Alexa

Nuri Okutan: Başkentin Göbeğinde Toplantı Yapmayacaksak Nerede Yapacağız?

Isparta Milletvekili Nuri Okutan “Milli iradenin tecelli ettiği yer olan Gazi Meclis’in bulunduğu yerde, Başkent’in göbeğinde biz toplantı yapamayacaksak, nerede yapacağız?" dedi.

Nuri Okutan: Başkentin Göbeğinde Toplantı Yapmayacaksak Nerede Yapacağız?
31 Mart 2017 Cuma 14:19

Isparta Milletvekili Nuri Okutan: “Evet” diyenlere bütün meydanlar, salonlar, televizyon kanalları, basın yayın ve internet ortamları sonuna kadar açılırken, “hayır” diyenlere neredeyse tüm kapılar kapatılıyor. Böyle referandum, böyle demokrasi, böyle adalet, böyle seçim olur mu?” dedi.

12 Nisan tarihinde Ankara Anadolu (Tandoğan) meydanında yapmayı planladıkları mitingin Ankara Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesine ilişkin Toplantı Düzenleme Kurulu üyeleriyle TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyen Isparta Milletvekili Nuri Okutan “Milli iradenin tecelli ettiği yer olan Gazi Meclis’in bulunduğu yerde, Başkent’in göbeğinde biz toplantı yapamayacaksak, nerede yapacağız? Valiliğin bu manada görevi nedir? Ne iş yapar? Kurulumuzdaki hiç kimsenin devletle karşı karşıya gelmeyi aklından bile geçirmeyeceği, çok iyi bilinmelidir. Devletimize karşı saygılı ve yumuşak başlı isek, uysal koyun oluşumuzdan değil, adap ve usul bilmemizdendir. Bu seçim kurullarının, bu valilerin ve kamu görevlilerinin bu kadar açık taraf olduğu bir referandum sonuçlarına nasıl güveneceğiz?” dedi.

DEVLETİN GÖREVİ TOPLANTILARI YASAKLAMAK DEĞİL, GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMAKTIR

Toplantı Düzenleme Kurulu adına konuşan Isparta Milletvekili Nuri Okutan devletin görevinin toplantı düzenleyenleri engellemek değil, yapılacak toplantıların huzur ve güven içinde temin etmek olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Ankara Valiliği adeta durumdan vazife çıkarmış, muhtemelen ülkede hakim ideolojik tutumun bir yansıması olarak, kişisel tasarruflarla Anayasa ve kanunun verdiği yetki ve görev de aşılmak sureti ile Anayasal demokratik bir hakkın engellemesi yoluna gidilmiştir. Savunduğumuz düşünceler devleti yönetenlerin veya iktidar sahiplerinin düşünceleriyle örtüşmeyebilir. Hoşlarına gitmeyebilir. Fakat bu durum, devlet görevlilerinin, bizim düşüncelerimizi toplantı hakkımız çerçevesinde kamuoyuna ifade etmemizi engellemelerini meşru kılmaz. Devletin ve temsil makamında bulunanların temel görevi, Anayasa ve kanunlara sadakat çerçevesinde, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini hiçbir kısıtlama ve müdahaleye maruz kalmadan serbestçe kullanımını sağlamaktır. Devlet bunun için gerekli tedbirleri almak zorundadır.”

Ankara valiliğince alınan kararı, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili kanun gereğince toplantı hürriyetinin düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu, herkesin hukuk çerçevesinde önceden izin almaksızın toplantı düzenleyebileceğini ifade eden Okutan, kararın yeniden değerlendirilmesi için tekrar başvuruda bulunduklarını ifade ederek şunları söyledi: “Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle Ankara Valiliğinin toplantı hakkımızı engelleyen kararını Anayasa ve ilgili Kanuna açıkça aykırılık taşıması nedeniyle hukuken “yok” hükmünde kabul ettiğimizi, konunun yeniden değerlendirilmesi için Valilik makamına yazılı olarak başvurduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz. Ankara Valiliğine, toplantımızı huzur ve güven içinde icra edebilmemiz için gerekli güvenlik tedbirlerini alması yönünde milli iradenin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çağrıda bulunuyoruz.”

“EVET” DİYENLERE TÜM KAPILAR AÇIK, “HAYIR” DİYENLERE KAPALI, BÖYLE DEMOKRASİ OLUR MU?

Her şeyin milletin gözünün önünde cereyan ettiğini kaydeden Isparta Milletvekili Nuri Okutan; ”İstiyorlar ki hayır diyenler ağzını açmasın. İstiyorlar ki hayır diyenler, yürüyüş yapmasın, miting yapmasın, televizyona hatta sokağa dahi çıkmasın. “Evet” diyenlere bütün meydanlar, salonlar, televizyon kanalları, basın yayın ve internet ortamları sonuna kadar açılırken, “hayır” diyenlere neredeyse tüm kapılar kapatılıyor. Böyle referandum, böyle demokrasi, böyle adalet, böyle seçim olur mu?” şeklinde konuştu.

Toplantı Düzenleme Kurulu’ndaki hiç kimsenin devletle karşı karşıya gelmeyi aklından bile geçirmeyeceğinin çok iyi bilinmesi gerektiğinin altını çizen Nuri Okutan, şöyle devam etti: “Bu referandum Anayasa, demokratik ilkelere, hukuka, vicdana uygun yürütüldüğünü kim iddia edebilir? Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Daha referandum bitmeden, Anayasa değişiklikleri onaylanmadan, şimdiden tek adamlık sistemi ve parti devleti anlayışı ile karşı karşıyayız. Şayet referandumdan evet çıkarsa toplumun ve kişilerin hak ve hürriyetlerinin durumunun ne olacağı şimdiden bellidir.

“80 MİLYON KERE HAYIR” DİYORUZ

Isparta Milletvekili Nuri Okutan, basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Bizim amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Elbette ki haklarımızı hukuk çerçevesinde sonuna kadar koruyacağız. Baskılara, haksızlıklara ve hukuksuzluklara asla boyun eğmeyeceğimizi açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz. 16 Nisan günü yapılacak referandumun ülkemize, milletimize ve devletimize hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz. Referandumun tüm Türkiye’ye hayırlar getirmesi için de “80 Milyon Kere Hayır” diyoruz. Takdir, yetki ve karar Aziz Türk milletinindir.

Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ve beraberindeki toplantı Düzenleme Kurulu Üyeleri’nin düzenledikleri basın toplantısı metninin tamamı şöyle:

“Değerli Basın Mensupları,

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak 8 kişilik bir Toplantı Düzenleme Kurulu oluşturmak suretiyle, 16 Nisan’da yapılacak referandumda kamuoyunu aydınlatmak ve bu konuda fikir ve kanaatlerimizi halkımıza aktarmak üzere; 08 Nisan 2017 Cumartesi günü eski adıyla Tandoğan, yeni adıyla Anadolu meydanında bir toplantı yapacağımıza dair 08 Mart 2017 tarihinde Sayın Ankara Valisini makamında ziyaret ederek, bildirimde bulunmuştuk.

Ancak Ankara Valiliğince, 28.03.2017 tarihli yazı ile söz konusu toplantının özetle; terörist bir saldırı olabileceği ve Düzenleme Kurulunun halkoylaması sürecinde savuna geldiği düşüncelerden ayrışık fikirlere sahip olan başka guruplar tarafından saldırılarak engellenebileceği varsayımından hareketle izin verilmediği Toplantı Düzenleme Kurulu Başkanı olarak tarafıma bildirilmiştir.

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki; toplantı hakkı gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, gerekse Anayasamız tarafından teminat altın alınmış temel hak ve özgürlüklerdendir.

Değerli Basın Mensupları,

Bütün bu düzenlemeler göstermektedir ki; toplantı hakkı, idarenin iznine tabi olmayan hak ve özgürlüklerdendir.

Bu hakkın sudan sebeplerle kullanımının engellenmesi vatandaşların demokratik talep ve temennilerini dile getirme imkânlarını ortadan kaldıracak ve demokrasiyi işlevsiz bırakacaktır.

Bu bağlamda Düzenleme Kurulumuz 08.03.2017 tarihli dilekçemizle Ankara Valiliğinden herhangi bir izin talebinde bulunmamış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve 2911 saylı Kanun çerçevesinde sadece bildirimde bulunmuştur.

Ancak Ankara Valiliği adeta durumdan vazife çıkarmış, muhtemelen ülkede hakim ideolojik tutumun bir yansıması olarak, kişisel tasarruflarla Anayasa ve kanunun verdiği yetki ve görev de aşılmak sureti ile Anayasal demokratik bir hakkın engellemesi yoluna gidilmiştir.

Savunduğumuz düşünceler devleti yönetenlerin veya iktidar sahiplerinin düşünceleriyle örtüşmeyebilir. Hoşlarına gitmeyebilir.

Fakat bu durum, devlet görevlilerinin, bizim düşüncelerimizi toplantı hakkımız çerçevesinde kamuoyuna ifade etmemizi engellemelerini meşru kılmaz.

Devletin ve temsil makamında bulunanların temel görevi, Anayasa ve kanunlara sadakat çerçevesinde, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini hiçbir kısıtlama ve müdahaleye maruz kalmadan serbestçe kullanımını sağlamaktır. Devlet bunun için gerekli tedbirleri almak zorundadır.

Anayasamız bu hakkın kullanımında devlet otoritesine iki ayrı görev yüklemektedir.

İlki vatandaşın bu hakkın kullanımında devletin olumsuz tutum belirleyerek hakkın kullanımını engellememesidir.

Diğeri ise vatandaşlar bu hakkı kullanırlarken dış müdahaleleri engelleyerek hakkın etkin kullanımını sağlamaya yönelik olumlu ve kolaylaştırıcı tedbirler almasıdır.

Aksi tutum ve uygulamalar ise, eğitim sorununu çözmek için bütün okulların kapısına kilit vurmaya, trafik sorununu çözmek için de bütün yolları trafiğe kapatmaya benzer.

Valilik makamının toplantı hakkını kullanmak isteyenlere saldırı yapılabileceğinde bahisle toplantı hakkımızı engellemesi, her iki kamu görevinin de ihmal edilmesi demektir.

Valilik bir yandan toplantı hakkının Anayasamızın 13. Maddesinde belirtildiği biçimde “Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine” aykırı bir şekilde yani demokratik bir hakkın özüne dokunarak sınırlarken, diğer yandan toplantı hakkını kullananları diğer farklı düşünen saldırgan gruplara ya da terör örgütlerine karşı koruyamayacağını ifade etmektedir.

Bu bizzat Sayın Vali tarafından devletin ve güvenlik birimlerinin yasa dışı örgütler ve saldırgan politik gruplar karşısında aciz olduğunun iddia edilmesidir ki bu tespit ve iddiayı şiddetle reddetmekteyiz.

Şayet durum Valiliğin bildirdiği gibi olsaydı “evet” kampanyası yürütenler ve bu maksatla toplantı yapanların da bu hakları engellenirdi.

Yoksa terör örgütü sadece bizi mi hedef almaktadır da Valilik bunu ifade etmeye çekinmektedir. Bu gerekçeler, bizim için geçerlidir de, referandum propagandası yapan ve kendilerine izin verilen diğer siyasi parti ve gruplar için geçerli değil midir?

Değerli Basın Mensupları,

Demokratik hukuk devleti Anayasada belirtildiği üzere vatandaşlarını kanun önünde eşit kabul eden, vatandaşlarının inanç ve düşünceleri karşısında eşit mesafede ve tarafsız duran devlettir.

Bu kapsamda devletin valilik makamından beklenen de halk oylamasında fikir ve kanaatlerini beyan edenlere eşit imkanlar sağlamak, haklarını serbestçe kullanmalarını sağlayacak demokratik ve güvenli bir ortam tesis etmektir. Kamu düzeninden maksat da zaten budur.  

Valilik makamı kamusal haklarını kullananları engelleyerek değil, kamu düzenini bozma potansiyeli olan terör örgütlerini ve saldırgan gurupları önleyerek kamu düzenini tesis etmelidir.

Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle Ankara Valiliğinin toplantı hakkımızı engelleyen kararını Anayasa ve ilgili Kanuna açıkça aykırılık taşıması nedeniyle hukuken “yok” hükmünde kabul ettiğimizi, konunun yeniden değerlendirilmesi için Valilik makamına yazılı olarak başvurduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.

Ankara Valiliğine, toplantımızı huzur ve güven içinde icra edebilmemiz için gerekli güvenlik tedbirlerini alması yönünde milli iradenin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çağrıda bulunuyoruz.

Değerli Basın Mensupları;

Her şey milletimizin gözü önünde cereyan ediyor.

İstiyorlar ki hayır diyenler ağzını açmasın.

İstiyorlar ki hayır diyenler, yürüyüş yapmasın, miting yapmasın, televizyona hatta sokağa dahi çıkmasın.

“Evet” diyenlere bütün meydanlar, salonlar, televizyon kanalları, basın yayın ve internet ortamları sonuna kadar açılırken, “hayır” diyenlere neredeyse tüm kapılar kapatılıyor.

Böyle referandum, böyle demokrasi, böyle adalet, böyle seçim olur mu?

Bu tür yasaklamalar hem devletimizin imajına zarar verecektir, hem de referandum sürecinin demokratik ilke ve usullere göre yapıldığı hususunda tartışmalara neden olacaktır.

Milli iradenin tecelli ettiği yer olan Gazi Meclis’in bulunduğu yerde, Başkent’in göbeğinde biz toplantı yapamayacaksak, nerede yapacağız? Valiliğin bu manada görevi nedir? Ne iş yapar?

            Kurulumuzdaki hiç kimsenin devletle karşı karşıya gelmeyi aklından bile geçirmeyeceği, çok iyi bilinmelidir.

Devletimize karşı saygılı ve yumuşak başlı isek, uysal koyun oluşumuzdan değil, adap ve usul bilmemizdendir.

Bu seçim kurullarının, bu valilerin ve kamu görevlilerinin bu kadar açık taraf olduğu bir referandum sonuçlarına nasıl güveneceğiz?

Bu referandum Anayasa, demokratik ilkelere, hukuka, vicdana uygun yürütüldüğünü kim iddia edebilir?

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

Daha referandum bitmeden, Anayasa değişiklikleri onaylanmadan, şimdiden tek adamlık sistemi ve parti devleti anlayışı ile karşı karşıyayız.

Şayet referandumdan evet çıkarsa toplumun ve kişilerin hak ve hürriyetlerinin durumunun ne olacağı şimdiden bellidir.

Değerli Basın Mensupları,

Bizim amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir.

Elbette ki haklarımızı hukuk çerçevesinde sonuna kadar koruyacağız.

Baskılara, haksızlıklara ve hukuksuzluklara asla boyun eğmeyeceğimizi açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz.

16 Nisan günü yapılacak referandumun ülkemize, milletimize ve devletimize hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

Referandumun tüm Türkiye’ye hayırlar getirmesi için de “80 Milyon Kere Hayır” diyoruz.

Takdir, yetki ve karar Aziz Türk milletinindir.”


Kaynak: KAPSAMHABER


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.