Vatandaş enflasyona yenik düşüyor
 Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan TANRIKULU “Yıllardır Hayat Pahalılığına Ezdirilen Vatandaşımız Enflasyonla İnandırıcı Mücadeleyi Ne Zaman Görecek?” diye sordu.

Tanrıkulu yazılıbasın açıklaması şu şekilde:



Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, ‘hayat pahalılığına her geçen gün daha da ezdirilen vatandaşımız, gerçek anlamda, inandırıcı bir enflasyonla mücadele programını ne zaman görecektir?’ diye sordu.

Tanrıkulu; “Her yıl enflasyon hedeflerinin tutacağı iddiasıyla milletimizin önüne çıkanlar, dönem içinde mahcup duruma düşmekten rahatsızlık duymamaktadırlar. Oysa ki; onların rahatsız olmadığı bu durum, vatandaşımızı her geçen gün daha muhtaç hale getirmektedir.

Merkez Bankası Kanunu’nun 42’nci maddesine göre; Merkez Bankası yılık enflasyon hedefinden sapma olursa hükümete bunun sebeplerini anlatan bir mektup yazmak zorundadır. Banka son 8 yılda 5 kez hükümete sapmalar için mektup yazmıştır. Bu dönemki başarısızlık mektubunun da şimdiden hazırlanmaya başladığını düşünmekteyiz.

Geldiğimiz noktada ekonomi yönetiminin 2014 yılı için öngördüğü enflasyon hedefinin yine tutmayacağı anlaşılmış, Merkez Bankası açıkladığı 2014 2’nci Enflasyon Raporu’nda hedefi yüzde 6,6’dan, yüzde 7,6’ya yükseltmiştir.

Açıklanan 2’nci Enflasyon Raporu’na bakıldığında yüksek enflasyonu düşürebilmek için tüm umutlarını ağırlıklı olarak yurtdışı finansal piyasalarda bir karışıklığın olmayacağı ve kurların yukarı yönlü oynamayacağına bağlamıştır. Oysa uluslararası alanda yaşanabilecek bir kriz, ertelenen enerji zamları ve bu zamların doğal olarak tetikleyeceği diğer zamlar ile tarımdaki kuraklık tehlikesinin getireceği fiyat artışları mevcut rakamları daha da kötüleştirebilecektir.

Yıllardır devam eden bu başarısız öngörüler neticesinde; açıklanan enflasyon hedefleri piyasalarda artık inandırıcılığını yitirmiştir. Enflasyon konusunda güvenilir resmî bir öngörü bulamayan ekonomik aktörler kendi enflasyon hesaplarını kendileri yapmaktadırlar.

Diğer yandan; ülkemize yaşatılan bu yüksek enflasyon rakamları zaten yetersiz olan rekabet gücümüzü daha da eritmektedir. Ülke içinde üreterek ihraç etmeye çalıştığımız ürünlerin maliyeti artmakta, uluslararası pazarlarda ihracatçımız büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Enflasyon tahmininin yükseltildiği bir noktada, faiz indirimine gidebileceklerini aynı metin içinde ifade eden Merkez Bankası Başkanı, 2013 yıl sonu döviz kuru tahmininden sonra tarihe gaflarıyla adını yazdırmayı devam ettirmektedir.

Merkez Bankası’nın küresel öngörülerinde yanılma olması ve yükselen piyasalardan hızla fon çıkışının başlaması halinde, Başbakan’ın baskısı ile gerçekleştirilecek bir faiz indirimi, Türkiye’nin 17 Aralık sonrasında yaşadığı türden bir negatif ayrışmaya gitme ve kısa zamanda faizleri bu sefer daha fazla yükseltmek zorunda kalma riski ile karşı karşıya gelmesine yol açabilecektir. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçime kadar olan vadede oynanan bu kumar, bir kişinin siyasî ikbaline karşı tüm ülkenin istikbalini masaya sürmekte ve büyük riskleri ihtiva etmektedir.

Bu bakımdan ülkemizi böyle bir girdabın içinden kurtaramayanların dile getirdiği ‘faizler düşebilir’ siyasî söylemi tamamen ambalajlanmış süslü bir ifade olarak kalmıştır. Çünkü yıllardır yüksek enflasyon ve cari açık rakamlarına maruz bırakılan ülkemizde faizlerin istikrarlı düşmesi hayal olacaktır.

Enflasyonda son gerçekleşen rakamlara baktığımızda; Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) Nisan ayında son 2 yılın en yüksek değerine çıkarak yıllık yüzde 9,4 değeri ile çift hanelere doğru hızla yol aldığını görmekteyiz. Kaldı ki bazı illerimizde TÜFE çift haneleri görmüştür (Balıkesir, Çanakkale % 10,5). İlk dört ayda ise TÜFE yüzde % 5’lere (% 4,9) ulaşmış durumdadır. 12 aylık Yurtiçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) enflasyonu yüzde 13'e yükselmiştir. Ülke ekonomisinin istikrarı bakımından son derece kötü olan rakamlar ülkemizin, kırılgan olarak tanımlanan ülkelerin ön sıralarında yer almasına neden olmaktadır.

Her türlü dış etkiden arındırılarak takip edilen çekirdek enflasyon son 5 yılın rekorunu kırmış ve yüzde 2,2 artmıştır. Çekirdek enflasyon ortalamasına yıllıklandırılmış olarak baktığımızda ise son üç ayda yüzde 16’lara varan bir oran karşımıza çıkmaktadır. Yani kur artışının enflasyona olumsuz yansımasından ziyade, fiyatlama davranışlarındaki çarpıklık ve bozukluk gün yüzüne çıkmıştır. Kur artışından etkilenmeyen sektörlerde meydana gelen yüksek enflasyon (hizmetler sektöründeki yıllık enflasyon %8,6) bunun en açık örneğini teşkil etmektedir.

Vatandaşlarımızın zorunlu harcamalarından olan gıda ve ulaştırma fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 13’leri aşarak, yüzde 14’lere yaklaşmaktadır.

Nisan ayının zam şampiyonu kadın gömleği olduğuna göre, acaba kendi millî görüş gömleğini değiştirenler vatandaşın halinden ne zaman anlayacaktır?

Hedefleri tutturulamayan yüksek enflasyon rakamları vatandaşımızın belini her geçen gün daha da bükmüş, iktidar zamlar yoluyla vatandaşın cüzdanlarına el atar duruma gelmiştir.

TÜRK-İŞ’in 1987 yılından bu yana her ay 4 kişilik ailenin açlık ve yoksulluk sınırını hesaplayarak açıkladığı Mart rakamlarına baktığımızda; 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.149 TL, yoksulluk sınırı 3.743 TL. olduğunu görmekteyiz. 2013 Mart ayından bu yılın Mart ayına kadarki dönemde açlık ve yoksulluk sınırlarında yüzde 13’ü aşan artış gerçekleşmiştir. 11 yıldır ailelerimiz temel ihtiyaçlarını karşılayacak gelire ve arttığı iddia edilen refahtan yeterli paya sahip olamamıştır.

2014’ün ilk dört ayında gerçekleşen yüzde 4,9’luk TÜFE artışı çalışanlarımızın 2014 yılı zamlarını neredeyse tamamen götürmüş durumdadır. Yüksek enflasyon rakamları yılın geri kalanında bu şekilde gerçekleşirse, çalışanlarımızın zaten bozuk olan geçim şartları daha da kötüleşecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, enflasyon ile mücadelede artık ülkemizde samimiyetin ve gözle görünür düzenlemelerin hayata geçirilmesini ekonomi yönetiminden milletimiz adına talep etmekteyiz. Bu kapsamda başta vergi reformu olmak üzere, kapsamlı diğer yapısal reformlar biran önce gerçekleştirilmelidir. Başarısız ekonomik rakamların altında ezilen Milletimiz adil gelir dağılımı ile buluşturulmalıdır. Girişimcimize güven verecek ekonomik öngörüler siyasetten tamamen arındırılmış bir şekilde sağlam analizlerle ortaya koyulmalıdır.” diyerek, ülkemizde uzun zamandır başarısız giden ve çözüm bekleyen yapısal sorunların çözülmesinin, birilerinin istikbal mücadelesinden daha önemli olduğunu hatırlatmıştır.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211