12 Eylül Mağdurları Ulucanlar'da Buluştu
BBP Genel Başkan Yardımcısı ve 12 Eylül Mağduru Ülkücüler Komisyonu Başkanı Remzi Çayır ile beraberindeki partililer, 12 Eylül askeri müdahalesinin yıldönümü dolayısıyla Ulucanlar Cezaevi Müzesi önünde basın açıklaması yaptı.

"Ülkücülere yapılan zulümlerin hesabı sorulacak", "Kim ne yaparsa yapsın, zulme, işkenceye, titanlığa hayır" yazılı dövizler tutan grup, 12 Eylül'de idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık'ı da unutmadı. Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nin bahçesinde grup adına yapılan basın açıklamasında, kendisinin de bir dönem kaldığı Ulucanlar Cezaevi'nde insanlık dışı muameleler gördüğünü belirtti. Toplumu tek-kol aralığı hizaya getirmeye çalışan darbecilerin bir daha bu tür şeylere heveslenmemeleri için toplum duyarlı olması gerektiğine işaret eden Çayır, "Bugün burada hani sivil toplum kuruluşları, hani siyasi partiler, hani işkence gören sağdan ve soldan insanlar neredesiniz" dedi.

Çayır, 12 Eylül sürecinde en çok acıyı ülkücülerin çektiğini vurgulayarak, "9 arkadaşımızı ne yazık ki Kenan Evren diktatörü, darbecisi astı. Öyle bir asıştı ki bir onlardan bir bunlardan diyerek adaleti katletti, eşitliği zulümde gördü. Bekir Bağ, Mahmut Kurumahmutoğlu ve birçok arkadaşımız Mamak mahpushanesinde işkenceyle öldürüldü. Ben ihtilalde hücredeydim ve kafamıza indirilen coplar nedeniyle 'bunlar cop kullanmasını bile bilmiyor, vuruyorsanız bari kaba etlerimize vurun kafamıza vurmayın' diye haykırmıştık ancak kimse kimseyi duymuyordu. Çünkü öyle bir işkence başlamıştı ki kimsenin birbirine bakacak hali kalmamıştı. Ulucanlar mahpushanenin arka yerinde 4. koğuş var. Ankara'nın orta yerinde ülkücüler ve devrimcilerin beraber kaldığı o dönemde, işkenceler gördük, sesimiz ve çığlığımız tavana değdi ancak Ankara duymadı. Bütün duvarlar ağladı ama Ankara duyarsız kaldı. Ben bu duyarsızlığı protesto ediyorum" ifadelerini kullandı.

İşkence görenlerin çabasıyla 12 Eylül'ün Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladığına dikkat çeken Çayır, şunları kaydetti:

"Bu bir ceza davası değildir. Arjantin ve Şili yatağındaki adamı mahkemeye götürürken, Hüsnü Mübarek yatalak haliyle mahkeme önüne çıkarken Kenan Evren mahkemeye çıksın mı, çıkmasın mı diye bu tartışılıyor. Eğer sanık sandalyesi boş kalmaya devam ederse 12 Eylül yargılamasının ciddiyeti sorgulanır hale gelecektir. 12 Eylül Davası'nda kendiliğinden bir muhalefet oluştu. Devrimcisi, akıncısı, ülkücüsü, renklisi renksizi o dönem orada zulüm görmüş herkes kendiliğinden muhalefet oluşturdular. O muhalefet darbeye ve işkenceye karşı bir muhalefetti. Kendiliğinden insanlık dışı bir muhalefet oluştu. Devrimcilerle aynı safa düştüm. Mahkeme bu muhalefeti bir yok etti. 12 Eylül Mahkemesi sanık Kenan Evren'i, Tahsin Şahinkaya'yı yargılamak yerine, işkenceyi yaşamış olsanız bile müdahillik talebini kabul etmedi. Benim gibi 13 yılınızı işkenceyle geçirseniz bile müdahil olmanıza yeterli değil. Şu anda görülen 12 Eylül Davası bir yüzleşme ve hesaplaşma davasıdır. Sanık sandalyesi boş kalır, bilmem telekonferanslarla, dış görüntülerle o insanların ifadeleri alınmaya kalkılırsa bu dava 'fos' çıkacaktır. 'Fos' çıkmaması için elimizden geleni yapacağız. Bu toplum insan haklarına karşı gelenlerle karşı karşıya gelmek zorundadır."

Çayır ve beraberindekiler, basın açıklamasının ardından Ulucanlar Cezaevi Müzesi'ni gezdi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211