MHP'li Günal:'Başbakan Vatandaşla 'Faiz Dalgası'Geçiyor...
 TBMM Genel Kurulu’nda vatandaşların artan borçları ve bunun yol açtığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlemesi amacıyla MHP Grubu olarak verilen Meclis araştırma önergesi üzerine söz alan MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet GÜNAL; vatandaşların son yıllarda tamamıyla borç batağına saplandığını, 11 yılda 3.9 milyon kişinin kredi veya kredi kartı borcunu ödeyemez hale geldiğini söyledi. Destek ve gelirleri yetersiz kalan çiftçilerin kredi kullandığını ve karşılığında tarlalarını ipotek ettirdiğini belirten Günal, borcunu ödeyemeyen çiftçinin tarlasına ve tarımsal makinelerine bankaların el koyduğunu söyledi. Vatandaşların borç batağına düşmesinin sosyal sorunlara yol açtığını söyleyen Günal, birçok kişinin cinnet geçirerek cinayet işlediğini veya intihar ettiğini, çok sayıda boşanmanın yaşandığını ifade etti. Başbakan ile Merkez Bankası Başkanı ve  Bakanlar arasındaki faiz tartışmasına da değinen Günal, faiz rantını AKP’nin yarattığını ve Başbakanın bunu itiraf ettiğini, asıl milletle dalga geçenin ise Başbakan Erdoğan olduğunu söyledi.
Günal’ın konuşmasının özeti şöyle:
Vatandaş Borç Batağında!
Son yıllarda vatandaşlarımız tamamıyla borç batağına saplanmış durumda. Türkiye Kamu-Sen’in yaptırmış olduğu bir araştırmaya göre yaklaşık her iki dakikada bir 14 kişi borç batağına saplanıyor. AKP bunu pembe tablolar çizerek çarpıtmaya çalışıyor ama vatandaşlarımızın durumu maalesef çok da sağlıklı değil. AKP Hükümeti bakanlarının sürekli olarak, konuşmalarında söylediği “Nereden nereye...” tabirlerini bir de biz kullanalım ve on yılda acaba nereden nereye gelmişiz bir bakalım: Karşılıksız çek miktarı 2002 yılında sadece 499 iken, Nisan 2014 itibarıyla 321 bine çıkmış. Protestolu senetler daha vahim durumda, 816’dan 2,4 milyara çıkmış. Burada tabii asıl vatandaşın borcunu, bireysel borcunu gösteren ise negatif nitelikli kredi göstergeleri. Yani vatandaşın bireysel kredilerine, tüketici kredilerine ve kredi kartına bakmamız gerekiyor. Şu anda Risk Merkezinin ve Merkez Bankasının verilerinde 2009’dan sonrası var. Geriye doğru baktığımız zaman da son on bir yıl içerisinde 3,9 milyon kişinin bu sıkıntıya düştüğünü görmüş oluyoruz. 2009’dan bu yana bakınca da 3,1 milyon kişi kredi borcunu, kredi kartı borcunu ödeyememiş durumda. 2013’ün rakamında da 1 milyon 82 bin kişi maalesef kredi borcunu ve kredi kartı borcunu ödeyememiş. Ki bu rakamlar hiçbir şekilde yenilenememiş olanlar, yani normalde canlı gözüken kredilerin de büyük bir kısmı yenilenerek, sanki ödenmiş gibi eski bakiyesi kapatılarak yeniden yapılandırılıyor, bunlarda da hiçbir sorun yokmuş gibi gösteriliyor. Yani sorun, bu rakamlara yansıyandan çok daha ciddi bir durumda.
Çiftçinin Tarlalarını Bankalar Haczediyor!
2006 yılında çıkan Tarım Kanunu’yla ilgili desteklerde gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1’inin destek olarak ayrılması lazım ama uygulamada maalesef yarısını ancak buluyor. Geçen yılın rakamı 8,5 milyar olmuş yaklaşık 17 milyarlık bir  destek beklenirken. Tabii, ne yapıyor çiftçi? Mecburen bunun 3-4 katı kadar kredi kullanmak zorunda kalıyor. Burada başka bir sorun daha var: Çiftçi bu krediyi kullandığı ve ödeyemediği zaman banka arazisini, tarlalarını ipotek altına alıyor ve mülkiyeti o bankaya geçiyor, yani çiftçinin elinden tarlasını ve tarımsal makinalarını almış oluyorsunuz. Borç batağında olan vatandaşın birtakım prim ödemelerine, gecikmelerine af getirmek sorunu çözmüyor. Bu borç krizinin asıl nedeni vatandaşın gelirinin artamamasıdır. Çözüm önce vatandaşın gelirini artırmaktan geçiyor. Geliri artmadan vatandaş bu borçlarını nasıl ödeyecek? Vatandaş her şeye muhtaç hâle gelmişse, kömüre, erzaka, yardıma muhtaç hâle gelmişse bu övünülecek bir durum değildir. Tam tersine onların gelir düzeyinin artırılması gerekiyor.
Borcunu Ödeyemeyen Vatandaş Cinnet Geçiriyor!
Vatandaşın sadece birikmiş borcuna kısmen af çıkarmak yetmiyor, vatandaşı o borcu ödeyemez hâle gelmekten kurtarmak lazım. Çünkü vatandaşın bu durumunun sosyal sonuçları da var. 2014 yılı içerisinde bir ayda 11 kişi kredi borcunu ödeyemediği için cinnet geçirmiş. Onun için de ekonomik anlamda burada yapısal önlemlerin alınması gerekiyor. AKP Hükümeti maalesef yine birtakım pazarlıklar içeren kanun tasarılarını, örneğin bu hafta görüşeceğimiz Ceza Kanunu’yla ilgili bir torba kanun tasarısını gündeme getiriyor.
Yüksek Faizin ve Rantın Sorumlusu Başbakanın Kendisidir
Biz yapısal önlemleri beklerken maalesef Başbakan kalkıp Merkez Bankası Başkanına çakıyor ve “Efendim, biz faizleri düşüreceğiz, Merkez Bankası düşürmüyor” diyor; birisi frenci, diğeri gazcı olmuş! Başbakan diyor ki: “Efendim, Merkez Bankası milletle dalga geçiyor, yarım puan düşürmüş.” Ben de “günaydın” diyorum. Ali Babacan’ın unvanı “Başbakan Yardımcısı” değil midir? Babacan başka bir hükümetin bakanı mıdır? Ya da koalisyon ortağı mıdır? O ekonomik hedefleri kim belirledi? Enflasyon hedeflerini kim belirledi? AKP Hükûmeti belirledi. Aynı şekilde Gezi olayları olduğunda kızarak “faiz lobisi” diyen Başbakan “Biz 10 misline çıkardık sizin döneminizde kârımızı.” diye çaktığı bankalar hangi dönemde bu faiz kârlarını acaba elde etmişlerdi? Ondan haberi yok muydu Başbakanın? Başbakan iki haftadır faiz oranları hakkında söyleniyor, sormak lazım: Bu iki hafta gelmeden önce Hazine kaç tane ihale yaptı? Bunların faizleri kaç oldu? Zaten reel anlamda faizi o yatırımcılara aktarmış olmadık mı? Onun için bu konularda milletle dalga geçmeyi bırakıp, gerçek anlamda sorumluluğu üstlenip bu ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için yapısal önlemler alınması gerekir.
Başbakan ve Bakanları Vatandaşla Dalga Geçiyor!
AKP’li bir Milletvekili şahsımı hem öngörüsüzlükle hem resmini görememekle hem de aklımla ilgili sataşmada bulundu. Ben de diyorum ki; resmin her tarafını sakladıkları için biz görebildiğimiz kadarını söylüyoruz. Bizim gördüğümüz resimde sadece ayakkabı kutuları var, 17 var, 25 var ama içini bir türlü açamıyoruz! Bize verilen fezlekenin başı var, ekleri yok. Resmin ayrıntısını nereden göreyim? Benim bireysel kredilerin tamamının 338 milyar olduğunu, tasfiye olunacak kısmının 11,8 milyar olduğunu görüyorum.
Risk Merkezinin rakamlarına göre,  338 milyar liralık toplam kredinin 11,8 milyarı, yani yüzde 37,4’ü bireysel kredilerden oluşuyor. Bunu sorun olarak görmüyorsanız, el insaf. Resmin tamamı değil sadece bunu görseniz yeter! Ama siz milletin aklıyla dalga geçerseniz, önünüzde Merkez Bankasının mevzuatını ve hedeflerini siz belirlerken, içinizde bakanlar varken; Merkez Bankası Başkanı başka, Başbakan Yardımcısı Babacan başka, Maliye Bakanı Şimşek başka bir şey derse, Başbakan da tribünlere oynuyorsa, bu durumda vatandaşla dalga geçen birileri varsa o da AKP Hükûmeti ve başta Sayın Başbakandır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211