Sinan Oğan 'Genç Bakış'ta Adeta Ders Verdi

Tecrübeli siyasetçi Sinan oğan gündemle ilgili gençleri sorularını cevaplandırdı.

Abbas Güçlü’nün sunduğu proğramda genel olarak konu başlıkları şöyleydi:

Suruç ve Ankara’daki patlamalar arasındaki benzerlikler neler? Kimler neden ve nasıl düğmeye bastı? Yeni bir saldırı olabilir mi? Türkiye Ortadoğu batağına mı çekilmeye çalışılıyor? Başkenti kana bulayan bombalar Ankara’ya nasıl sokuldu? Devlet, IŞİD ve benzeri örgütlerin Türkiye'deki faaliyetlerine ne kadar engel olabilir? Amerika ve Rusya'nın karşı karşıya geldiği Suriye bataklığından nasıl çıkarız? Ankara -Washington hattındaki Suriye çatlağı kapandı mı? Amerika istese bölgede bir Kürt devleti kurabilir mi? Amerika-Tahran ilişkilerindeki yumuşama Türkiye'yi nasıl etkiler? Bölgede İran'a rağmen oyun kurulabilir mi? gibi soruları Sinan Oğan, Güvenlik Analisti Metin Gürcan ile birlikte cevapladı.

Sinan Oğan’ın daha programın ilk başında söyledikleri çok anlamlıydı. Adeta bir ders niteliğinde olan konuşma ilgi topladı.

Sinan Oğan’ın konuşmasından bazı bölümlerini yayınlıyoruz. Okuyucularımız Programın tamamını videodan izleyebilirler.

Sinan Oğan, Millet olarak zor günler geçirdiğimizi belirterek birlik ve beraberliğe işaret etti. Millet olarak birbirimize kenetlenmemiz gereken günlerde olduğumuzu anlattı.

Sinan oğan’ın soruları şöyle cevaplandırdı:

HER ŞEYİN ÇÖZÜMÜ VARDIR

Zor günlerden geçiyoruz. Millet olarak birbirimize kenetlenmemiz gereken günlerden geçiyoruz. Elbette farklı siyasi düşüncelere sahip olabiliriz. Elbette Türkiye’yi bir adım öteye götürmek için her birimizin farklı yorumları ve farklı yöntemleri vardır. Neticede Türkiye’yi bir adım öteye götürmekse bence oturup her şey konuşulabilir. Her şeyin çözümü vardır. Terör bizi bir adım öteye değil, terör bizi bir adım geriye götürür.

NİYE GENÇLER

Turuncu devrim adlı bir kitap yazmıştım 2006’da. Bu kitabı yazarken özellikle Dünyadaki gençlik hareketlerini yakından takip ettim. Epey üzerinde çalıştım. Türkiye boyutuyla baktım. Fransa’da başlayan, Avrupayı kasıp kavuran o gençlik hareketinden 1968’den bugüne Dünyadaki bütün halk hareketlerini yakından incelediğimizde karşımıza çıkan manzara şudur; bütün halk hareketlerinin dinamik moton gücü gençlik örgütleridir.

Halk hareketleri gençlik örgütleri olmadan olmuyor. Sivil halk hareketleriyle başlar bu terör eylemleri. Hiçbir terör örgütü, ‘gelin bir araya gelelim bir terör örgütü kuralım’ demezler. Gençlerle bir araya gelelim, işte şu amacı elde edelim diye ortaya çıkarlar. bir süre sonra terör eylemlerine dönüşürler, terör örgütlerine dönüşürler. Ne tekim bugün Suriye’ye baktığımızda Suriye 2010’da, 2011’de böyle değildi. 2010’da, 2011’de eline silah alan gençler Ogün ellerinde demokrasi diye, dövizlerle, pankartlarla, flamalarla sokaklara çıkmıştır. Yine Üniversite mezunu olduğu halde işsiz bir genç, ta Afrika’nın en Kuzeyinde kendini yaktığında Arap baharı diye bir şey icra edildi ve bütün rejimler peş peşe devrilmeye başladı.Bu rejim devrilmelerin hızına bize hükümet edenlerde kendilerini kaptırdılar. 3 hafa içinde Emevi Camiinde Cuma namazı kılacağız; Esat gidecek ve Suriye’de rejim değişecek denmişti.

Türkiye adeta bir geçiş güzergahı. Her teröristin her gencin, her radikalin hatta sadece radikal değil inançsızlar dahi belli amaçlarla oraya gitti, Ama şunun altını çizmem lazım bu çok önemli; Suriye öyle bir cehennem ki, oraya radikal olmayan, İslamcı olmayan, şeriatçı olmayan, tek amacı Eset’ı devirmek olan insanlarda öyle bir cehennemle karşı karşıya kaldı ki, her gün insanların kafasının, kolunun koptuğu, başının kesildiği bir ortamda sığınacak bir tek Allah kaldı. Bir süre sonra en radikal insanlara dönüştü bu insanlar. Orada Türkiye üzerinden geçen radikal dahi olmayan bu kişiler kendilerini oradaki IŞİD’in kucağında buldu ve IŞİD böylece büyüdü.

GENÇLER YANLIŞ ELLERE DÜŞTÜĞÜNDE CANLI BOMBAYA DÖNÜŞEBİLİYOR

BU hareketlerin sivil boyutunda, terör boyutunda dinamik boyutunda gençler vardır. Çünkü gençler idealisttir.Çünkü gençlerin hayat kaygısından ziyade memleket kaygısı orta yaşlardaki insanlardan belki yaşlı insanlardan daha fazladır. Gençlerin enerjisi vardır, dinamizmi vardır ve gençlerin rüyaları vardır gençlerin hayalleri vardır ama bir o kadarda gençlerin tecrübesizliği vardır. Yanlış ellere düştüğünde o gençler maalesef birer canlı bombaya da dönüşebiliyorlar. Sonra ülkenin belası durumuna gelebiliyorlar.

Terörle yeterince mücadele yapılıyor mu?

Dünyadaki en genç ülkelerden birisi olmamıza rağmen meclisi en yaşlı ülkelerden de birisiyiz aynı zamanda. Dolayısıyla bu konuda bizim geleneklerimizde biraz sen sus, çocuksunuz, sen daha gençsin vs. Bu devirde bir genç eğer 18-19-20 yaşlarında vatan için vatanı beklerken ölüyorsa mecliste bu vatan için kanun yapmasını, yapma hakkına sahip olmalıdır. Eline silah verip vatan nöbetine koyduğumuz gençleri eline kanun verip, eline milletvekili kimliği verip meclise koymuyoruz. Veya hutta çok sınırlı bir sayıda koyuyoruz. Onun için gençlerimizi ne kadar çok siyasetin içine alırsak, gençlerimizi ne kadar çok demokrasiyle boğarsak gençlerimizi emin olunuz ki başka diğer sorunlar olmayacaktır.

Ama diyeceksiniz ki gençler dağa çıkıyor?

Gençler neden dağa çıkıyor?

Neden canlı bomba oluyor tabi buda ayni zamanda demokrasinin bir cilvesidir.

Eğitim çarpık olduğunda gençlere daha ana okulda, ilk okulda, orta okulda lisede belli oranlarda özgüven verilmediğinde gençlerin kişiliğini bulması, benliğini bulmasının önü kapatıldığında diğer taraftan gençlere fazlasıyla demokrasi imkânını verdiğinizde bu defada gençleri tam kişilik bulmadığı için veya doğru eğitimden yeterince faydalanmadığı için farklı kesimlerin ellerine düşebiliyorlar.

AMAÇ NE OLMALIDIR

Gençler idealisttir. İdealist insanları kandırmak daha kolaydır. Canlı bomba olan genç, terör eylemlerine giren gençtir ama onu yönlendirenlerin hiç birisi genç değildir. Dikkat ederseniz terör örgütlerinin elebaşları, bebek katilleri bunların yaşı 50 ve üzeridir. Buna baktığımız da dahi gençliği hep kullanılan olarak görüyoruz. Bu sebeple gençlerimizi özgüvenle memleket sevgisiyle yetiştirmemiz gerekiyor. Biz hepimiz aynı geminin içindeyiz. Birisi der ki bu gemiyi buradan sürsem daha çabuk götürürüm; öteki de diyebilir ki bu gemiyi şuradan sürsem daha çabuk götürürüm. Amaç ne olmalıdır; amaç varış noktasına o gemiyi en iyi şekilde götürmek olmalıdır. Bunu biz gençlerimize aşıladığımız zaman, gençlerimizin kendilerini ifade edebilmelerinin önünü açtığımız zaman inanıyoruz ki hiçbir şey olmayacaktır (Terör eylemleri vs.)bu memlekette.







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211