Alexa

Galip Erdem'i unuttunuz mu?

Milliyetçi Ülkücü Hareket büyük insanların eseridir. Milliyetçi Hareket büyük insanların varlığıyla  kendisine yaşama alanı  bulmuş ve binlerce gencin bu hareket içerisinden güneş gibi parlamasına vesile olmuştur.

Galip Erdem'i unuttunuz mu?

Her devrin güzel insanları vardır. Ülkücü hareket büyük adamlar meydana çıkarmıştır. Dolayısıyla ülkücü hareketi de büyük ülkü devleri, büyük düşünen insanlar ortaya koymuş, zenginleştirmiş ve zaman içinde tekamül ederek ülkücü hareket meydana çıkmıştır.

Normal şartlarda, gerek insanlar gerekse devletler yaşadıkça tecrübeleriyle daha iyi daha güzel ve daha güçlü temellere sahip olurlar. Ülkülerin büyümesi gelişmesi ve hedefine varması da şartlara göre tedricen olur. Ancak öyle görünüyor ki bu her zaman böyle olmamakta bazen tersine dönmektedir. Tarih bizlere gösteriyor ki; Devletler de insanlarda yaşadıkça tecrübelerle daha güçlü ve daha hatasız olmaları gerekirken bilakis büyük hatalarla ve büyük handikaplarla biriktirdiklerini yok ediveriyor.

Milliyetçi Ülkücü Hareket büyük insanların eseridir. Milliyetçi Hareket büyük insanların varlığıyla  kendisine yaşama alanı  bulmuş ve binlerce gencin bu hareket içerisinden güneş gibi parlamasına vesile olmuştur.

Ülkücü Hareketin İdolü haline gelen Galip erdem (Ö.12 Mart 1997′de) yirmi yıl önce Ülkücü Hareket içerisinde var olan, sözleriyle, yazılarıyla Ülkücü Harekete ışık tutan önemli bir ülkü deviydi. İnsanın tabiatıyla ilgili bir genellemesinde;  “Aslında her insan, -düşman olmasını gerektiren özel bir sebeb yoksa- doğduğu, büyüdüğü, unutulmaz hatıralarla bağlandığı milletini sever. Bu sevgi çok tabii bir duygudur; sökülüp atılması güçtür.” Diyerek milliyetçiliği pet tabi bir hal olarak yorumlardı. Hatta, Milliyetçiliği zararlı sayan en büyük ideolojilerin bile, “kitaptan hayata, nazariyeden uygulamaya geçilince, başarısız kalmış; millet sevgisinin büyük gücüne yenilmişlerdir.” Diyerek Milliyetçiliğin ne kadar tabii bir durum olduğuna işaret ederdi.

Galip Erdem, yıllar öncesinden bu günlerede sesleniyor gibi sanki; “Hepimizin bildiği, yine de çoğumuzun unutur göründüğü bir gerçeği hatırlatmanın tam zamanıdır. Milletimizin düşmanları, hem sayıca çokturlar, hem de güçlüdürler. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı düşünürken, aklımızdan hiç çıkmaması gerektiği halde, düşmanlarımızın varlığını ve gücünü hesaba katmıyor gibiyiz. Unuttuklarımız arasında varlığımızın başlıca şartı saydığımız «MİLLÎ BİRLİK ve BERABERLİK» en başta geliyor.”

Özüne yabancılaşan bir milletin hiçbir sahada ilerlemesinin mümkün olmadığını unutmamak gerektiğini belirten Galip Erdem özden kopmamak gerektiği hususuna dikkat çekiyor.

Fikir ayrılıklarının düşmanlığa dönüşmesine izin verilmemesi gerektiği hususunada işaret eden Galip Erdem, Milletin varlığını kıyamete değin sürdürmek ülküsü, cümle hakların üstünde kutsal bir vazife olduğunu vurguluyor. Bir milletin ancak sınır boylarında dövüştüğünü, Kardeş kavgası başlarsa kimin haklı olduğunu araştırmanın bile bir değeri kalmayacağını geniş bir şekilde açıklıyor.

Bugünde çokça tartışılan konulardan birisi olan demokrasi ve rejim meselelerine de  Ogünlerde değinen Galip Erdem, “Türk milliyetçilerinin ülküsü milletimizi kıyameti değin yaşatmak ve yükseltmektir. Bize göre demokrasi, sadece bir vasıtadır, milletlerin idaresi için tarih boyunca denenmiş çeşitli rejimlerden biridir ve gerekli şartların hazırlanması halinde en iyisidir. Ama milletimizin varlık davası tehlikeye girer de, ya demokrasiden vazgeçmek veya tehlikeye boyun eğmek zorunda kalırsak, hiç tereddütsüz demokrasiyi feda ederiz. Milletimizin bağımsızlığı ile, fertlerin hürriyetleri arasında bir seçme yapmak mecburiyeti doğarsa, demokrasinin yüksek ilkelerini hiç düşünmez, fert hürriyetlerinin kısıtlanmasını isteriz. “ diye belirtiyor.

GALİP ERDEM KİMDİR?

Galip Erdem, 10 Mart 1930′da Rize’nin Fındıklı ilçesinde doğdu. Galip Erdem, Fındıklı’da “Ofluoğlu” adı ile bilinen bir ailedendir. Babası, nahiye müdürlüklerinde bulunmuş Rasim Bey, annesi Pehlivanoğullarından Zekiye Hanımdır. Ailenin tek çocuğudur.

İlkokulu, Fındıklı’da bitiren Galip Erdem, babasının memuriyeti dolayısıyla, ortaokulu Bitlis ve Siirt gibi İllerde tamamladı. Galip Erdem de Erzurum da lise tahsiline başlamış ve 1949 yılında liseyi pekiyi derece ile bitirmiştir.

8 Kasım 1951 de başlayan yedek subaylık görevi, 31 Ekim 1952 de teğmen rütbesiyle sona erdi. 27 Nisan 1953′te PTT Genel Müdürlüğü Ankara Yenişehir Merkezinde ilk olarak memuriyete adımını attı. 7 Temmuz 1954 tarihinde memuriyetten istifa eden Galip Erdem, Maliye Bakanlığı Milli Emlâk Genel Müdürlüğünde tekrar memuriyete başladı. Buradan da 6 Ocak 1955 yılında ayrılarak, İETT idaresinde takip memuru olarak işe başladı Daha sonra bu görevinden de ayrılarak. Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olur.

1 Ağustos 1961′e gelindiğinde Tercüman imzasıyla fıkralar yazmaya başladı.  Yeni İstanbul Gazetesinde fıkra yazarlığına devam etti. İzmir’de avukat ihsan Koloğlu’nun yanında 1963 yılında avukatlık stajını tamamladı.

10 mart 1965′te Zafer Gazetesinde fıkra yazarlığını sürdürdü. Yazarlığa  Sabah Gazetesinde devam etti. 1966 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları Müdürlüğüne müşavir oldu. Galip Erdem, Başbakanlık Plân ve Prensipler Dairesinde danışman olarak görev aldıktan sonra   31 Aralık 1969′dan, istifa ederek ayrıldığı 30.06.1973 tarihine kadar, danışmanlık görevini sürdürdü.

1974 te Ortadoğu Gazetesinde tekrar fıkra yazarlığı daha sonra 1975 te Başbakanlık Müşaviri olmdu. 1981 tarihinde Turizm ve Tanıtma Bakanlığında Genel Müdürlük Müşavirliğine nakledildi.  1982 yılında emekli oldu.. O sırada avukatlığa başladı. Mamak’ta görülen ünlü MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Dâvasının avukatlığını üstlendi.

1987′de Meray’da (Merzifon Yağlı Tohumlar A.Ş) yönetim kurulu üyeliği, Konya Şeker Fabrikasında denetçilik görevinde bulundu. 1987 yılında Sosyal Güvenlik Eğitim Vakfı Başkanlığı vazifesini üstlendi. Daha sonra bu görevinden ayrılmak zorunda bırakıldı. 1989′da Namık Kemal Zeybek’in bakanlığı döneminde Kültür Bakanlığı APK Başkanlığında APK uzmanı olarak tâyin edildi. Daha sonra üçlü kararname ile Bakanlık Müşavirliğine getirildi.

1966 da evlenen ve 1974 de boşanan Galip Erdem’in 1969 doğumlu Bilge Erdem adında bir kızı vardır. 12 Mart 1997′de Çarşamba gecesi saat 22.10 da Ankara Gazi Hastahanesinde vefat etti. Cenazesi 14 Mart 1997 Cuma günü öğleyin Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Cebeci Asri Mezarlığına defnedilmiştir.

Galip Erdem’in yayınlanmış eserleri:

Ülkücünün Çilesi (1975)

Sosyalizm ve Milliyetçilik Üzerine Mektuplar (1975)

Suçlamalar (iki cilt) (1975-1976) Mektuplar (1984)

Merhum Galip Erdem gibi ülkücü şahsiyetler unutulmamalıdır. Galip Erdem'ler ülkemize her zaman gelmemekte ve Ülkü yolunda Galip Erdem gibi şahsiyetlerle her zaman karşılaşmamaktayız.

Her ülkücünün Galip Erdemi tanıması ve makale ve kitaplarını okuması elzemdir.

KAPSAMHABER

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2017, 16:02
YORUM EKLE