Alexa

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir? Hapis Hayatı Nedir?

Necip Fazıl Kısaküre büyük bir şairdir. hayatı boyunca çok sayıda hapis cezası almış, defalarca cezaevine koyulmuş ve mahpushanelerde yatmış, milletvekilliği yapmış önemli bir şairdir.

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir? Hapis Hayatı Nedir?
banner327

Büyük dava ve fikir adamlarından Necip Fazıl Kısakürek merak edilen bir şairdir. En önemlisi de Büyük Üstat Necip Fazıl Kısakürek çilekeş bir dava adamıydı. 

Neredeyse son 200 yıla damgasını vuran Necip Fazım Kısakürek, maphushanelerde ne kadar zaman geççirdi? Kısakürek hangi cezaevlerinde bulundu? Necip Fazıl Kısakürek cezaevlerinde neden yattı? Cezaevlerine girip çıkmasıyla da meşhur olan Kısakürek'in aldığı en önemli cezalardan birisi de 2 Mart 1960 tarihinde verilen 18 aylık hapis cezasıydı.  Yazdığı bir yazı nedeniyle Mustafa Kemal'e hakkında ceza davası açılan Necip Fazıl, 2 Mart 1960'ta biten dava sonucunda 18 ay hapis cezası almıştı.

1960’ta İhtilalin yapıldığı tarihte Ankara'da bulunan Necip Fazıl, İstanbul'a döndükten bir müddet sonra 6 Haziran'da gece yarısı evinden alınmıştı. 15 Ekim 1960 tarihine kadar, bir müddet Davutpaşa Kışlasının koğuşlarında ve ardından Balmumcu'da hakaret ve kötü muamele altında, gerekçesiz olarak cezaevinde tutulmuştu. Peki Necip Fazıl Kısakürek kimdir?

Üstad Necip Fazıl, Balmumcu'dan ilk tahliye edilenler arasında salıverildiği gün, kapıda bekleyen mahkûmları taşımaya mahsus bir araç ile, karısı ve çocuklarının gözleri önünde alınarak Savcılığa götürülmüştü.  

Necip Fazıl'ın diğer mahkumiyetleri şöyle:

21 - 22 Aralık 1943 tarihlerinde yazdığı siyasi bir yazı sebebiyle Erzurum'da bir gün hapis yattı.

9 Haziran 1947 - 5 Ağustos 1947 tarihleri Rıza Tevfik'e ait "Sultan Abdülhamîd'in Ruhaniyetinden İstimdat" şiirinin Büyük Doğu'da yayımlanmasıyla ilgili Necip Fazıl 57 gün tutuklu kaldığı davadan beraat etmişti.

Necip Fazıl, 21 Nisan 1950 - 15 Temmuz 1950 tarihleri arasında Büyük Doğu'da yayımlanan Altıparmak isimli yazıda Hükümetin manevî şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılmış, eşi Neslihan Hanım, beraat kararının üst merciden bozulması sonucu 3 ay 25 gün tutuklu kaldı. Kısakürek çifti, Demokrat Parti'nin çıkardığı af ile serbest kalmıştı.

31 Mart - 18 Nisan 1951 tarihleri arasında basında “kumarhane baskını” diye geçen komplo sonucu 19 gün tutuklu kalan Necip Fazıl Kısakürek; 12 Aralık 1952’de yazdığı bir yazı sebebiyle 9 ay 12 gün hapis yatmıştı.

30 Eylül 1953’te tarihleri Ahmet Emin yalman'a, Hüseyin üzmez tarafından düzenlenen suikast sebebiyle 64 gün tutuklu kalan Necip Fazıl; 24 Haziran 1957 tarihinde Fuat Köprülü'ye hakaret ettiği gerekçe gösterilerek 8 ay 4 gün cezaevinde yatmıştı.

26 Mart 1959’da ise yine yazıları sebebiyle İstanbul'a dönerken Bolu tevkif edilerek Sultanahmet Cezaevi'nde üç gün kalmıştır.

1960 darbesinden hemen sonra Ankara'dan İstanbul'a dönen Necip fazıl, 6 Haziran 1960'ta tutuklanmış, 15 Ekim'e kadar önce Davutpaşa'da ardından Balmumcu'da tutulmuştu. Cezaevinden çıktığı gün ise kesinleşen diğer cezası nedeniyle yine cezaevine götürülmüştü.

Büyük Üstat Necip Fazıl Kısakürek çilekeş bir dava adamıydı.

NECİP FAZIL KISAKÜREK KİMDİR? 

Türk şâir, yazar ve düşünür Necip Fazıl Kısakürek 26 mayıs 1904'de İstanbul'da doğdu. Maraşlı bir ailenin tek çocuğu olan Fazıl'a 'Ahmet Necip' adı verildi. 1934 tarihinde bir Nakşî şeyhi olan Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştı. 1941 yılında Fatma Neslihan Balaban ile evlendi. Bu evlilikten beş çocuğu oldu.

Çocukluk yıllarını büyükbabasının Çemberlitaş'taki konağında geçiren Kısakürek zor bir çocukluk dönemi yaşadı. Kız kardeşi Sema'nın beş yaşında ölümünden sonra annesi vereme yakalanınca ailesi Heybeliada'ya taşındı.

Necip Fazıl, Bahriye Mektebi'ndeki öğrencilik yılarında şiirle ilgilenmeye başladı. İstanbul'un işgali sırasında annesi ile birlikte Erzurum'daki dayısının yanına gitti. Fazıl, çok genç yaşta olan babasını kaybetti. 1921 yılında Darülfünûn'un Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi'ne girdi. 1925'te ilk şiir kitabı 'Örümcek Ağı', 1928 yılında ikinci şiir kitabı olan 'Kaldırımlar' yayımlandı. 'Ben ve Ötesi'nin yayınlanmasından sonra üne kavuştu.

1942 kışında askerde iken siyasi bir yazı kaleme alması nedeniyle mahkûm oldu ve ilk kez hapis cezası aldı. 1943 yılından itibaren 'Büyük Doğu' dergisini çıkarmaya başladı.

1949'da Büyük Doğu Cemiyeti'ni kurdu. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi. Sık sık kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve yazıları çeşitli gazetelerde yayınladı. 26 Mayıs 1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından 'Şairler Sultanı' ve 1982 yılında yayınlanan 'Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu' isimli eseri münasebetiyle de 'Yılın Fikir ve Sanat Adamı' seçildi.

Fazıl 25 Mayıs 1983'te hayatını kaybetti. Eyüp Sultan Mezarlığı'na defnedildi.

Necip Fazıl Kısakürek'in "ZİNDAN" ile ilgili bir şiiri:

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta! 
Baba katiliyle baban bir safta! 
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im! 
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! 
Bir âlem ki, gökler boru içinde! 
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? 
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı; 
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. 
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; 
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'! 
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat? 
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil; 
Sayım var, maltada hizaya dizil! 
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil! 
İnsanlar zindanda birer kemmiyet; 
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat; 
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat; 
Beni kimsecikler okşamaz mâdem; 

Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan! 
Dakika düşelim, senelik paydan! 
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin; 
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler; 
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin! 
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar; 
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar? 
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? 
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık; 
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış; 
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş; 
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş! 
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! 
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

(1961)

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2019, 01:57
YORUM EKLE