Milliyetçi Hareket Partisi Uyarıyor!
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan TANRIKULU: "Konsolosluk Çalışanlarımızı Mağdur Edenler Millete Hesap Vermekten Kaçmasın" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu; ülkemiz ekonomisi her alanda yavaşlarken, iktidarın bu duruma çare üretmeyerek, gerçekleşen düşük rakamlara göre ekonomik planlarda revizyona hazırlanmasını eleştirdi.

İç ve Dış Güvenliğimiz Tehdit Altında.

12 yıldır yürütülen başarısız dış politika neticesinde Ortadoğu’da gelişen olaylar her geçen gün ülkemizi adeta bir girdaba sürüklemekte, sınırlarımız risk altındadır. Sözde açılım safsatasıyla iktidar tarafından bugüne kadar cesaretlendirilen terör örgütü Doğu Anadolu ve Güneydoğu Bölgelerimizde kaymakamlık, PTT, Milli Eğitim Müdürlüğü Binaları ve bir ay zarfında 25’i aşkın okula zarar vermiştir. Daha da ileri giderek savaş tehditlerini dile getirirken iktidarın sessiz kalması düşündürücüdür. Ülke olarak iç ve dış güvenliğimiz tehdit altında, vatandaşımızın tedirginliği had safhadadır. Milletvekili polisimizi ve silâhlı kuvvetler mensuplarımızı taşlamaktan çekinmemekte, belediye başkanı maaş aldığı devletine hakaret ederek, karşısındaki silahlı kuvvetler mensubumuzu aciz duruma getirmektedir.

Konsolosluk Çalışanlarımızı Mağdur Edenler Millete Hesap Vermekten Kaçmasın.

Tanrıkulu; “IŞİD terör örgütünün Musul Konsolosluğumuz’da görev yapan çalışanlarımızı kaçırarak 101 gün rehin tutmasının ardından ülkemize sağ salim göndermesi milletimizin sevinci olmuştur. Çalışanlarımızın kaçırılmasından ve 101 gün rehin tutulmasından sorumlu olanlar ise halen görevleri başında olup, ‘operasyon’ kelimesinin ardına sığınmaktadır. Durumun aslında Türk milletine anlatıldığı gibi olmadığı gerek dış basında, gerekse rehinelerin anlatımından ortaya dökülmektedir.

Ekonominin Çarkları Yavaşlıyor.

Tüm yaşanan bu basiretsiz olayları hak etmeyen Türkiye ekonomisinin çarkları da giderek yavaşlamaktadır.

Merkez Bankası’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı Ağustos ayı imalat sanayi kapasite kullanım oranı %74,2’ye gerilemiştir. Mal gruplarına göre kapasite kullanım oranlarını değerlendirdiğimizde; bir önceki yılın aynı ayına göre, dayanıklı tüketim malları, ara malları, gıda ve içecekler ile yatırım mallarında ciddî azalışlar gözlemlenmektedir. Türkiye’nin imalat sanayindeki kapasite kullanım oranı 2012'den bu yana yerinde saymaktadır. Bu durumu çözmesi beklenen, hissetmesi gereken ekonomi yönetiminden ise konu hakkında tek bir açıklama dâhi yoktur.

Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar Tahminlerini Düşürüyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Eylül ortasında Euro Bölgesi için %1,2 olan büyüme tahminini %0,8’e düşürürken, gelecek yıl için büyüme tahminini de %1,7’den %1,1’e çekmiştir. OECD, ABD ekonomisi için bu yıl için büyüme tahminini %2,6’dan %2,1’e indirirken, 2015 tahminini de %3,5’ten %3,1’e indirmiştir. Dünyanın önde gelen finans grubu Barclays ise Türkiye için 2014 büyüme tahminini %3,3'ten, %3,0'e indirmiş, enflasyon tahminini %8,4'ten %9,0'a yükseltmiş ve müşterilerine Türkiye için ağırlıklarını azaltma tavsiyesinde bulunmuştur.

Girişimcimiz Sığınacak Güvenli Bir Liman Bulamıyor.

Ekonomide yaşanan durgunluk her alanda kendini hissettirmekte, bu bağlamda reel kesim güven endeksi Eylül sonuçlarına baktığımızda Mayıs (yeterli seviyede olmayan) ayından bu yana düşme eğilimi olduğu görülmektedir. Merkez Bankası’nın girişimcilerimize gönderdiği -ki katılım oranı % 82’lerde kalan- anket çalışmalarıyla tespit edilen endekse göre işlerindeki genel gidişattan memnun olanların oranı sadece %12,1’dir. Girişimcilerimizin üretimlerini kısıtlayan faktörlerin başında % 20 ile talep yetersizliği gelmektedir.

Üretim Yapımız İthal Bağımlısı Haline Geldi.

Türkiye’de tüm üretim sektörleri başarısız dış ticaret anlayışı nedeniyle giderek ithalat bağımlısı hale dönüşmektedir. 2013 yılında her 100 dolarlık ihracatımız için 62 dolarlık ara malı ithalatı yapılmasına karşın, halen bu çarpık sistem ve sorun ekonomi yönetimince düzeltilememiştir. 2013 yılında ihracatın %59,2’sini, ithalatın ise %39,9’unu gerçekleştiren KOBİ’lerimiz finansmana erişim zorluğu, yeni pazar sorunları, kısa vadeli dış borçları vb. gibi sorunları her geçen artmaktadır. Bunun üstüne zaten aşırı oynak ve son günlerde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) kararlarıyla iyice yükselen döviz kurları girişimcimizi daha da perişan bir hale getirmektedir.

Dünya Ticaret Hacmi Küçülüyor.

Irak’taki gelişmeler nedeniyle her geçen gün buradaki ihracat pazar payı düşen ve AB’deki zayıf ekonomik gelişmelerle boğuşan ihracatçı girişimcimize kötü haber Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nden gelmiştir. DTÖ 2014 yılı için küresel büyüme tahminini % 4,6'dan % 3,1'e indirmiş ve 2015 yılı tahminini ise % 5,3'ten % 4'e revize etmiştir. Revizyona gerekçe olarak zayıf ekonomik büyüme ve azalan ihracat talebi gösterilirken, aşağı yönlü risklerin devam ettiği ifade edilmiştir.

Vatandaşımızın Gelir Durumu İçler Acısı.

Görüleceği üzere piyasada işler ve ekonomiye olan güven her geçen gün azalmaktayken, vatandaşımızın içler acısı durumunu ortaya koyan bir başka çarpıcı ekonomik sonuç yine geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştır.

TÜİK yaptığı yöntem değişikliğiyle gelir dağılımı ve yoksullukla ilgili verilerinin 2006 öncesiyle kıyaslanmasını engelleyerek, sağlıksız bir şekilde yürütmeye devam etmektedir. TÜİK’in iktidara şirin bir kurum görünme çabası nedeniyle açıkladığı her rakam, artık güvenilir olmaktan çıkmış sorgulanır hale gelmiştir.

Son 7 yılda orta gelir tuzağına hapsolmuş Türkiye’nin açıklanan gelir ve yaşam şartları 2013 yılı sonuçlarına göre (Toplam nüfusumuzun -yaklaşık 75 milyon- her biri 15’er milyonluk 5 dilime (gruplara) veya her biri 7,5 milyonluk 10 dilime (gruplara) bölünerek oluşturulan dilimler arası gelir dağılımı belirlenmektedir.) en zengin % 20’lik kesim toplam gelirden, en yoksul %20’lik kesime göre 7,7 kat daha fazla pay almaktadır. Bu %20’lik kesimleri %10’luk kesimler olarak ele aldığımızda ise zengin ve yoksul arasındaki zengin lehine olan fark 13,6 kata ulaşmaktadır. Diğer bir anlatımla %10’luk dilime göre en zengin kesim toplam gelirden %31,3 pay alırken, en yoksul %10’luk dilim %2,3 oranında pay alabilmektedir. Nüfusumuzun %90’ı toplam gelirin ancak üçte ikisini almaktadır.

2013 yılında 20 milyon 478 bin hanenin % 65’i borçlu durumdadır. 2006 yılında bu oranın %53 olduğu düşünüldüğünde hanelerimizin borçları katlanarak artmıştır.

Türkiye 2014 itibariyle dünya üzerinde 38 dolar milyarderi ile en fazla dolar milyarderine sahip 14’üncü ülke olmasına rağmen, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre kişi başına gelir bakımından 67’nci sırada yer almaktadır. Çarpık ve adaletsiz gelir dağılımı 12 yıldır artarak devam etmektedir.

Ülke Olarak Mutluluk Endeksinde Sonlardayız.

Bu yüzdendir ki; araştırma şirketi Gallup’un her yıl geleneksel olarak yayınladığı mutluluk endeksinde Türkiye 135 ülke arasında ancak 97’nci olabilmektedir.

12 Yıldır Saklanan Esnafımızın Borçluluğu Sonunda İtiraf Edildi.

12 yıldır esnafımız, girişimcimiz Türkiye’nin tüm kesimleri gibi kalkınamamış, tam tersine giderek borçlulukları artmıştır. 91 bin esnafımızın kefalet kooperatiflerine 461 milyon liralık ana para borcuna karşılık, 400 milyon liralık bir gecikme faizi borcu bulunmaktadır. Şu anda 91 bin esnaf ve onlara kefil olan 131 bin kişi borçlarını vadesinde Halkbank'a ödeyememektedir. Bu vahim durumu itiraf eden ve bunun sorumlusu olan ekonomi yönetimi ise, esasen bütçe rakamlarını dengeleyebilmek için umutlarını bir defalık gelirlere bağlayarak bu borçları yapılandırma hazırlığı içindedir. Çünkü bütçenin ilk 8 ayda vergi gelirlerindeki artışı (%7), 8 aylık enflasyonun (%9,54) gerisinde kalmıştır.

Türkiye’nin Kamu Bankaları Uluslararası Alanda Soruşturma Altında.

Özel bankalar hakkında sorumsuzca açıklamada bulunanlar, bir kamu bankasının Almanya’da kara para aklama nedeniyle soruşturmaya uğraması hakkında TBMM’de verdiğimiz yazılı soru önergelerine cevap verememektedir. Üstelik bu kamu bankasının usulsüz uygulamaları nedeniyle ABD’de bir başka soruşturma geçirmesi de kamuoyundan gizlenmektedir.

Girişimcimiz, esnafımız, çalışanımız, çiftçimiz ekonomik ve sosyal anlamda kalkınamıyor. Ülke çapında yatırımlar baş aşağı olurken, tüketim yerinde saymakta, ihracat soluksuz kalmış ve tüm bunlara rağmen düşüyor diye algı yaratılmaya çalışılan cari açık, halen ekonomimiz için risk değeri taşıyan rakamlarda seyretmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi Uyarıyor!

Milliyetçi Hareket Partisi olarak makroekonomik öngörüleri, planları tutmayan ekonomi yönetimini uyarıyor; gerçekleşen başarısız ekonomik rakamlara göre planlarda revizyon yaparak ekonomimizi küçültmek yerine, milletimizin ve girişimcimizin bu borç batağından kurtulmasını ve gerçek anlamda kalkınmalarının sağlamasını bekliyoruz.

Yüksek teknolojiyi benimsemiş, nitelikli işgücüne sahip ve finansal imkânları artırılmış, yapısı güçlü firmaların sayısının çoğaltılması önceliği olan yeni bir ekonomik program ve sanayi politikası artık ülkemizin olmazsa olmazıdır. Hayata geçirilecek bu politikalar ile sürdürülebilir ve kaliteli büyüme hızına Türkiye biran önce kavuşturulmalıdır. Zaman her geçen gün Türkiye ekonomisi ve aktörlerinin aleyhine geçmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi artık ekonomimizin daha fazla kan kaybetmemesi için tüm ekonomimizin beklentisi olan öncelikli yapılması gereken yapısal reformların hayata geçirilmesini istemektedir.” diyerek, bu isteğin siyasî olarak görülmeden iktidar tarafından önemsenmesinin, milletimizin yararına olacağını belirtmiştir.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211