'Sizin Türk milletiyle bir derdiniz mi vardır Sayın Doğan?'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın MHP’ye Yönelik Suçlamalarına Cevaben Gazeteci-Yazar Yalçın Doğan’a zımba gibi bir mektup yolladı.

Yalçın'ın Mektubu şöyle:

Sayın Yalçın Doğan,


Dünkü yazınızda MHP’yi ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan yazınızın üslubundan, sizin de son yıllardaki birçok PKK âşıklısı eski sosyalist gibi gibi HDP’ye oy verdiğiniz anlaşılmaktadır.

Yazınızdan; aynı zamanda PKK’yı ne kadar desteklediğiniz, bu kanlı örgüte ne kadar sempati duyduğunuz ve onun Türkiye topraklarında ayrı bir devlet kurmasından memnun olacağınız anlamı çıkmaktadır.

Bu yüzden Sayın Bahçeli’nin HDP’yi yok farz etmesini bir türlü içinize sindirememişsiniz belli ki…

Oysa MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’yi yok saymasının sebebi açıktır: Bu parti, PKK’nın siyasi kanadıdır. Sayın Bahçeli; binlerce insanın kanına girmiş ve eli tetikte Türkiye’yi bölmeyi bekleyen bir örgütün temsilcilerini meşru saymanın, bu örgüte destek vermek anlamına geldiğini iyi bilmektedir.

Her ne hikmetse sizin gibi eski sosyalist tüfekler, Suriye ve Irak’taki Türkmenler söz konusu olunca sağır ve dilsizi oynamaktadır.

Sizin Türk milletiyle bir derdiniz mi vardır Sayın Doğan?

Açık açık ilan edin de herkes bilsin!

Türkiye, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasıyla vücut bulmuş bir ülkedir. Hemen her açıdan Osmanlı bakiyesi üzerinde oturmaktadır. Osmanlı Devleti’nden kalma bazı siyasi, sosyal ve kültürel sorunları tevarüs eden Türkiye’ye, Batı dünyasında da hâlâ Osmanlının devamı gözüyle bakılmaktadır.

Bunun içindir ki Batılılar Birinci Dünya Savaşı sonunda Kuvay-yı Milliye ruhu karşısında yarım bırakmak zorunda kaldıkları bir işi tamamlamak niyetindedirler.

Bunun içindir ki Türkiye’ye eskisi gibi özgürlükler, insan hakları ve kültürel haklar gibi bahanelerle yeni reformlar dayatmaktadırlar.

Yazınızda Türkiye’ye İngiltere ve İspanya’yı örnek gösteriyorsunuz.

Türkiye’nin gerek siyasi gerek sosyal ve gerekse kültürel şartları, ne İngiltere ne de İspanya ile kıyas edilebilir.

Sizin ön yargınız veya hatanız, HDP’yi bir etnik azınlığın partisi olarak kabul etmenizdir.

Batının çabaları ve dayatmaları da bu yöndedir.

Bir kere HDP etnik azınlık görünümlü bir siyasi partidir ve çok katılımlı PKK’nın siyasi kanadıdır.

Kürt kökenli vatandaşlarımızı da temsil etmemektedir.

Örgütün doğu ve güneydoğuda nasıl zulüm, baskı, şiddet ve cinayetle egemen olduğunu bilmeyen mi kalmıştır?

HDP’nin, PKK’nın siyasi kanadı olduğunu sokaktaki çocuklar bile bilmektedir.

HDP silah bırakma konusunda hiçbir girişimde bulunmadığı gibi, bilakis Kandil’le aynı ağzı kullanmaktadır.

“Türkiye partisiyiz.” diyerek milleti kandırmakta, ama hâlâ İmralı canisinin serbest bırakılmasını istemektedir.

HDP’li vekillerden biri koruculara, “O keleşleri sizin üzerinize çevirmesini biliriz.” Diyerek silah bırakmaya niyeti olmadığını, gerektiğinde silahla sonuca gitmek için hazır olduğunu ortaya koymuştur.

Maalesef 13 yıllık AKP iktidarında da çözüm süreci adı altında buna çanak tutulmuş, bölgede devlet otoritesi sıfırlanarak Kürt kökenli vatandaşlarımız kanlı örgütün kucağına itilmiştir.

PKK; Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı askerini arkadan vuran, cephe gerisinde karışıklık yaratan, bu konuda İtilaf Devletlerinden stratejik ve lojistik destek alan azınlıkların uzantılarının varlıklarını içine gizlediği bir örgüttür.

Türkiye; ister Suriye sorunu vesilesiyle ister başka bir konuda bölgesel çıkarlarını korumak için herhangi bir savaşa girdiğinde PKK, askerimizi arkadan vurmakta tereddüt etmeyecektir.

PKK, Türkiye’den istediğini alamadığında da iç savaşı yönlendirilecektir.

Çünkü bu onların meşru bir isteği değil, küresel aktörlerin kurgusu ve hedefidir.

Diğer taraftan Türkiye’de bir veya birkaç değil, 30’dan fazla etnik azınlık yaşamaktadır.

Diyelim ki herhangi bir etnik azınlığa Batılıların istediği ayrılmaya onay verildi. O takdirde yarın diğerleri de ortaya çıkacak ve aynı hakları isteyecektir.

Bunun sonucunda Türkiye 30’dan fazla parçaya bölünecektir.

Siz kendinizi zeki, âlemi enayi mi sanıyorsunuz Sayın Doğan?

İstanbul’daki, Mersin’deki, İzmir’deki, Samsun’daki ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki Kürt kökenli vatandaşlarımızı nasıl bir konuma yerleştireceksiniz?

Yüzlerce yıldır karışıp kaynaşmış insanları ayıracak siyasi bir turnusol mu vardır?

PKK’nın niyetinin üzüm yemek olmadığını siz de bal gibi biliyorsunuz da inkâr ediyorsunuz.

Bilinçaltınıza kazınmış olan köhne ideolojik ön yargılarınız bunu inkâra götürüyor sizi…

İngiltere’de yaşayan Kuzey Afrikalılar veya Müslümanlar özerklik istese verilecek midir? Asla!

Fransa’da yaşayan Müslümanlar özerklik isteseler bu vatana ihanet sayılır ve cezalandırılırlar. Bu ülkede yaşayan Cermen kökenlilere bile dil ve kültür eşitliği tanınmaz.

Fransa bir millî devlettir. Bu ülkedeki Norman’ı da Saksonyalısı da Cezayirlisi de Senegallisi de Anayasa önünde Fransız’dır.

Çağdaş Batılı normlara göre millî devletler en sağlam yapılardır.

ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yaşayan milyonlarca Alman, İtalyan, İspanyol ve Meksikalı vardır. Kızılderililer hâlâ kültürel kimliklerini koruma savaşındadır. Buna ABD’deki başka milletler de örnek gösterilebilir. Bunların hepsi Amerikan’dır. Hiçbiri, kendi dillerine ve kültürel kimliklerine İngilizce temelli baskın Amerikan kültürüyle eşit statüde anayasal hak talep edemezler. Bir eyalette yaşayan milyonlarca Alman’ın özerklik istemesi mümkün müdür?

Türkiye’ye gelince nedense bütün etnik gruplara özerklik istemek demokrasi gereği hatta çağdaşlık sayılmaktadır!

Biliniz ki Türkiye’nin yaşaması herkesin Türk vatandaşı olmasını kabulünden geçmektedir.

Diğerlerine yazdık size de hatırlatalım:

Türkiye’nin bekası ve devletin bütünlüğü için tek çözüm, Atatürk’ün “Türkiye halkına Türk denir.” cümlesinde anlamını bulan üniter yapıdan ve vatandaşlık bağından geçmektedir.

Türk kelimesi, bir kültürel dayatma değil, bilakis ortak kültürel sosyal ve siyasi kimliğin adıdır.

Türkiye’de yaşayan bütün vatandaşlarımızın ortak adıdır.

Ülkemizin adından da belli değil midir bu?

Bunun dışında bir kabul, Türkiye’nin parçalanması anlamına gelir.

Siz Sayın Bahçeli’ye ukalalık yapacağınıza, bu gerçekleri bir düşünün ve ondan sonra bölücülere destek veren kaleminizin nelere ve hangi büyük acılara yol açabileceğini artık görün.

Unutmayın ki hiçbir terör örgütü PKK kadar acımasız olmamış, bu kadar bebek ve çocuk öldürmemiştir. Sizin gibi müstemleke aydınları onu şımarttığı sürece PKK; silahlarını milletimizin evlatlarına yöneltmekten çekinmeyecek, daha çok cüretkâr olacaktır.

Siz Türkiye’nin bütünlüğünü istemiyor olabilirsiniz.

PKK’nın sinsi niyetlerini görmezden gelip bunları demokrasi ve insan hakları gibi yaldızlı kavramların arkasına gizleyenlerden de olabilirsiniz. Ama MHP var oldukça bölücü terör örgütü ve ona destek verenler asla amaçlarına ulaşamayacaklardır.

MHP, küresel aktörlerin planlarının hayata geçirilmesine imkân ve fırsat tanımayacaktır.

Bunu böyle biliniz ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ne demek istediğini bu çerçevede değerlendiriniz.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211