Savaşın yetim bıraktığı çocuklar
  Babalarını 2011'de trafik kazasında, annelerini ise 24 Temmuz’daki İsrail saldırısında kaybettikten sonra Emel Enstitüsü'nün yetimhanesinde yaşamaya başlayan Yusuf (13), Hibe (9) ve Ayse el-Şenbari (8) kardeşler, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
 İsrail’in 24 Temmuz’da Beyt Hanun'daki UNRWA okuluna düzenlediği saldırıda annelerini kaybeden kardeşlerden Yusuf, “Hava saldırılarından korktuğumuz için evimizin yakınındaki okula sığındık. Kızılhaç okula gelerek buranın güvenli olmadığını ve bizi başka bir yere götüreceklerini söyleyerek bahçeye çıkardı" dedi.

Yusuf, bahçede beklerken ilk önce evlerinin bombalandığını gördüklerini ifade ederek, "Bombalar daha sonra okulun bahçesine düşmeye başladı. Biz okuldan kaçarken bir daha bombaladılar” diye konuştu.

Şenbari kardeşler, kendilerinin de yaralandığı bu saldırıda annelerinin ve akrabalarından dört kişinin öldüğünü, diğer 16 akrabalarının ise yaralandığını söyledi.

Yetimhanedeki kısıtlı imkanlar 

Emel Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Sinan Filfil ise yaşanan sıkıntıların başka bir boyutunu gözler önüne seriyor. 

İsrail’in 7 Temmuz’dan bu yana sürdürdüğü saldırılarda yüzlerce çocuğun öksüz ya da yetim kaldığını belirten Filfil, şöyle devam etti:

"Enstitü, 1948 yılında Gazze’de faaliyetlerine başladı. Enstitünün hedefi öksüz ve yetimlere sahip çıkarak, tüm ihtiyaçlarını karşılamak. Bu savaşta birçok çocuk, aile fertlerini ve ebeveynlerini kaybetti. Emel Enstitüsü'nün görevi bu çocuklara sahip çıkmak. Fakat imkanlarımız çok kısıtlı, bütün yardım kuruluşlarına bize yardim etmeleri için sesleniyoruz.” 

Fifil, imkanların kısıtlı olması nedeniyle savaşta öksüz ve yetim kalan çocuklara gereğince sahip çıkamadıklarını, bu durumun kendileri için çok büyük bir üzüntü olduğunu vurguladı.

"En kritik olanlar, hiçbir şey yokmuş gibi davrananlar"

Filistinli Psikiyatristler Cemiyeti Başkanı Dr. Yesh M. Samour, İsrail'in düzenlediği saldırılarda çocukları ayırt etmediğine dikkati çekerek, "Bu durum, Filistinli çocukların psikolojilerini derinden etkiliyor" dedi. 

"Günümüzde 5 yaşındaki bir çocuk 3 savaş görmüş oluyor" diyen Samour, şunları kaydetti:

“Şimdiki savaş önceki savaşlardan daha da kötü. İnsanlar evlerinde güvende olduklarını zannediyorlar, ancak İsrail karadan ve havadan her yeri bombalıyor. Bu savaşta 500’den fazla çocuk hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletlerin okulları bile güvenli değil. Bu yüzden herkes güvenini yitirdi."

Samour, savaşta ve savaştan sonra çok sayıda çocuğun tedavi için kendilerine geldiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Saldırılar, çocuklar üzerinde uzun süreli ve farklı etkiler bırakıyor. Her çocuğun, yaşadığı olaylara tepkisi farklı oluyor. Durumları en kritik olanlar, duygularını kaybetmiş çocuklardır. Bu çocuklar, ne olduğunu, ne yaşadıklarını hissetmezler. Durumun farkında değillerdir ve hiçbirşey yokmuş gibi normal davranırlar. Olaylar yaşanırken hüzünleri içlerinde kalır. Herşey olup bittikten sonra hissetmeye başlarlar." 

Çocukların maruz kaldığı acılara farklı tepkilerde verdiğine dikkati çeken Samour, "Sürekli korkan, ağlayan, panik halindeki çocuklar, yaşadıkları o korkunç anları hatırlayor ve unutamıyorlar. Bu çocuklar, kimseyi görmek istemez, diğerleriyle oyun oynamaya yanaşmaz. Bu durumdaki çocuklar, bir önceki örneğe göre daha kontrol edilebilir. Bu gibi durumlar kontrol edilebilir" ifadelerine yer verdi. 

Samour, saldırı, patlama, ölüm gibi ağır olayları yaşamalarına rağmen çocukların hala gülümseyebilmesi veya yakınlarının şehit olduğunu rahatlıkla söyleyebilmesini, "Bulundukları ortamın onlara verdiği destek ve güvenden kaynaklanabileceği" şeklinde yorumladı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211