Demirtaş, Ülkücülük Fedakarlık İster..

İlkadım Belediyesi son günlerde hizmetleri ile değil birim müdürleri ve çalışanlarıyla gündeme geliyor. Bir nevi aile içi sorunlar dışarıya sıçrıyor. Bu konuda sizin bir yaptırımınız söz konusu mudur?

 

Bu bahsettiğiniz sorunlar kurumsal kimliğini kazanamamış belediyeler de yaşanıyor. Belediye çalışanları ve belediye başkanları kendilerini siyasetin bir parçası olarak görüyor ve bu doğrultuda birbirlerini ağırlıyorlar.  Belediyelerdeki işleyiş artık bu sistemle gidiyor. Gelişmiş ülkelerde bizlere gösterilen belediyecilikte işler hiç bizim buradaki düzende işlemiyor. İşçiler siyaset değil hizmet üretiyor. Başkan siyaset için değil hizmet için çaba sarfediyor. Çalışanlar verdiği hizmetin daha iyisini nasıl yaparız diye emek sarfederken, bizde bunun tam tersi yapılıyor. Bizdeki işçiler belediye başkanı şunu yap dediği zaman yapıyor yapma dediği zaman yapmıyor. Belediye başkanıda birşey demiyorsa hiç bir hizmet yapılmıyor. Yani kör topal dövüş misali birbirini ağırlıyor.

 

Burada eksik giden işler biz sağlamadık. Dün de eksik gidiyordu. Erdoğan Tok zamanında çok mu iyi gittiğini zannediyorsunuz. Ya da Necmi Bey zamanında çok mu iyiydi. Hayır, belki de daha kötüydü. Bizden daha beter olduklarını düşünüyorum.  Sebebi de şudur, bir belediyede ses çıkmıyorsa, yapı olarak birbirlerine göz yumdukları içindir. Ben ise burada kimseye göz yummuyorum. Aradaki fark bu. Ben  hiç bir konuya göz yummam. Bu böyle olunca içeriden sesler yükselmeye başlıyor.  Ahh başkan bizi bir bıraksa biz burayı uçuracağız diyorlar ama dedikleri gibi olmuyor maalesef. Siyaset ile icraat aynı şey değil. Günümüzde siyaset yapanların çoğu icraat yapmıyor. Çünkü işlerini bilmiyorlar. Bir ruhsat işi bilgi gerektirir planlama bilgi gerektirir. Siyaset yapmanız sizi bu konularda bilgili hale getirmiyor. Önce bunları öğrenmeliyiz.

 

İçeriden çıkan bu çatlak seslerin nedeni acaba partileşme olabilir mi? Belediye Başkanı seçildiğiniz an itibariyle sağcısını ve solcusunu parti gözetmeksizin işlerine devam ettirdiniz. Gerçekte doğrusunu yaptınız. Ama bu içeride sıkıntıya neden olmuş mudur?

 

Siz birde bu çarkın dönüşünü gözünüzde bir canlandırın. Burada çok değişik görüşte insanlar var. Bunların hepsinin tek bir hedefleri var, helal ekmek kazanıp evlerine götürmek. Kimse siyasi görüşten dolayı ayıplanmıyor. Farklı görüşlerde olanlara bir ceza kesilmiyor. Biz bunu yaparken herkesin işine ve ekmeğine sahip çıkmasını bu işleyiş ile de işine odaklanıp hizmet kalitesini artırmayı hedefledik. Bizim yapmak istediğimiz budur. Çalışanın bana oy verip vermemesi benim için bir sıkıntı değil. Sadece çalışırken hizmet üretip yaptığı işin en iyisini yapması gerekir.

 

Bize oy veren çalışanlarımız olaya şöyle bakıyor, bu belediye benim belediyem ben yatarak para kazanacağım. Niye kardeşim, öbürleri çalışsın. Böyle bir mantıksızlık olur mu? İstiyorlar ki burada ben birinci adam olmalıyım, benim yanımdaki adamların çalışması lazım diye düşünürken gücünü bizden aldığını unutuyor.  Aslında bu belediye bizim belediyemiz deyip, var gücünün defa fazlasını işine ayırıp daha fazla hizmet üretip başkanımızı daha iyi yerlere taşıyalım yine seçimleri kazanalım diye düşüneceğine adamlar yatmayı planlıyor. Ben bu adamları burada olduğum sürece bu kapıdan içeriye sokmam. Diğer partiye oy vermiş arkadaşlarda, işlerine devam etmenin morali ile çalışma azimlerinin artması gerekir.

 

İlkadımlı vatandaşların size bakış açıları nasıl?

 

Siyasetçi hangi partiden olursa olsun seçimleri kazanıp belediye başkanı olduktan sonra herkese eşit mesafede durmalı. Sen benim partilimsin, sen diğer partiye oy verdin diye taraf olmaz. Aynı şekilde vatandaşta bunu böyle bilip bu şekilde davranmalı. Kimse benim karşıma başkan bizim partili bizim bu işimizi halleder düşüncesiyle gelmesin. Halledilecek işler zaten birimlerimizde hallediliyor.  Benden usulsüz hiçbir şey kimse beklemesin. Böyle olduğum için eleştirenlerim çoktur benim.

 

Şimdi son günlerde benim çok güldüğüm bir şekilde eleştiriyorlar beni. Neymiş efendim, "Ben kimseyle kucaklaşmıyormuşum". Erdoğan Tok ile Süleyman Kaldırım herkese sarılır kucaklarmış. Benden o sıcaklığı elektriği alamıyorlarmış. Ancak biz bu sıcaklığı kendi çapımızda yapıyoruz. Bundan memnun olanlarda var. Gelişmiş topluluklarda bunları düşünen dahi yok. Çünkü halk başkanla değil yapılan işlerle ilgileniyor. Bir başkanın bir vatandaşa sarılıp kucaklaması konu olabilecek birşey değil. Vatandaş olaya şöyle bakar; "Başkan işini doğru yapsın. Eğer yanlış yaparsa ben ona sandıkta cevabını veririm" diyor. Bizim sistemimiz kural çiğnemek üzerine kurulmuş. Bizim halkımızdaki mantık çok farklı. Yasal olmayan bir işlerini yaparsanız sizden memnun kalıyorlar. Böyle bir şey olur mu? Bu nasıl bir sistemdir. Biz bu sistemi İlkadım'da yıktık. Artık İlkadım Belediyesi’nde herşey kuralına uygun yapılıyor.

 

MHP İl Başkanlığı, MHP İlkadım İlçe Başkanlığı ve KADEF ile belli sıkıntılar yaşıyorsunuz. Son dönemlerde KADEF'in eleştirileri oldu. MHP İlkadım İlçe Yönetim’in eleştirileri oldu. Hatta sizin için Milliyetçi Hareket Partisi’nden değil Kavaklıların Hareket Partisi'nden aday olsun diyenler bile oldu. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

 

Onların ne düşündükleri beni hiç ilgilendirmiyor. Bu dediğiniz kişiler sadece kendilerini bağlar. Kişisel davranışları ile ortaya attıkları söylemlerdir. Peki, bu insanlar neden böyle düşünüyor. Hiç sordunuz mu?

 

Kavaklılara belediye ayrıcalık tanınıyor cevabı veriliyor!

 

Peki, bunlara bir örnek vereni var mı? Mesala belediyede şu kadar kavaklı var.  Şuna ayrılacık tanındı diye. Asla yoktur böyle bir şey. Sırf Kavaklı olduğu için başka hiç bir sıfatı olmadığı halde kime ne iş vermişiz.

 

Bu insanların egolarıyla alakalı bir sorunlarının olduğunu düşünüyorum. Sokaktaki vatandaşın bizim için ne düşündüğü önemlidir. Ben bu tür kişilerin ne düşündüğünü aslında pek umursamıyorum. Bu kişilerin evde eşine dahi oyu geçmez. Benim partim ile asla bir sorunum yok olamazda.

 

Ben 18 yaşımdan beri ülkücüyüm. Şu anda 60 yaşındayım. Bunları söyleyen adamlar benim çocuğum yaşımda. Onların yaşı kadar benim ülkücülüğüm var. Ezbere konuşmakla ülkücü olunmuyor. Ülkücülük fedakârlık ister, yaşam ister, savaş ister... Öyle işine geldiği zaman ülkücü gelmediği zaman türkücülükle bu iş olmaz. Benim için böyle yorum yapan adamların anlını karışlarım ben. Onların anlattıkları bu işin hikâye kısmı. Bu tür insanların söylediklerine itibar bile edilmemeli dikkate dahi alınmamalı. Burada benim üzüldüğüm tek konu bu ülkede MHP’ye yüzde 50 oy veren bir topluluk vardı. Ve şuan da biz yüzde 11–12 oy alıyoruz. Bu sonuç kişisel menfaatler uğruna partiye zarar veren insanların doğrultusunda ortaya çıkıyor. Toplumsal menfaat değil bireysel menfaatler ön plana çıkınca MHP kan kaybediyor.

 

Ben hiç bir zaman koltuğu garantiye almadım. Ben bildiğim doğrularımı yaptım.  İlkadım İlçesi'ne öncelikle yapılması gerekenleri yaptım ve yapmaya devam ediyorum. Bir başkan bir siyasetçi bir oy aldığında diğer seçimlerde daha fazla oy alarak başkan seçilebiliyorsa benim gözümde başarılı bir siyasetçidir. Yok, ben seçimi kazandım. Bu koltuğu garanti altına almalıyı diyerek kendine rakip olanları ekarte ediyorsa ondan hiçbir şey olmaz. Ancak günümüz siyasetinde ilçe başkanından il başkanına, belediye başkanından genel başkanına kadar herkes böyle. Aman ben koltuğu kaybetmemeliyim diyerek gelecek nesil bir şekilde önü tıkanıyor.

 

Adamlar yüzde 50 oy almış, diğer yüzde 50 bize niye oy vermedi diye düşünürken biz yüzde 12 almışız diğer yüzde 88'lik kısım bize niye oy vermedi diye düşüneceğimize, biz tam aksini yapıp, biz üzerimize düşen görevi yaptık deyip geri çekiliyoruz. Biz yerimizde sapasağlam duruyoruz diyorsak bizde bir sorun var demektir. Şu iğneyi birazda kendimize batıralım artık. Biz kendimizi bu doğrultuda geliştirirsek MHP'nin önünde kimse duramaz.

 

Konu hazır seçimlere ve oylara gelmişken, İlkadım İlçesi üzerine biraz konuşalım. 2009 Yerel seçimlerinde CHP'nin yanlış aday çıkarması, AK Parti'nin ise Süleyman Kaldırım'ı aday göstermesi bir şekilde sizin önünüzü açtı diyebilir miyiz? CHP ve AK Parti'nin tepki oyları ile birlikte seçimleri kazandınız. Bu oyları muhafaza edip artırdığınızı düşünüyor musunuz?

 

Allah birine bir şey nasip edecekse önündeki tüm yolları açar. İmkânsız gözüken yolları bile bir şekilde açar. Bir kere buna inanmak lazım. Biri birilerine kızdı Allah bize yürü ya kulum dedi ve bizi hedefe ulaştırdı. Biz şuan hem avantajlıyız hem de dezavantajlıyız. Avantajımız şöyle; "Biz geride bıraktığımız 4 yılda çok iyi işler yaptık. Halkımız ile hep iç içe olduk. İstedikleri hizmetleri yerine getirdik. Tanınırlığımızı artırdık. Şu anda yapılan anketlerde Samsun'da Yusuf Ziya Yılmaz kadar tanılıyoruz. Herkes bizim hakkımızda bir fikir sahibi. Olumlu ya da olumsuz herkes bizim için bir şey söyleyebiliyor. Araştırmalarımıza göre İlçemizde halkımızın yüzde 75'lik bir kısmı bizden memnun. Bize inanıyor ve güveniyor. Bize güvenen insanların oyuyla tekrar seçileceğimize inanıyorum. Hiç mütevaziliğe gerek yok. Seçimleri kazanacak güce ve potansiyele sahibiz. 

 

2009 yılına kadar siyasette pek aktif rol almadınız. Bu tarihe kadar bürokrasinin içinde yer aldınız.  Belediye başkanı seçildiğinizde hayal ettiğiniz bir tablo ile mi karşılaştınız?

 

Hiç böyle bir tabloyu gözümün önüne dahi getirmemiştim. Her şey çok karışıktı. Neyin ne olduğu belli değildi. Her yere borç vardı. Bu tarihe kadar belediyede yöneticiler parayı değil para yöneticileri idare etmiş. Belediyenin kasasında para bitince hizmeti de bitirmişler. Şimdi bizimle birlikte başlayan belediyecilikte yönetici parayı idare ediyor. Öncelikli hedeflerimiz vardı seçimleri kazandığımızda. Bunları faaliyete geçirdik. Halk Ekmek Fabrikasını yaptık. Hilal Kart projesini başlattık. Belediyemizde açtığımız iş kapılarını çevremizdeki fabrikalara yansıtarak ilçemizde binlerce işsiz gencimizi iş sahibi yaptık. Şuan vicdanımız rahat. Halkımız her şeyi çok iyi görüyor.

 

Birde en büyük sıkıntılarımızın başında yerleşim geliyor. İlkadım iç içe girmiş bir şekilde. Her yer binalar ile çevrilmiş. Şehri rahatlatacak projeler geliştiriyoruz. Eski yapılar çok fazla. Plansız bir yapılaşma ile ilçe bu hale gelmiş. Pek fazla bir şey yapamıyoruz. Diğer ilçelere üniversite yapılıyor. Koca koca afişlere “Üniversitemiz ilçemize hayırlı olsun” yazılıyor. Ben yaptım deniliyor. Bunlar halkı kandırıyor. O üniversitenin yapımında benimde imzam var. O zaman bende afiş yaptırıp reklamı mı yapayım. Üniversite yapılırken ne vermişler üniversiteye. Bunlar halkı kandırıyorlar. Böyle belediyecilik olmaz.  Bir dönem daha bu görevi halkımızdan istiyorum. Sonrası için zaten bağlasalar durmam. Çünkü hayalimde yapmak istediğim İlkadım İlçesi için birkaç proje daha var.

 

Son olarak Samsun basını için neler söylemek istersiniz?

 

Samsun’da basının çok olması basının iyi noktada olduğu anlamına gelmez. Doğruluğu araştırılmadan haber yapılmamalı. Ancak Samsun’da bu çok fazla. Herkes her haber sonrası tekzip yoluna başvuruyor. Böyle gazetecilik olmaz. Yanlış haber yapılmamalı. Haberin detayı çok iyi araştırılmalı, her iki tarafı da tam doğru bilgiye ulaşmadan yıpratmamak lazım. Şantaj ile para koparmak isteyen gazeteciler var. Ben bunlara pabuç bırakmam. Benden kimse bu yolla 1 lira alamaz. Herkes işini adam gibi yapacak. Bizim yanlışımız varsa. Her gün yazsınlar, gıkımızı çıkarmayız. Bu işi birde adam gibi yapanlar var. Bunların sayısı artmalı. Doğru gazeteciler içindeki yanlışları yok etmeli diye düşünüyorum.  




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211