“Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın“

Atsız Hoca, çölde susuz kalmış insanların suya hasret kalması gibi şahsiyetli insana hasret kaldığımız bu dönemde, hayatının her safhasında prensip ve ilkelerinden bir milim dahi ayrılmayarak yaşayan bir şahsiyet âbidesiydi...
 
Atsız Hoca, gerek romanları ve gerekse de şiirleri ile bizlere Türk tarihini sevdiren, kahramanlık ruhunu aşılayan büyük bir kalem olmanın da ötesinde, yaşantısıyla da bir dâvâ adamının nasıl bir ahlâka sahip olması gerektiğini göstererek büyük bir fazilet örneği olarak aramızan ayrıldı...

ÖMRÜNÜN HER ANINI İNANDIĞI DEĞERLERDEN ZERRE MİKTARI SAPMADAN YAŞAYAN BÜYÜK DÂVÂ ADAMI H.NİHAL ATSIZ'I VEFATININ SENE-İ DEVRİYESİNDE SAYGI VE HÜRMETLE YÂD EDİYORUZ...

Hayatı

 

Yakın geçmişimizin önemli düşünürlerinden biri olan Hüseyin Nihal ATSIZ, hem çalışmalarıyla tarihimizin en eski dönemlerine kadar ışık tutabilen büyük bir tarihçi; hem atlıyı atından indirebilecek kadar güçlü bir yazar – şair; hem de Türklük Bilimi’nin ilgilendiği konularda kaynak sayılabilecek derecede önemli eserler veren bir Türkologdur.

12 Ocak 1905’te İstanbul Kadıköy’de doğan Atsız, baba tarafından Gümüşhane’ye bağlı Torul kazasının Midi köyündeki Çiftçioğulları ailesine, anne tarafından ise Trabzon’un Kadıoğulları ailesine mensuptur. Hüseyin Nihal Atsız, Deniz Kuvvetleri’nde Deniz Güverte Binbaşılığı’ndan emekli olan Mehmet Nail Bey’in, bir Deniz Yarbayı’nın kızı olan Fatma Zehra Hanım ile evliliğinden olan üç çocuklarından biridir. Atsız’ın bir kardeşi yine bir eğitimci ve yazar olan Ahmet Nejdet Sançar, diğer kardeşi ise Fatma Nezihe Çiftçioğlu’dur.

Atsız, ilk ve orta öğrenimini Kadıköy’deki Fransız ve Alman Mektebi’nde, Kadıköy ve İstanbul Sultanisi’nde yapmıştır. Lisenin onuncu sınıfındayken sınavı kazanarak Askeri Tıbbiye’ye girmiştir. (1922) Buradan çıkarılınca Kabataş Lisesi’nde üç ay yardımcı öğretmenlik, sonrasında ise Deniz Yolları’na bağlı bir Vapur’da katip yardımcısı olarak çalışmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin “Yüksek Muallim Mektebi”ne girdikten bir hafta sonra askere alınmıştır. İstanbul’da askerliğini yaptıktan sonra yeniden okuluna dönmüş ve mezun olup aynı bölümde asistan olarak kalmıştır.

1931 yılında felsefe bölümünde okuyan Mehpare Hanım ile evlenmiş; fakat 1935’te ayrılmıştır. Bu dönemden sonra aylık yayımlanan “Atsız Mecmua”yı çıkarmaya başlamıştır. Çıkardığı dergilerin çoğu, bir süre sonra mahkeme kararları ile kapatılmıştır. Atsız, bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı da yapan Reşit Galib’in Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ı ağır bir dille eleştirmesi üzerine, aralarında Pertev Naili Boratav’ın da bulunduğu sekiz arkadaşıyla birlikte “Zeki Velidi’nin öğrencisi olmakta iftihar ederiz.” diyen bir protesto telgrafı çekmiştir.

Bu telgraftan sonra Reşit Galib, Atsız’ı mimlemiş ve onu üniversiteden uzaklaştırmak için fırsat gözetmiştir. Nihayet Atsız’ın bir makalesi ile bu fırsatı yakalamış ve 13 Mart 1933 tarihinde onu görevden uzaklaştırmıştır. Üniversite görevinden uzaklaştırıldıktan sonra, üç ay Malatya Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni olarak; dört ay Edirne Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalışmıştır.

“Atsız Mecmua”nın devamı niteliğinde olan “Orhun” dergisini çıkarmaya başlamıştır. Bu dergide, o dönemde liselerde ders kitabı olarak okutulan tarih kitaplarındaki yanlışlıkları dile getirmesi üzerine 1933’te bakanlık emrine alınmış, Orhun dergisi de kapatılmıştır. Dokuz ay bakanlık emrinde kalan Atsız, 1934 tarihinde Kasımpaşa’daki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’na Türkçe öğretmeni olarak atanmıştır.

1936 yılında ikinci eşi olan Bedriye Hanım ile evlenmiş ve bu evlilikten Yağmur (1939) ve Buğra (1946) adlı iki çocuğu olmuştur. Kasımpaşa’daki Türkçe öğretmenliği görevinden alınan Atsız, daha sonra Özel Yüce-Ülkü Lisesi’nde ve Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Bu dönemde Orhun dergisini yeniden çıkarmaya başlamıştır. Ülkede yayılan “komünist” dalganın verdiği rahatsızlıkla, dönemin Cumhurbaşkanı Şükrü Saraçoğlu’na iki tane açık mektup yazmış ve özellikle Milli Eğitim’e sızan marksist düşünceleri dile getirmiştir.

Atsız’ın yurt içinde beğeni toplaması üzerine, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından görevine son verilmiş, Orhun dergisi de kapatılmıştır. İzleyen süreçte mektubunda “vatan haini” dediği Sabahattin Ali tarafından kendisine dava açılmıştır. İkinci oturumu 3 Mayıs 1944’te yapılan davanın sonucunda Atsız 6 ay hapse mahkum edilmiş, bu ceza sonradan ertelenmiştir. Sonrasında açılan davada aldığı 6,5 yıllık ceza ise temyiz yoluyla bozulmuştur. Davaların sürdüğü bu süreç içerisinde, Atsız çok kötü koşullarda yargılanmış, “tabutluk” adı verilen küçücük bölmelere bırakılmış, akreplerin yaşadığı dar yerlerde aç susuz bırakılmıştır.

Atsız ile aynı dönemde, aralarında Alparslan Türkeş, Orhan Şaik Gökyay, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan ve Osman Yüksel Serdengeçti gibi büyük şahsiyetlerin de bulunduğu kişiler de tutuklanmış, sonradan karar Askeri Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bir dönem kendisine iş verilmeyen Atsız, sınıf arkadaşı Tahsin Banguoğlu’nun Milli Eğitim Bakanı olmasıyla birlikte 1949’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde göreve başlamıştır. İş bulamadığı dönemde, ekonomik anlamda çok büyük sıkıntılar çekmiştir. Bu nedenle, çok sevdiği kitaplarının bir kısmını satmak zorunda kalmıştır.

Kütüphane’de bir süre çalıştıktan sonra, Ankara Atatürk Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atanmıştır. Fakat buradaki bir konuşması, davalık olmuş; fakat mahkeme konuşmanın bilimsel olduğu kararına varmıştır. Bu karar üzerine Atsız, yeniden Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine gönderilmiştir. 1953 yılından 1969 yılına kadar Süleymaniye Kütüphanesi’nde çalışan Atsız’ın en uzun memuriyeti bu dönem olmuştur. 1962’de “Türkçüler Derneği”ni kurmuş ve ölümüne kadar Ötüken dergisini çıkarmıştır.

Özellikle Doğu’daki bölücü oluşumlarla ilgili yazılar yazmış, sonrasında sistemli girişimlerle Atsız yeniden mahkemelik olmuştur. 15 ay hapis cezası almış ve cezası Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından affedilmiştir. 2,5 ay kadar cezaevinde kalan Atsız, 10 Aralık 1975’te kalp krizi geçirmiş, fakat doktor onun kalp hastası olduğunu anlayamamıştır. 11 Aralık 1975’te geçirdiği ikinci kalp krizi, Atsız’ı aramızdan alıp götürmüştür.

Yoksulluk içinde geçen günleri, durmadan açılan mahkemelerle sarsılan Atsız, geçirdiği bu kötü günlerde hiçbir zaman kararlı duruşunu elden bırakmamıştır. Çektiği o kadar çileye rağmen, ömrünü kutlu yolun çeriliğine adamış, bu yolda gözünü kırpmamıştır.

Yazdıkları ile “keskin ve sert” bir üsluba sahip olan Atsız, özel yaşamında ise bir o kadar “sakin, sevecen ve şakacı” bir insandır. Her türden insanla arkadaşlık kurabilen, gününü dolu dolu geçiren bir bilgedir. Fransızca, Arapça ve Farsçayı iyi derecede bilen Atsız, hayal ettiği eski Türk yaşantısı içinde yaşamayı başarabilmiştir. Türk dünyasına ve Türk Dili’ne çok büyük önem vermiş, özellikle Türk gençliğinin bilinçlenmesi için çok çabalamıştır.

Eserleri

 

Romanları

  • Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941.
  • Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946.
  • Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949.
  • Deli Kurt, İstanbul 1958.
  • Z Vitamini, İstanbul 1959.
  • Ruh Adam, İstanbul 1972.

Öyküleri

  • ‘Dönüş’, Atsız Mecmua, sayı.2 (1931), Orhun, Sayı.10 (1943)
  • ‘Şehidlerin Duası’, Atsız Mecmua, Sayı.3 (1931), Orhun, Sayı.12 (1943)
  • ‘Erkek Kız’, Atsız Mecmua, Sayı.4 (1931)
  • ‘İki Onbaşı, Galiçiya…1917…’, Atsız Mecmua, Sayı.6 (1931), Çınaraltı, Sayı.67 (1942), Ötüken, Sayı.30 (1966)
  • ‘Her Çağın Masalı: Boz Oğlanla Sarı Yılan’, Ötüken, Sayı.28 (1966)

Şiirleri

  • Yolların Sonu, (Bütün şiirlerinin toplandığı kitap) İstanbul 1946. ISBN 978-975-437-806-1
  • Afşın’a Ağıt
  • Aşkınla
  • Ay Yüzlü Güzel Konçuy
  • ‘Asker Kardeşlerime’, Atsız Mecmua, Sayı.2 (1931), ‘Boz kurt’ imzasıyla Ergenekon, Sayı.3 (1938)
  • ‘Ayrılık’, Atsız Mecmua, Sayı.17 (1932)
  • ‘Bahtiyarlık’, Kopuz, Sayı.10 (1944)
  • ‘Bugünün Gençlerine’, Atsız Mecmua, Sayı.1 (1931), ‘Boz kurt’ imzasıyla Ergenekon, Sayı.1 (1938)
  • ‘Bugünün Gençlerine’ (başlıksız), Atsız Mecmua, Sayı.16 (1932)
  • Davetiye
  • Dosta Sesleniş
  • ‘Dünden Sesler: Yarın türküsü’, Orkun, Sayı.53 (1951)
  • ‘Dünden Sesler: Koşma’, Orkun, Sayı.58 (1951)
  • ‘Dün Gece’, Orhun, Sayı.1 (1933)
  • Eski Bir Sonbahar
  • Gel Buyruğu
  • Geri Gelen Mektup, Orkun, Sayı.44 (1951)
  • ‘Hatıralar’, Çınaraltı, Sayı.2 (1941)
  • Kader
  • Kağanlığa Doğru
  • Kahramanların Ölümü
  • Kahramanlık
  • Karanlık
  • Kardeş Kahraman Macarlar
  • Korku
  • ‘Koşma’, Atsız Mecmua, Sayı.2 (1931)
  • ‘Koşma’ (başlıksız), Atsız Mecmua, Sayı.12 (1932)
  • ‘Kömen’, Ötüken, Sayı.2 (1964), Ötüken, Sayı.28 (1966), Ötüken, Sayı.95 (1971)
  • ‘Macar İhtilâlcileri’, Ötüken, Sayı.79 (1970)
  • ‘Macar İhtilâlcileri’, Ötüken, Sayı.82 (1970)
  • ‘Muallim Arkadaşlarıma’, Atsız Mecmua, Sayı.5 (1931)
  • Mutlak Seveceksin
  • ‘Nejdet Sançar’a Ağıt’, Ötüken, Sayı.138 (1973)
  • ‘O Gece’, Orhun, Sayı.2 (1933)
  • Özleyiş
  • Sarı Zeybek
  • Selam
  • Sona Doğru
  • ‘Şehit Tayyareci Erkânıharp Yüzbaşı Kâmi’nin Büyük Hatırasına’, Atsız Mecmua, Sayı.6 (1931)
  • ‘Şiir’ (başlıksız), Atsız Mecmua, Sayı.8 (1931)
  • ‘Şiir’ (başlıksız), Orhun, Sayı.3 (1934)
  • Topal Asker, Atsız Mecmua, Sayı.4 (1931), Kopuz, Sayı.4 (1943)
  • ‘Toprak-Mazi’, Atsız Mecmua, sayı.14 (1932), Kopuz, Sayı.3 (1943)
  • Türk Gençliğine
  • Türk Kızı, Tanrıdağ, Sayı.4 (1942)
  • ‘Türkçülük Bayrağı’, Ötüken, Sayı.119-120 (1973)
  • Türkistan İhtilalcilerinin Türküsü
  • ‘Türklerin Türküsü’, Atsız Mecmua, Sayı.3 (1931), ‘Boz kurt’ imzasıyla Ergenekon, Sayı.2 (1938)
  • Unutma
  • ‘Varsağı’ (başlıksız), Atsız Mecmua, Sayı.9 (1932), Atsız Mecmua, Sayı.10 (1932), Atsız Mecmua, Sayı.17 (1932)
  • Yakarış I
  • Yakarış II
  • Yalnızlık
  • ‘Yarının Türküsü’, Çınaraltı, Sayı.10 (1941)
  • Yaşayan Türkçülere Ağıt
  • Yolların sonu, Atsız Mecmua, Sayı.17 (1932)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211