Rehinelere karşılık Süleyman Şah Türbesinin takası doğru mu?
 Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Abbas BOZYEL “Işid Terör Örgütünün elinde tuttuğu rehinelere karşılık Süleyman Şah Türbesinin takası” hakkında basın açıklaması yaptı.

10 Haziran 2014 tarihinde Musul Konsolosluğu’nu basan, Türk-İslam düşmanı, İnsanlığın yüz karası, terörist grup IŞİD’in, Musul Konsolosluğu’nda rehin aldığı 49 personeli serbest bırakma karşılığında, “Süleyman Şah Türbesi’ni istediği ve AKP hükümetinin de bunu kabul ettiği” şeklindeki haberler bazı basın organlarında yer alması üzerine Bozyel bir değerlendirme yaparak Bu son gelişmenin bile, dış politikada gelinen vahim noktayı gösteren en dehşetli aşamalardan birisi olduğunu belirtti.

MHP Genel Sekreteri Abbas Bozyen yaptığı basın açıklamasınnda şöyle dedi:

Hatırlatmak isteriz ki; Ceber Kalesi, Süleyman Şah Türbesi ve Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun bulunduğu arazi, Ankara ve Lozan Antlaşması gereğince, Türkiye’nin kendi sınırları dışında, 928 yıldan beridir sahip olduğu, tek toprak parçasıdır.

Dolayısıyla Süleyman Şah türbesi coğrafi, tarihi, siyasi ve hukuki konumuyla, Türk milleti için bir şeref davası, bir şahdamarı konumundadır. O kalede ay yıldızlı al bayrağımız dalgalanmaktadır. Orası Türkiye demektir. . Ve de bizim için bir Trabzon’dan, İzmir, İstanbul, Erzurum, Maraş ve Diyarbakır’dan da, hiçbir farkı yoktur.

Bu hakikate rağmen, ülkemizin milli güvenlik çemberini teşkil eden ve milli sorumluluğumuz altında bulunan bu mübarek vatan parçamız, AKP tarafından tatbik edilecek büyük bir siyasi suikastla karşı karşıya olup, elimizden çıkması an meselesidir..

Mütareke günlerindeki mandacı zihniyetin halefi olan bugünkü AKP denilen devşirme zihniyetin, Türk milletini sürüklediği sonu karanlık ve tehlikeli maceralardan bir tanesine daha imza atması, tabii ki kendilerinin kimin emrinde olduklarının da, açık delilidir.

Şüphesiz ki AKP zihniyeti, gayri milli anlayışının gereği olarak ülkemizin yanı başındaki bölgede sahip olduğu bu ve benzeri tüm siyasi, coğrafi, tarihi ve kültürel mükteseplerimizin sıfırlanması yolunda, her ne gerekiyorsa, onu yapmakta, BOP mihmandarlığını da, dur durak bilmeden ifa etmektedir.

IŞİD denilen terör örgütü tarafından rehin alınan vatandaşlarımızın serbest bırakılması karşılığında, Hükümetin; “Süleyman Şah Türbesinden çekilmeyi kabul ettiği” şeklindeki medyada yer alan bu haberle ilgili olarak da, Dış İşleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklama ise, maalesef, her türlü inandırıcılıktan uzaktır.

Alel acele yapılan bu açıklama, muğlak, içi boş ve süslü cümlelerle kurulu olup, Hükümetin de suçüstü yakalandığını ortaya koyan psikolojisini yansıtmaktadır.

Haliyle sonucu sıfırla ifade edilecek bu laf ebeliğine ve teranelere karnımız toktur. Çünkü her defasında bu neticesi beyhude, karşılığı boş olan sözlerin, geçmişte olduğu gibi şimdi de meydana gelebilecek faciaları ve oldubitti tarzındaki oluşumları engelleyecek ciddiyetten ve kararlılıktan uzak olduğu ortadadır.

Zira daha birkaç ay önce, Mart ayının sonlarında sırf ülkemizi Suriye ile savaşa sokmak için, “Süleyman Şah Türbesine birkaç adam gönderip, birkaç bomba ve füze atmayı” bile planlayan bugünkü İktidar yetkilileri değil miydi?

Yine daha dün, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum öncesinde, etnik-bölücü terör örgütünün İmralı’daki başıyla görüşülmediğini, görüşenin de, iddia edenin de “şerefsiz”olduğunu söyleyecek kadar gizli kapaklı ilişkilerine kefil olarak “şereflerini” gösteren bu ikiyüzlü zihniyet sahiplerine, hangi şerefli duruşlarından dolayı inanacağız.

Milli tarihimizi karalamayı ve onunla hesaplaşmayı kendilerinin “milli yeminleri” olarak gören bu gayri Türk zihniyet sahiplerinin, kutlu ecdadımızın emaneti ve milli tarihimizin bir şeref levhası olan bu vatan parçamızı terörist IŞİD’e teslim etmeyeceğinin garantisi nedir?

Hiçbir garantisi olmadığı gibi, üstüne üslük bu aziz yurt parçamızın, aciz, çaresiz, sefil ve teslimiyetçi bir anlayışla peşkeş çekilmek istenmesi, Türk milletinin ve şanlı tarihimizin AKP eliyle yeniden sırtından hançerleneceğine işaret etmektedir.

Bu nedenledir ki, insanlığın yüz karası, İslam’ın ve Türklüğün baş düşmanı AKP-ABD beslemesi IŞİD’e bir kez olsun terörist bile diyemeyen, onunla ilgili haberlerin yayınlanmasına ambargo koyan ve bu davranışıyla IŞİD’in asıl hedefini kamufle eden Erdoğan’la, bugünün çiçeği burnunda müstakbel başbakan adayının, bu doğrultudaki söz ve vaatlerinin de, hiçbir kıymeti-harbiyesi yoktur.

Dışişlerinin dünü unutturmaya çalışarak, içi yalanla şişirilmiş yapmış oldukları basın açıklamasına güvenebilecek olanlar varsa şayet, onlarda aklıyla arası açık olanlardır. Bunu da yalnızca kendi içlerinde bulabilirler.

Hülasa ne kadar gizlerse gizlesinler, “Takke düşmüş, kel görünmüştür”. Dünden-bugüne kadar ABD, PKK, PYD, İmralı, Kandil ve Oslo’da Milletimize düşmanlık, vatanımıza husumet besleyen çevrelerle kucak kucağa görüntü vermekten çekinmeyen AKP İktidarının, şimdi de IŞİD’le işbirliği sergilemesi, ne Milliyetçi hareketliler için, ne de mensubu olmakla şeref duyduğumuz aziz Türk milleti için şaşırtıcı olmamıştır.

12 yıldan beridir devam eden tüm bu olumsuz gelişme ve alçaklıklara rağmen hiç kimse unutmasın ki; Türk milleti asla sahipsiz değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211