Öcalan'ın idamını biz kaldırdık

Önceki gün AKP’nin iktidara gelişinin 10. yıldönümüydü. Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam kampında Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması için açlık grevi yapan cezaevlerindeki tutuklu ve mahkûmlara seslenerek, “Bize şantaj yapmayın. Bu tür bir eyleminizle teröristbaşını evine göndermeyiz. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir teröristbaşına idam verilmiştir, ama ülke maalesef birilerinin, bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır” diye konuştu. Erdoğan, bu sözlerini “Yapılan kamuoyu araştırmalarında birçok insanımız idamın yeniden gelmesini istiyor. Bunu biliyor musunuz?” diyerek tamamladı.

Bu sözleri izleyen ya da okuyan biri, AKP liderinin ezelden beri idam yanlısı olduğu ve hatta iktidarının 10. yılında artık idamın yeniden getirilmesi için kolları sıvadığı izlenimine kapılabilir.


Biz olmasak zor geçerdi


Ancak yakın tarihin tanıkları işin gerçeğinin ne olduğunu bizlere anlatabilecek durumda hâlâ. Erdoğan ile birlikte AKP’nin kurucuları arasında yer alan ve 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından kurulan ilk AKP hükümetinde başbakan yardımcılığı görevi üstlenen Ertuğrul Yalçınbayır o günleri şöyle anlatıyor:

“İdam cezasının kaldırılmasıyla ilgili iki önemli değişiklik vardır. Birincisi, biz AK Parti’nin muhalefette olduğu 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliğidir. Türkiye Öcalan’ın yakalanmasından sonra idamın uygulanmayacağına dair bir moratoryum ilan etmişti. Uluslararası konjonktür de idamın kalkmasından yanaydı. O dönem Çankaya Köşkü’nde yapılan bir liderler zirvesi vardır. Oraya Tayyip Bey ile birlikte çıkan kişi benim. Biz o dönem ‘hayır’ demedik. Parti yönetiminde konuyu tartıştık. Karşı çıkanlar olmasına rağmen çoğunluk ‘evet’ denmesinden yanaydı. Meclis’te gizli oylamada da biz buna ‘evet’ oyu verdik. Biz olmasak zor geçerdi.”


İstisnayı biz kaldırdık


İlk anayasa değişikliğinde koalisyon ortağı MHP’nin önkoşulu nedeniyle Öcalan için istisna getirilmiş, onun cezası müebbet hapse çevrilmemişti. AKP döneminde yapılan ikinci anayasa değişikliği ile bu istisnanın kaldırılışını da Yalçınbayır şöyle anlatıyor:

“Bizim iktidar olduğumuz dönemde, terör suçları nedeniyle getirilen istisna da hem anayasa hem de yasalardan çıkarıldı ve idam hükümü tamamen mevzuatımızdan kalkmış oldu. 2004’teki bu değişiklik paketine diğer partiler de katkı koydu.”


O zaman daha özgürdük


AKP içinde o dönem nasıl bir tartışma yaşanmış, Erdoğan nasıl hareket etmişti? Yalçınbayır parti içi tartışmayı şöyle aktarıyor:

“Partiyi kurmamızın üzerinden birkaç ay geçmeden önümüze geldi. Sadece o değişiklik değil 15 yasaya daha destek verdik. Çünkü iktidara geleceğimizi biliyorduk. ‘Nasıl olsa yapacağımız değişikliklere destek vermeliyiz’ diye düşündük. O zaman daha özgürdü parti MYK toplantıları. Düşünceler rahatlıkla ifade edilirdi. Erdoğan sadece bir oyu olan genel başkandı. Getirdiği önerilerden reddedilenler bile olurdu yönetimde. Sanıyorum o dönem hepimizin görüşlerini almaktan başka bir tavır sergilememişti.”


Geçmişe yürütemezsin


Yalçınbayır, Başbakan’ın halkın idamın yeniden getirilmesini istediği şeklindeki sözlerini de “iç politika malzemesi” olarak görüyor:

“Bu sözleri çok yanlış buluyorum. İç politika malzemeleriyle yürütülecek iş değil bu. Yeni düzenleme yapmak isteseniz dahi geçmiştekilerin üzerine gidemezsiniz. Öcalan bakımından kazanılmış bir hak var ortada. Yani 10 yıl öncesine dönük olarak icra edemezsiniz...”


Sözüyle icraatı farklıdır


AKP’nin ilk döneminde Erdoğan ile birlikte hareket eden ve başbakan yardımcılığı görevini üstlenen, ama sonradan yolunu ayıran bir diğer isim ise Abdüllatif Şener. Erdoğan’ın “idam” ile ilgili sözlerini o da Yalçınbayır gibi siyasi malzeme olarak görüyor:

“Başbakan’ın söyledikleriyle yaptıkları genelde bir olmuyor. Tüm icraatlarına bakın, söylediklerine zıt şeylerdir. Kamuoyu söylediklerine bakarken, kimse yaptıklarını fark etmez. Sandık yaklaştığı ve kamuoyu desteğini almakta güçlük çektiğini gördüğü için bu söyleme geçmiş olabilir.”

Gerçekten de Şener’i doğrularcasına; Başbakan “idamları geri getirmekten” bahsederken, Adalet Bakanlığı açlık grevindeki mahkûmların üç koşulundan biri olan “anadilinde savunma hakkı” konusundaki yasa değişikliğini bugün Bakanlar Kurulu’na sunmaya hazırlanıyor.


AKP’nin 10. yıl karnesi


Erdoğan’ın AKP kuruluşunda birlikte yola çıktığı isimlerden Şener, on yıllık icraatı “Ülke iyi yönetilmiyor” genel değerlendirmesi altında şu başlıklarla değerlendirdi:

Terör: Hiç olmadığı kadar arttı. Başbakan kendine parti binası bulamıyor, bayrak astıramıyor.

Toplumsal barış: Türkiye’de ayrımcılık derinleşti. Ülkenin birlik, beraberliği tehlikeye düştü.

Demokrasi: Standardımız geriye gitti. Basın özgürlüğü ve sivil toplum kalmadı. Eleştirel bakan herkes ayrımcılığa uğradı.

Dış politika: Başbakan’ın parti yönetimine danışmadan oluşturduğu Suriye politikası ülkemizi harap olma noktasına getirdi.
Ekonomi: Küresel rekabetten çok uzak noktada.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211