'PKK, Devleti Cizre’den  kazıtmak için var gücüyle çalışmakta'
 MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, Türkiye'nin göz göre göre, aşama aşama bölünmeye gittiğini söyledi. 

Mecliste basın toplantısı düzenleyen Yeniçeri, "Kuzey Irak’ta devletleşme, Kuzey Suriye de ise kantonlaşma sürecinin pratiklerini yapmış olan PKK bütün deneyimini Türkiye’nin Güneydoğusunda uygulamaya sokmuştur. Durum hem vahim hem de acildir. PKK öncelikli olarak sokak, mahalle, dar bölgeden devleti sürmek ve yerine PKK otoritesini geçirmek stratejisini devreye koymuştur. PKK, devleti bölgede sessizleştirip, etkisizleştirip, taraf olmaktan çıkardıktan sonra var gücüyle kendisine rakip gördüğü korucuların, devlet yanlısı aşiretlerin ve sonunda da HÜDA-PAR’ın üzerine yüklenmiştir. Cizre’de PKK ağır silahlarla HÜDA-PAR’lıların evlerine saldırırken devletin güvenlik güçlerinin bölgede esamesi bile okunmuyordu." dedi. 

Bugün bölgede devletin yanında PKK’nın çadır mahkemelerinden, vali ve kaymakamlarından, tapu işleri sorumlularından, asayiş unsurlarından ve vergi toplayan mekanizmalarının varlığından söz edildiğini anlatan Yeniçeri, PKK'nın bölgede özerklikten, TC’yi Güneydoğudan kazımaktan ve kendisinin hâkimiyetini kabul etmeyenleri yok ve göç ettirmekten söz ederken, AKP hükümetinin ise çözüm sürecinden söz ettiğini kaydetti. 

'PKK KENDİ PARALEL KARAKOLLARINI VE CEZA SİSTEMİNİ OLUŞTURARAK FAALİYETLERE BAŞLADI'

"Çözüm sürecinin AKP yönünden anlamı PKK ne yaparsa yapsın PKK’ya dokunmamak, PKK’nın her türlü eylem ve tehdidini sineye çekmektir." diyen Yeniçeri, şöyle devam etti: "Sözde çatışmasızlık, terörden vazgeçmek, sınırın öte yakasına geçmek ve silahsızlanmak üzerine kurulu çözüm süreci sayesinde PKK tam teçhizatlı bir ordu haline gelmiştir. Davutoğlu/Erdoğan sayesinde artık Türkiye’nin karşısında Kobani’de savaş kazanmış, küresel güç tarafından desteklenmiş ve meşruiyet edinmiş bir PKK vardır. Ahmet Davutoğlu ise bölge halkına şirinlik yapmak için Kürtçe hitap etmekle ya da Kobani’deki PKK’lılara selam göndermekle sorunu çözeceğini sanmaktadır. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Türkçe ile felsefe yapılmaz diyor. Türkiye’nin Başbakanı da Diyarbakır’da Kürtçe konuşuyor. Kürtçe lügat aldığından ve Kürtçe öğrenmeye çalıştığından söz ediyor. Sizce bunda bir gariplik yok mudur? PKK’nın silahlanmasına, örgütlenmesine, eylemlerine ve tehditlerine göz yummak sayesinde yürütülebilen çözüm süreci bölgede PKK’yı meşru ve etkili bir otorite haline getirmiştir. Örgüt çözüm süreciyle birlikte siyasi ve sosyal örgütlenmesini devlete/millete göstere göstere tamamlamıştır. Ardından PKK idari örgütlenmesini gerçekleştirmiştir. Ulaşılan aşamada terör örgütü, mahalli milis ve askeri örgütlenmesini de büyük ölçüde tamamladığı anlaşılıyor. PKK, Devleti Cizre’den kazıtmak için var gücüyle çalışmaktadır. KCK mahkemeleri ile örgüt Cizre’de kendi yargı sistemini faaliyete geçirdi. Şehir merkezinde önce çadırlarda son süreçte ise metruk binalarda kendi paralel karakollarını ve ceza sistemini oluşturarak faaliyetlere başladı. Vatandaşın bir sorunla karşılaşması durumunda kendileri dışına bir yere müracaatlarına izin verilmemeye başlandı. Hırsızlık yapan kişi çocuk ise kolunun kırılması, yaşı büyük ise üç kere uyarıldıktan sonra öldürülme cezası verilmeye başlandı. İş adamları vergi adı altında haraca bağlandı. Vermeyenler göçe zorlandı veya infaz edildi." 

'TÜRKİYE'DE ERDOĞAN SORUNU BULUNUYOR'

Bütün bu olguları meydana getiren sürecin PKK yönünden çözüm, devlet yönünden ise çöküş/çekiliş süreci olduğunu belirten Yeniçeri, Türkiye'de Erdoğan sorunu bulunduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlığı ve AKP Genel Başkanlığının da Tayyip Erdoğan’ın kişisel nezdinde bütünleştirmiş durumda olduğunu dile getiren Yeniçeri, Türkiye’de bugün bütün özgürlükler ‘tek kişi’nin Cumhurbaşkanı ve adamlarının iki dudağının arasında olduğunu söyledi. 

"Tayyip Erdoğan, bugün hiçbir kural, ilke ve yasa ile kendisini bağlı görmüyor." diyen Yeniçeri, şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan alenen siyaset yaptığını belirterek "Bu yetkiler içinde günlük politika yoktur. Cumhurbaşkanının Başkanlık sistemine geçmek istediğini söyleyip, Kırşehir’de halktan oy istemesi Anayasa’ya aykırıdır ve suçtur. Cumhurbaşkanının resmen ve alenen anayasayı çiğnediği bir yerde sıradan yurttaşın anayasaya uygun davranması için hangi neden gösterilebilir? Bu durumda Erdoğan’ın kraldan farkı var mıdır? Bu farkı bilen varsa açıklasın!" şeklinde konuştu. 

Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun 'Başkanlık diktatörlük getirir diyenleri gırtlaklamak istiyorum!' sözleriyle ilgili bir soruya Yeniçeri, "AKP milletvekillerinin sürü psikolojisiyle oy kullandıkları yüzde yüz kesindir. Siyasi Partiler Yasası değiştirilmelidir. Gırtlaklamaya gelince bunun tersini söylemekte mümkündür. Hukukta böyle bir terim yoktur." dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211