'MİSAFİRE CEMEVİ’NİN KAPISINI KAPATANLAR ALEVİ OLAMAZ'
Milliyetçi Hareket Partisi Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Şefkat ÇETİN, Devlet Bahçeli'nin Tunceli ziyareti ve Davutoğlu'nun sözleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Şefkat Çetin'in yazılı basın açıklaması şöyle;

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Tunceli ziyareti, Türkiye’deki bütün çevrelere ve Türkiye üzerine hesap yapan ülkelere Türk milletinin bağımsızlığı ve egemenliği adına verilen çok açık ve net bir mesajdır. Türkiye’nin her karış toprağıyla ve vatanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün insanlarıyla bölünmez bir bütün olduğunu bozkurtlar Tunceli’den haykırmıştır. Vatan toprağının gidilemez hale getirilmesine müsaade etmeyen Milliyetçi Ülkücü Hareket, bu durumu bir gurur vesilesi sanan hükümeti aslında büyük bir utançtan kurtarmıştır.



Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin Tunceli ziyareti ve orada yaptığı tarihi konuşma, Türkiye’de ayrımcılık üzerine siyaset yapan ve bölücülerle kol kola girerek iktidarını sürdüren AKP hükümetine ve Ahmet Davutoğlu’na ders olmuştur. Başbakan Davutoğlu, Atatürk Orman Çiftliğini yağmalayıp değerleri yok etme hırsıyla haramzade sarayını hukuksuzca inşa eden ustasının “Sivas’ın ötesine gidemezler” saçmalığını taklit edeyim derken rezil olmuştur. Milliyetçi Ülkücü Hareket’in Türkiye sevdalısı kadroları, her türlü ayrımcılığı, etnik ve mezhebe dayalı bölücülüğü reddederek, ülkemizin her yerine herkesin rahatça gidebileceği gerçeğini Davutoğlu’nun suratına çarpmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin bir bölgesini farklı bir yer olarak göstermeye çalışan Başbakan Ahmet Davutoğlu’na Tunceli’nin de Türkiye’nin bir şehri olduğunu hatırlatmış, ayrıştırma ve bölme planlarına karşı tavrını ortaya koymuştur. Davutoğlu sözlerinden utandı mı bilinmez ama ülkemizi bölmesine ve parçalamasına müsaade etmeyeceğini Milliyetçi Hareket tarihi bir ders vererek ortaya koymuştur.

Milliyetçi Ülkücü Hareket’in vatanının her köşesi gibi kutsal saydığı Tunceli’ye giderek makamının sorumluluklarını hatırlattığı başbakan sıfatlı provokatör, vatan toprağını gidilemez hale koyduğu için utanacağı yerde arsızca konuşmaya devam etmektedir. "Merd i kıpti şecaatin arz ederken sirkatin söyler" misali, Başbakan Davutoğlu’nun itirafları sayesinde Türkiye’nin daha hangi illerine girilemez olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Davutoğlu belli ki aynı masaya oturduğu PKK’ya dayanarak kendini güvende saymakta ve kurtarılmış bölgelere girerek oyunu bozmaya çalışanlara rahatlıkla tehditler savurmaktadır.

Devletin yokluğunu fırsat bilip palazlanan PKK’nın kol gezdiği, etraflarında hendeklerin kazıldığı bölgeleri AKP övünç kaynağı saydığına göre ortağıyla işleri hayli ilerletmiştir. Oysa AKP’liler İstanbul’da, Ankara’da sayısı binleri aşan koruma ordusu olmadan sokağa çıkamaz vaziyettedir. Yanında koruma ordusu olmadan saraylarından çıkamayanların, Milliyetçi Ülkücü Hareket’in birbirinden yiğit neferleriyle memleketin her yerine gidebilmesi karşısında dumura uğramaları normaldir. MHP’nin resti görerek tersyüz ettiği Başbakan Davutoğlu ve patronu Tayyip Erdoğan kendilerine o kadar güveniyorlarsa koruma ordusu olmadan bırakın Tunceli’ye gitmeyi, İstanbul’da herhangi bir futbol stadına, mesela Saraçoğlu’na giderek halkın karşısına çıksınlar da görelim. İktidar partisi ve Cumhurbaşkanı koruma ordusu olmadan Türkiye’nin hiçbir şehrinde sokağa çıkamamakta, statlara dahi girememektedir.

Türkiye’de iktidar partisi AKP’nin ve ana muhalefet partisi CHP’nin katkılarıyla bilhassa Tunceli üzerinden başlatılan milli devletle ve Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’le hesaplaşma siyaseti bölücülerin ekmeğine yağ sürmektedir. Türkiye’nin dirlik ve düzenini bozduğu için cezalandırılan Seyit Rıza’ya ve Dersim isyanına sahip çıkanlar, bugün benzer bir yaklaşımı PKK’nın bölücü faaliyetleri karşısında teslimiyetçi tavır sergileyerek sürdürmekte ve ülkemizi bölünmeye doğru sürüklemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başkanlık Divanı üyelerimiz ve çok sayıda partilimizin katılımıyla Cuma günü gerçekleştirilen Tunceli programı, AKP hükümetinin Türkiye’yi getirdiği vahim tabloyu göstermesi açısından zihinlere bir çivi gibi çakılmıştır. MHP heyetinin Tunceli ziyareti, bölücülerin ve işbirlikçilerinin cirit attığı Türkiye’de meydanın boş olmadığını, bu vatanı düşünen, bu millet için kalbi çarpan ve elini taşın altına sokacak, bölücülerin karşısına dikilecek insanların da az olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Türkiye sevdalısı Milliyetçi Ülkücü Hareket’in Tunceli ziyaretinden başta AKP hükümeti olmak üzere herkesimin çıkarması gereken önemli dersler vardır.

Ahmet Davutoğlu’nun bir başbakan olarak vatandaşına ve hele de muhalefet partisi liderine Türkiye’nin herhangi bir iline gidemiyor ithamında bulunması bir meydan okuma değil, aslında AKP hükümetinin iflasıdır. Eğer ülkemizin bir bölgesine serbestçe gidilemiyorsa ve Türk bayrağı dalgalandırılamıyorsa bu hükümetin başı olarak Davutoğlu’nun suçudur. Kaldı ki bölgede Türk bayraklarının indirildiği ve devletin fonksiyonlarını terör örgütünün yürütmesine göz yumulduğu bir sır olmadığına göre, Ahmet Davutoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın sorumluluklarını yerine getirmek yerine MHP’ye bölgeye gidemezsiniz tehdidini savurmalarının arkasında art niyet olduğu aşikârdır. Bölgeyi kontrolü altında tutan PKK, bu durumdan siyaset üreten ve çıkar sağlayan ise AKP’dir. Fotoğraf bu kadar nettir ve milletin hafızasında yer etmiştir.

Devleti bölücü teröristlere teslim eden, onlarla Oslo’da, İmralı’da, Ankara’da pazarlık masaları kuran AKP hükümeti ile ortakları PKK ve HDP bölgeye MHP’nin girmesinden müthiş rahatsızlık duymaktadır. Nitekim hükümetin bütün aleyhte propagandalarına ve değişik çevrelerden gelen tehditlere rağmen Milliyetçi Ülkücü Hareket’in Türk milleti üzerine oynanan oyunu bozmak üzere Tunceli’ye gitmesi üzerine şehirde provokatörler devreye sokulmuştur. PKK baskıyla esnafa kepenk kapattırmış, şehirdeki ulaşım araçlarını yasaklamış ve birkaç yüz militanıyla sokağı tutarak güç gösterisi yapmış, bütün bu rezilliklere ise devleti idare eden AKP müsaade emiştir. Tunceli’de bir kere daha görülmüştür ki, bölge insanı terör örgütünün ve buna göz yuman hükümetin elinde esirdir. AKP hükümeti devletin etkinliğini bitirerek oradaki insanlarımızı PKK’nın insafına terk etmiş, bölge insanı ise can ve mal güvenliği endişesiyle evinin perdesini dahi açamayacak kadar dışarıya kapanmıştır.

MHP ziyaretinin bölge insanını esir tutan terör ve siyaset baronlarını paniklettiği militanlara yaptırılan gösterilerden anlaşılmaktadır. Ülkemiz bizzat hükümetin eliyle korku tünellerine sokulmakta, bin yıllık tecrübenin ışığında birlikte yaşama kültürünü geliştirmiş milletimize etnik ve mezhep temelli ayrıştırma zorla dayatılmaktadır. Sadece son bir hafta içerisinde hükümetin Alevi vatandaşlarımızı MHP ve CHP ile karşı karşıya getirmek için denemediği yol kalmamıştır. İnsanlarımızın inançlarını ve etnik kökenlerini bu ülkeyi ayrıştırmak, bölüp parçalamak için kaşıyanların bilhassa Kürt etnisitesi ve Alevilik üzerine yaptıkları hesapların karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’nin duruşu bellidir ve tamamıyla millidir. Sayın Genel Başkanımızın Tunceli’deki tarihi konuşmasında vurguladığı gibi “Acılarımız ortak, sevinçlerimiz ortak, dünümüz bir, geleceğimiz birliktedir”. “Üzerine titrememiz gereken kardeşlik mirasımız” korunmadığı takdirde bundan Ankara ve İzmir’deki insanlarımız kadar Tunceli’deki, Hakkâri’deki kardeşlerimizin de zarar göreceği bilinmelidir.

Milliyetçi Hareket’in Tunceli ziyareti bölge insanımızın terör örgütünün ve çağ dışı kalmış ideolojilerin elindeki esaretini ve bu durumun mutlaka sona erdirilmesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Kürt asıllı vatandaşlarımızın PKK’ya mahkûm ve mecbur edildiği ve ne yazık ki AKP hükümetinin de bu durumu tescilleyerek PKK’yı Kürtlerin resmi temsilcileri olarak gördüğü acı bir gerçektir.

Heyetimizin Tunceli’deki Cemevi ziyaretinin iptalinin göz önüne çıkardığı bir başka çarpıcı gerçek ise, ne yazık ki PKK ve uzantısı Marksist yapılanmaların gölgesinin bu kutsal mekâna kadar sızdığını göstermektedir. Daha yakın bir zamanda Cemevi’ne “cümbüş evi” deme terbiyesizliğini gösterenleri dahi ağırlayan bu zihniyetin, Alevi kardeşlerimizin ibadethanesinin kapılarını Türk milliyetçilerine kapatmasının arkasında Türklük alerjisi vardır. Horasan erenlerine, Orta Asya alperenlerine kadar uzanan Alevi Türkmenlerinin ibadethanesi olarak kabul ettiğimiz ve desteklediğimiz cemevlerinin kapısını yüzümüze kapatanların Alevi kardeşlerimiz olmadığının farkındayız. Hiçbir gerçek Alevi’nin Cemevi’nin kapısını misafire kapatmayacağını, gelenler kendileriyle gönül birliği etmiş Ülkücüler değil en büyük düşmanları olsa dahi o kapıdan geri çevrilmeyeceğini gayet iyi biliyoruz. Türkiye’de Alevilerin de Kürtlerin de marjinal bir grup tarafından esir alınmak istendiği ve buna hükümetin siyasi rant uğruna çanak tuttuğu çok açıktır.

Türk İslam coğrafyasında mertliğin, yiğitliğin sembolü olmuş Hazreti Ali’nin bugün ülkemizde bir grubun sevdiği ve bir grubun sevmediği bir figür haline dönüştürülmesine Milliyetçi Ülkücü Hareket’in müsaade etmesi mümkün değildir. Horasan’dan, Harzem’den gelerek Tunceli bölgesine yerleşmiş ancak tarihi süreç içerisinde tecrit edilmiş Alevi Türkmen kardeşlerimizle Türkmen Beyi Devlet Bahçeli’nin buluşmasına engel olanlar bu ülkenin hayrına bir iş yapmamıştır. Hükümetin ayrımcılık ve bölmeye dayalı programına rağmen bu ülkede yaşayan insanların en önemli ortak paydası olan Türk üst kimliği etrafında birliği ve bütünlüğü savunan en büyük siyasi organizasyon Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Tunceli’deki kardeşlerimizle birlikte Horasan’dan alıp getirdiğimiz ve bin yıldır Anadolu adlı vatanımızda bir hamur gibi yoğurduğumuz Türk kimliğimiz, hepimizi temsil edecek kadar kuşatıcı, kapsayıcı ve zengindir.

Milli kimliğimizin temsilcisi Milliyetçi Ülkücü Hareket bölücülere, ayrıştırıcılara, mezhepçilere, dar bölgecilere ve etnik ırkçılara karşı milletimizle başlattığı kucaklaşmayı genişletecek, yerli ve milli kültürel zenginliklerimiz üzerindeki vesayetleri sona erdirecektir.

Hükümetle terör örgütünün ortak hareket ettiği bu kara günler hep böyle devam etmeyecek, Milliyetçi Ülkücü Hareket mutlaka bu kirli ittifakı yıkarak bölgedeki insanlarımızın hür iradelerini sergilemelerini ve asıl büyük kucaklaşmayı sağlayacaktır.

Bu kutlu vatan, büyük Türk milletine şehit kanlarıyla tapuludur. Tunceli’nin de, Ankara’nın da bizim vatan toprağımız olduğu gerçeği Milliyetçi Ülkücü Hareket tarafından her platformda yüksek sesle dile getirilmeye devam edilecektir. AKP hükümeti sayesinde Tunceli’de devlet olmasa dahi, Devlet Bahçeli ve Milliyetçi Hareket vatanın her sathındadır. Tunceli’de başka, Yozgat’ta başka konuşan öteki siyasiler gibi kıvırmadan, her yerde doğruları seslendirecek olan MHP Türk milletinin birliğini ve bütünlüğünü, vatanın ve devletin tekliğini haykırmaya devam edecektir.s


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211