Alexa

DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR-2

18-Nisan 1999 ‘da yapılan seçim sonrası DSP:136, MHP: 129, Fazilet Partisi:111,ANAP:86, DYP:85 milletvekili çıkararak meclise girerken CHP yüzde on barajına takılarak meclis dışı kaldı.

Sağ seçmen Devlet Bahçeliye bu seçimle başbakan olarak iktidar olmanın yolunu açtı. Devlet Bahçeli sağ seçmenin verdiği mesajı kurmay heyetiyle değerlendirmeden“Fazilet Partisi ve Doğru Yol bu dönem dinlensin” diyerek manevra ve pazarlık gücünü azaltmış, sağ seçmenin de ümitlerini boşa çıkararak incitmiştir…  

  Seçmeni inciten Devlet Bahçeli kendini B.Ecevit’in kollarına atarak” Ecevit’ten çok şeyler öğrendim” der… Ecevit’in yanında sigara bile içmez, hep Ceket’ini ilikleyip hazır olda emre amade beklerken, devlet adamlığı ve devlet adamlığı terbiyesinden bahsedilir…

 Ancak, aksakallı ülkücülerin yüzüne bile bakmadan elini öptürmeyi,  istişareyi terk etmeyi, tek adam olmayı, ağzından çıkanın emir telakki edilmesini liderlik olarak bilmiş, bunu yaparak “BİLGE LİDER” olabileceğini hesaplamıştır…

 Tayyip Erdoğan gibi günün onbeş yirmi saatini mesai olarak harcayan bir liderin karşısında haftanın bir günü yazılanı okuyarak, MHP’yi başarıya taşıyabileceğine inanmak akıl karımıdır?

Her şeyden önce sağlığı bozulmuş olan Devlet Bahçeli, ilden ile koşturacak enerjiye sahip değildir… Bir seçim döneminde iki ilde miting yaparak, televizyon programlarına çıkmaktan kaçarak, seçimin kazanılacağına tabanını inandırmaya çalışmak, seçmene ve ülkücü tabana yapılan saygı sınırlarını zorlamaktır!

  Bizim atasözlerimizden birisinde: “İslam’ın şartı beştir, altıncısı da haddini bilmektir,”der. Devlet Bahçelinin kendi kişiliğine ve bu harekete yapacağı en büyük iyilik, delegenin ve tabanın sesine kulak vererek demokratik bir seçimin önünü açmaktır… Seçimden kaçmak değil!  

B. Ecevit’in şefkatli kollarına kendini atan Devlet Bahçeli’nin MHP ve DSP koalisyonuna hanım ağa Rahşan Ecevit itiraz edip, ülkücülere hakaret ederek kısaca şunları diyordu:

”Ülkücüler, bizler Asena adlı bir dişi kurtla bir Türk’ten üredik… Bu iddia ile parti ve derneklerini kurdular… Örgütledikleri gençleri silahlandırdılar… Bu gençler ya bizden olacaksınız, ya canınızdan dediler… Cinayetler işlediler, mafyalarla, çetelerle kaynaştılar, bunlar “demokratik” anlamda nasıl parti sayılabilir…” diyerek ardı arkası gelmez hakaretler yağdırmıştır.

Bu durum karşısında MHP, “Rahşan Ecevit af dilemezse biz koalisyonda yoğuz” açıklaması yapmış, DSP’den bir özür beyanı olmamıştır. Ancak, Ecevit hükümet kurulması yönünde yapılan baskılar karşısında : “Geçmişin ülkücüleri ve MHP ile bugünkü ülkücüler ve MHP farklı olabilir. Bugünkü MHP değişmiş olabilir. Eğer öyle ise birlikte olunabilir.”Demiştir.

Bugünkü Devlet Bahçeli Bülent Ecevit’i doğrulamış, “ÜLKÜCÜLER VE ÜLKÜCÜ ANLAYIŞ DEĞİŞMESE DE” Devlet Bahçeli’nin partinin başına geçtiği ilk günden bugüne kadar değiştiğine şahitlik ediyoruz.

 Türkeş’in diktiği fidanları söken, yaptıklarını yıkan, dün söylediklerini bugün yalanlayan, ülküdaşlarını saray uşaklığıyla itham eden, yol arkadaşlarını “ŞAŞI BAKMAKLA” suçlayan bir insanın değiştiğini anlamamak için “HAKİKATLERİN GÖZÜNE MİL ÇEKMEK, KULAKLARINA KURŞUN DÖKMEK GEREKİR! “

Liderler, tabanına sadakat göstererek, onların sesine kulak vererek liderlik tacını giyer ve muhafaza ederler. Taban köke benzer, lider ağaca… Ağaç kökünden kuvvet alır. Kökü yaralanan ağacın önce yaprakları sararıp solar, sonra da kökü kurur…

 İslam Türk milliyetçileri bin yıldır omuzlarında taşıdıkları yükün ağırlığı ve sorumluluğunun bilincindedirler… Milliyetçiliği ayaklar altında görmeyi arzu edenlerle bir ve beraber olmayı hoş görmezler… Ülkücüler ırkçılığı lanetler, milliyetçiliğe sahip çıkmayı görev bilirler… Sağlık içinde kalın. “HAYIR”LI günler!

YORUM EKLE