Şimşek: “ Türkiye 11 Yıldır Film İzliyor“

2014 yılı Bütçe Kanun Tasarısı ve 2013 Kesin Hesap Cetvelleri hakkında Sağlık Bakanlığı, Bağlı Kuruluşları, Kamu Hastaneleri Birlikler ve Halk Sağlığı Birimleri Hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini dile getiren MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek'in konuşması Şu şekilde:

YAPILAN İŞLERDEN ÇOK REKLAM İZLİYORUZ

Türkiye 11 yıldır sürekli bir reklam filmini izliyor. Yapılan işlerden çok reklamını izliyoruz. Yanlış işler, doğru olmayan işler olmuş. Yapılmayan işler yapılmış gibi gösterilerek siyaseti bir algı yönetimi olarak görenler ve olaylara böyle bakanlar maalesef memleketimizi bu gün her bakımdan bir açmazın içine sürüklemişler, ülkemiz sosyal, siyasal ve ekonomik olarak geldiğimiz noktada artık duvara toslamıştır. Varsa yoksa reklam. Bir yerde , bir billboard da, pankart görüyorsunuz. “Köprünüz hayırlı olsun, Recep Tayyip Erdoğan” yanda resmi ile beraber. Buna benzer veya farklı ilanlar ülkenin her tarafında binlerce yere çarşaf çarşaf asılıyor. Başbakanı gören bakanları da aşağı kalır mı? Onlar da “Stadınız hayırlı olsun, ya da Gençlik Merkeziniz hayırlı olsun” Suat Kılıç, Gençlik ve Spor Bakanı. Belediye Başkanlarınızı zaten hiç sormayın.

KİM BU RECEP TAYYİP ERDOĞAN?

Kim bu Recep Tayyip Erdoğan? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Kamu Görevlisi. Peki bu nasıl yapmışlar kamu reklamını? Yaptıkları şeyleri kamu görevlisi olarak, kamu adına, kamunun kaynağını kullanarak yapmış. Dikkatinizi çekiyorum, Recep Tayyip Erdoğan , ya da herhangi bir bakan. Bunlar hayırsever değiller. Kamu görevlisi, ne zamandan beri kamu görevlileri, kamu adına , kamu kaynağı ile yaptıkları işlerin reklamını yapıyor, ayrıca bunun için de kamunun kaynağını kullanıyor. Dolayısıyla kamunun parasını da har vurup harman savuruyorlar. Buna ne hakları var?

ÜLKEMİZ BORÇ BATAĞINDA

Bu iktidar, reklamcı, aynı zamanda mirasyedi bir iktidardır. Ama artık, kamu kaynakları tükendi, satılacak yerler azaldı, deniz bitti. Ülke artık bir iç ve dış borç batağında. Hane halkı tasarruf edemiyor. Hane halkı borçları artım, kredi kartı ve tüketici kredileri zirve yapmış, büyüme hedefi son yıllarda tutturulamaz olmuştur. Bu iktidarın bir özelliği de denetimden kaçan bir iktidar olması. Bende önceki hemen hemen bütün konuşmacılar Sayıştay raporlarının olmadığından bahsettiler.

DENETİMLER YAPILMIYOR

Bu hükümet, devletin bütün işlerini denetimden kaçırarak ben yaptım oldu mantığı ile yürütmektedir. Şu elimde gördüğünüz kağıtlarda Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu hakkındaki 2012 Denetleme Raporları var. Bu raporlarda Sayıştay diyor ki; Her üç kuruma da kendilerinden Sayıştay tarafından istenen 6085 Sayılı Sayıştay Kanununun 8.Maddesine dayanarak istenen bilgi ve belgeledi veremediğinden bu üç kurumun da denetimlerinin yapılamadığını, elde edilen belgeler çerçevesinde yapılan incelemelerde ise birçok eksikliğin olduğunu, verilen bilgilerin birbiriyle çeliştiğini ifade ederek bunun her türlü yolsuzluğa, mütalaaya açık olduğunu ifade etmiş, durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymuştur. Bu kurumlar tarafından Sayıştay’ın bulgularına iştirak edilmekte ve 2013 yılından itibaren gereğinin yapılacağını Sayıştay’a bildirmektedirler

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 663 Sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Kamu tüzel kişiliğine haiz kurum bağlı hastaneleri , ağız ve diş sağlığı merkezlerini ve benzeri sağlık kuruluşlarını kurmak, işletmek, sağlık ve destek hizmetlerini yürütmek, gerektiğinde bunları birleştirmek, ayırmak, nakletmek ve kapatmakla görevlidir.

DÖNE DÖNE ARTIK SİSTEMİN BAŞI DÖNDÜ

Biliyorsunuz Türkiye’de 2003 yılından itibaren sağlıkta bir dönüşüm furyası yaşanmaktadır. Hani adına dönüşüm ya da değişim deyince önce insanlarımız bunu, ay ne kadar güzel, işte sağlık da dönüşüyor ve değişiyoruz diyerek buna destek oldular. Halbu ki bir şeyin adının değişim ve dönüşüm olması bu sağlıkta değişim ve dönüşümde olduğu gibi neticesi itibariyle iyi olmayabilir. İşte bizdeki bu sağlıktaki değişim ve dönüşüm de iyi değildi. Milletvekili olduğum sürece bu kürsünden ifade ettim. Bu sağlıkta değişim ve dönüşüm diye ortaya konulan sistem, sürdürülebilir değildir. Bunun için de 10 senedir bu sağlıkta dönüşüm sistemi bir türlü yerli yerine oturmuyor. Döne döne artık sistemin başı döndü.

Değerli Milletvekilleri,

Maalesef bu sistemi kim kurguladı, nereden alındı bilmem ama, bu sağlıkta dönüşüm diye adlandırılan sistemin mantığı yanlış ve on yıldır yapılan bu değişiklikler bu mantık içerisinde ve belli bir yaklaşımla yapılıyor. Esasen bu mantık, bu yaklaşım yanlış olduğu için ve yapılan değişiklikler bu mantıkla yapıldığından sağlık sistemi on yıldır oturmuyor. Bu gidişle de oturacağı yok.

HASTALARIN DURUMU İLGİLENDİRMİYOR

Bu mantık şu: SGK 2008 yılından beri SUT Fiyatlarını hiç artırmayacak, siz de Kamu Hastane Birliklerinin kurarken yapacağınız sözleşmede, birinci olmazsa olmaz maddeniz, sorumluluk alanındaki hastanelerin mali performansları olacak, çalışanların elden geldiğince döner sermayeleri ödenecek, dolayısıyla doktorlarına ve çalışanlarına çok hasta bakın, çok girişimsel işlem yapın, tabiri caizse sürümden kazanın diyeceksin. Bakınız bir tane hastane birlik başkanı arkadaşım var. Bizde en iyi çalışan ağız ve diş sağlığı merkezi diyor. Niye diye sorduğumda ise iyi para kazanıyor, mali durumu iyi diyerek onun en çok ne ile ilgilendiğini ortaya koyuyor. Onu hiç hastaların durumu ilgilendirmiyor. Ayrıca bu sistemde hekime de deniliyor ki, çok hasta bak, müracaat edenleri muayene ve bir takım tetkiklerden geçir, yoksa dönerden para alamazsın. Doktor da ne yapsın? Hem kendi performansını, hem de birlik başkanının performansını kurtarmaya çalışıyor.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNUN PARALARI BOŞA HARCANDI

Böyle bir mantıkla ve yaklaşımla verilen sağlık hizmetinden kim, ne yarar sağlar? İşte sizin hasta müracaatını 4’lerden 8,3’e getirdik dediğiniz bu . Evet bu dönemde hastalar hastaneye çok müracaat ettiler. Ama az fayda buldular. Sosyal Güvenlik Kurumunun da paraları boşa harcandı.

Değerli Milletvekilleri,

Bunları boşa söylemiyoruz. Bu anlamda sağlıkta Türkiye 2012 panoramasını sizlerle paylaşmak istiyorum. 2012 yılında Türkiye’de birinci basamakta(112 ve aciller dahil) 235 milyon,

İkinci ve üçüncü basamakta (Ağız ve diş sağlığı merkezleri dahil) 261 milyon,

Üniversite hastanelerinde, 27 milyon,

Özel hastanelerde ise 99 milyon,

Toplamda 622 milyon hasta muayene edilmiş.

Karşılığı SGK tarafından

Birinci basamakta 7 milyar 750 milyon

İkinci ve üçüncü basamakta 24 milyar 113 milyon

Üniversite hastanelerinde 6 milyar 358 milyon

Özel hastanelere 7 milyar 374 milyon

Diğer sağlık kuruluşlarına 2 milyar 569 milyon

İlaç gideri olarak eczanelere 14 milyar 484 milyon

Toplamda 62 milyar 648 milyon TL ödenmiştir.

Bir hastanın devlete maliyeti

Birinci basamakta 33 TL,

Kamu ikinci-üçüncü basamakta(Ağız ve diş sağlığı merkezleri dahil) 92,3 Lira,

Üniversite Hastanelerinde 235,4 TL

Özel Hastanelerde 74,4 TL ödeniyor.

Bu rakamlar Sağlık Bakanlığı kaynaklarından temin edilmiştir.

YANDAŞLAR KORUNUYOR

Neresinden bakarsanız bakın , bu gün Türkiye’de Sağlık Hizmetlerinin sunumunda nicelik ön plana çıkmış,

Nitelik üzerinde ise hiç durulmamıştır. Bu gün bu hükümetin bütün olaylarda reklamcılığının yanında Sağlık Bakanlığındaki tayin, terfi, atama ve belli bir yere getirmede birinci önceliği yandaş korumadır. Karşı düşüncede olanları ise her türlü baskı ve yıldırma yolunu seçmektedir. Kamu Hastane Birliklerinin yapılanmasında da bu kuvvetli şekilde gözlemlenmektedir. Kamu Hastane Birliklerinin kurulması sadece siyasi bir amaca hizmet etmekten öte bir şeye yaramadığı da görülmektedir. Kamu Hastane Birlikleri de bu niceliksel hasta bakımını öncelemekte, çünkü çok hasta bakarak sorumlu olduğu kamu hastane birliklerinin mali yapısı onu ilgilendirmektedir. Dolayısı ile bu amaçla kurulan bu kamu hastanelerinden çok da kaliteli hizmet beklemek ham hayal olacaktır.

HASTANELER DÜŞMAN İLAN EDİLMİŞTİR

Dünyadaki tüm sağlık sistemleri öncelikle insan hayatı gibi önemli bir konuda önce koruyucu sağlık hizmetlerine daha sonra ise tedavi edici hekimlikte insan onuruna yakışır nitelikli bir sağlık hizmeti sunmayı kendilerine rehber edinmişlerdir. Doğrusu budur. Bakınız sistemin hedefi nitelikli bir hizmet sunumu olmadığı için başlangıçta desteklediği özel hastaneleri şimdi adeta düşman ilan etmiştir.

ÖZEL HASTAHANELER RAKİP GİBİ GÖRÜLÜYOR

Şimdi özel hastane deyince hepimizin aklına paralı sağlık geliyor ve sağlık gibi bir konuda para konuşulur mu diyoruz. Ancak her nedense hepimizde hastalandığımızda imkanımız varsa daha çok özel hastaneyi tercih ediyoruz. Niçin böyle yapıyoruz çünkü orada daha nitelikli bir tedavi olabileceğimizi düşünüyoruz. Tamda benim ifade etmeye çalıştığımda bu. Bunu söylerken sağlık hizmetlerinde paralı sistem olsun demek istemiyorum. Kamu hastanelerindeki hizmet mantığını da o düzeye taşıyalım istiyorum. Türkiye’de sağlık hizmetlerine kalite gelsin diyorum. Şimdi bir kısım vatandaş var ki özel hastaneye gitme imkanı var. Esasen bu Kamu Hastanelerinin yükünü azaltır ve kamu hastanelerine giden vatandaşlarımızda özel hastaneye giden vatandaşlarımız gibi nitelikli sağlık hizmeti alacaklar. Sağlık Bakanlığının sağlık hizmetine böyle yaklaşması gerekir. Nitelikli sağlık hizmeti sunumunu kamu hastanelerine nasıl getiririz bunu konuşmalıyız. Bu gün bu 8,3 hasta müracatı ile bir hekimin 100-150 hatta 200 kişi muayene etmesiyle bu sağlanmaz. Gözden kaçırdığımız bu noktayı hatırlatmak isterim.

Onun için hükümet bu gün özel hastaneleri bir rakip gibi görüp hizmet sunumunda kendine benzetmeye çalışıp ya da daha kaliteli sağlık hizmeti sunumunu engelleyici davranacağına onları teşvik etmeli sağlık hizmetlerinin sunumuna kalite gelmesine katkıda bulunmalıdır.

ÖZEL HASTAHANELERE ZORLUK ÇIKARTILIYOR

Diyeceksiniz, nereden çıkarıyorsun Hükümetin özel sağlık kuruluşlarına karşı tavır içerisinde olduğunu diye… Bir defa Bakanlık kendi için yapmadığı planlamaları yaptırımları, özel hastaneler için uyguluyor. Özel Hastane kendisine gerekli olan bir hekimi alabilmek için inanılmaz zorluklarla karşılaşıyor.

İnanır mısınız bu konuda hekim borsası oluştu. Sağlık Bakanlığı bu zamana kadar ben sana kadro veremem, nereden bulursan al, ben karışmam dediği için, branşlara göre değişen fiyatlarla özel hastaneler arası kadro piyasası oluştu bu memlekette..

Bakın Sağlık Bakanlığı özel hastanelere sağlık hizmeti sunumunu kendine benzetmek için neler yapıyor. Sözde Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti sunumunu daha verimli hale getirmek için planlama yapıyor ve sıkı bir şekilde özel hastanelere yönetmelik ve yasalarda olmadığı halde yazılı olmayan kurallara dayanarak bir takım yaptırımlar uyguluyor.

ÖZEL HASTAHANELERDEKİ YÖNETMELİK KAMU HASTAHANELERİNE UYGULANMIYOR

Ancak, kamudaki ortalamalarda herhangi bir kadro uygulaması fiiliyatta yok. Bakanlık bu konuda sadece özel hastaneleri planlıyor. SGK ile anlaşması olan özel hastanelerde poliklinik sayısı 60 hastayla sınırlı, hatta gözde 40 hastayla sınırlandırılıyor. Ancak, kamuda herhangi bir sınırlama yok. Hatta hekimlere gelen hastaları geri çevirmemeleri konusunda uyarılıyorlar. Özel hastanelerde SGK’ya iade edilmek üzere 8 lira olan katılım payı hastanenin kendisine tahsil ettiriliyor. Kamu hastanelerinde katılım payı hem 5 lira, o da eczanelere tahsil ettiriliyor. 112’ye bütün hastaları yönetmeliğe aykırı ve sözlü emirle kamu hastanelerine götürmeleri konusunda emir veriliyor. Yoğun bakım, dializ ve acil gibi ruhsata tabi bölümlerde sınıflandırma ve çalışmalarında özel hastanelere uygulanan yönetmelik, kamu hastanelerine uygulanmıyor. Son zamanlarda özel hastanelere el okuma yöntemi ile hastalar muayeneye alınabiliyorlar. Ancak, bu da kamu hastanelerinde yok..

Değerli Milletvekilleri,

Ben bunları size niye özel hastanelerden istiyor diye yakınmıyorum. Eğer bunlar nitelikli bir sağlık hizmeti sunumu için gerekli şeylerse ki bize göre gerekli, o zaman niçin kamu hastanelerinde bunlar yok diyorum. Size bu bulgularla hükümetin sağlık politikalarında siyasi olduğunu halkı kandırmaya yönelik bir politika olduğunu ifade ediyorum. Bu ülkede sağlık hizmetlerinde niteliğe önem vererek halkın sağlığı üzerinden politika yapılmamasını istiyorum.

YANDAŞLARA BÜYÜK RANT

Konuşmanın bu bölümünde sizlerle yap kirala devret modeliyle yapılması planlanan kit den kaçırarak özel bir kanunla yapılması düşünülen sayın başbakanın kanal İstanbul gibi ortaya attığı uçuk projelerinden olan şehir hastanelerinden söz etmek istiyorum. Bir defa eyvah şimdi başbakan bunu duyarsa bunların ona aklı ermez. Biz bu ülkeye çağ atlatıyoruz gibi yine popülist ve reklama dayanan sözlerle halkımızı kandırmaya devam edecek. Bakınız reklama dayalı diyorum. Çünkü daha bu hastaneler yapılmaya henüz başlamadan 12 Eylül 2013 Tarihli Türkiye’de yayınlanan bütün ulusal gazetelerin arka tam sayfalarında Türkiye şehir hastanelerine kavuşuyor. 20 milyar liralık yatırım geliyor. Sayın sağlık bakanının notu “başbakanın büyük bir pozu ile beraber vatandaş hükümete teşekkür ediyor“ bu reklamı da sözde yüklenici firmalar veriyor. Bununla kamuoyunda yaratılmak istene imaj bu sanki devletin kasasında yapılacak hastaneler için 20 milyar TL hazır bu parayla da bu yatırım yapılıyor. Halbuki öyle olmadığını biz biliyoruz. Hükümetin böyle bir kaynak ayırabildiği falan yok. Yine devleti borçlandırıyor. Buradan yine yandaşa rant var. Devletimiz bu 20 milyar lirayı 25 yılda toplam…… liradan ödeyecek. Buradan payını alanlar alacak, bu hastanelerin gelir getiren kısımlarını yine bu yüklenici firmalar çalıştıracak. Peki bu hastaneler vatandaşa ne sağlayacak. Şehrin belli yerlerine dağılmış hastaneler bir yerde toplanacak. Bazı vatandaşlarımız için ulaşım sorun olacak. Mevcut doktorlar, mevcut hemşireler ve mevcut personel aynı yarı kamu hastane birliği mantığı ile buralara yerleştirilerek yine bu hastaneler aynı mantıkla yönetilecek. Hasta sayısı bol olacak hatta hasra müracaat sayısı belki on ikiye çıkacak. Ama sağlıkta yine nitelikli hizmet sunumu mümkün olmayacaktır. Çünkü hizmet yine aynı sağlık personeliyle verilecektir. Sadece mekanlar ve hasta yatak sayıları revize edilebilecektir. Mevcut hastanelerimiz mekânsal olarak son 20-30 yılda epeyce mesafe kat etmişlerdir. Türkiye’nin bu günkü ihtiyacı ülkenin stratejik olarak planlanan yerlerine yeni hastane yaparak başta doktorlar olmak üzere sağlık personeli sayesinde Avrupa standartlarını yakalamaktır. Esasen bu şehir hastaneleri sağlık hizmeti sunumunu kolaylaştırmayacaktır. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bir çok hasta için kolay ulaşılabilir olmayacaktır. Hepimizin tahmin edebileceği gibi öncelikle sağlık hizmeti sunan mekanların donanımlı ama aynı zaman da da ulaşılabilir olması gerekir. Yine ifade ediyorum bu şehrin hastaneleri devletin kaynakları üzerinde bazı kesimlerin zenginliklerine zenginlik katmasının ötesinde Türkiye için çok rantabl değildir.Bu vesile ile 2014 bütçesinin hayırlı olmasını diler saygılar sunarım.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211