MHP'li Tanrıkulu'ndan Ekonomik Durum Tespiti
 MHP Genel Başkan Yardımcısı Kenan Tanrıkulu, ekonomik durum tespiti yaparak, “Ekonomiden gelen sinyaller köktü” dedi.

Tanrıkulu’nun açıklaması şu şekilde:

Bugün gelmiş olduğumuz noktada; iktidarın milletimizi karşısına alarak teröristlerle yaptığı pazarlıklar sonucu çekileceklerini iddia ettiği teröristler çekilmemiş, tam tersine terörist faaliyetlerini devam ettirmiştir. Bir siyasî parti üzerinden kamuoyuna duyurdukları talepleriyle de ülkemizdeki kamu yönetimi zafiyetinin hangi boyutlara geldiği gözler önüne serilmiştir.

Diğer yandan akil insan adı altında kamuoyuna lanse edilen grupların tespit ettiği sözde sonuçlar da, ülkemizin vermesi gereken tavizleri ortaya çıkarmıştır. Bu sonuçlardan bize göre anlaşılan, akil grupların milletimizin bu sürece karşı protestolarının ve karşı duruşlarının hiç dikkate alınmadığıdır.

Ülkemizde giderek artan yalan ve mesnetsiz haberlere sığınarak yürütülmeye çalışılan yönetim anlayışının sonucunda, siyasî istikrarsızlık ve yönetememe durumu alenen ortaya çıkmıştır. Bu durum ekonomimize de sirayet etmiş ve son zamanlarda, uluslararası gelişmelerle birlikte ülkemizden ciddî para çıkışları gerçekleşmiştir.

Yabancı yatırımcı, yani sıcak para güvenini, siyasî ve ekonomik istikrarın olduğu ülkelerden yana kullanmaktadır. Ancak ülkemize siyasî hırsları yüzünden her alanda itibar kaybettiren AKP, halen bu olumsuz durumun düzelmesi için bir çaba göstermemektedir.

Ekonomi yönetimi ortadan kaybolmuş, umutlarını tamamen Merkez Bankası politikalarına bağlamıştır.

Ülkemizin dün açıklanan 2013 yılı 1. çeyrek dış borç rakamları ve dış ticaret Mayıs ayı sonuçları ekonomimizin makyajının döküldüğünü ve artık gerçeklerin konuşulmasının zamanının geldiğini göstermiştir.

Bu açıdan açıklanan rakamlara baktığımızda; brüt dış borç stoku, 2013 yılı 1. çeyreği sonu itibarıyla, 2012 yılı 1. çeyreğine göre yaklaşık yüzde10’luk artış göstererek 349,9 milyar dolara ulaşmıştır.

Özel sektörün toplam dış borcu ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 16’lık rekor bir artışla 239,9 milyar dolar olmuştur.

Mayıs ayı başından bu yana başarısız ülke yönetiminin sonucunda; özel sektörün toplam dış borcunun TL karşılığında 30 milyar TL artış yaşanmıştır. Özel sektörün üzerine yüklenen kurdan kaynaklanan bu yüksek rakamın hesabı iktidar tarafından verilmeyecek midir?

Ülkemize ekonomik anlamda son 1,5 aylık dönemde ciddî kayıp ve istikrarsızlık yaşatanlar, bir yıl içinde vadesi gelen 163 milyar dolarlık kısa vadeli borç ile 60 milyar dolarlık cari açık rakamını düşünerek hareket etmelidirler. Bu yıl 223 milyar dolar bulunması gerekmektedir.

Dış ticarette devam eden istikrarsızlığa da halen bir çözüm geliştirilmiş değildir. İhracat rakamları yüksek olduğunda gösterişli açıklamalar yapanları Mayıs ayına geldiğimizde kamuoyunda görememekteyiz.

Nihayetinde 2013 yılının ilk beş ayını değerlendirdiğimizde, ihracatın bir önceki yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 2,9, ithalatın ise yüzde 8,1 oranında ciddî artış kaydettiğini görmekteyiz. Dış ticaret açığı ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 17’lik rekor bir artışla 42 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yılın aynı ayındaki yüzde 60,4 seviyesinden, yüzde 57,4 düzeyine inmiştir. Ortada bir başarı söz konusu değildir. Tam tersine yönetememe, çözüm getirememe sorunu vardır.

Önümüzdeki dönemde, TL’deki değer kaybının devam edeceği ve bu yüzden ithalat artışındaki ivmenin düşeceği varsayımına göre hareket edenlere, Türkiye’nin ithalatının fiyat esnekliğini göz önünde bulundurmalarını ve söz konusu varsayımlarının sınırlı bir düzeyde kalacağını hatırlatmak isteriz. Bu yüzden dış ticaretimiz ile ilgili yeni arayış ve çözümlerin biran önce dünya şartlarına göre hayata geçirilmesini öneriyoruz.

Sıcak paraya dayalı, kırılgan bir ekonomi anlayışı sürdüren iktidar; Türkiye’nin dış finansman bağımlığı nedeniyle gelişen piyasalara yönelik yatırımların azalması ihtimali karşısında, en kırılgan ülkeler arasında yer aldığını unutmamalıdır. Bu anlamda Merkez Bankası döviz rezervlerinin övünülecek kadar olmadığı da açıkça görülecektir.

Ülkemizin ihtiyacı olan sanayi ve üretim politikalarını hayata geçiremeyen iktidar, yıllardır gerek soru önergelerimizle, gerekse basın açıklamalarımızla dile getirdiğimiz kamuda yerli malının kullanılmasını nihayet geç de olsa teşvik etme noktasına gelmişlerdir.

Yine bizlerin defalarca; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK), bankaların tüketicilerimizden aldığı masraflar konusunda müdahil olmasını istediğimizde duymazlıktan gelenlerin, yıllar sonra yeni Tüketici Yasa Tasarısı’na bu yönde bir madde koyması göstermelik bir anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde ayran yayığı eşliğinde duyurulan esnafa kredi faizlerinin düşürülmesi de tam bir fiyasko doğurmuştur. Bu haberlere inanan yıllardır AVM’lere ezdirilen esnaf ve sanatkârımız kredi talebinde bulunduğunda; 20 bin TL için 3 memur kefil istenmekte, 10 bin TL için ise gayrimenkul ipoteği istenmekte olduğunu görünce bir kez daha yıkılmışlardır. Esnaf ve sanatkârımız mevcut zor şartlarını düzeltmek için krediye müracaat etmektedir, bu şartlar altında krediye ulaşmaları iktidarın söylemlerindeki gibi kolay değil, tam bir zulümden ibarettir.

Milliyetçi Hareket Partisi; milletimizin önceliklerini, değerlerini her zaman olduğu gibi gözeterek ekonomimizde atılması gereken adımların biran önce atılmasını istemektedir. Çünkü tüm ülkeler yeni ekonomik şartlara göre tedbirlerini geliştirirken, ülkemizin ekonomik anlamda bu duruma seyirci ve suskun kalmasının bedeli yine milletimize ödetilecektir.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211