sürecinin kesin olarak bitirilmesi gibi,

Durmaz; "Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını güvence altına almayı amaçlayan şartları AKP tarafından kabul edilmemiştir." dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz basın açıklamasını şöyle sürdürdü:

Sayın Genel Başkanımız görüşmelere en hazırlıklı gelen partinin Milliyetçi Hareket Partisi olduğunun altını çizerek, “şartlarımızı kabul etmiş olsaydınız şu gördüğünüz dosyaları size takdim edecektim” diyerek; Koalisyon Protokolü, Hükümet Programı, Bakanlıkların dağılımı ve çözüm sürecinde atılan yanlış adımlarında içerisinde yer aldığı dosyaları muhataplarına göstermiş ve kararlığımızı vurgulamıştır.

Buna karşın emanetçi Başbakan “Sayın Cumhurbaşkanının konumunu koalisyon tartışmalarının konusu yapmayız, 17-25 Aralık yolsuzluk konusu da paralel yapının hükümetimize karşı gerçekleştirdiği bir darbe teşebbüsüdür” diyerek kapıları kapatmıştır.

1 Kasımda gür bir sesle haykıracaktır

Dolmabahçe Sarayında Türk bayrağının önünde adeta başka bir ülkenin temsilcilerini kabul ediyormuşçasına; sırıtarak, sırnaşarak içerisinde özyönetim ve özerklik gibi maddelerin yer aldığı PKK’nın 10 maddelik şartlarını kabul edenler Milliyetçi Hareket Partisinin bekamızın teminatı olan 4 ilkesini kabul etmemişlerdir.

Koalisyon görüşmelerinde AKP’nin önceliği Türkiye ve Türk Milletinin bekası değil saraydaki adamın sırları, korkuları ve ihtirası olmuştur. Her fırsatta Dünyanın 5’ten büyük olduğunu söyleyen saraydaki adama hatırlatmak isteriz ki  “Türkiye’de 1 den büyüktür” ve Büyük Türk Milleti senin sırlarına, korkularına ve ihtirasına mahkûm ve mecbur olmadığını 1 Kasımda gür bir sesle haykıracaktır.

2009 yılından buyana yaptığımız tüm ikaz ve haklı tespitlerimizi dikkate alamayan AKP göz göre göre Türkiye Cumhuriyetini bir kardeş kavgasının, bir iç çatışmanın eşiğine getirmiş ve beka sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır.

Oslo ile başlayan İmralı ve kandil ile mutlu, mesut bir şekilde devam eden övgüler, İmralı Canisini kutsama boyutuna varan açıklamalar, AKP’nin tek başına iktidarını kaybetmesiyle, yerini karşılıklı suçlamalara ve terörün hortladığı kaotik bir ortama bırakmıştır. AKP’nin süreç ortağı PKK aziz milletimize kanlı namlusunu doğrultarak gün be gün evlatlarımızı şehit etmektedir.

Çözüm süreciyle terörün biteceğini, barışın geleceğini, silahların susacağını, kanın duracağını söyleyen yalancılar bugünlerde yüzünü saklamaktadır.

Analar ağlamasın propagandasından ne mutlu şehit analarına sözüyle dümen kıran utanmazların ipliği pazara çıkmıştır.
Yıllarca verilen tavizler PKK’ya cesaret aşılamıştır.

Kanlı terör örgütü AKP’yle bir olup Türkiye’yi masaya yatırmıştır.

Bugünkü terör cinnetinin arka planında Erdoğan’ın mimarı olduğu süreç ihaneti, bölücülüğe şaşkın, gayri milli ve sorunlu yaklaşımı vardır. Maalesef AKP, PKK’ya cephanelik vermiş, militan devşirilmesini sessizce izlemiş, cinayetlerin tahkimi için siper kazmıştır. Hatta AKP, PKK’yı iktidara taşımış, bakanlık koltuğu bile verecek kadar ardan, namustan ve milli vakardan uzaklaşmıştır.

PKK yol kesmiş, AKP çözüm demiştir.

PKK haraç toplamış, insan kaçırmış, şehirlere inmiş; AKP dağlardan çiçek böcek toplayacağız hayaliyle milleti avutmuştur.
PKK, Doğu ve Güneydoğu’yu silahlarla doldurmuş, dağa taşa bomba döşemiş, Erdoğan valilere operasyon yapmayın emri vermiştir.Terör örgütü PKK devletin egemenlik haklarına saldırırken buna göz yuman, alttan alan, sakın karşılık vermeyin diye talimatlar yağdıran işbirlikçilerin adı, sanı, mevki, makamı ne olursa olsun; bunlar topluca vatana ihanetten mutlaka yargılanacaklardır. 7 Haziran sonrası terör olaylarının niçin arttığı henüz cevabını bulamamış bir sorudur.

Suruç’taki katliamı soran ve soruşturan görülmemektedir.

Gizli bir el, derin bir nefes Suruç’un konuşulmasına adeta sansür koymuştur.

Koalisyon kurulma süreciyle terör saldırıları arasında nasıl bir bağ ve bağlantının varlığı yorum ve izaha muhtaç bir konudur.
AKP ile PKK’nın kan üzerinden pazarlığa tutuşmasıyla terörün tırmandırıldığı, böylece Türkiye’nin bir istikrarsızlık çemberine alınmak istendiği kuşkusu bizde çok güçlüdür.

Erdoğan’ın 400 vekil olsaydı terör olmazdı sözü esasen gizli bir itirafname gibidir.

Buradan çıkardığımız sonuç şudur: AKP 7 Haziran’da 400 vekil kazansaydı PKK saldırmayacak, ülkede huzur havası hakim olacaktı.
Erdoğan 17-25 Aralık’tan dolayı yakayı ele vereceğinden korktukça şuurunu kaybetmiş, terörün önündeki bariyer ve duvarları birer birer kaldırmıştır.

MHP her sözünde haklı çıkmıştır.

Dayatılmaya çalışılan, açılım denen yıkımın devlet ve millet yapımız için tehdit olduğunu, aktörlerinin gaflet ve ihanet içinde bulunduklarını söyledik, haklı çıktık.Çözüm süreci PKK ile pazarlıktır; pazarlıkla terör durmaz, teröristlerin silahları alınmadan, bunları teslim olmaya zorlamadan bu iş kendiliğinden yalvararak veya bekleyerek çözülmez dedik, haklı çıktık.Kılavuzu İmralı canisi, taşeronu Erdoğan ve şahitleri AKP-HDP olan PKK patentli bölünme projesinin Türkiye'nin hayrına olmayacağını söyledik, haklı çıktık.

Çözüm çözülmedir, İmralı’daki caniyi Kürt kökenli kardeşlerimizin lideri yapmayın, terörle Kürt kardeşlerimizi ilişkilendirmeyin, felaket olur dedik, haklı çıktık. PKK alan hakimiyeti kuruyor, bebek katilinin mektuplarını okutmayın, PYD ve PKK’yla görüşmeleri bırakın, sonra terörün önüne geçemezsiniz dedik, haklı çıktık.

Hak için, halk için haklı çıktıysak, iktidar hakkımızı da aziz milletimizden istiyoruz.

Partimiz, 1 Kasım 2015’te yapılacak olan 26.Dönem Milletvekili Genel Seçim’ini ikinci bir kurtuluş mücadelesi olarak görmektedir. Yarım asıra yaklaşan tecrübenin öncülüğünde, millet ve ülke sevdasıyla mücadelesini hevesle sürdüren Milliyetçi Hareket Partisi'nin iktidar olma, Türkiye'yi refaha, dirliğe ve istikrara kavuşturma vakti tam olarak gelmiştir. Bu anlayıştan hareketle, Yozgat'ımızın sahip olduğu imkân ve potansiyelin sektörel haritası çıkartılacak, Anadolu'nun merkezinde tarım ve hayvancılık sektörünün ağırlıkta olduğu Yozgat, Tarım ve Hayvancılığın Başkenti olacak.

Yozgat'ın gelişmiş illere yakınlığının dezavantajını avantaja çevirecek, Yozgat’ın bu illerin, bitkisel ve hayvansal tüketim ihtiyaçlarını karşılayacak üretim merkezi haline getirilmesini sağlayacağız. Artan üretime paralel, doğacak istihdam ihtiyacı sayesinde tersine göçü başlatacağız.

Tarıma Dayalı İhtisas Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi mutlaka Yozgat'a da kurulacak.Merkezi Yozgat'ta olmak üzere Orta Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (ONAP) kurulacak üretim ve istihdam sağlanacak, bölge insanı yoksulluktan kurtarılacak ve büyükşehirlere göçün de önüne geçilecek.Yoğun göçün en büyük nedeni olan istihdam ve işsizlik sorunu giderek derinleşen Yozgat'ın, yatırım ve teşvik uygulamalarında 6. Bölgede yer alması mutlaka sağlanacak.

Yozgat, erişilebilirlik, iklim, coğrafya açısından son derece elverişli durumdadır. İlimiz ekonomisine önemli katkı sağlayacak Er Eğitim Birliğinin Yozgat'a gelmesi mutlaka sağlanacak.

Termal kaynakların bulunduğu bütün ilçelerimiz de; Sağlık turizmi, Kongre turizmi, Termal turizm ve seracılığın önü açılarak, girişimcilerin Yozgat'ı fark etmeleri ve ilimiz için büyük bir istihdamın ve ekonomik kaynağın getirilmesi sağlanacaktır.

Mazotta, gübrede, ilaçta, tohumda, yemde, fidede, ÖTV ve KDV tamamen kaldırılacak, mazot 1 lira 75 kuruş olacak. Sulamada ve tarım işletmelerinde kullanılan elektrikten KDV alınmayacak ve çiftçilerimizin ucuz elektrik kullanmaları sağlanacak. Hayvancılık destekleri arttırılacak, adil ve dengeli bir şekilde verilmesi sağlanacak, hibe programlarından yararlanılması kolaylaştırılacak.

sözleşmeli ve geçici statüde çalışanlar kadroya geçirilecek.

Kapatılan belde belediyeleri yeniden kurulacak. Asgari ücreti net 1400 liraya çıkarılacak, büyük şehirlerde her ay 100 lira şehir içi ulaşım desteği verilecek, evi olmayan muhtaç ailelere 250 lira kira yardımı yapılacak.

Kamuda asli ve sürekli hizmetlerde çalışan taşeron işçiler, 4/C’liler, vekil, sözleşmeli ve geçici statüde çalışanlar kadroya geçirilecek. Muhtaç durumdaki ailelere aylık temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri Harcama Kartı, Hilalkart, uygulamasına geçilecek.


Bugüne kadar kim hangi ad altında, hangi tutar ve miktarda yardım alırsa alsın, anasının ak sütü gibi helali olan sosyal yardım ve desteklerden kesinlikle mahrum bırakılmayacaktır. Yapılan yardımlar refah artışı kapsamında artırılıp devam ettirilecektir. Muhtaç durumda olan ailelerimizin en az bir ferdine iş vereceğiz. İş sağlanana kadar, asgari ücretin yarısı kadar, yani 700 lira “Aile Desteği” adı altında ödeme yapacağız. 65 yaş aylığını 300 liraya çıkaracağız. 200 kilovatsaat elektrik tüketen ve ödeme gücü olmayan vatandaşlarımıza faturanın yüzde 75’ini geri ödeyeceğiz. Muhtaç ve kimsesizler için devlet eliyle sosyal konutlar üretilecektir. Konutlar yapılana kadar da kira yardımı yapılacaktır.

Emeklilikte yaşa ve prim gün sayısına takılan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini çözeceğiz. Emeklilere Mart ayında 1400 ve Eylül ayında 1400 lira olmak üzere yılda toplam 2800 lira Emekli Destek Ödeneği verilecek.

Esnafın emekli aylığından kesilen sosyal güvenlik destek primi kaldırılacak, emekli aylıkları arasındaki eşitsizliği gidereceğiz, emekli aylığı hesabındaki refah payını yükselteceğiz.

Askerlik süresi pirim ödemeksizin emeklilik hesabında doğrudan hizmetten sayılacaktır.

Özel güvenlik görevlilerinin özlük hakları iyileştirilecek, aylık ücretleri standarda bağlanacak ve en düşük aylığın net asgari ücretin bir buçuk katından (2.100 TL) az olmaması sağlanacaktır.

Kamuda asli güvenlik hizmeti yürüten özel güvenlik görevlileri kadroya geçirilecektir.

Öğretmenlerin 3600 ek göstergeden yararlanmaları sağlanacaktır.

Her öğrenciye 10 bin liraya kadar yükseköğrenim kuponu verilecektir.

Evlenecek ihtiyaç sahibi gençlerin evliliklerinin daha başlangıcında ekonomik sıkıntı yaşamamaları için kamu bankaları aracılığıyla 10 bin TL tutarında kredi verilecek


“17-25 Aralık rüşvet, yolsuzluk ve kara para” soruşturması ile ortaya dökülen, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları başta olmak üzere tüm yolsuzlukların üzerine titizlikle gidilecek; devlet malına el uzatanlardan, kul hakkı yiyenlerden, rüşvetçilerden, soygunculardan ve hortumculardan hesap sorulacaktır.

Yolsuzluktan suçlu görülen kişilerin servetlerinin nerede ve kimin adına kayıtlı olursa olsun, zaman aşımı gözetilmeksizin el konulmasına imkân sağlayacak hukuki düzenlemeler yapılacaktır.

Açılım ve çözüm söylemleri altında terörist oluşumları koruyan, bölücülüğü teşvik eden, devleti acz içine sokan siyasiler ve kamu görevlileri hakkında hukuki işlem başlatılacaktır.

Terörle müzakereye derhal son verilecek, etkili bir mücadele için her türlü tedbir alınacak.

Bölücülüğün ve terörün kökünü kazıyacak, milli birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirecek yeni bir anayasayı milletimize takdim edeceğiz.

MİLLETİMİZE SESLENİYORUZ

Milliyetçi Hareket’in Türkiye’yi yönetme konusundaki yetkisinin ve siyasi meşruiyetinin yegâne kaynağı milli iradedir.
Milliyetçi Hareket’in tek hedefi ve tek düşüncesi tek başına iktidardır.

1 Kasım 2015 seçimleri Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir.

Huzurlu ve Güvenli Gelecek için “ülkenin geleceğine oy ver” diyerek Yozgat’tan milletimize sesleniyoruz

- Türkiye bölünecek mi?
- Kanlı bir kardeş kavgasına sürüklenecek mi?
- Terörün beli kırılacak mı?
- Rüşvet ve yolsuzluğun kökü kazınacak mı?
- Hırsızlar hesap verecek mi?
- Yoksulluk kader olmaktan çıkacak mı?
- İşsizlik azalacak mı?
- Geçim derdi bitecek mi?
- Yozgat kalkınacak mı?
- Yozgat’tan göç duracak mı?


Başta Yozgatlı hemşerilerim olmak üzere Türk milleti oylarıyla bu sorulara cevap verecektir.

13 yıldır Yozgat’ı işsizliğin, yoksulluğun ve göçün pençesinde kıvrandıran AKP’den hesap sormak için 1 Kasım seçimleri tarihi bir fırsattır. 13 yıldır Yozgat’ı “Marka Şehir” yapacağız diyerek Yozgatlıyı kandıranlar tüm ekonomik göstergelerde ilimizi en arka sıralara mahkum edenler Yozgat’ı “Arka Şehir” yapmışlardır.Yozgat’ı layıkıyla temsil etmek için yetki alan AKP’liler terör ve ihanet sürecinin yol başılığına, hırsızlık ve rüşvetin aklayıcılığına memur olmuşlardır. AKP’nin Yozgat’a verebileceği hiçbir şey kalmamış Yozgat AKP eliyle takatsız dermansız ve sahipsiz bırakılmıştır.İşte bu nedenlerle 1 Kasım’da AKP’den hesap sorulmalı AKP’ye artık dur denilmelidir. Türkiye’nin ortak değerler etrafında milli birliğini güçlendirmesi için ülkemizin geleceğine oy verelim. Bin yıllık kardeşlik hukukunu korumak için ülkemizin geleceğine oy verelim.

Kavga, çatışma ve cepheleşmelerin bitmesi için ülkemizin geleceğine oy verelim. Barış ve huzurun gelmesi için ülkemizin geleceğine oy verelim. Türk milletinin birbirine kenetlenerek aydınlık bir geleceğe yürümesi için milletimize diyoruz ki; ülkenize sahip çıkın, ülkenizin geleceği için oy verin. MHP ülkenin geleceğidir, ülke sizin karar sizindir.

Gayret ve çalışma bizden, yardım ve himaye Cenab-ı Allah’tan, takdir ve destek aziz hemşehrilerimizden ve milletimizdendir.
Yüce Allah bizleri mahcup etmesin, emeklerimizi karşılıksız bırakmasın, yar ve yardımcımız olsun.

Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211