MHP'li Adan ”DUR, ARTIK YETER”
 KAPSAMHABER: Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Celal ADAN, Iğdır Milletvekili Sinan OĞAN, Samsun Milletvekili Cemalettin ŞİMŞEK, Kütahya Milletvekili Alim IŞIK, Elazığ Milletvekili Enver ERDEM, Adana Milletvekili Ali HALAMAN ve MYK Üyesi OKTAY DEMİR'in de içinde bulunduğu heyet, Samsun İl Başkanlığın da Basın toplantısı düzenledi.

 

MHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili ve Heyet Başkanı Celal Adan konuşma yaparak basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

 

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Sayın Basın Mensupları,

 

Bugün güzel ilimizde, siz; muhterem dava arkadaşlarımızla, aziz hemşerilerimizle ve değerli basın mensuplarıyla bir arada olmaktan dolayı memnun olduğumuzu ifade ederken, Irak’ın Selahattin kentine bağlı Tuzhurmatu ilçesinde düzenlenen intihar saldırısında, hayatını kaybeden Türkmen Cephesi Genel Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu ve diğer şehir soydaşlarımızla birlikte, yine Çarşamba günü Doğu Türkistan’ın Turfan bölgesine bağlı, Şansan ilçesi, Lukçün nahiyesinde öldürülen onlarca Müslüman Türk kardeşimize, Yüce Allah’tan rahmet diliyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun, Hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.

 

Sayın Basın Mensupları,

Akp iktidarının yaklaşık 11 yıllık sevk ve idaresinde, ülkemiz bugün ağır meselelerle karşı karşıya kalmıştır.

 

Ülkemiz üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır.

 

Devlet ve millet mukadderatımızın sarsıldığı, milli birlik ve beraberliğimizin toprak bütünlüğümüzün, dil, bayrak ve ülkü birliğimizin tahrip edildiği çok sıkıntı ve tehlikeli bir süreç yaşadığımız hepimizin malumudur.

Ülkemiz üzerinde ve çevremizde kara bulutlar dolaşmaktadır. Malesef ”dahili ve harici alçaklar” vatanımızın her karışına el uzatmaya cesaret etmekte, geçmişimiz horlanmakta günümüz siyasi suikastlara tabii tutulmakta, istikbalimiz karartılmaktadır.

 

İktidarın Kapitülasyonlar devrini hatırlatır tarzdaki tavizkar, teslimiyetçi duruşunun yanı sıra; yalana, dolana, talana, istismar ve suistimallere göz yumması, yol verilmesi ve hatta iş birliği yapması neticesinde, Türk milleti ; derin bir sosyal ve ekonomik kargaşaya beraberinde yaşamakta, ağır bir bunalım geçirmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendini var eden ve yaşatan tüm kıymet hükümlerine aykırı bir tercihe mecbur edilmekte, onu kuran ve yaşatan Milli İrade yok edilmek istenmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmasız hale getirilmektedir

 

Her yönden etkisini hissettiren ve Milli varlığımızı parçalamaya yönelik dış merkezli tehditler, başta AKP olmak üzere içindeki taşeronlarında yardım ve teşviki ile, Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmasız hale getirmekte ve büyük Türk milleti, tarihinin en tehlikeli bir yol ayrımına doğru sürüklenmektedir.

Herkesin gözleri önünde tatbik edilen Siyasi-Sosyal, Kültürel ve Ekonomik kıyımla, direnci zayıflatılan Türk insanı da, bu şekilde; her türlü dağıtmaya boyun eğmeye zorlanmaktadır.

 

Değerli Dava Arkadaşlarım, Sayın Basın Mensupları,

Kapanması zor ve derin yaralarla, Milli Birlik ve Bütünlüğümüz, ciddi şekilde zedelenmekte, hayatın her alanındaki çaresizlik insanları şiddete sevk etmekte, neredeyse toplum bir cinnet geçirirken, sinsice ve haince tezgahlanan farklı senaryolarla da binlerce yıllık devlet irademiz ve itibarımız paspas edilmektedir.

Bugün Türk Siyaset, Toplum ve Devlet hayatı için bir kör düğüm halini alan Akp yönetiminin kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıklarla sürdüğü ve tamamen ABD ile AB çıkarlarını gözeten politik anlayışı hem Cumhuriyetimizin Kurucu felsefesi olan ve Milli ve Üniter Devlet yapımızı değiştirmek isteyen şer ittifakının, hem de vatanımızı ve üzerinde bulunduğumuz coğrafyamızı taksim etmek isteyen sırtlanların iştahını kabartmaktadır.

 

Dolayısıyla bugünkü iktidar eliyle Devletimiz ve milletimiz, akıbeti meçhul bilinmezlere sürüklenmektedir.

 

Devletimizin başına çuval geçirenlerle beraber olmaya devam etmektedir.

 

 

AKP Hükümetinin, günü kurtarmaya yönelik politikaları, uluslararası ilişkiler alanında da, Devletimizi ve milletimizi iktidar kaybına uğratmıştır.

 

Dış politikada milli tarih şuurunu rehber edinerek icra etmek yerine, iktidarlarını borçlu oldukları küresel güç merkezlerinin isteğine göre şekillendiren AKP hükümeti, attığı her adımda milletimizin ve devletimizin başına çuval geçirenlerle beraber olmaya devam etmektedir.

 

Milletimizi değil ; sadece kendi çıkarlarını gözeten AKP kadroları, dış politikada hayati derecedeki milli kanallarımızı devre dışı bırakan ABD planlarının tamamına evet diyen bir anlayışı ısrarla sürdürmektedir.

 

Bunun sonucunda tarihin kirli raflarına gönderdiğimiz Sevr sonrası, elde ettiğimiz tüm diplomasi kazanımlarımız ve birikimlerimiz yeniden Müzakere masalarına tanışmak tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

 

Diğer taraftan başta komşumuz Suriye ve Ortadoğu’nun diğer ülkeleriyle ilgili politikalar da takınılan tutumu göz önüne getirdiğimizde gelecekte ne tür risk ve maceralarla karşılaşabileceğimiz endişesi, uykuları kaçırmaktadır.

 

Sayın Basın Mensupları,

Bugün Türkiye’nin büyük bir bunalım ve kargaşa ortamına sürüklenmesinde, milli varlığına ve bekasına yönelik yeni risklerle karşı karşıya kalmasında stratejik düzeyde çok yüksek bir tehdit altında girmesinde, şüphesiz ki Başbakan Erdoğan ve hükümeti tek sorumludur.

 

Sözde “Barış ve Çözüm süreci”

 

Dış güçlerin içimizdeki lobisi hatta Truva atı gibi hareket eden AKP iktidarı; aktörleri ve afişi farklı lakin gayesi ve hedefi değişmeyen tanıdık bir filmi yeniden gösterime sokmuştur.

 

Sözde “Barış ve Çözüm süreci” adı altında Türkiye Cumhuriyeti kuruluş esasında ve öncesinde karşılaştığımız ihanet filmi bugün yeniden sahnelenmektedir.

Özellikle AKP zihniyetiyle etnik bölücü PKK terör sorunu birden bire “Kürt meselesine” dönüştürülmüştür ve “Türk-Kürt ayrımı” adı altında, bin yıllık kardeşlerimizi “ayrıştırma ve çatıştırma” senaryolarını devreye sokulmuştur.

İmralı Canisi, Başbakan’ın akıl vereni yol göstereni olmuş; terör örgütüyle pazarlıklar havada uçuşurken, Kandil sürüngeni devletimize ve milletimize tehditler yağdırmaktadır.

 

Tıpkı M. Akif Ersoy’un dediği gibi;

“Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor,

Önce bölüp sonra yutmak istiyor” dizisinde olduğu gibi, Yüce Türk milletine “sizinle yarım kalmış hesabımız var” diyerek, Sevr’i yeniden hortlatan “Ya bu coğrafyayı terkedip gidersiniz yahut bu topraklarda yok olup gidersiniz” tehtidinde bulunan ülkelerle, maalesef sarmaş dolaş hareket eden bir hükümet tarafından idare edilmekteyiz.

 

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Sayın Basın Mensupları,

Bugün karşı karşıya bulunduğumuz meselelerden birisi, hatta en tehlikelisi de bu manada diyebiliriz ki; milli ve manevi değerlerimizin toplumsal çatışma alanına dönüştürülmesi, Türkiye’nin etnik odaklı, inanç ve mezhep temelli çok ciddi bir ayrışma ve cepheleşme sürecine çekilmek istenmesidir.

 

AKP, Milletimizi aldatmak ve kandırmakla meşgul

 

Dolayısıyla Türklüğün ve İslam’ın Anadolu’daki bin yıllık varlığı sorgulanmakta, bitmeyen hesaplar ve nefretler, tarihi bir hesaplaşmanın yakın bir gelecekte karşınıza çıkacağının işaretlerini vermektedir.

 

Türk milletinin huzurlu, güvenilir ve güçlü yarınlara taşımak hususunda milletimizi ancak aldatmak ve kandırmakla meşgul olan AKP iktidarı; ise sinsi planlarla çanak tutacak bir sorumsuzluk örneğiyle hareket etmektedir.

Bu anlamda toplumsal huzursuzluk ve gerginlik alanları, her geçen gün daha da derinleşmektedir.

 

Bu alanlardaki temel sorunların, Türkiye’nin milli birliği ve bütünlüğü içinde, makul çözümlere kavuşturulması yerine, bu yöndeki tahrik ve istismarların hayat bulacağı müsait bir ortam, bilhassa; Başbakan Erdoğan tarafından bizatihi oluşturulmaktadır.

 

Bu tehlikeli süreci durdurmak ve milli dayanışma ruhuyla Türkiye’yi birlik bütünlük ve huzur içinde onurlu ve aydınlık bir geleceğe taşımak Başbakan ve hükümetinin en öncelikli görevi ve sorumluluğu olmasına rağmen adeta sorunların varlığından kutuplaşma ve ayrışmadan beslenen bir zihniyetle hareket etmektedir.

 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak; “Doğusu ve Batısıyla, Kuzeyi ve Güneyi ile Alevi’si ve Sünni’siyle, ” Türk milleti ve vatını bir bütündür asla bölünmez ve parçalanamaz” diyerek oynanan oyunların sinsice planlanan tezgahların karşısında olmaya devam ettik ve edeceğiz.

 

Lakin yaklaşık 11 yıldır Böl-parçala yönet tuzağıyla düşman kardeşler yaratmaya çalışan her türlü tehlikelerle ve etnik farklılıklar yoluyla vatanımızı ve dilimizi ve yüreğimizi 36 parçaya ayırmaya çalışan AKP zihniyeti son günlerde buna bir de Sünni-Alevi ayrımcılığını eklemiştir.

 

Yavuz da bizim Şah İsmail’de

 

Unutulmamalıdır ki ister alevi ister Sünni olsun “Allah’ Peygamber’ i, kıblesi ezanı, kitabı, bayrağı ve vatanı alınyazıları sevinç ve acıları mezarları, şiirleri tarihleri bayramları hikâye ve destanları soyu sopa gelene ve görenekleri bir ve karındaş olan bütünlüğü ayrıştırmaya çalışmak aynı zamanda Yüce dinimizin vahdet emri ve anlayışına da aykırıdır.

 

Bu manada aynı kök aynı inanç ortak tarih ve kültürden gelen aziz Türk milletinin alı unsurları olan Sünni-Alevi kardeşleri birbirinden uzaklaştırma ve çatıştırma tuzağı yüksek ferasetle gören sayın genel başkanımız yüz yılların bu çekişme kavgasına son vererek Yavuz da bizim şah İsmail’de bizim demiştir.

Buna rağmen ayrılık tohumlarını ekerek aytışmasının hamiliğini yapan koltuğunu bu yolla bir tutum ve riyakârlıktan başka bir şey değildir.

 

Sayın Basın Mensupları,

Bugün milletimiz; daha çok yoksul, borçludur.

Zira bunlar ekonomimizi bağımlı hale getirdiler. Gayri-milli sermayenin de programlamasıyla; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatımızı, yabancıların istekleri doğrultusunda tanzim ettiler.

 

 

Yeraltı ve yer üstü stratejik kaynaklarımızı, ekonomik zenginliklerimizi yabancılara ve yandaşlarına peşkeş çektiler.

 

Hukuk ve adaleti ayaklar altına aldılar

 

Milletimizle adeta alay edercesine, hukuku ve adaleti ayaklar altına aldılar, düzmece belge ve gerekçelerle yüzlerce insanı haksız bir şekilde ceza evlerinde yaşamaya mahkum ettiler.

 

Şimdi sormak gerekir; AKP iktidarı ile geçen yaklaşık 11 yıldan sonra ne değişti? Soframızda fazladan bir lokma aş, Cebimize hakkaniyetle giren fazladan bir maaş mı var?

 

Cadde ve sokaklar, kök ve kentler işsiz kaynıyor. Türkiye İş Kurumunun önündekiler iş bekliyor. Gençlerimizin hangisi i buldu? Hangisi daha huzurlu uyuyor? Hangisi gelecek açısından daha emniyette?

 

Trabzon,Rize,Giresun,Ordu,Samsun,Sinop,Artvin,Sivas,Diyarbakır,Bayburt,Gümüşhane,Çankırı,Edirne,Kars,Iğdır velhasıl tüm Türkiye yatırıma hasret, hasret sevince muhtaç.

 

”DUR, ARTIK YETER” demeliyiz.

 

Hepiniz görüyorsunuz ve şahitsiniz; devlet dairelerini liyakatsiz ve maksatlı kişilerle doldurdular. Vasıfsız ve omurgasız kadrolarla partizancılık yaptılar. Sürgünlerle evlatlarımızı başka illere sürdüler. Evladı anasından ayırdılar.

Hepiniz şahitsiniz; Çiftçilerimiz beceriksiz AKP İktidarı sayesinde toprağını kaybetti. Hayvanını kaybetti. Tarlasını ekemez oldu. Verilen taban fiyatlar maliyeti karşılayamaz oldu. İnsanımız işini kaybetti. Vergiler boynunu büktü.

Bütün bunların sorumlusu olarak başta Başbakan Erdoğan olmak üzere siyasi ahlaktan ve milli şuurdan mahrum tüm AKP taifesi unutmamalıdır ki; milletin kendilerine teslim ettiği milli iradeye ihanet ederler, milletin vicdanında mahkum olmaktan, yüce adalete, millete ve tarihe hesap vermekten asla kurtulamayacaklardır. Her türlü fitne, kargaşa, başıbozukluk ve yağmacılığın siyasi iktidar eliyle gerçekleştirildiği bu gidiş, felaketle sonuçlanmadan hep birlikte ”DUR, ARTIK YETER” demeliyiz.

 

Türkiye sahipsiz, Türkiye çaresiz değildir

 

Türk milletinin ufkunu açacak gönlünü ferahlatacak aydınlık yolu gösterip umutlarımızı gerçek kılacak, Milliyetçi Hareket Partisi “Tek Başına İktidar” yapmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

 

Milliyetçi Hareket Partisi, bu hesabı sormaya ve yarım yüzyılla yaklaşan siyasi mücadelenin tecrübesiyle de hem yerel hem de genel seçimlerde iktidar olmaya hazırdır zira Türkiye sahipsiz, Türkiye çaresiz değildir. Çare bellidir, çare milletin iradesidir, çare milletin sağduyusudur. Milliyetçi Hareket, bu milletin içinden çıkmış kadrolarıyla tek alternatif olarak yerelde de, genelde de iktidara hazırdır.

Yaklaşan tek başına iktidarımız için, tek yürekle bir kez daha haykırıyorum.

 

Ne Mutlu Türküm diyene.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ekrem YAZIR 3 yıl önce

hani hedef 2023 deniliyor ya... sizce hedef 2023 cumhuriyetin 100. yılını kutlamak mı? bence değil

banner211