MHP'li Ersoy: Sosyolojisiz karizma'nın sözcüsü Yasin Aktay'ın serencamı
Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Osmaniye Milletvekili Doç. Dr. Ruhi ERSOY’un “Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Yasin Aktay’a cevaben” yaptığı basın açıklamasında; 'AKP MYK’sından çıkartılan Aktay’ın yazısı adeta liste dışı kalma endişesi ile “saray”a yaranma üslubu içermektedir.' dedi.

Ruhi Ersoy'un açıklaması şöyle:

SOSYOLOJİSİZ KARİZMA’NIN SÖZCÜSÜ YASİN AKTAY’IN SERENCAMI

Son zamanlarda artan terör olayları, vatan evlatlarımızın şehit haberleri yüreğimizi dağlarken, ülke karmaşaya sürüklenirken bu tablonun mimarları suçluluk psikolojisi ile davranmakta, suçu başkalarına atmaya çalışmaktadır. AKP Siirt milletvekili ve geçmiş dönemin AKP Genel Başkan Yrd sayın Yasin Aktay, bu bakış açısıyla kaleme aldığı yazısında adeta terörden dert yanmakta, şehit haberlerine sözde üzülmektedir. Bu kaygılarında ve üzüntülerinde samimi ise gerçek sorumluları nesnel bir bakış açısıyla yazmasını ümit ederdik. Ama daha çok AKP MYK’sından çıkartılan Aktay’ın yazısı adeta liste dışı kalma endişesi ile “saray”a yaranma üslubu içermektedir.

Terörden ve vatan evlatlarımızın her gün şehit düşmesinden en son dert yanacak olanlar sözde “açılımcılar/çözümcüler” dir. Çünkü bugünlerde yaşadığımız acıların temeli “çözüm süreci” denilen süreçte atılmış, devletin idarecileri bunu itiraf etmişlerdir. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Bey bu durumu çok önceden görmüş, hükümeti uyarmıştır. Gariptir ki o zaman da aynı kişiler Devlet Bahçeli’yi eleştirmiş, “terörün bitmesini istemiyor” o yüzden açılım sürecine karşı çıkıyor uydurmasıyla karalamaya çalışmışlardır. Bugün Devlet Bahçeli’nin haklılığını kabullenemeyen aynı odaklar, ipe sapa gelmez iddialarla, çamur at izi kalsın mantığıyla “saray”ın silahşörlüğüne soyunmuşlardır.

Çözüm süreci boyunca PKK ve KCK’nın yapılandığını, silah ve mühimmat yığdığını, bomba döşediğini itiraf eden zihniyet, “gördük ama sürece zarar gelmesin diye bir şey yapmadık” açıklaması ile resmen suç işlediklerini beyan etmişlerdir. Çözüm süreci boyunca terörist başı Abdullah Öcalan’a düzülen methiyeler, PKK’nın siyasal uzantısı partinin yetkilileri ile el ele verilen pozlar terör örgütünü ve teröristi romantize etmenin zirve noktasıydı ve bu malum açılımcılar milletin gözünün önünde bu suçu işlediler.

MHP’yi şehit cenazeleri üzerinden eleştirmek, “timsah gözyaşı döküyorlar” diyerek MHP’yi şehit cenazelerinin gelmesinden siyasi çıkar elde ettiğini söylemek veya ima etmek tam bir beyin sulanması, vicdansızlık ve ahlaksızlıktır.

Sayın Aktay size iki lider portresi sunalım ve vicdanınıza havale edelim:
1-Şehit cenazeleri üzerinden siyasi hesap yapanlar, “400 vekil alsaydık bunlar olmazdı” diyen zihniyetin ta kendisidir! Şehit cenazesinde acılı baba yere çökmüş acısını yaşarken, bir elini şehidin tabutuna koyup öteki eliyle mikrofon tutup propaganda yapmak şehit kanıyla siyaset yapmak değil de nedir? Okunan şiirleri, ayaklar altına aldığı milliyetçiliğin zirvesine çıkışını yazmak bile istemiyoruz.

Bu günlerdeki şehit cenazelerinde sizin ve türevlerinizin bol olduğu, adeta günah çıkartır gibi morg bekçiliği yaptığı, şehit babalarına şiirler yazıp okuduğu bir ortamda Ülkücüler sessiz ve sedasız bir biçimde cenaze evinin hizmetleriyle meşgul oluyor acısını yüreğine gömmeye çalışıyor bilemiyorum farkında mısınız?

2- Hani sizin şehit cenazelerinden besleniyorlar dediğiniz Ülkücülerin Lideri Sayın Devlet Bahçeli ise bizzat başta milletvekilleri olmak üzere tüm teşkilatlarına şehit cenazelerinin siyasi bir alan olmadığını; bu görevin insani, dini ve milli bir vazife olarak mütevazı bir biçimde yerine getirilmesini telkin etmektedir. Bu telkinlerine defalarca tanık olan bir kişi olarak size şu bilgiyi de vereyim belki biraz daha vicdana gelirsiniz: Sayın Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye 45 gün içerisinde 9 şehit vermiştir. Şehitler üzerinden siyasi çıkar sağlamakla suçladığınız MHP’nin Lideri Devlet Bahçeli ilinin şehit cenazelerine dahi istismara sebebiyet vermemek için bilerek katılmamıştır. Ama yine kendi memleketi Osmaniye’de yıllar önce değeri milyonlarla ölçülecek tapulu malını Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneğine bağışlamış bu durumun da hiçbir yerde anlatılmasına fırsat vermemiştir. Bu duyguyu kupon arazi rantçıları, bilemez elbette.

“Saray” hedefine MHP’yi koymuş, elinin altındaki havuz medyasına talimatı bu yönde vermiş, sarayın lejyonları da saldırıya geçmiştir. Kendi statükosunu koruma derdine düşmüş karizma sosyolojisini kaybetmiş, biz olmaktan ben duygusuna indirgenmiş, farklılıkların birlikteliğinden tekelci ve tek tipçi bir yapıya evrilmiş “saray”ın sosyolojik olarak savunulmasının mümkün olmadığını entelektüel kimliğinizle siz daha iyi bilirsiniz ama ideolojik müktesebatınız ve taraftarlık iç güdünüz sizi maalesef bu hale getirebilmiştir.

MHP’nin olan biten karşısında tutumunun ne olduğunu da sorgulamaya gitmiştir Sayın AKTAY malum bir türlü sökemeyen sözde şafak köşesinde. Anlaşılan odur ki Aktay’ın MHP ile ilgili fikirleri, 13 yıllık AKP iktidarı sürecindeki yancı, paycı, havuzcu medyanın yansıttıklarından ibaret. Oysa MHP’nin medeniyet projesinde evrensel insan hakları hukuku, yurttaş hukuku bunu taçlandıran ve ortak insanlık mirası ile köprü kurulmasını sağlayan çok önemli kazanımları içermekte olduğunu görebilirdi birazcık irdeleseydi. Ve dahi bu günlerdeki sorunların ilacı hükmünde olan; hiç kimsenin dili, mezhebi, meşrebi, inancı, ibadeti dolayısıyla farklı bir muameleye tâbi tutulmasının söz konusu bile edilemeyeceğini görürdü MHP parti programında.

MHP Liderinin ürettiği siyasal dil ve yapmış olduğu konuşma metinlerini inceleyebilmiş olsaydı Sayın Aktay yeniden bir doktora tezi bile yapabilirdi; MHP’nin temsil ettiği insani ve evrensel boyutlu milliyetçilik anlayışından ve ön görülü siyasal çözümlemelerinden.

Sayın AKTAY; MHP’nin insan ve medeniyet ufku içerisinde milletleşme süreci sosyolojik bir olgudur. Dinî veya seküler cemaat, tarikat, aşiret, hemşehricilik örgütlenmeleri gibi alt örgütlenmeler bir sonraki aşama olan milletleşme sürecinde işlevlerini tamamlayıp üst kimliğe harç olarak dönüşümlerini sağlayamazsa, milletleşme süreci ile birlikte varlıklarını muhafaza ederler ve millet paydaşlığı süreci sorun yaşar. Söz konusu bu alt kültür grupları bir noktadan sonra millet olma sürecinin önüne geçebilir. İşte bugün yaşanan sorunların temelinde bu vardır ve mensubu olduğunuz siyasal gelenek ve AKP ülkeyi bu hale getiren politikaların da mimarıdır.

Sizin medeniyet ufkunuz “Türk diye bir ırk yoktur” gibi talihsiz bir beyandan sonra “salavatlı Recep Tayyip Erdoğan” sözde ilahisi ile devam eden “Türk’süz bir Türkiye” hayali olsa gerek!

Milleti “36 etnik unsura” bölen sizler, ayrılıkları farklılıkları kaşıyarak asıl bölücülüğü yapan sizler iken “Birbirimizi terk edemeyiz, çünkü yollarımızı ayırmak için birleştirmedik. Etnik kimliklere dağılamayız, çünkü Millet hukukunda buluştuk.” diyen Sayın Bahçeli “terörden ve kandan besleniyor” öyle mi? Sosyoloji hocalığınıza ve kısmen de olsa nasiplenmişseniz Erol Güngör Bey’e dönseniz MHP ve Bahçeli’ye bu haksız ithamlarda bulunmazsınız diye düşünüyoruz.

Sayın Devlet Bahçeli “Çağın vebası etnik ve mezhep kutuplaşmasıdır. Çağın salgını sanal sorunlarla millet varlığının çözülmesini amaçlayan vahşi operasyonlardır.” diyerek çağın vebasına yakalanmama konusunda uyarılar yapmaktadır. “Bin yıllık kardeşlik” denilince akla gelen MHP’dir!

Siz “açılım/çözüm süreci” için 1 Ağustos’ta toplanıp, teröristleri davul zurna eşliğinde karşılayıp devleti eşkıyayla muhatap ederek küçük düşürüp aynı zamanda bugünlerdeki felaketin temelini atarken MHP Şanlıurfa’da 27/03/2010 tarihinde “Bin yıllık kardeşliği koru ve yaşat” demekteydi. Milli Değerleri Koru yaşat temalı miting serilerinden 14/09/2013 tarihinde düzenlenen Elazığ’daki mitingimizin adı da “Bin Yıllık Kardeşliği Koru ve Yaşat”tır!

PKK’nın asıl amacı “bin yıldır bu coğrafyada birlikte yaşayan Kürt halkıyla diğer toplumsal unsurların birlikte yaşamasını imkânsızlaştırmak” ise ki tam da amacı budur. O halde Beşir Hocanla “Kürt sorunu” adıyla rehberlik yaptığınız sözde “çözüm süreci” boyunca PKK ile neyi niçin görüştünüz diye sorma hakkı olanlardan neden rahatsız oluyorsunuz ?

Bir günde 30’un üzerinde şehit haberinin geldiği şu günlerde yaşanan olaylar size doğal ve sıradan geliyor ise sıkıyönetim ilanına gerek yoktur. Fakat birçok il ve ilçede sokağa çıkma yasakları devam etmekte, güvenlik güçleri dağdan şehirlere doluşan teröristleri halkın arasında etkisiz hale getirmekte zorlanmaktadır. Bu durum gözden kaçırılmamalı, sıkıyönetimin nasıl ve ne için uygulanacağı konusunda Sayın Bahçeli’nin önerisi iyi irdelenmelidir. Unutulmamalı ki Sayın Bahçeli öngörüsü yüksek, gün öncesinden yapmış olduğu analiz ve uyarılarında hep haklı çıkan bir liderdir.

Netice itibariyle MHP’yi herhangi bir partiyle dans etmekle nitelerken Sayın Yasin Aktay’ın, Karizma Sosyolojisi’nin yazarı olarak bu yaklaşımdan sosyolojisiz bir karizmanın çıkmayacağını da bilmesi gerekir. Bütün insani vasıflarını bir tarafa bırakmış, tonlarca patlayıcıyla araçların içerisindeki askeri polisi hedef alan, köyü kasabayı geçtik şehirlerde evlerin tünellerle birbirine bağlayıp silah-bomba stoğu yapan bir örgütle, MHP’nin nasıl bir arada zikredilebileceğini hiçbir sosyoloji ya da siyaset kitabı açıklayamaz. Yasin Aktay eğer bugün Türkiye’de patlayan bombaların, iki ayda şehit düşen yüzden fazla vatan evladının, köylerde, ilçelerde, kent merkezlerinde ağır silahla yapılan yığınakların müsebbiplerini bulmak, olan biteni idrak etmek istiyorsa, Cumhurbaşkanından başlayarak bütün hükümet üyelerinin ve dahi kendisinin 7 Hazirandan bu yana pkk-çözüm süreci konusundaki itiraflarını okuması yeterlidir. Yasin Aktay bir bilim adamı olarak Türkiye’yi olan bitenle ilgili olarak aydınlatmak istiyorsa, söz konusu bu itiraflardan bir demet yapıp siyasal çözümlemesini ortaya koymalıdır. Yalnızca Saray’a endeksli ve onun paradigmasını doldurmaya yönelik yaklaşımlar Sayın Aktay’ın akademik birikimine yakışmamaktadır.

Kendince MHP’yi büsbütün sorgulamaya giden Aktay, aklın sınırlarını zorlamıştır. MHP ve Devlet Bahçeli siyasi tarihleri boyunca devletin ve milletin yanında saf tutmuş, devletin ve milletin birliğinin teminatı olmuştur. Ha bu arada Sayın Aktay Bahçeli hangi devletin ve milletin milliyetçisi diye merak buyurmuşsunuz; sizin “yoktur” dediğiniz Türk milleti’nin ve Üniter yapısını, milli kimliğini yıkmaya çalıştığınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milliyetçisidir!



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211