Alexa

KİTAP DÜNYASI-5

Her güzel kitap, yeni bir başlangıç, yepyeni mâcerâların habercisi ve müjdecisidir. Bu yazımda, çeşitli gazete ve dergilerde şiir ve makalelerini okuduğumuz Zeki Ordu’nun nârin üslûbuyla deneme tarzında yazdığı yazılarını topladığı kitabından söz edeceğim. Gerçekten güzel bir kitap!...

“GÖNLÜN KAYIT DEFTERİ”

Edebiyat sahasında güzel şeyler oluyor...Ümitlerim ısınıyor, artıyor, göğsüm kabarıyor. Zaman zaman alelacele, çalakalem yazılmış şiir veya yazılarla telâşa kapılmama rağmen, yüzümüzü güldürecek eserlerle de muhatap olunca gönlümüz gök gök genişliyor.

Gönlümün Kayıt Defteri; Zeki Ordu’nun denemelerini topladığı kitabının adıdır. Gönül, Türk’te,  çok farklı, başkalarında ve başkalarınca genişliği tahmin bile edilemeyen hârika üstü hârika ve fazîletli bir mekândır ki, Zeki Ordu, orayı, hâtıralarına sığınak yapmıştır.

224 sayfalık eserde 68 deneme yer alıyor. Bir bakışla hâtıra özelliği taşıyan her denemelerde, müşâhede ettiğim şudur ki, geçmişle günümüzün bir muhasebesi, bir mukayesesi ortaya konuluyor ve bundan ibret alınarak ders veriliyor. Fakat öyle kuru, basit ve hissiz kelimelerle değil, her döneme ait rûhu ve millî kültür değerlerini kelimelere yükleyerek yerli-yerinde bir değerlendirmeyle ustaca bir takdîm!..

Bir defa; Zeki Ordu, Türkçe’ye çok vâkıf ve onu çok güzel kullanıyor. Burada söz konusu etmek istemezdim ammâ (çünkü, çalışmamızda ‘kişi’ değil, ‘eser’ esastır) yazarın, fen bilgisi öğretmeni olduğunu da belirtmemde başka yönlü bir fayda vardır.

Sağlam cümle yapısı, âdeta, bir kelimeyi alıp bir başka tarafa götürememek, yazarın şâirâne anlatımındaki bir başka özelliktir.

Bir eserdeki edebî değerin, bir başka ‘şey’le mukayeseli olarak  sunulmasını da asla uygun görmem. Elimdeki bu eser yâni “Gönlün Kayıt Defteri” başından sonuna kadar kendine mahsus bir üslûp eseridir.

Bâzıları vardır ki, yazarı/şâiri/hattatı/ressamı...Ankara’da İstanbul’da ararlar. Bu bâzıları, eseri de, sâdece oralarda yazılır diye düşünürler. Hayır!..Eser, eser olduktan sonra, onun yazarı da yazardır ve bu mânâda, mekânın hiç de önemi yoktur.

Bu düşüncelerle, eserden bâzı cümle örnekleri sunmakta fayda görüyorum. Görülsün ki, bunca övgüye değer miymiş, değmez miymiş!!!

*“Her şey kalaylı kapların yerini alüminyum ve plâstiğin aldığı günden sonra değişti. Binaların dışı betonlaştı. İçindeki gönül sıcaklığı, yerini, kalorifer sıcaklığına devretti. Hânelerimiz yapı hâline dönüştü. Birini diğerinden ayıran şey ise kapı numaraları oldu.” (Sf. 21)

“Gece olup uyuma vaktiniz geldiğinde başınızı yastığa koyduğunuz zaman, yastıkların uçlarına yakın işlemeler size hiçbir şey düşündürmedi mi? Gözleriniz o işlemelere takılıp kalmadı mı? Onu oraya işleyen elin ardındaki ruh derinliğinden haberdar mısınız? Her ilmiğin sabır, her desenin sevgi, her nakışın bir gönül hikâyesi olduğunun kaç kişi farkında?

(...) Biz, hayatın anlamını belki de yastıkları ayırdıktan sonra kaybettik. Desenleri fabrika işliyor.” (Sf. 59-60)

*“Bembeyaz bir tebeşir ile karatahtanın üzerine yazılar yazmağa çalışıyorduk. Her harf cehâlete sıkılmış bir kurşundu. Her kelime aydınlığın önünde bir pencere, her cümle bir ışıktı.” (Sf. 79)

 “Çanakkale Dışında Vurdular Bizi” başlığını taşıyan bölümün mutlaka okunmasını arzu ederek ondan da birkaç cümle nakletmek isterim:

*“Orada bir kültür ordusu kaybettik biz. Orada bir nesli kaybettik. Mehmetçiğe her sıkılan kurşun bir ananın kalbine saplandı. Bir gelin daha dul kaldı. Her sıkılan kurşun babasız bıraktı evlâtları. Her sıkılan kurşun Mehmetçiğin koluna, bacağına ve bütün âzâlarına isabet ederken, milletin bağrına isabet ediyordu.

(...) Her sıkılan kurşun mevzideki bir eri şehit ederken, Anadolu’da binlerce kişiyi vuruyordu. Çanakkale içinde vurulanlardan çok, Çanakkale dışında vurulanlar vardı.” (Sf. 163)

*“Meselesi olanın “sesi de oluyor. Kelimelere döktüğü sesi yâni.” (Sf. 178)

      *“Bizim sokaklarımızın kendine has bir sesi vardı. Kendine has mimarisi vardı. Hatta kendine has bir kokusu vardı. Biz onları koruyamadığımız müddetçe kendimiz gibi olmamız mümkün değil.

(...) Bizim gibi kadim bir medeniyetin neslinin, her şeyin farkında olması lâzım.”(Sf. 196)

 Bana göre güzel bir muhhabet geliştirmiş Zeki Ordu..Lâtif, leziz, anlaşılır, öğretici ve iknâ edici!..Tebrikler ve başarılar Azîz Kardeşim!..

YORUM EKLE

banner307

banner313