Anayasa Mahkemesinden 3. Kez İptal!

Ülkemiz yönetim ve idari yapısında yapısal bir problem olan kamulaştırmasız fiilen el atma ve hukuki el atma konusunda Anayasa mahkemesinin 04.08 2022 tarihinde resmi gazetede de yayınlanan çok önemli bir kararına ilişkin Samsun'da 33 yıldır...

08 Ağustos 2022, 10:50 Ramazan Çağlar
Anayasa Mahkemesinden 3. Kez İptal!

Ülkemiz yönetim ve idari yapısında yapısal bir problem olan kamulaştırmasız fiilen el atma ve hukuki el atma konusunda Anayasa mahkemesinin 04.08 2022 tarihinde resmi gazetede de yayınlanan çok önemli bir kararına ilişkin Samsun'da 33 yıldır avukatlık yapan ve çok uzun zamandır idarenin vatandaşı mülkiyet hakkına dair ihlalleri ve kamulaştırma davaları ile ilgili çok yoğun çalışma içinde ve bu yönde çok fazla davalar takip etmiş olan avukat Sefer Gök'ün bu konuda görüşlerini almak üzere ofisinde kendisini ziyaret ettik

  • Sayın Avukat Sefer Gök doğrudan soralım Bu karar nedir

Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Bu karar 31913 nolu resmi gazetenin 04.08.2022 tarihli nüshasında da yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Esas No: 2021/127 Karar No: 2022/85 Karar Tarihi: 30.06.2022 olan bu iptal kararıdır. Bu karar birçok açıdan çok önemlidir. Vatandaş için en önemli etkisi, mahkemelerin kamulaştırmasız fiilen ve hukuken el atılan taşınmazların bedelinin tazminat olarak ödenmesine dair kararların kesinleşmesine bağlayan bu hukuk dışı kanun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalidir.

  • Peki o zaman, vatandaş için öncesi ve sonrası arasındaki fark nedir?

Şu anda vatandaşın elinde olan kararlar icra takibine konu edilecek ve takip konusu edilmiş kesinleşme bekleyen kararların icrasına da devam edilecektir. Böylelikle vatandaş parasını daha erken alacaktır.

Esasen problem çok derin ve devletimizin genlerine işlemiş yapısal yani kronikleşmiş alışkanlık haline gelmiş bir problemdir. Devletimizin gerçek anlamda hukuk devleti olmadığının ve gittikçe de hukuk devleti ilkesinden uzaklaştığının, aslında Devleti yönetenlerin hatta bürokratların, anayasayı ve anayasa mahkemesini sevmediğinin açık göstergesidir. Şeyh Edebali, Batı dünyasında devlet anlayışının oluşmasından ikiyüzelli-üçyüz yıl önce, Osman Gazi'ye "Ey oğul, insanı yaşat ki, devlet yaşasın" diye öğüt vermiştir. Yine atalarımız, “mal canın yongasıdır” demiştir. İşte canın yongası olan malı korumak kollamak devlete anayasamızda görev olarak verilmiştir. Yine vatandaşa ait mala kamu yararı gereğince devletin yani idarenin ihtiyacı olması halinde de Anayasamızın 46. maddesi açıkça gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi kaydıyla kamulaştırılabileceğini belirtmektedir. Oysa devletimizin kuruluşundan itibaren idarenin, insanlara ait özel mallara gerekli saygıyı göstermediği ve adeta kafasına göre el koyduğu vakıadır.

  • Sayın Avukat Sefer Gök Bu biraz ağır itham ve suçlama olmadı mı?

Bir kişi aynı konuda 3 kez hata yapıyor diğer kişi ise her hatasında hatasını söylüyor. Bu örnekte olduğu gibi, mahkeme kararına konu yani vatandaşın; hukuk, anayasa ve kamulaştırma kanunu yok sayılarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilen ve hukuken el atılan mallarının bedelinin ödenmesini geciktirici yönde kanun yapıcı bürokratlar ve seçtiğimiz kanun koyma gücünü elinde bulunduran Yüce meclisimiz ve içindeki Sayın vekillerimiz 3 kez anayasa mahkemesince gerekçeleri ile iptal edilmesine rağmen aynı düzenlemeyi yapmışlardır. Yani bir ayıp ve anayasaya aykırılık 3 kez yapılırsa ne düşünmemizi bekliyorsunuz.

  • O zaman biz korkmaya başladık! bu düzenlemeyi yapanların anayasa veya iptal kararlarını hiç dikkate almadıklarını mı anlamamız gerekiyor?

Mecliste yani milletvekillerine kanun taslaklarını veren bürokratlar aynı kafa ve yapıda olup mevcut hukuk anlayışlarıyla Ben aynı yönde ve çok hızlı bir biçimde dördüncü kez ödemeyi geciktirici düzenlemeyi yapacaklarına canı gönülden inanıyorum. Beni mahcup etmeyeceklerini düşünüyorum. Şeyh Edebali'nin öğütünü, insanı yaşatma, malını elinden al, parasını da ödeme, hatta geç öde ve hatta hatta hiç ödememek için arada dava hakkını ortadan kaldırıcı düzenlemeler de yap! şeklinde anlamışlardır. Ben anayasa mahkemesinin iptal kararlarına rağmen, aynı yönde üçüncü kez kanuni düzenleme yaptıkları için Sayın milletvekillerimiz ve bürokratları hukuk adına kınıyorum.

  • Kamulaştırma konusunda da bir şeyler söylemek ister misiniz?

Ülkemizde fiili ve hukuki el atma ve kamulaştırma hukuku uygulaması kanayan bir yaradır. Bu uygulama ve bu yöndeki 3 kez yapılan kanuni düzenlemeler Şeyh Edebali’nin öğüt ve vasiyetini ve Anayasayı çiğnemektir. Anayasada gerçek ve peşin ödeneceği yazılan kamulaştırma bedeli, idarenin hinlikleri sayesinde adeta vatandaşa eziyet ve malına çok az para ödeyerek el koyma işlemine dönüşmüştür.

Son yıllarda tüm Türkiyemizde olduğu gibi Samsunumuzda da belediyeler çok büyük bir aşkla!!! kentsel dönüşüm projeleri için kamulaştırma veya koruma planı adı altında gerçekten gasp etme planı olan işleri yapmaktadırlar. Kentsel dönüşüm veya koruma imar planı gibi hoş ve karşı çıkılamaz isimler verilmesi aldatmacadır. Bu kamulaştırmaların hepsinde vatandaş perişan edilmekte, belediyeler çayın taşı ile çayın kuşunu hatta bir taş ile birkaç kuş vurmayı amaçlamaktadırlar. Kamulaştırma, kamu yararı için değil belediyelerin keyfi ve çıkarı için vatandaşa dayatması olarak karşımıza çıkmaktadır. Samsunumuzdaki kamulaştırmalarda da bu amaçları görebilirsiniz. Size soruyorum, Devlet malınızı almış, yol yapmış, park yapmış ve size sormamış veya hiç ihtiyaç yokken okul alanı, cami yeri veya park olarak ayırmış ve yıllar geçmiş… Gerçekten okula parka İhtiyaç olsa devletin yıllarca bekletmeden yapması gerekmez mi?

işte bu, el konulan malınızın bedelini almak için açmış olduğunuz davada yürütülecek faiz %9 dur. Oysa şu an enflasyon yüzde yüzleri geçmiştir. Ödenen para bedelin birkaç kat altında kalmaktadır. Yüce meclisimiz bu haksız ve acımasız mülkiyet ihlalini ivedilikle çözmelidir. İdarenin açtığı kamulaştırma davalarında veya vatandaşın açtığı kamulaştırmasız fiilen ve hukuken el atma tazminat davaları bitene dek para, pul olmakta dava konusu ise, 3-5 kat değerlenmektedir. Anayasanın gerçek ve peşin ödenmesi yönündeki emredici kuralı tamamen çiğnenmekte ve malın değerinin 4-5 katı altında para ödenmektedir.

Bu vatandaşa zulüm değil de nedir? malın gaspı değil midir? Yüce meclisimizi ivedilikle bu konuda yasal düzenleme yapmak üzere göreve davet ediyorum.

İnsanı korusunlar yaşatsınlar ki Devletimiz güçlü olsun.

Yorumlar (0)