MHP'li Yalçın; 'Medyada türeyen Yeni tip yandaş basın...'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN Medyada Türeyen Yeni Tip Yandaş Basının MHP Aleyhtarlığıyla ilgili açıklama yaptı.

MHP’nin tutarlı ve istikrarlı çizgisiyle siyaseti domine etmesi karşısında Türkiye’de yeni bir hazımsız yandaş basın sınıfı ortaya çıktığını belirten Yalçın: "CHP’nin, hayalî %60 blokun liderliği planının suya düşmesi ve 7 Haziran sonrasında ortaya çıkan tablodan nemalanamaması, hükûmet olmaya çok heveskâr bu partinin müzmin taraftarlarının sinirlerini fazlasıyla bozmuştur. Basında; bunun acısını MHP’den çıkarmak isteyen ne kadar eski sol ve liberal tüfek, ne kadar CHP sempatizanı varsa bir hücum bloku oluşturarak MHP aleyhtarlığı kampanyası başlatmışlardır. Bunlara, AKP’den sille yediği için CHP’ye yanaşmalık yapan bir kısım cemaat kalemi de eklenmiştir."dedi.

"Bu blok, koro hâlinde ve hemen her gün düzenli olarak aynı cümleleri nakarat gibi tekrarlamakta, MHP’yi eleştirmektedir. Bunlar, akılları sıra MHP’yi sürekli gündemde tutmak, partimizi kamuoyu nezdinde mahkûm etmek derdindedir."

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN Basın açıklamasına şöyle devam etti.

Milliyet’in Ege baskısında Hamdi Türkmen adında yerel bir yazar, lafla milliyetçilik olmayacağını öne sürerek MHP’ye sataşmıştır. Bir kere, milliyetçilikten söz edip MHP’nin milliyetçiliğini tartmak için gerçekten Türk milliyetçisi olmak gereklidir.

CHP’nin Meclis Başkanı adayı seçilemediği için MHP’ye çok(!) kızgın olan bu arkadaş, eski bir MHP’li bakanı kaynak göstererek milyonlarca seçmenin MHP’ye oy verdiğine pişman olduğunu yazmıştır.

Bunlar boş laflardır.

Hem Hamdi Türkmen’e hem de o eski bakana soralım: Deniz Baykal’a oy verince mi milliyetçi olunmaktadır?
HDP ile ortak siyasi hedefler belirleyip onunla birlikte hareket edince mi milliyetçi olunmaktadır?

MHP, açık açık seçim meydanlarında PKK’nın meşrulaştığını, siyasallaştığını sözde çözüm sürecinden beslenerek Türkiye’yi bölme aşamasına yaklaştığını, bu sebeple, iktidara geldiği takdirde çözüm sürecini bitireceğini açıklarken neden birden bire çark edip bölücü terör örgütünün siyasi kanadına zeytin dalı uzatacaktır?

MHP’li seçmenin partimize neden oy verdiği bellidir. MHP tabanı, partisinin fikriyatını ve hedeflerini bilir. MHP, bölücü terör örgütü için yegâne caydırıcı unsur, tek korku ve endişe kaynağıdır. MHP, Türkiye’nin bölünmesinin önünde tek engeldir. MHP, birlik ve beraberlik projesidir.
O bakımdan, bakan eskisinin göstermek istediği gibi MHP’li seçmen partisine oy vermekten pişmanlık duymaz.

Yerel yazarın ve CHP sevdalısı birtakım gazetecilerin MHP’ye olan kızgınlığının sebebi, elbette partimize oy vermiş olmaları değildir. Bu durum hayatta camiye gitmeyen bir beynamazın ille de ezan Türkçe okunsun diye tutturmasından farksızdır. Bu tipler de zaten MHP seçmeni değildir.

Bu yerel yazarın "Sükûtuhayale uğradım. Milyonlarca insan MHP’ye oy verdiğine pişman.” sözlerini dayanak ve kaynak gösterdiği MHP'li Bakan Agâh Oktay Güner, MHP davasından hapis yattıktan sonra çıkar çıkmaz partimizle ilişkisini kesmiştir. Türk milliyetçiliği fikrinin milletvekili ve bakan yaptığı bu beyefendiye aynı davamın çileleri ağır gelmiştir. Bu yüzden de selameti camiamızla bağlarını koparmakta bulmuştur. O zamandan beri MHP saflarında yeri yoktur. Bu beyefendinin artık camiamızla ilgisi de yoktur.

Ayrıca İsmet Yılmaz’ı MHP Meclis başkanı seçtirmemiştir. MHP’liler Yılmaz’a bir oy bile vermemişlerdir.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’un koltuk tedarikçisi lafı da bir yanlış referanstır. Türkmen’in, PKK’nın Türkiye’de geldiği noktadan haberi yok gibidir. Onu doğu ve güneydoğuya gönderip gazetesini temsilen birkaç ay çalıştırmalıdır. O zaman görecektir ki PKK orada AKP’nin yok ettiği devlet otoritesinin yerini PKK egemenliği almıştır. Bu tablonun iki koltuk değneğinden biri CHP, diğeri AKP zihniyetidir. CHP zihniyeti, AKP’den önce ayrılıkçı Kürtçüleri, bölücüleri kanatları altında Meclise taşımıştır. AKP de son üç yılda çözüm süreciyle onları tamamlamıştır.

Bu arada yeni tip yandaş bloka destek veren ihtiyar Hıncal Uluç, bugün yine MHP’yle ilgili zırvalarını sıralamış, partimizi diyalogdan yana olmamakla itham etmiştir. Evet, diyaloğu sürdürmek demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır ama bu demokrasiye inananlar ve onun meşru aktörleri için geçerli bir kuraldır. Uluç’un kastettiği HDP ise devleti bölmeye çalışan silahlı bir terör grubunun siyasi temsilcisidir.

Mesela; bir ilin valisine, il sınırları içindeki dağlarda terör estiren, halka aman vermeyip gasp ve tecavüzle yıldıran bir eşkıya grubunun lideri gelip “Ben de bu ülke halkının bir parçasıyım arkamda kızanlarım var. Benimle diyalog kurmak zorundasın.” dese bu kabul edilebilir mi?
Tabii Hıncal Efendiye davulun sesi uzaktan hoş gelmektedir. O İstanbul’da safa sürerken bu ülkenin doğu ve güneydoğusunda bölücü terör örgütü devlet kurma hazırlığı yapmaktadır.

O ve onun gibi sömürge tipi aydın müsveddeleri yüzünden dün devletin başını ezdiği eşkıya sürüsü bugün devlet yönetimine ortak olmak istemektedir.

Hıncal Efendi, MHP’nin çözümünü sormaktadır. Oysa MHP görüşlerini ve projelerini defalarca açıklamış ama kendisi köşesinde yer vermediği gibi bunları görmezden gelmiştir.

Devlet eşkıya ile pazarlık etmeyeceğine ve bu pazarlıkta eşkıyanın talebinin iki milletli bir Anayasa talebi olduğuna göre MHP olarak ilk şartımız, PKK’nın kesinlikle silahlarını bırakması ve mutlaka devlet güçlerine teslim olmasıdır. Bölücü örgütün, bugüne kadar akıttığı kanların hesabını vermesi, adaletin karşısına çıkmayı kabul etmesidir.

Gerisi bundan sonra konuşulacaktır.

Hıncal Efendi’nin sandığı gibi Türkiye’de PKK’nın silahlı saldırıları çözüm süreci sayesinde durmamıştır. Ayrıca PKK’nın saldırıları da tamamen bitmemiştir. Düşük yoğunluklu saldırılar söz konusudur. Büyük saldırılarının olmamasının arkasında PKK’nın silahlı güçlerinin önemli kısmını PYD’ye destek vermek için Suriye’nin kuzeyine kaydırmış olması yatmaktadır. PKK-PYD, şu anda Suriye’nin kuzeyi de bir Kürt kuşağı oluşturup Akdeniz’e kadar inmekle meşguldür. Bu yüzden Türk askeriyle savaşıp da iki cephe açmak istememektedirler. Onlar, Suriye’deki misyonlarını tamamladıklarında ilk hedefleri doğu güneydoğu olacak ve yine toplu katliamlara, cinayetlere başlayacaklardır.

Şimdi bunu bile bile MHP’den bölücü terör örgütünün siyasi kanadıyla diyalog kurmasını istemek, ilkesizlik ve korkaklıktır. Ne yazık ki Hıncal Uluç gibilerin aklına “Ver kurtul!”dan başka çözüm yolu gelmemektedir.

Onun gibi keyfine, rahatına düşkün olanların çözüm süreci adı altında bölücü örgütü şımartmaları sayesinde PKK’nin siyasi kanadı bu günlere gelmiştir.

İstanbul’da sefasını sürüp keyfine bakmak varken vatan topraklarının bütünlüğü için mücadele Hıncal Efendi’nin nesine gerektir?

CHP yandaşı bloktan tokmak kafalı Rahmi Turan da partimize saldırılarını sabırla sürdürmektedir. O da Hıncal cinsinden gazeteci taslaklarının bir başka versiyonundandır.

Rahmi Efendiyse MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bir karikatüristin çizimi için yazdığı “Dikkat etsin.” tweetinden tehdit çıkarıp öküz altında buzağı aramaktadır.

Oradaki ince dokundurmayı anlayamayacak kadar kalın kafalı olan bu adam, Sayın Bahçeli’nin söz konusu karikatüriste biraz daha çalışması gerektiği yolundaki ironisini ahlaksızca saptırmaktadır.

Hancı ve yolcu meselesine gelince, Rahmi Turan her zaman bavulunu hazır tutmalıdır.Asıl hancı olan MHP, yolcu olan da Rahmi Turan ve onun gibi çapsız ve hazımsızlardır. Akılsızlık, bunlara Allah vergisidir.

MHP bu taifenin ne yapmaya çalıştığını iyi bilmektedir. Bunlar toplu ve birlikte hareket ederek MHP’yle uğraşmak, bizimle kavga etmek ve sonuçta partimize zarar vermek niyetindedir.

Ama MHP'liler sabırlıdır, soğukkanlıdır. Bu taifeyi takip etmeye ve bu basit kavganın tarafı olmamaya özen göstereceğiz. Ama onların pespaye saldırılarını da karşılıksız bırakmayacağız ve sizi takip etmeye devam edeceğiz.

Bu saldırılardan MHP’nin zarar görmeyeceği aşikârdır. Milletimiz, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün yegâne sigortası olan MHP’yi bağrına basacak, Rahmi Turan ve Hıncal Uluç gibi akılsızlar da yalan edebiyatından vazgeçip köşelerine çekilmek zorunda kalacaklardır.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211