MUHAMMED EL DURRA’NIN ARDINDAN...
Ankara Milletvekili  Yıldırım Tuğrul TÜRKEŞ “Muhammed El Durra’nın Ardından...” başlığıyla yapmış olduğu yazılı basın açıklaması.

Bir duvar köşesinde yaralı babasının arkasında yağan kurşunlardan korunmaya çalışan merhum Muhammed El Durra’nın şehadetinden bu yana 14 sene geçti.

Bu 12 yaşındaki çocuk günahsızdı, masumdu, saftı, tertemizdi. Filistinli Muhammed savaşın vahşetini babasının omzunun üzerinden izliyor ve ağlıyordu.

Korkuyordu küçük Muhammed; cesareti olmadığından dolayı değil, lekesiz kalbinindaha önce şerle tanışmamış olmasından dolayı...

İsrail’in bilinçli kurşunları Muhammed’in bedenini deldiğinde, yaralanan, çürütülen, kast edilen aslında insanlığın ta kendisiydi...

Dünya 30 Eylül 2000 tarihinde bu elim hadiseye, bu drama karşı sesini yükseltmedi;sessizliği, körlüğü, sağırlığı tercih etti...

Ve ilk defa o gün, dünyanın bu ‘üç maymun’ tavrıyla, İsrail’e açık çek verilmiş oldu... Çocukları öldürmek, katletmek ve insanlığın geleceğini tahrip etmek için verilmiş bir açık çek...

İsrail yalnızca Filistin’in bugününü değil, en başta geleceğini kırmaktadır. Bu sebeptendir ki en başta küçük çocuklar ve hayatın kaynağı kadınlar birinci hedef konumundadırlar.

İsrail’in bugünkü sınır tanımamazlığının kaynağında 30 Eylül 2000’de insanlığın sergilediği ürkeklik vardır.

Bir çocuğun hayatına sahip çıkmakta sergilenen ürkeklik, ona sahip çıkarken İsrail’i karşısına alma ürkekliği...

Oysa İsrail – kimseyi dinlemeden – olabilecek en aleni biçimde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Üçüncü Maddesini hiçe saymaktadır.

Üçüncü Madde şu şekildedir: ‘Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır’.

Oysa bugün, hala, plajlarda çocuklar vurulmakta, kadınlar katledilmekte, yaşlılar hedef seçilmektedir.

Dünyadan ‘çıt’ çıkmaması bir yana, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin temsilcileri bilakis İsrail’i destekleyici mahiyette açıklamalar yapmaktadırlar.

Avrupa Birliği’nin, dolayısıyla da değerlerinin hamisi olması gerekenler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni (3.Madde) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (2. Madde) paramparça eden bir devlete destek verebiliyorlar.

Bugün eğer bir İsrailli milletvekili ‘hem kadınları, hem çocukları öldürmeliyiz’ diyebiliyorsa, bu ayıbın sebebi öncellikle Muhammed El Durra’nın şehadetinden sonra tutulan dillerdir.

Bu talihsiz beyanların o günde dünya tarafından nefret suçu olarak tanımlanması ve ilan edilmesi gerekirdi.

Türkiye olarak, Müslümanı, Yahudisi ve Hristiyanı birlik halinde, İsrail’in pişkinliğinin hesabını mutlaka sormalıyız.

Bu, başka Muhammed’ler ölmesin ve daima yaşayabilsin diye, boyun borcumuz ve insanlık vazifemizdir.

Son olarak Kadir Gecesi'nin Türkiye'ye ve tüm Müslümanlara hayırlar, Dar-ül İslam'a barış getirmesini temenni ediyorum.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211