HÜDA-PAR Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak hükümetin ve güvenlik güçlerinin hesap vermesi gerektiğini söyledi.

‘Provokasyon ve paralel yapı’ iddiasını yalanlayan Tanrıkulu, “Şunu, bunu suçlayarak bu işin içinden çıkamazsınız. Bunun hesabını hem hükümet, hem de PKK vermeli. Bize göre orada ne provokatör vardır, ne paralel yapı vardır, ne de dış ülkeler vardır. Orada açık bir şeklide PKK’nın, YDG-H çetelerinin dindar insanlara saldırması vardır.” dedi.

'DEVLET SOKAKTA YOKTU'

Hür-Dava Partisi (HÜDA-PAR) Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu ve beraberindeki ilçe başkanları, basın kuruluşlarını ziyaret etti. Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan olaylar hakkında bilgi veren Tanrıkulu, devletin saldırılara adeta seyirci kaldığını söyledi. Tanrıkulu, özetle şu görüşleri dile getirdi: "Saldırlar 03.00’da başlıyor. Saat 11.00’e doğru emniyet güçleri o mahalleye girmeye çalışıyor. Nasıl ki 6-7 Ekim'de, Kurban Bayramı’nda Diyarbakır’da devlet yoktuysa, aynı durum Cizre’de gerçekleşti. Vali ve emniyet güçleri 8 saat sonra olaya müdahale etmeye başladılar. Yani sanki bu vandallara sizi serbest bırakıyoruz istediğinizi yapın, deniliyor. Ağır silahlarla dindar insanlara saldırmak, bunun önünü açmak ve sessiz kalmak güvenlik güçlerinin büyük bir zaafı."

'HÜKÜMET HESAP VERMELİ'

"Paralel yapı diyerek bu işin içinden çıkamazsınız. Bunun hesabını hem hükümet, hem de PKK vermeli." diyen Şeyhmus Tanrıkulu, "Her eylem ve katliam olduğunda veya bu tür girişimler yapıldığında işin basitine kaçılıyor, provokatör vardır, dış güçler vardır, paralel yapı vardır deniliyor. Vardıysa niye ortaya çıkartmıyorsunuz? Niçin bunlar yakalanmıyor? Güvenlik güçlerinin 8 saat sonra oraya gitmesinin sorumlusu kim, hesabı niye sorulmuyor? Diyarbakır’da da hiçbir mülki amirden hesap sorulmadı ki. Diyarbakır’da insanlar vahşice katledildi ama ne emniyet ne vali, ne İçişleri Bakanı kimse hesap vermedi. Oysa başka ülkelere baktığında durum farklı. Mısır’da bile öğrenci servisi arabası trenle çarpışıyor hemen bakan istifa ediyor. Yani vicdanen rahatsız oluyor. Bizim burada böyle değil. Çok vahim olaylar gerçekleşmesine rağmen bakanlar hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyorlar." ifadelerini kullandı.

'SUÇLU HÜKÜMET VE PKK'

Cizre olaylarında provokatör varsa ortaya çıkarılmasını isteyen Şeyhmus Tanrıkulu sözlerini şöyle sürdündü: "Ama bize göre yoktur. Bize göre orada ne provokatör vardır, ne de paralel yapı, ne de dış ülkeler vardır. Orada açık bir şeklide PKK’nin YDG-H çetelerinin dindar insanlara saldırması vardır. İçerimizde bazı ajanlar var, diyorlar. Aranızda ajan varsa çıkartın, niçin bu ajanları cezalandır mıyorsunuz? Son 2 yılda partimize 150 saldırı oldu. Bunların hiçbirinin faili yakalanmamış. Bizim üyelerimiz kaçırılıyorsa, üyelerimizin evleri taranıyorsa ve bunların faili yakalanmıyorsa burada biraz düşünmek lazım. Bunun suçlusu kimdir? Biz bu noktada hükümeti suçlu görüyoruz. İkicisi ise PKK'dır. PKK ve KCK’yı suçlu görüyoruz. Başka bir şeyler var bu işin içinde. Sen bu partiyi kendine tehlike olarak görüyorsun, biz bunları tasfiye edelim, yok edelim şeklinde saldırı yapanları yakalamıyorsun.
PKK zaten faşist bir zihniyete sahip. Kendi dışında hiçbir güç, kuvveti istemeyen bir zihniyete sahip. Bugün bölge PKK’nın eline düşürse aynen Kemalist sistem Cumhuriyeti kurarken nasıl hem Müslümanlara hem Kürtlere yani Kemalist olamayan insanları tasfiye etmişse, hatta yüz binlercesini katletmişse vallahi PKK aynısını yapar, belki daha ağırını yapar. Bu bölge PKK’ya bırakılırsa zaten dağda gerillası var, silahlı unsurları var, şehirde de bu iki yıl içerisinde çok ciddi manada silahlanmış ve silah yığınağı yapmış böyle bir durumda ne yapacak tabi ki gelecek kendisine en çok muhalefet yapan veya muhalif olan, bir de İslami bir yapı olan HÜDA-PAR’ın şahsında Müslümanları tasfiye edecek."

'PKK HİÇ BU KADAR GÜÇLENMEMİŞTİ'

PKK tarihinde hiç olmadığı kadar güçlü konumuna getirildiğini vurgulayan HÜDA-PAR Diyarbakır İl Başkanı Tanrıkulu, "İki yıl içerisinde polis ve asker ölmedi, PKK’lı ölmedi, karşı karşıya gelmediler, daha doğrusu karşı karşıya geldiler birbirlerini görmezden geldiler, fakat bu iki yıl içerisinde PKK şehir yapılanmasını tamamladı, silahlı olarak tabi ki. Dağdan indirdiği gerillaların büyük bir kısmı da burada gençlere eğitimi vererek veya kendi şehir içerisindeki askeri yapılanmasına güçlendirdi. Şimdi biz sokağa çıkıp yolu kapatan veya taş ve molotof atan insanları basit görmememiz lazım, hepsini bu iki yıl içerisinde yaptılar. Bu iki yıl içerisinde kendi mahkemelerini kurdular, bugün Bismil ve Lice’de kendilerinin mahkemeleri var. Yani iş adamlarını çağırıyorlar. Ondan haraç alıyorlar. Sadece Bismil’de 50 trilyon haraç almışlar işadamlarından. Şimdi bunu ne zaman yaptı, çözüm sürecinde ve bu iki yıl içerisinde… Nasıl olsa hükümet bize karışmıyor. Bende bu vesileyle kırsal alanda muhalif gördükleri HÜDA-PAR ve ya İslami kesimler tasfiye edelim, dediler. Buna sessiz kalan devlet ve hükümet değil mi? Niçin görevini yerine getirmiyor. Halkın güvenliğini sağlamayacaksa çıksın aradan bu halk kendini savunur. Halk kendini savunmaktan aciz değil. 6-8 Ekim olayında sonra halk artık ciddi olarak kendini savunmanın önemini kavramış durumundadır. Durum böyle iken biz bunları nasıl görmezden geliriz. Her şeyi paralel yapı yapıyor diyorlar. Paralel yapı kimdir? 1990’lı yıllarda burada JİTEM, bugünkü Ergenekon, Balyoz davasından yargılananlar bırakıldı hepsi, bunlar görmezden geliniyor. Yani bu olaylar geldi geçti günah keçisi paralel yapı mı? Hükümetin şimdi bir taktiği var. Her seçim döneminde kendisine bir düşman belirliyor ve onun üzerinde propaganda yaparak sanki muhalefeteymiş gibi öyle bir algı oluşturarak en azından seçime o şeklide giriyor. PKK da öyle yapıyor. Her dönem bir düşman ilan ediyor ve kendini düşman üzerinden kamuoyuna oluşturmaya çalışıyor." görüşünü dile getirdi.

'DEVLET YOKSA HALK KENDİNİ SAVUNUR'

"Biz kendi üyelerimize dedik ki bakın burada bize yönelik büyük bir saldırı var. Ortada devlet de yok, güvenlik güçleri de yok. Bundan dolayı insanın en temel hakkı olan meşru müdafaanızı kullanın. İki aşiret arasında bir kavga çıktığında herkes silahlanıyor. Bir de bizim bölgemiz hassas. Böyle bir durumda farkı siyasi düşünceye sahip olan gruplar ve cemaatler var. Her an çatışma ortamı olabilecek bir durum söz konusudur. Böyle bir durumda eğer devlet üzerine düşeni yapmazsa PKK gibi gayrimeşru güçler kalkıp yol kesme, kimlik kontrolü yapacak. Evlere gidip arama yapacak, saldırı yapacak kimse buna dur demeyecekse tabi ki halk kendini savunacaktır." sözleriyle yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Şeyhmus Tanrıkulu sözlerini şöyle tamamladı:

'HÜKÜMET BÖLGEYİ PKK’YA BIRAKTI'

"İki yıl içerisinde devlet ile PKK nelerde anlaştı? Çözüm süreci şeffaf değil. Neler konuşulmuş biz bilmiyoruz. Bırakın bizi CHP ve MHP’nin haberleri yok. Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaptı, ‘çözüm sürecinden neler konuşulmuş haberim yok’ diyor. Ancak biz fiiliyata bakarak bazı değerlendirmeler yapıyoruz. 2 yıllık süre içerisinde devlet PKK’ye bölgeyi bıraktı. PKK tarihinde güçlenmediği kadar güçlendi. PKK açık bir şekilde hem Güney Kürdistan’a Şengal’e, hem de Kobani’ye adam gönderiyor. Bunlar da sınırdan geçiyorlar. Senin vatandaşın başka bir ülkeye gidiyor savaşıyor tekrar geliyor. Sen ses çıkartmazsan bu insanlar yarın bir gün gelecek burada bir ayaklanma çıkartacaklar. Cizre’de zaten dağdaki gerillalar var. Görüntülerde açık ve net bir şeklide görünüyor. Bir de Cizre ve Diyarbakır olaylarında özellikle Kobanilerin ve Ezidilerin kullanıldığı söyleniyor. Çünkü hastane kayıtları vardır.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211