<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Samsun Haber | Son Dakika Haberleri | Kapsam Haber - Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</title>
        <description>Samsun haberleri, son dakika gelişmeleri, ekonomi, siyaset, spor ve Türkiye gündemi Kapsam Haber&#039;de. Güncel ve güvenilir haberlere hemen ulaşın.</description>
        <link>https://www.kapsamhaber.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 04:36:55 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Kadın Dünyasında Konuşulmayan Tabu: Pelvik Taban Sağlığı ve Modern Çözümler</title>
                                    <description>Kadın sağlığı denildiğinde akla genellikle gebelik takipleri, doğum süreçleri, rutin jinekolojik kontroller ve menopoz dönemi gelir.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığı denildiğinde akla genellikle gebelik takipleri, doğum süreçleri, rutin jinekolojik kontroller ve menopoz dönemi gelir. Ancak kadın vücudunun derinliklerinde, yaşam kalitesini doğrudan yöneten ama toplumsal tabular nedeniyle neredeyse hiç konuşulmayan çok hayati bir mekanizma daha vardır: Pelvik taban. Leğen kemiğinin tabanını döşeyen bu kas ve bağ dokusu ağı; idrar torbasını, rahmi ve bağırsakları yerinde tutarak kadın anatomisinin dengesini sağlar. Bu dengenin bozulması ise kadını sosyal, psikolojik ve fiziksel olarak yıpratan bir dizi rahatsızlığa yol açar. İşte bu gizli kalmış sağlık sorunlarını ele alan ve kadınlara hayat konforunu yeniden sunan tıp dalına ürojinekoloji adı verilir.</p>

<p>Toplumda pek çok kadın, hapşırırken idrar kaçırmayı ya da genital bölgede hissettiği dolgunluk hissini yaşlanmanın veya doğum yapmanın "doğal ve kaçınılmaz bir bedeli" olarak görür. Kulaktan kulağa yayılan "Annemde de vardı", "Yaşlanınca her kadında olur" gibi yanlış inanışlar, kadınların bu sorunları gizlemesine ve hekime başvurmayı ertelemesine neden olur. Oysa modern ürojinekoloji uygulamaları, bu sorunların hiçbirinin bir kader olmadığını ve tamamen tedavi edilebileceğini kanıtlamaktadır.</p>

<p><strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>rünmez Bir Kahraman: Pelvik Taban</strong></p>

<p>Pelvik taban kasları, vücudumuzun alt kısmında bir hamak gibi gerilerek iç organları destekler. Aynı zamanda idrar yapma, dışkılama ve cinsel fonksiyonların sağlıklı bir şekilde yürütülmesinden sorumludur. Kadın hayatındaki bazı keskin dönemeçler bu hamağın gevşemesine, sarkmasına ya da yırtılmasına yol açabilir. Özellikle zorlu geçen vajinal doğumlar, birden fazla gebelik, kronik öksürük nöbetleri, ağır kaldırma alışkanlığı, obezite ve menopozla birlikte gelen hormonal değişimler pelvik tabanın en büyük düşmanlarıdır.</p>

<p>Bu dokular gücünü kaybettiğinde, iç organlar yer çekimine karşı koyamaz ve aşağıya doğru yer değiştirmeye başlar. Bu durum tıp dilinde "pelvik organ prolapsusu" yani organ sarkması olarak adlandırılır ve doğrudan ürojinekolojiuzmanlığının araştırma alanına girer.</p>

<p><strong>Ü</strong><strong>rojinekoloji Hangi Sorunlara Işı</strong><strong>k Tutar?</strong></p>

<p>Kadın anatomisinin hem idrar yollarını hem de üreme organlarını kapsayan bu multidisipliner alan, temelde yaşamı tehdit etmeyen ancak yaşam kalitesini sıfıra indiren rahatsızlıkları tedavi eder. Bu rahatsızlıkların başında üriner inkontinans, yani idrar kaçırma gelir.</p>

<p>İdrar kaçırma, kadınlar arasında en yaygın görülen ürojinekoloji problemidir. Kendi içinde farklı alt türleri bulunur. Örneğin, sadece gülerken, öksürürken, zıplarken veya ağır bir pazar poşeti taşırken yaşanan kaçırmalar "stres inkontinans" olarak adlandırılır ve tamamen mekanik bir destek kaybından kaynaklanır. Buna karşılık, aniden gelen ve tuvalete yetişmeyi imkansız kılan şiddetli idrar hissiyle karakterize olan durum ise "sıkışma tipi" idrar kaçırmadır. Her iki durumun da tanı kriterleri, hastaya yaklaşım biçimleri ve tedavi algoritmaları ürojinekoloji uzmanları tarafından titizlikle belirlenir.</p>

<p>Bir diğer önemli sorun ise mesane, rahim veya kalın bağırsağın vajinadan dışarıya doğru sarkmasıdır. Kadınlar bu durumu genellikle banyo yaparken ya da ayakta uzun süre kaldıklarında ellerine gelen sert bir kitle veya vajinal bölgede dolgunluk, aşağıya doğru çekilme hissiyle fark ederler. Sarkma ilerledikçe idrar yapma zorluğu, büyük abdesti tam boşaltamama ve cinsel ilişkide şiddetli ağrı gibi ek şikayetler de tabloya eklenir.</p>

<p><strong>Teş</strong><strong>his S</strong><strong>ürecinde Teknolojik Yaklaşımlar</strong></p>

<p>Doğru bir tedavi stratejisi oluşturmak için öncelikle sorunun kaynağını tam olarak tespit etmek gerekir. ürojinekolojikliniklerinde tanı süreci, hastanın öyküsünün detaylıca dinlenmesiyle başlar. Hastanın günde kaç kez tuvalete gittiği, ne kadar sıvı tükettiği ve hangi durumlarda idrar kaçırdığı gibi bilgileri içeren "işeme günlükleri" teşhiste önemli bir yol göstericidir.</p>

<p>Fiziksel ve jinekolojik muayeneye ek olarak, idrar torbasının fonksiyonlarını, basıncını ve kas kasılmalarını dinamik olarak ölçen "ürodinami" testleri uygulanır. Ürodinami, hastaya özel tedavi yönteminin (ilaç, egzersiz veya cerrahi) seçilmesinde ürojinekoloji hekimlerine rehberlik eden en değerli teknolojik imkanlardan biridir.</p>

<p><strong>Kişiye Özel Tedavi Y</strong><strong>ö</strong><strong>ntemleri</strong></p>

<p>Gelişen modern tıp sayesinde, pelvik taban bozukluklarında erken evrelerde cerrahi tek seçenek olmaktan çıkmıştır. Tedaviler tamamen hastanın yaşına, çocuk doğurma beklentisine, şikayetlerinin derecesine ve genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir.</p>

<p>Hafif ve orta derece vakalarda ameliyatsız yöntemler ön plandadır. Pelvik taban kaslarını güçlendiren Kegel egzersizleri, bu kasların doğru çalıştırılmasını öğreten biyofidbek (biofeedback) seansları ve klinik ortamında uygulanan vajinal lazer/radyofrekans teknolojileri dokulardaki kollajen sentezini uyararak cerrahisiz çözümler sunar. Bu yenilikçi yaklaşımlar, ürojinekoloji alanında ameliyat korkusu olan hastalar için büyük bir konfor kapısı aralamıştır.</p>

<p>İleri derece sarkmalarda veya ameliyatsız yöntemlerin yetersiz kaldığı idrar kaçırma vakalarında ise cerrahi seçenekler devreye girer. Günümüzde ürojinekoloji cerrahisi büyük oranda kapalı ameliyat yöntemlerine (laparoskopi veya robotik cerrahi) ya da vajinal yoldan yapılan, dışarıdan hiçbir dikiş izinin görünmediği estetik ve fonksiyonel operasyonlara evrilmiştir. İdrar kaçırma için uygulanan askı ameliyatları (TOT/TVT) yaklaşık 15-20 dakika süren, hastanın aynı gün veya ertesi gün taburcu olabildiği, başarı oranı son derece yüksek pratik çözümlerdir. İleri derece organ sarkmalarında ise sarkan dokular karın içerisinden dayanıklı bağlara asılarak (sakrokolpopeksi) kalıcı olarak onarılır.</p>

<p><strong>Hayatı Ertelemeyi Bırakın</strong></p>

<p>Pek çok kadın idrar kaçırma veya sarkma problemi yüzünden seyahat planlarını iptal etmekte, uzun yürüyüşlerden vazgeçmekte, sosyal ortamlarda sürekli en yakın tuvaletin yerini aramakta ve derin bir izolasyon yaşamaktadır. Cinsel yaşamın kesintiye uğraması ise çiftler arasındaki bağın zedelenmesine ve kadının özgüven kaybı yaşamasına neden olmaktadır.</p>

<p>Oysa tüm bu süreçler, ürojinekoloji biliminin sunduğu modern tıbbi çözümlerle geride bırakılabilir. Vücudunuzun size verdiği sinyalleri görmezden gelmek veya bu sorunları utanarak saklamak, sadece tedavi sürecinin uzamasına yol açar. Sağlıklı, aktif, özgür ve özgüvenli bir yaşam sürmek her kadının en doğal hakkıdır. Yaşam kalitenizi düşüren bu sessiz sorunlara karşı ilk adımı atmak ve profesyonel bir ürojinekoloji uzmanından destek almak, hayatınızda yepyeni ve konforlu bir sayfa açacaktır.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/kadin-dunyasinda-konusulmayan-tabu-pelvik-taban-sagligi-ve-modern-cozumler_6a55657f17e7c.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Nazif Yılmaz</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/kadin-dunyasinda-konusulmayan-tabu-pelvik-taban-sagligi-ve-modern-cozumler/96929</link>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 01:19:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel ve Boyun Fıtığında Ameliyat Şart mı? Uzmandan Ameliyatsız Tedavi Açıklaması</title>
                                    <description>Bel ve boyun fıtığı nedeniyle uzun süre ağrı çeken ancak ameliyat gerektirmeyen hastalar için girişimsel ağrı tedavileri umut oluyor. Uzmanlar, doğru hasta seçimiyle ameliyatsız yöntemlerde başarı oranının yüzde 90&#039;a ulaşabildiğini belirtiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ve boyun fıtıkları, günümüzde en sık görülen omurga rahatsızlıkları arasında yer alırken, her hastanın ameliyat olması gerekmiyor. Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, uygun hastalarda uygulanan girişimsel algoloji yöntemlerinin ağrıyı azaltarak yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p>

<h2><strong>Her bel ve boyun fıtığı ameliyat gerektirmiyor</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrıları devam eden ancak cerrahi gerektirmeyen hastalarda ameliyatsız tedavilerin etkili sonuçlar verdiğini ifade etti.</p>

<p>"Nokta atışı tedavisi" olarak da bilinen sinir kökü blokajı yönteminde, ağrıya neden olan sinir bölgesine özel enjeksiyon uygulandığını belirten Bozyiğit, bu sayede sinir çevresindeki ödemin azaldığını ve ağrının büyük ölçüde hafiflediğini söyledi.</p>

<h2><strong>Nükleoplasti yöntemi öne çıkıyor</strong></h2>

<p>Ameliyatsız uygulamalar arasında yer alan nükleoplasti yönteminin de uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini belirten Bozyiğit, işlemin lokal anestezi altında gerçekleştirildiğini kaydetti.</p>

<p>Yöntemde, fıtıklaşan diskin içine özel bir elektrotla girilerek küçük bir bölüm buharlaştırılıyor. Böylece sinire uygulanan baskı azaltılıyor ve hastanın şikâyetlerinde belirgin düzelme sağlanıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre doğru hasta seçildiğinde bu yöntemin başarı oranı yüzde <strong>90'a</strong> kadar çıkabiliyor.</p>

<h2><strong>Muayene tedavinin temelini oluşturuyor</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Bozyiğit, her bel veya boyun ağrısının aynı nedenle ortaya çıkmadığını belirterek ayrıntılı muayenenin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>Muayene sırasında yalnızca fıtık değil, MS, ALS veya bazı tümörlerin de tespit edilebildiğini ifade eden Bozyiğit, doğru tanının uygun tedavi planının belirlenmesinde belirleyici olduğunu söyledi.</p>

<h2><strong>Ameliyat son seçenek olarak değerlendiriliyor</strong></h2>

<p>Ameliyatsız yöntemlerden sonuç alınamayan ve radyolojik incelemelerde cerrahi gerekliliği bulunan hastalarda ise kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatlarının tercih edildiğini belirten Bozyiğit, modern tekniklerle yapılan bu operasyonların küçük kesilerle gerçekleştirildiğini ifade etti.</p>

<p>Bel fıtığının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bozyiğit, bacakta güç kaybı, uyuşma, his kaybı ve şiddetli ağrı gibi belirtiler yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Bel fıtığına karşı erken tanı uyarısı</strong></h2>

<p>Uzmanlar, bel ve boyun fıtığında erken tanı sayesinde hem ameliyatsız tedavi seçeneklerinin değerlendirilebildiğini hem de kalıcı sinir hasarı riskinin azaltılabildiğini belirtiyor. Özellikle uzun süren ağrı, uyuşma ve kas güçsüzlüğü yaşayan hastaların kendi kendine tedavi yöntemleri yerine uzman değerlendirmesi alması öneriliyor.</p>

<p>GARABEY</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/bel-boyun-fitiginda-ameliyatsiz-tedavi_6a548b581ffcc.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/bel-boyun-fitiginda-ameliyatsiz-tedavi/96913</link>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:47:38 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz&#039;in Şifa Deposu Karayemiş: Faydaları Saymakla Bitmiyor</title>
                                    <description>Karadeniz&#039;in simge meyvelerinden karayemiş, zengin vitamin, mineral ve antioksidan içeriğiyle dikkat çekiyor. Uzmanlar, dengeli tüketildiğinde bağışıklıktan kalp sağlığına kadar birçok alanda destek sağlayabileceğini belirtiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan <strong>karayemiş</strong>, yalnızca kendine has aromasıyla değil, besin değeriyle de öne çıkıyor. Yöreden yöreye <strong>taflan</strong> veya <strong>Laz kirazı</strong> adıyla da bilinen bu meyve; içerdiği vitaminler, mineraller ve güçlü antioksidanlar sayesinde sağlıklı beslenmenin dikkat çeken doğal ürünleri arasında gösteriliyor. </p>

<h2>Karayemiş Nedir?</h2>

<p>Bilimsel adı <strong>Prunus laurocerasus</strong> olan karayemiş, gülgiller familyasına ait bir meyvedir. Türkiye'de en çok Doğu ve Orta Karadeniz'de yetişen karayemiş, taze tüketilebildiği gibi reçel, marmelat, pekmez ve kurutulmuş meyve olarak da sofralarda yer buluyor. </p>

<h2>Bağışıklık Sistemine Destek Olabilir</h2>

<p>Karayemiş, özellikle C vitamini ve antioksidan bileşikleriyle bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekleyen meyveler arasında yer alıyor. Serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarın azaltılmasına katkı sağlayabilecek bileşenler içeriyor. </p>

<h2>Kalp Sağlığı İçin Dikkat Çekiyor</h2>

<p>Meyvenin koyu rengini veren antosiyaninler ile potasyum içeriğinin, kalp ve damar sağlığını desteklemeye yardımcı olabileceği belirtiliyor. Potasyumun normal tansiyon seviyelerinin korunmasına katkı sağladığı biliniyor. Ancak bu etkiler dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilmeli. </p>

<h2>Sindirim Sistemini Destekliyor</h2>

<p>Lif bakımından zengin olan karayemiş, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine katkı sağlayabilir. Yeterli lif tüketimi, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur ve uzun süre tokluk hissi sağlayabilir. </p>

<p><img alt="" height="296" src="https://images.kapsamhaber.com/uploads/2026/07/image-6a52b67679f2a.webp" width="681" /></p>

<h2>İçeriğinde Hangi Vitamin ve Mineraller Var?</h2>

<p>Karayemişte öne çıkan besin öğeleri şunlar:</p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>Besin Öğesi</th>
			<th>Katkısı</th>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>C vitamini</td>
			<td>Bağışıklık sistemini destekler.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>A vitamini</td>
			<td>Göz ve cilt sağlığının korunmasına katkı sağlar.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>B vitaminleri</td>
			<td>Enerji metabolizmasının normal işleyişine destek olur.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Potasyum</td>
			<td>Kas fonksiyonları ve tansiyon dengesi için önemlidir.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Magnezyum</td>
			<td>Sinir sistemi ve kasların normal çalışmasına katkı sağlar.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Demir</td>
			<td>Normal kırmızı kan hücresi oluşumuna destek verir.</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<h2>Diyabet Hastaları Tüketebilir mi?</h2>

<p>Karayemişin lif içeriği ve görece düşük glisemik yapısı nedeniyle kan şekerini daha dengeli etkileyebileceği belirtiliyor. Ancak diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi ve beslenme planlarını doktor veya diyetisyen önerisiyle oluşturması gerekiyor. </p>

<h2>Tüketirken Bunlara Dikkat</h2>

<p>Uzmanlar, her besinde olduğu gibi karayemişte de ölçülü tüketimi öneriyor. Günde yaklaşık bir avuç kadar tüketim çoğu yetişkin için yeterli kabul ediliyor.</p>

<p>Öte yandan karayemişin <strong>çekirdeği ve yaprakları</strong>, doğal olarak siyanojenik bileşikler içerebildiği için tüketilmemeli. Meyvenin yalnızca etli kısmının yenmesi tavsiye ediliyor. Ayrıca kronik hastalığı bulunan veya düzenli ilaç kullanan kişilerin beslenme düzenlerinde önemli değişiklik yapmadan önce sağlık profesyonellerine danışmaları öneriliyor. </p>

<h3><strong>Karayemiş ile Taflan Aynı Meyve mi?</strong></h3>

<p>Evet. Türkiye'nin farklı bölgelerinde karayemiş; <strong>taflan</strong>, <strong>Laz kirazı</strong> ve <strong>Laz yemişi</strong> gibi isimlerle de biliniyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yetişen bu meyve, hem geleneksel mutfakta hem de yöresel ürünlerde önemli bir yere sahip. </p>

<p>Garabey</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/karayemis-faydalari_6a52b52e5c554.webp</image>
                                <category>Kapsam Sofrası,Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/karayemis-faydalari/96892</link>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 00:04:12 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırı Sıcaklarda Kalbiniz Alarm Verebilir! Uzmandan Hayati Uyarılar</title>
                                    <description>Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı günlerde özellikle yaşlılar, kalp hastaları ve kronik rahatsızlığı bulunan kişiler için risk büyüyor. Uzmanlar, sıcak havalarda yanlış saatlerde yapılan fiziksel aktivitelerin ani ölüme kadar varan sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları yalnızca bunaltıcı havaya neden olmuyor, aynı zamanda kalp ve damar sağlığı açısından da önemli riskler oluşturuyor. Uzmanlar, özellikle aşırı sıcakların yaşandığı günlerde sıvı kaybı ve yoğun fiziksel aktivitenin kalbin yükünü artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<h2>İklim Değişikliği Kalp Sağlığını da Etkiliyor</h2>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının daha sık yaşandığını belirterek, Avrupa'nın birçok bölgesinde 30-35 derecenin üzerindeki sıcaklıkların acil servis başvurularını ve kalp kaynaklı ölümleri artırdığını söyledi.</p>

<h2>Sıcak Havada Kalp Daha Fazla Çalışıyor</h2>

<p>Prof. Dr. Baltalı'ya göre sıcaklık yükseldiğinde vücut kendini serinletmek için damarları genişletiyor. Aynı zamanda yoğun terleme nedeniyle önemli miktarda sıvı kaybediliyor.</p>

<p>Bu durum;</p>

<ul>
	<li>Tansiyonun düşmesine,</li>
	<li>Kalbin daha hızlı çalışmasına,</li>
	<li>Kalbin oksijen ihtiyacının artmasına,</li>
	<li>Çarpıntı ve baygınlık riskinin yükselmesine neden olabiliyor.</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, özellikle sıvı kaybının kalp üzerindeki yükü belirgin şekilde artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<h2>En Büyük Risk Bu Gruplarda</h2>

<p>Aşırı sıcaklardan en fazla etkilenen kişiler arasında;</p>

<ul>
	<li>Yaşlılar,</li>
	<li>Kalp-damar hastaları,</li>
	<li>Kalp yetmezliği bulunan bireyler,</li>
	<li>Tansiyon hastaları,</li>
	<li>Kronik hastalığı olan kişiler yer alıyor.</li>
</ul>

<p>Bu grupların sıcak havalarda daha dikkatli davranmaları ve uzun süre güneş altında kalmamaları öneriliyor.</p>

<h2>Yanlış Saatte Spor Ölüm Riskini Artırabiliyor</h2>

<p>Prof. Dr. Baltalı, hava sıcaklığının 39-45 dereceye ulaştığı dönemlerde dışarıda yapılan ağır fiziksel aktivitelerin ciddi tehlike oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Özellikle;</p>

<ul>
	<li>İnşaat ve tarım gibi açık alanda çalışanlar,</li>
	<li>Sporcular,</li>
	<li>Yoğun egzersiz yapan kişiler,</li>
</ul>

<p>için sıcak havalarda ani kalp sorunları ve ölüm riskinin arttığına dikkat çekti.</p>

<h2>Kalbinizi Sıcaktan Korumak İçin Bunlara Dikkat Edin</h2>

<p>Uzmanların önerileri şöyle sıralanıyor:</p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>Öneri</th>
			<th>Neden Önemli?</th>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Bol su tüketin</td>
			<td>Sıvı kaybını önler.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın</td>
			<td>Güneşin en etkili olduğu saatlerdir.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Egzersizi sabah veya akşam yapın</td>
			<td>Kalbin yükünü azaltır.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Açık renkli ve ince kıyafetler tercih edin</td>
			<td>Vücut ısısını dengeler.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Uzun süre güneşte kalmayın</td>
			<td>Isı çarpması riskini azaltır.</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<h2>Uzmanlardan Yaz Uyarısı</h2>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sıcak hava dalgalarının hafife alınmaması gerektiğini belirterek özellikle risk grubundaki kişilerin günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınmaları, bol sıvı tüketmeleri ve fiziksel aktivitelerini serin saatlere bırakmaları gerektiğini vurguladı.</p>

<p>KapsamHaber</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/asiri-sicaklarda-kalp-sagligi_6a509b37938ab.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/asiri-sicaklarda-kalp-sagligi/96871</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:07:57 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazın Serinlerken Sağlığınızdan Olmayın! Uzmandan En Sağlıklı 10 İçecek Uyarısı</title>
                                    <description>Yaz sıcaklarında hangi içecekler tercih edilmeli? Uzmanlar, şekerli içeceklerin risklerine dikkat çekerek yazın tüketilebilecek en sağlıklı 10 içeceği sıraladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarında serinlemek için tercih edilen her içecek masum olmayabilir. Uzmanlar, şekerli ve gazlı içeceklerin yerine vücudu destekleyen sağlıklı alternatiflerin seçilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Sıcak havaların etkisini artırdığı yaz aylarında vücudun su ve mineral ihtiyacı da önemli ölçüde yükseliyor. Terleme yoluyla kaybedilen sıvının doğru şekilde yerine konulmaması; halsizlik, baş ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve performans kaybı gibi birçok soruna neden olabiliyor. Ancak uzmanlara göre serinlemek amacıyla tüketilen her içecek sağlıklı bir tercih anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Şekerli İçecekler Susuzluğu Artırabiliyor</h2>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevihan Akbulut Azal, özellikle gazlı içecekler, enerji içecekleri, aşırı şekerli hazır meyve suları ve yüksek kafein içeren ürünlerin yaz aylarında sık tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Azal'a göre bu tür içecekler;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kilo artışına yol açabiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Susuzluk hissini artırabiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kalp ritmi bozukluğu ve çarpıntıyı tetikleyebiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tansiyon problemlerini artırabiliyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin içecek seçiminde daha dikkatli davranmaları gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>Yazın En Sağlıklı İçecek Hâlâ Su</h2>

<p>Uzmanlara göre yaz aylarında en doğru tercih su olmaya devam ediyor. Günlük yaklaşık <strong>2,5 litre su tüketimi</strong>, vücudun sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor.</p>

<p>Sade su içmekte zorlananlar ise limon, salatalık, nane, yeşil elma veya tarçın kabuğu gibi doğal aromalar ekleyerek su tüketimini artırabiliyor.</p>

<h2>Yazın Tercih Edilebilecek 10 Sağlıklı İçecek</h2>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>İçecek</th>
			<th>Öne Çıkan Faydası</th>
			<th>Dikkat Edilmesi Gereken Nokta</th>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Aromalı su</td>
			<td>Su tüketimini artırır</td>
			<td>İlave şeker eklenmemeli</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Ayran</td>
			<td>Protein ve elektrolit desteği sağlar</td>
			<td>Fazla tuz eklenmemeli</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Kefir</td>
			<td>Probiyotik desteği sunar</td>
			<td>Şekerli çeşitlerden kaçınılmalı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Soğuk yeşil çay</td>
			<td>Güçlü antioksidan içerir</td>
			<td>Günde 2 fincanı geçmemeli</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Yeşil smoothie</td>
			<td>Lif ve vitamin açısından zengindir</td>
			<td>Böbrek hastaları doktora danışmalı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Taze naneli limonata</td>
			<td>Ferahlatıcı ve C vitamini kaynağıdır</td>
			<td>Şeker miktarı sınırlandırılmalı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Ice latte</td>
			<td>Protein ve enerji desteği sağlar</td>
			<td>Aşırı kafeinden kaçınılmalı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Hindistan cevizi suyu</td>
			<td>Doğal elektrolit kaynağıdır</td>
			<td>Potasyum kısıtlaması olanlar dikkat etmeli</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Karpuz smoothie</td>
			<td>Su ve antioksidan desteği sağlar</td>
			<td>Diyabet hastaları porsiyona dikkat etmeli</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Maden suyu</td>
			<td>Mineral desteği sunar</td>
			<td>Günde 1-2 şişeyi aşmamalı</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<h2>Ayran ve Kefir Yazın Öne Çıkıyor</h2>

<p>Uzmanlar, özellikle ayran ve kefirin sıcak havalarda önemli avantajlar sağladığını belirtiyor. Ayran; protein, kalsiyum ve sodyum desteğiyle terlemeyle kaybedilen minerallerin yerine konmasına katkı sağlarken, kefir ise probiyotik içeriği sayesinde sindirim sistemini destekliyor.</p>

<h2>Yeşil Çay ve Kahvede Ölçü Önemli</h2>

<p>Soğuk yeşil çay ve şekersiz ice latte yaz aylarında tercih edilebilecek alternatifler arasında yer alsa da uzmanlar kafein tüketiminde ölçülü olunması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Hamileler, tansiyon hastaları ve kafeine duyarlı bireylerin bu içecekleri sınırlı miktarda tüketmeleri öneriliyor.</p>

<h2>Maden Suyu Faydalı Ama Fazlası Zararlı</h2>

<p>Maden suyu içerdiği kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat sayesinde yaz aylarında mineral desteği sağlıyor. Ancak uzmanlar günde <strong>bir ila iki şişeden fazla tüketilmemesi</strong> gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Özellikle yüksek tansiyon, böbrek hastalığı veya sodyum kısıtlaması bulunan kişilerin maden suyu tüketmeden önce hekim görüşü alması tavsiye ediliyor.</p>

<h2>Serinlemek İçin Sağlıklı Tercihler Yapın</h2>

<p>Uzmanlara göre yaz aylarında serinlemek kadar doğru içeceği seçmek de büyük önem taşıyor. Şekerli ve katkı maddesi yüksek içecekler yerine doğal, şekersiz ve besleyici alternatiflerin tercih edilmesi hem sıvı dengesinin korunmasına hem de genel sağlığın desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/yazin-saglikli-icecek-onerileri_6a4f512da2edf.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/yazin-saglikli-icecek-onerileri/96857</link>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:43:18 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrekleri Sessizce Yoran Tehlike Sofranızda Olabilir</title>
                                    <description>Her gün farkında olmadan tükettiğimiz fazla tuz, yalnızca tansiyonu değil böbrekleri, kalbi ve damar sistemini de olumsuz etkiliyor. Prof. Dr. Murathan Uyar, Türkiye&#039;de tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yemeklerin tadını tamamlayan tuz, ölçüsüz tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle hazır gıdalarla birlikte günlük tuz tüketiminin fark edilmeden arttığını, bunun da yıllar içinde böbreklerden kalbe kadar birçok organı olumsuz etkilediğini belirtiyor.</p>

<p>Böbrek Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murathan Uyar, fazla tuz tüketiminin sessiz ilerleyen sağlık sorunlarına zemin hazırladığına dikkat çekerek, küçük alışkanlık değişikliklerinin büyük sağlık kazanımları sağlayabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Türkiye, Önerilen Tuz Tüketiminin Üzerinde</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, bir yetişkinin günlük tuz tüketiminin <strong>5 gramı</strong>, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini öneriyor.</p>

<p>Ancak Türkiye'de yapılan araştırmalar, günlük ortalama tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık <strong>üç katına</strong> ulaştığını ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>En Büyük Yük Böbreklerin Omzunda</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Murathan Uyar'a göre fazla tuzun ilk etkilerinden biri tansiyonun yükselmesi oluyor. Kandaki sodyum miktarı arttıkça vücut daha fazla su tutuyor, bu da damar içindeki basıncı yükselterek hipertansiyona zemin hazırlıyor.</p>

<p>Uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilen yüksek tansiyon ise böbrekleri, kalbi, beyni ve damar sistemini yıpratabiliyor.</p>

<h2><strong>Sadece Tuzluk Değil, Hazır Gıdalar da Risk Oluşturuyor</strong></h2>

<p>Uzmanlar, günlük alınan tuzun büyük bölümünün sofrada eklenen tuzdan değil, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaynaklandığını belirtiyor.</p>

<p>Özellikle;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Ekmek</p>
	</li>
	<li>
	<p>Peynir</p>
	</li>
	<li>
	<p>Zeytin</p>
	</li>
	<li>
	<p>Turşu</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sucuk ve salam</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hazır çorbalar</p>
	</li>
	<li>
	<p>Paketli atıştırmalıklar</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hazır soslar</p>
	</li>
</ul>

<p>fark edilmeden yüksek miktarda tuz tüketimine neden olabiliyor.</p>

<h2><strong>Himalaya Tuzu Daha Sağlıklı mı?</strong></h2>

<p>Son yıllarda sıkça tercih edilen Himalaya tuzu, kaya tuzu veya deniz tuzu gibi ürünlerin de temel yapısının sodyum klorür olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Uyar, bu tuzların fazla tüketildiğinde klasik sofra tuzundan farklı bir avantaj sağlamadığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Tuzu Azaltmanın Basit Yolları</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre günlük tuz tüketimini azaltmak sanıldığı kadar zor değil.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Sofraya tuzluk koymamak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hazır gıdaları daha az tercih etmek,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tuz yerine limon, sarımsak ve baharatlarla lezzet oluşturmak,</p>
	</li>
</ul>

<p>gibi küçük değişiklikler uzun vadede önemli sağlık kazanımları sağlayabiliyor.</p>

<h2><strong>"Sağlığınızı Küçük Alışkanlıklarla Koruyabilirsiniz"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Murathan Uyar, tuzun yaşam için gerekli olduğunu ancak fazlasının sessiz bir sağlık tehdidine dönüştüğünü belirterek şu uyarıda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Belki de bugün yapabileceğimiz en basit ama en etkili sağlık yatırımı, sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymaktır. Sağlık bazen büyük değişimlerle değil, küçük alışkanlıklarla korunur."</p>
</blockquote>

<p><img alt="" height="706" src="https://images.kapsamhaber.com/uploads/2026/07/image-6a4ea0abdfa16.webp" width="1099" /></p>

<p>Kapsamhaber</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/asiri-tuz-tuketimi-bobrekleri-tehdit-ediyor_6a4ea0c4648e2.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/asiri-tuz-tuketimi-bobrekleri-tehdit-ediyor/96849</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 22:06:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Eleştirinin Doğru Dili İlişkileri Güçlendiriyor! Uzmandan Dikkat Çeken Uyarılar</title>
                                    <description>Eleştiri, doğru yapıldığında gelişimi destekleyen güçlü bir iletişim aracı olurken, kişiliği hedef alan ifadeler ise ilişkileri zedeleyebiliyor. Uzmanlar, davranışa odaklanan yapıcı eleştirinin bireyin değişim motivasyonunu artırdığını belirtiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda aile içinde, iş yerinde ve sosyal ilişkilerde sıkça kullanılan eleştiri, doğru yöntemle yapıldığında kişisel gelişimi destekleyen önemli bir iletişim aracı haline geliyor. Ancak uzmanlar, kişiliği hedef alan eleştirilerin birey üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu <strong>Sena Kalaz</strong>, eleştirinin kişiliğe değil, davranışa yönelik yapılmasının hem iletişimi güçlendirdiğini hem de değişimi kolaylaştırdığını söyledi.</p>

<h2>Kişiliği Değil, Davranışı Eleştirin</h2>

<p>Klinik Psikolog Sena Kalaz, sağlıklı bir eleştirinin kişinin karakterini değil, değiştirilebilir davranışlarını hedef alması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kalaz, <strong>"Sen dikkatsiz bir insansın"</strong> gibi ifadeler yerine, <strong>"Bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, birlikte gözden geçirebiliriz."</strong> yaklaşımının aynı sorunu ifade ederken karşı tarafın kendisini değersiz hissetmesini önlediğini ifade etti.</p>

<h2>Beyin Eleştiriyi Tehdit Olarak Algılayabiliyor</h2>

<p>Uzmanlara göre insan beyni, kimliğe yönelik eleştirileri fiziksel tehdit kadar güçlü algılayabiliyor. Bu nedenle kişiliği hedef alan sözler, utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikleyerek bireyin kendisini savunmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Davranış odaklı geri bildirim ise kişinin değiştirebileceği bir duruma işaret ettiği için öğrenme ve gelişim sürecini destekliyor.</p>

<h2>Etiketlemek Yerine Çözüm Üretmek Gerekli</h2>

<p>Sena Kalaz, insanların çoğu zaman tek bir davranıştan yola çıkarak karşısındaki kişiyi "sorumsuz", "tembel" ya da "saygısız" gibi ifadelerle etiketlediğini belirterek, bunun sağlıklı iletişimi zedelediğini söyledi.</p>

<p>Bu yaklaşımın çocukluk döneminde öğrenilen iletişim alışkanlıkları ve öfke gibi yoğun duyguların etkisiyle ortaya çıkabildiğini ifade eden Kalaz, davranış ile kişilik arasındaki farkın doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Yapıcı Eleştiri Değişimi Destekliyor</h2>

<p>Davranışa odaklanan eleştirilerin bireyin değişim motivasyonunu artırdığını belirten Kalaz, kişinin kendisini suçlanmış değil, geliştirilmesi gereken bir davranış üzerinde düşünürken bulduğunu söyledi.</p>

<p>Bu yaklaşımın özellikle çocuk eğitiminde, aile ilişkilerinde, çiftler arasındaki iletişimde ve iş hayatında daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkardığına dikkat çekti.</p>

<h2>Sağlıklı Eleştiri Nasıl Yapılmalı?</h2>

<p>Uzmanlara göre etkili ve yapıcı bir eleştiri için şu ilkeler önem taşıyor:</p>

<ul>
	<li>Kişiliği değil davranışı değerlendirin.</li>
	<li>Somut örnekler üzerinden konuşun.</li>
	<li>Çözüm önerisi sunun.</li>
	<li>Empati kurun.</li>
	<li>Saygılı bir dil kullanın.</li>
	<li>Doğru zamanı tercih edin.</li>
</ul>

<p>Klinik Psikolog Sena Kalaz, insanların en çok yargılandıklarında değil, anlaşıldıklarını hissettiklerinde değişime açık hale geldiklerini belirterek, yapıcı eleştirinin temelinde empati ve saygının bulunduğunu sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/elestiride-dogru-yaklasim_6a4b6e9d2020f.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/elestiride-dogru-yaklasim/96801</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:58:15 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsunspor&#039;da Yeni Sezon Mesaisi Başladı: Futbolcular Sağlık Kontrolünden Geçti</title>
                                    <description>Samsunspor&#039;da yeni sezon hazırlıkları sağlık kontrolleriyle başladı. Kırmızı-beyazlı ekipten sekiz futbolcu, VM Medical Park Samsun Hastanesi&#039;nde kapsamlı sağlık taramasından geçirilerek yeni sezon öncesi kontrollerini tamamladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig'in yeni sezonuna hazırlanan Samsunspor'da futbolcular sağlık kontrollerinden geçmeye başladı. Kırmızı-beyazlı ekibin sekiz oyuncusu, yeni sezon öncesi kapsamlı sağlık taraması için VM Medical Park Samsun Hastanesi'nde bir dizi kontrolden geçirildi.</p>

<p>Sağlık kontrolüne Celil Yüksel, Emre Kılınç, Efe Yiğit Üstün, Enes Albak, Tahsin Bülbül, Eyüp Değirmenci, Efe Berat Töruz ve Haluk Mustafa Tan katıldı.</p>

<h2>Kapsamlı Sağlık Taraması Yapıldı</h2>

<p>Yeni sezon hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilen kontrollerde futbolcular; göz, ortopedi, genel cerrahi, nöroloji, kardiyoloji, kulak burun boğaz ve dahiliye branşlarında muayene edildi.</p>

<p>Oyunculara ayrıca radyolojik görüntüleme, ekokardiyografi, efor testi ve kapsamlı kan tetkikleri uygulanarak genel sağlık durumları ayrıntılı şekilde değerlendirildi.</p>

<h2>Yeni Sezon Öncesi Son Durum Değerlendirildi</h2>

<p>Kulübün sezon öncesi hazırlık programı kapsamında gerçekleştirilen sağlık kontrolleriyle futbolcuların fiziksel ve sağlık durumlarının yeni sezona uygunluğu gözden geçirildi. Kontrollerin tamamlanmasının ardından kırmızı-beyazlı ekip, sezon hazırlıklarını antrenman programıyla sürdürecek.</p>

<p>kapsamhaber</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/samsunspor-saglik-kontrolu-yeni-sezon_6a4b62ab4e4ec.webp</image>
                                <category>Son Dakika Spor Haberleri ve Gelişmeler,Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Samsun Haberleri | Son Dakika Samsun Haberleri | Kapsam Haber</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/samsunspor-saglik-kontrolu-yeni-sezon/96800</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:01:06 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bacaklardaki Belirgin Mavi Damarlar Hastalık Habercisi Olabilir</title>
                                    <description>Bacaklarda giderek belirginleşen mavi damarlar yalnızca estetik bir sorun olmayabilir. Uzmanlar, bu görünümün varis başta olmak üzere toplardamar hastalıklarının ilk belirtilerinden biri olabileceği konusunda uyarıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarda cilt yüzeyinde belirginleşen mavi veya mor renkli damarlar, birçok kişi tarafından yalnızca estetik bir problem olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, bu görünümün bazı durumlarda toplardamar sistemindeki bozuklukların habercisi olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Özellikle uzun süre ayakta çalışanlar, masa başında hareketsiz kalanlar, hamilelik süreci yaşayan kadınlar ve ailesinde varis öyküsü bulunan kişilerde riskin arttığı ifade ediliyor.</p>

<h2>Varisin İlk Belirtileri Göz Ardı Edilmemeli</h2>

<p>Uzmanlara göre bacaklarda belirgin damar görünümünün yanı sıra;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Gün sonunda artan bacak ağrısı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ağırlık hissi,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gece krampları,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kaşıntı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ayak bileklerinde şişlik</p>
	</li>
</ul>

<p>gibi şikâyetler de toplardamar yetmezliğinin erken belirtileri arasında yer alabiliyor.</p>

<p>Bu belirtilerin zamanında değerlendirilmemesi halinde şikâyetlerin ilerleyebileceği ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.</p>

<h2>Erken Tanı Tedaviyi Kolaylaştırıyor</h2>

<p>Kalp ve damar cerrahisi uzmanları, erken dönemde yapılacak muayene ve renkli Doppler ultrason incelemesiyle damar yapısının ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Hastalığın seviyesine göre yaşam tarzı değişiklikleri, varis çorabı kullanımı, ilaç tedavisi veya girişimsel yöntemler uygulanabiliyor. Günümüzde birçok varis tedavisinin ameliyatsız yöntemlerle gerçekleştirilebildiği de vurgulanıyor.</p>

<h2>Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzmanlar şu grupların daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Uzun süre ayakta çalışanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gün boyu oturarak çalışanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Fazla kilolu bireyler,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hamileler,</p>
	</li>
	<li>
	<p>İleri yaş grubu,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ailesinde varis öyküsü bulunanlar.</p>
	</li>
</ul>

<h2>Korunmak İçin Bunlara Dikkat</h2>

<p>Toplardamar sağlığını korumak için düzenli yürüyüş yapmak, ideal kiloyu korumak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, bacakları dinlenme sırasında yukarı kaldırmak ve doktor önerisiyle uygun varis çorabı kullanmak öneriliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bacaklarda giderek belirginleşen mavi damarların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken teşhis sayesinde hem şikâyetlerin azaltılabileceğini hem de daha ciddi damar problemlerinin önüne geçilebileceğini ifade ediyor.</p>

<p><img alt="" height="254" src="https://images.kapsamhaber.com/uploads/2026/07/image-6a4b56e2e18f1.webp" width="1098" /></p>

<h2><strong>Prof. Dr. Murat Kadan Kimdir?</strong></h2>

<p>1979 yılında Burdur'da doğan Prof. Dr. Murat Kadan, ilk ve orta öğrenimini Burdur'da tamamladı. 1993 yılında Bursa Işıklar Askerî Lisesi'nde eğitimine başlayan Kadan, 2003 yılında Gülhane Askerî Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.</p>

<p>2004-2006 yılları arasında Tunceli'de mecburi hizmetini tamamlayan Kadan, ardından Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimine başladı. 2011 yılında Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı oldu.</p>

<p>Akademik kariyerinde 2015 yılında yardımcı doçent, 2018 yılında doçent, 2024 yılında ise profesör unvanını aldı. 2025 yılından bu yana Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nde görev yapan Prof. Dr. Murat Kadan, evli ve iki çocuk babasıdır.</p>

<p><strong>Kapsamhaber</strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/bacaklardaki-mavi-damarlara-dikkat_6a4b55f9883ab.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/bacaklardaki-mavi-damarlara-dikkat/96798</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:10:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Sıcağı Bebekleri Tehdit Ediyor! İsilik Belirtilerini Hafife Almayın</title>
                                    <description>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, bebeklerde isilik riskini artırıyor. Uzmanlar, doğru kıyafet seçimi ve serin ortamın isiliği önlemede büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde yükselen hava sıcaklıkları ve nem oranı, özellikle bebeklerin hassas cildini olumsuz etkiliyor. Ter bezlerinin tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle bebeklerde en sık görülen cilt sorunlarından biri olan isilik, doğru bakım uygulanmadığında huzursuzluk ve cilt tahrişine yol açabiliyor.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Uzm. Dr. Gizem Güvener</strong>, ailelerin yaz aylarında alacağı basit önlemlerle isiliğin büyük ölçüde önlenebileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>İsilik Neden Oluşuyor?</strong></h2>

<p>İsilik, tıbbi adıyla <strong>miliaria</strong>, ter bezlerinin tıkanması sonucu ortaya çıkan yaygın bir cilt rahatsızlığıdır. Sıcak ve nemli hava, aşırı terleme ve cildin yeterince hava alamaması isiliğin en önemli nedenleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre özellikle yeni doğan bebeklerin kalın ve sıkı kıyafetlerle giydirilmesi, ter bezlerinin daha kolay tıkanmasına neden oluyor.</p>

<h2><strong>Bu Belirtilere Dikkat</strong></h2>

<p>İsilik çoğunlukla;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Boyun ve ense,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göğsün üst kısmı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sırt,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bez bölgesi,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Cilt katlantıları</p>
	</li>
</ul>

<p>gibi bölgelerde küçük kırmızı kabarcıklar şeklinde görülüyor.</p>

<p>Bazı bebeklerde hafif su dolu kabarcıklar da oluşabiliyor. Kaşıntının artmasıyla birlikte huzursuzluk, uyku düzensizliği ve ciltte tahriş gelişebiliyor.</p>

<h2><strong>İsilikten Korunmanın Yolları</strong></h2>

<p>Uzmanlar yaz döneminde şu önerilere dikkat edilmesini tavsiye ediyor:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Oda sıcaklığını <strong>22-24 derece</strong> arasında tutun.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yaşam alanlarını düzenli havalandırın.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bebeğinizi ılık suyla banyo yaptırın.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gerektiğinde nemli kompres uygulayın.</p>
	</li>
	<li>
	<p>İnce, bol ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Klima veya vantilatör kullanılıyorsa hava akımını doğrudan bebeğe yöneltmeyin.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Doktor önerisi olmadan yoğun yağlı krem ve merhemler kullanmayın.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Hangi Durumlarda Doktora Gidilmeli?</strong></h2>

<p>İsilik çoğu zaman birkaç gün içinde kendiliğinden düzeliyor. Ancak aşağıdaki belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Döküntülerin iltihaplanması,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sarı renkli lezyonların oluşması,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ateş yükselmesi,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Emmede azalma,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Halsizlik,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Alınan önlemlere rağmen döküntülerin üç günden uzun sürmesi veya yayılması.</p>
	</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında bebeklerin serin tutulmasının, doğru kıyafet seçiminin ve cilt bakımının isilik riskini önemli ölçüde azalttığını vurguluyor.</p>

<p>GARABEY</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/bebeklerde-isilik-yaz-sicagi_6a47e6725460b.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/bebeklerde-isilik-yaz-sicagi/96763</link>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsun&#039;un Sağlık Haritası: Karadeniz&#039;in Sağlık Üssü Nerede, Hangi Hizmetler Sunuluyor?</title>
                                    <description>Samsun, şehir hastanesinden üniversite hastanelerine, aile sağlığı merkezlerinden 112 ağına kadar güçlü sağlık altyapısıyla Karadeniz&#039;in sağlık üssü konumunda.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Bölgesi'nin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Samsun, son yıllarda yapılan yatırımlarla sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendirdi. Kamu hastaneleri, üniversite hastaneleri, aile sağlığı merkezleri, ağız ve diş sağlığı kuruluşları ile 112 Acil Sağlık ağı sayesinde kent yalnızca Samsun'a değil, çevre illere de hizmet veriyor.</p>

<p>Özellikle Samsun Şehir Hastanesi'nin hizmete girmesiyle birlikte kentin sağlık kapasitesi yeni bir döneme girerken, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi de ileri düzey tedavi hizmetleriyle bölgenin referans merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. </p>

<p><strong>Samsun'da Sağlık Hizmeti Veren Başlıca Kurumlar</strong></p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>Sağlık Kuruluşu</th>
			<th>Hizmet Alanı</th>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Samsun Şehir Hastanesi</td>
			<td>Genel ve ileri düzey sağlık hizmetleri</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>OMÜ Hastanesi</td>
			<td>Üniversite ve eğitim hastanesi</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi</td>
			<td>Branş ve eğitim hizmetleri (taşınma süreci devam ediyor)</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Gazi Devlet Hastanesi</td>
			<td>Genel sağlık hizmetleri</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hastanesi</td>
			<td>Rehabilitasyon</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi</td>
			<td>Diş sağlığı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>İlçe Devlet Hastaneleri</td>
			<td>17 ilçede sağlık hizmeti</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><strong>Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Yaygınlaşıyor</strong></p>

<p>Samsun'da koruyucu sağlık hizmetleri de geniş bir ağ üzerinden yürütülüyor.</p>

<p>Kent genelinde;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)</p>
	</li>
	<li>
	<p>İlçe Sağlık Müdürlükleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Toplum Sağlığı Merkezleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>112 Acil Sağlık İstasyonları</p>
	</li>
</ul>

<p>vatandaşlara kesintisiz hizmet veriyor. İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde tüm ilçelerde aile hekimliği sistemi aktif olarak faaliyet gösteriyor.</p>

<p><strong>Samsun Şehir Hastanesi Sağlıkta Yeni Dönemin Simgesi</strong></p>

<p>Canik ilçesinde hizmet veren Samsun Şehir Hastanesi yaklaşık <strong>900 yatak kapasitesi</strong>, modern ameliyathaneleri, yoğun bakım üniteleri ve geniş poliklinik ağıyla Karadeniz'in en büyük sağlık yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Hastaneye taşınma süreci etaplar hâlinde devam ederken birçok branş yeni kampüste hizmet vermeye başladı. </p>

<p><strong>Sağlıkta Samsun'un Güçlü Yönleri</strong></p>

<ul>
	<li>
	<p>Karadeniz'in referans sağlık merkezi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Üniversite hastanesi desteği</p>
	</li>
	<li>
	<p>Modern şehir hastanesi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Güçlü 112 Acil Sağlık ağı</p>
	</li>
	<li>
	<p>İlçelere yayılan devlet hastaneleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yaygın aile hekimliği sistemi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ağız ve diş sağlığı hizmetleri</p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Samsun Sağlık Altyapısı (Özet)</strong></p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>Başlık</th>
			<th>Durum</th>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Şehir Hastanesi</td>
			<td>Var</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Üniversite Hastanesi</td>
			<td>Var</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Devlet Hastaneleri</td>
			<td>Merkez ve ilçelerde</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Ağız ve Diş Hastanesi</td>
			<td>Var</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Aile Sağlığı Merkezleri</td>
			<td>Tüm ilçelerde</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Sağlıklı Hayat Merkezleri</td>
			<td>Hizmet veriyor</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>112 Acil Sağlık</td>
			<td>İl genelinde aktif</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><strong>Sık Sorulan Sorular</strong></p>

<h3>Samsun Şehir Hastanesi nerede?</h3>

<p>Canik ilçesinde, şehirlerarası otogar çevresindeki sağlık kampüsünde hizmet veriyor. </p>

<h3>Samsun'da üniversite hastanesi var mı?</h3>

<p>Evet. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi, Karadeniz Bölgesi'nin en önemli eğitim ve araştırma hastaneleri arasında yer alıyor. </p>

<h3>Samsun sağlık turizmi açısından önemli mi?</h3>

<p>Evet. Gelişmiş hastane altyapısı ve çevre illere verdiği sağlık hizmetleri sayesinde Samsun, Karadeniz'in sağlık merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. </p>

<p></p>

<h2><strong>Yakında Kapsam Haber'de</strong></h2>

<p><strong>Samsun'un Sağlık Haritası</strong> dosyamızın devamında;</p>

<ul>
	<li>
	<p>İlçe ilçe hastaneler</p>
	</li>
	<li>
	<p>En yakın acil servisler</p>
	</li>
	<li>
	<p>Aile Sağlığı Merkezleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri</p>
	</li>
	<li>
	<p>112 Acil Sağlık ağı</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yeni sağlık yatırımları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlık turizmi potansiyeli</p>
	</li>
</ul>

<p>gibi başlıkları ayrıntılı haritalar ve tablolarla ele alacağız. Böylece Samsun'un sağlık altyapısını tek dosyada toplayan kapsamlı bir başvuru kaynağı oluşturacağız.</p>

<p><strong>KapsamHaber</strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/07/samsunun-saglik-haritasi_6a44b4336c232.webp</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Samsun Haberleri | Son Dakika Samsun Haberleri | Kapsam Haber</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/samsunun-saglik-haritasi/96707</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 09:28:32 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel Gereksinimli Çocuklar İçin Yaz Tatili Gelişim Dönemine Dönüşebilir</title>
                                    <description>Yaz tatili, özel gereksinimli çocuklar için yalnızca dinlenme zamanı değil, günlük yaşam becerilerini geliştirmek, bağımsızlığı artırmak ve sosyal hayata daha güçlü katılmalarını sağlamak adına önemli fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, bu sürecin doğru planlanmasının çocukların gelişimine büyük katkı sağlayacağını belirtiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yaz tatilinin özel gereksinimli çocuklar açısından tamamen serbest bırakılması gereken bir dönem olmadığını, aksine gelişimi destekleyen planlı etkinliklerle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Ergoterapist Cahit Burak Çebi, özellikle otizm spektrum bozukluğu ve dikkat eksikliği ile hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bulunan çocuklarda ani rutin değişikliklerinin çeşitli güçlükler oluşturabileceğine dikkat çekerek, yaz aylarında esnek ancak düzenli bir günlük plan hazırlanmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2>Günlük Yaşam Becerileri Desteklenmeli</h2>

<p>Çocukların yaz boyunca yalnızca oyunla değil, günlük yaşamın doğal akışı içinde sorumluluk alarak da gelişebileceğini belirten Çebi, yatağını toplamak, sofraya yardım etmek, alışveriş listesi hazırlamak veya çamaşırları ayırmak gibi basit görevlerin bağımsızlık duygusunu güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<h2>Açık Hava Etkinlikleri Gelişime Katkı Sağlıyor</h2>

<p>Yüzme, bisiklet, park oyunları, doğa yürüyüşleri ve tırmanma gibi açık hava etkinliklerinin çocukların dikkat, beden farkındalığı, denge ve motor becerilerini geliştirdiğini dile getiren Çebi, kum, su, toprak ve doğayla temasın da duyusal gelişim açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.</p>

<h2>Sosyal Ortamlar Özgüveni Artırıyor</h2>

<p>Yaz kursları, oyun grupları, arkadaş buluşmaları ve ortak hobilerin çocukların sosyal iletişim becerilerini geliştirdiğini belirten Çebi, bu tür etkinliklerin öz güven ve öz yeterlilik duygusunu da güçlendirdiğini söyledi.</p>

<p>Çocukların ilgi duydukları alanların desteklenmesinin hem öğrenme isteğini artırdığını hem de sosyal yaşama katılımlarını kolaylaştırdığını vurguladı.</p>

<h2>Ekran Süresi Yerine Aktif Yaşam</h2>

<p>Yaz tatilinde ailelerin en çok şikâyet ettiği konuların başında ekran kullanımındaki artışın geldiğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların ilgi alanlarına uygun anlamlı aktiviteler planlanmasının daha dengeli bir günlük yaşam oluşturduğunu ifade ediyor.</p>

<h2>Amaç Çocuğu Oyalamak Değil</h2>

<p>Uzmanlara göre yaz tatilinin temel amacı çocukları gün boyu etkinliklerle meşgul etmek değil; onların günlük yaşam içinde daha bağımsız, daha üretken, daha sosyal ve daha özgüvenli bireyler haline gelmelerine katkı sağlamak.</p>

<p>Yaz aylarının sunduğu doğal ortamlar ve açık hava etkinlikleri, özel gereksinimli çocukların hem fiziksel hem de sosyal gelişimlerini destekleyen önemli fırsatlar arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/ozel-gereksinimli-cocuklar-icin-yaz-tatili-gelisim-donemine-donusebilir_6a42dd6468f2a.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Eğitim Haberleri ve Güncel Sınav Duyuruları</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/ozel-gereksinimli-cocuklar-icin-yaz-tatili-gelisim-donemine-donusebilir/96679</link>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 23:55:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gözünüzü Kör Eden Hata! Her Güneş Gözlüğüne Güvenmeyin</title>
                                    <description>Uzmanlar uyarıyor: Sadece koyu camlı olması gözleri korumuyor. Yanlış seçilen güneş gözlüğü, yıllar içinde katarakt ve kalıcı görme sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte milyonlarca kişi güneş gözlüğünü çantasından çıkardı. Ancak uzmanlara göre en büyük hata, güneş gözlüğünü sadece şık bir aksesuar olarak görmek. Özellikle pazarlarda, internet sitelerinde ve denetimsiz satış noktalarında satılan UV korumasız gözlükler, gözleri korumak yerine ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi Dr. Naz Esin Başkan Özdemir, kalitesiz güneş gözlüklerinin uzun vadede katarakt başta olmak üzere birçok göz hastalığının gelişme riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>Gözlük Takıyorum Diye Kendinizi Güvende Sanmayın</h2>

<p>Toplumda en yaygın yanlışlardan biri, koyu renkli camların daha fazla koruma sağladığını düşünmek.</p>

<p>Oysa uzmanlara göre camın siyah ya da koyu olması tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Eğer camda UV filtresi yoksa, göz bebeği büyüdüğü için zararlı ışınlar gözün içine daha fazla ulaşıyor. Böylece kişi gözlerini koruduğunu düşünürken aslında daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor.</p>

<h2>En Önemli Ayrıntı: UV400 Koruması</h2>

<p>Uzmanlar güneş gözlüğü satın alırken ilk bakılması gereken özelliğin <strong>UV400 koruması</strong> olduğunu vurguluyor.</p>

<p>UV400 ibaresi bulunan gözlükler, göz sağlığı açısından zararlı olan UVA ve UVB ışınlarının büyük bölümünü engelleyebiliyor. Bunun yanında ürün üzerinde <strong>CE işareti</strong> ve uluslararası güvenlik standardı olan <strong>EN ISO 12312-1</strong> uygunluğunun bulunması da güvenilirlik açısından önem taşıyor.</p>

<h2>Tek Gözlük Dört Mevsim Yetmeyebilir</h2>

<p>Birçok kişi aynı güneş gözlüğünü yıl boyunca kullanıyor. Ancak uzmanlara göre bu da doğru bir tercih değil.</p>

<p>Güneş gözlüğü camları ışık geçirgenliğine göre farklı kategorilere ayrılıyor.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Kategori 2 ve 3 camlar günlük kullanım için en uygun seçenekler arasında yer alıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kategori 4 camlar ise yüksek dağlık bölgeler ve yoğun kar yansımalarının olduğu alanlar için üretiliyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>Uzmanlar özellikle kategori 4 camlarla araç kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Çünkü bu camlar görünür ışığın büyük bölümünü engellediği için sürüş güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<h2>Büyük Çerçeve Daha Fazla Koruma Sağlıyor</h2>

<p>Sadece cam kalitesi değil, çerçeve yapısı da göz sağlığında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Yüzü daha fazla kapatan büyük çerçeveli ve bombeli modeller, güneş ışınlarının yanlardan ve üstten göze ulaşmasını azaltarak daha etkili koruma sağlayabiliyor.</p>

<h2>En Büyük Risk Çocuklarda</h2>

<p>Uzmanlara göre çocukların gözleri yetişkinlere kıyasla UV ışınlarına karşı çok daha hassas.</p>

<p>Bu nedenle çocuklar için seçilecek güneş gözlüklerinde UV400 koruması, dayanıklı malzeme ve yüz yapısına uygun tasarım mutlaka aranmalı. Özellikle yaz tatilinde uzun süre dışarıda vakit geçiren çocukların güneş gözlüğü kullanması ihmal edilmemeli.</p>

<h2>Ucuz Diye Alınan Gözlük Pahalıya Mal Olabilir</h2>

<p>Marketlerde, benzin istasyonlarında, seyyar tezgâhlarda ve bazı internet sitelerinde satılan düşük kaliteli güneş gözlüklerinin koruyuculuğu çoğu zaman doğrulanamıyor.</p>

<p>Uzmanlar, göz sağlığını doğrudan etkileyen bu ürünlerin güvenilir optik mağazalarından alınmasını öneriyor.</p>

<h2>Katarakt Riskini Artırabiliyor</h2>

<p>Uzun yıllar UV koruması olmayan güneş gözlüğü kullanan kişilerde;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Katarakt gelişme riski artabiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Korneada hasar oluşabiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sarı nokta bölgesinde kalıcı zarar meydana gelebiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz yüzeyinde tahriş ve hassasiyet gelişebiliyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Görme kalitesi zamanla düşebiliyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, güneş gözlüğünün yalnızca yaz modasının bir parçası olmadığını, ömür boyu göz sağlığını koruyan önemli bir koruyucu ekipman olduğunu hatırlatıyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/gozunuzu-kor-eden-hata-her-gunes-gozlugune-guvenmeyin_6a40318fd5fdb.webp</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/gozunuzu-kor-eden-hata-her-gunes-gozlugune-guvenmeyin/96650</link>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 22:45:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kedinizde Bu Belirtiler Varsa Dikkat! FIP Artık Tedavi Edilebiliyor</title>
                                    <description>Kedilerde FIP hastalığı hangi belirtilerle ortaya çıkıyor? İştahsızlık, ateş, kilo kaybı ve daha fazlası... Erken teşhis neden hayati önem taşıyor?</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kedilerde ölümcül seyredebildiği bilinen FIP hastalığı artık erken teşhis ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabiliyor. OMÜ Veteriner Fakültesi'nden Doç. Dr. Çağatay Esin, hastalığın belirtilerini, risk faktörlerini ve toplumda doğru bilinen yanlışları anlattı.</p>

<h2>FIP Vakaları Neden Daha Sık Görülüyor?</h2>

<p>Bir dönem veteriner hekimlerin en çaresiz kaldığı hastalıklardan biri olarak görülen <strong>Feline Infectious Peritonitis (FIP)</strong>, son yıllarda hem teşhis yöntemlerindeki gelişmeler hem de yeni antiviral tedaviler sayesinde umut veren sonuçlar vermeye başladı.</p>

<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Çağatay Esin</strong>, FIP'in tamamen ortadan kalkmadığını ancak artık "ölüm kararı" anlamına gelmediğini belirterek özellikle erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2>Gerçek Artış mı, Daha Fazla Teşhis mi?</h2>

<p>Son yıllarda veteriner kliniklerinde FIP tanısı alan kedi sayısının arttığı gözleniyor. Ancak uzmanlara göre bunun tek nedeni hastalığın yaygınlaşması değil.</p>

<p>Veteriner hekimlerin FIP konusunda daha bilinçli hale gelmesi, gelişmiş laboratuvar imkanları ve hayvan sahiplerinin hastalık hakkında daha fazla bilgi sahibi olması nedeniyle geçmişte gözden kaçan birçok vaka bugün teşhis edilebiliyor.</p>

<p>Bunun yanında çok kedili evler, barınaklar, üretim çiftlikleri ve sokak hayvanlarının yoğun olduğu bölgeler virüsün yayılması açısından daha yüksek risk taşıyor.</p>

<h2>FIP Nasıl Ortaya Çıkıyor?</h2>

<p>FIP doğrudan bulaşan klasik bir hastalık değil.</p>

<p>Hastalığın temelinde kediler arasında yaygın olarak bulunan bağırsak koronavirüsünün bazı kedilerde mutasyona uğraması yatıyor. Bu mutasyon sonrası virüs, bağışıklık hücrelerine yerleşerek tüm vücuda yayılıyor ve ağır iltihabi tablo oluşturuyor.</p>

<p>Her koronavirüs taşıyan kedide FIP gelişmiyor. Hastalığın ortaya çıkmasında;</p>

<ul>
	<li>
	<p>Genetik yatkınlık,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Genç yaş (özellikle 2 yaş altı),</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bağışıklık sisteminin zayıflaması,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yoğun stres,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kalabalık yaşam ortamları,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Beslenme yetersizlikleri</p>
	</li>
</ul>

<p>önemli rol oynuyor.</p>

<h2>Hangi Kediler Daha Büyük Risk Altında?</h2>

<p>Uzmanlara göre risk grubunda bulunan kediler şunlar:</p>

<ul>
	<li>
	<p>İki yaşın altındaki genç kediler,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Çok kedili evlerde yaşayanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Barınak ve üretim çiftliklerindeki kediler,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Safkan ırklar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sürekli stres altında bulunan hayvanlar,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kediler.</p>
	</li>
</ul>

<p>Aynı ortamda yaşayan iki kediden biri tamamen sağlıklı kalırken diğerinin FIP geliştirebilmesi de bu bireysel farklılıklardan kaynaklanıyor.</p>

<h2>Bu Belirtileri Hafife Almayın</h2>

<p></p>

<p>FIP'in en büyük tehlikesi erken dönemde birçok hastalıkla karıştırılabilmesi.</p>

<p>Veteriner hekimlerin dikkat çektiği başlıca uyarı işaretleri şöyle:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Günlerce süren ateş,</p>
	</li>
	<li>
	<p>İştahsızlık,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hızlı kilo kaybı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sürekli halsizlik,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Oyun isteğinin azalması,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Karında sıvı birikmesine bağlı şişlik,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Nefes darlığı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göz renginde değişiklik,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Denge kaybı,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Nöbet,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Felç benzeri nörolojik belirtiler.</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulması gerekiyor.</p>

<h2>Sosyal Medyadaki Bilgilere Güvenmeyin</h2>

<p>Uzmanlar, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan bilgi kirliliğinin ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor.</p>

<p>En sık yapılan hatalar arasında;</p>

<ul>
	<li>
	<p>İnternetten teşhis koymaya çalışmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ruhsatsız ilaç kullanmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Doz hesaplarını yanlış yapmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tedaviyi erken bırakmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Her karın şişliğini FIP sanmak,</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tek bir test sonucuyla kesin tanı koymak</p>
	</li>
</ul>

<p>yer alıyor.</p>

<p>Veteriner hekimler, tedavinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<h2>En Sevindirici Gelişme: FIP Artık Tedavi Edilebiliyor</h2>

<p>Geçmişte neredeyse kesin ölümle sonuçlanan FIP vakalarında bugün önemli bir değişim yaşanıyor.</p>

<p>Yeni geliştirilen antiviral ilaçlar sayesinde özellikle erken teşhis edilen kedilerde başarı oranı oldukça yükseldi. Uzmanlar yine de ruhsatsız ürünlerden uzak durulması ve yalnızca veteriner hekim onaylı tedavi protokollerinin uygulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2>Sokak Kedileri İçin Ortak Mücadele Şart</h2>

<p>FIP'le mücadelede yalnızca veteriner klinikleri değil, belediyeler, hayvan bakım merkezleri ve gönüllüler de önemli sorumluluk üstleniyor.</p>

<p>Düzenli sağlık taramaları, hijyen koşullarının iyileştirilmesi, stresin azaltılması, karantina uygulamaları ve yeterli beslenme desteği sayesinde hem virüs dolaşımı azaltılabiliyor hem de hastalık erken dönemde fark edilebiliyor.</p>

<h2>İnsanlara Bulaşıyor mu?</h2>

<p>FIP hakkında en yaygın yanlış inanışlardan biri de insanlara bulaştığı düşüncesi.</p>

<p>Doç. Dr. Çağatay Esin, buna ilişkin bilimsel verilerin net olduğunu belirterek, <strong>FIP'e neden olan kedi koronavirüsünün yalnızca kedilere özgü olduğunu ve insanlara bulaştığına dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmadığını</strong> ifade ediyor.</p>

<p>Uzmanlara göre hasta kedilerin korku nedeniyle terk edilmesi yerine, en kısa sürede veteriner hekime ulaştırılması hem hayvan refahı hem de doğru tedavi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://images.kapsamhaber.com/uploads/2026/06/image-6a3ced52e4833.webp" width="1039" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/kedinizde-bu-belirtiler-varsa-dikkat-fip-artik-tedavi-edilebiliyor_6a3cee2d63bde.webp</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Samsun Haberleri | Son Dakika Samsun Haberleri | Kapsam Haber</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/kedinizde-bu-belirtiler-varsa-dikkat-fip-artik-tedavi-edilebiliyor/96610</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:51:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Tatil Öncesi Diş Beyazlatma Yarışı Başladı</title>
                                    <description>Yaz öncesi diş beyazlatma talebi arttı. Uzmanlar, sosyal medyadaki kontrolsüz yöntemlerin diş minesinde kalıcı hasar bırakabileceği uyarısında bulunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte diş beyazlatma işlemlerine talep arttı. Uzmanlar ise sosyal medyada yayılan kontrolsüz yöntemlerin dişlere kalıcı zarar verebileceği konusunda uyarıyor.</strong></p>

<p>Düğün sezonu, mezuniyet törenleri, tatil planları ve artan sosyal etkinlikler... Yaz ayları sadece valizlerin değil, estetik beklentilerin de hazırlandığı bir dönem haline geldi. Bu dönemde en çok tercih edilen uygulamalardan biri ise diş beyazlatma işlemleri.</p>

<p>Uzmanlara göre birçok kişi daha parlak bir gülüşe sahip olmak için beyazlatma tedavilerine yöneliyor. Ancak her beyazlatma yöntemi güvenli değil.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, özellikle internet ve sosyal medyada yayılan bazı uygulamaların ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.</p>

<h2>Her Beyazlatma Herkese Uygun Değil</h2>

<p>Dişlerdeki renklenmeler birçok kişiyi rahatsız etse de uzmanlar beyazlatma kararının mutlaka diş hekimi muayenesinden sonra verilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Aktif çürük, diş eti hastalığı, ciddi mine kaybı veya ileri hassasiyet sorunu bulunan kişilerde öncelikle bu problemlerin tedavi edilmesi gerekiyor. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde ise beyazlatma işlemlerinin ertelenmesi tavsiye ediliyor.</p>

<h2>Sosyal Medyadaki Tariflere Dikkat!</h2>

<p>Karbonat, limon, aktif kömür ve benzeri maddelerle yapılan ev tipi uygulamalar son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Ancak uzmanlara göre bu yöntemler kısa süreli bir beyazlık hissi oluştursa da uzun vadede diş minesinde aşınma, yüzey bozulmaları ve hassasiyet gibi kalıcı sorunlara neden olabiliyor.</p>

<p>Diş hekimi kontrolü dışında kullanılan bazı beyazlatma ürünleri ise diş etlerinde tahriş ve aşırı hassasiyet oluşturabiliyor.</p>

<h2>Beyazlatmadan Sonra İlk İki Hafta Kritik</h2>

<p>Uzmanlar beyazlatma işlemi sonrası özellikle ilk günlerin büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<p>Bu dönemde kahve, çay, renkli meyve suları, gazlı içecekler ve yoğun renk pigmenti içeren yiyeceklerin tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor. Çünkü dişler bu süreçte yeniden renklenmeye daha açık hale geliyor.</p>

<h2>Tatilden Hemen Önce Değil</h2>

<p>Uzmanların önerisi, beyazlatma işleminin tatilden yaklaşık bir veya iki hafta önce yaptırılması yönünde.</p>

<p>Bu süre sayesinde olası hassasiyetlerin azalması, diş renginin oturması ve gerekirse ek kontrollerin yapılabilmesi mümkün oluyor.</p>

<p>Düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri ise elde edilen beyazlığın daha uzun süre korunmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Kısacası uzmanlara göre beyaz bir gülüş için yalnızca beyazlatma işlemi yeterli değil; doğru zamanlama ve doğru yöntem de en az işlem kadar önemli.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/tatil-oncesi-dis-beyazlatma-yarisi-basladi_6a3b9a8a6f786.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/tatil-oncesi-dis-beyazlatma-yarisi-basladi/96588</link>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 11:46:41 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Beyin Cerrahı Dünyanın İlk 10’unda</title>
                                    <description>Prof. Dr. Selçuk Peker, ScholarGPS verilerine göre radyocerrahi alanında dünyanın en etkili bilim insanları arasında 8. sırada yer aldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türk tıbbı dünya çapında ses getiren bir başarıya imza attı. Beyin cerrahisi ve radyocerrahi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Selçuk Peker, uluslararası akademik değerlendirme platformu ScholarGPS tarafından dünyanın en etkili bilim insanları arasında gösterildi. Peker, radyocerrahi alanında 20 bin 743 bilim insanı arasında 8'inci sıraya yükseldi.</p>

<p>Bilim insanlarının akademik üretkenlikleri, yayınları, atıf sayıları ve bilimsel etkilerini değerlendiren uluslararası akademik sıralama platformu ScholarGPS'nin açıkladığı son verilerde, Prof. Dr. Selçuk Peker dikkat çekici bir başarıya imza attı.</p>

<p>Son beş yıllık bilimsel performans değerlendirmesine göre radyocerrahi alanında çalışmalar yürüten 20 bin 743 bilim insanı arasında dünyanın 8'inci sırasında yer alan Prof. Dr. Peker, nöroşirurji alanında ise 47 bin 905 akademisyen arasında 563'üncü oldu.</p>

<h2>Türkiye Adına Gurur Veren Sonuç</h2>

<p>Elde edilen sonucun yalnızca kişisel bir başarı olmadığını belirten Prof. Dr. Selçuk Peker, Türkiye'nin bilimsel üretim kapasitesinin uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu söyledi.</p>

<p>Radyocerrahi gibi yüksek teknoloji ve uzmanlık gerektiren bir alanda dünyanın ilk 10 bilim insanı arasına girmenin büyük bir onur olduğunu ifade eden Peker, bu başarının ekip çalışması, bilimsel disiplin ve yıllara yayılan emeğin sonucu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Peker, Türkiye'nin yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten ve uluslararası literatüre katkı sağlayan bir ülke konumuna yükseldiğine dikkat çekti.</p>

<h2>Yabancı Hekimlerin Rotası Türkiye</h2>

<p>Özellikle Gamma Knife ve stereotaktik radyocerrahi uygulamalarında Türkiye'nin önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, son yıllarda yurt dışından gelen hasta ve hekim sayısında ciddi artış yaşandığını söyledi.</p>

<p>Birçok yabancı uzmanın yalnızca teknolojiyi görmek için değil, hasta seçimi ve tedavi planlama süreçlerini öğrenmek amacıyla da Türkiye'yi tercih ettiğini ifade eden Peker, Türkiye'nin bu alanda bölgesel bir merkez olma yolunda ilerlediğini kaydetti.</p>

<h2>"Türkiye Küresel Merkez Olabilir"</h2>

<p>Türkiye'nin radyocerrahi alanında küresel ölçekte söz sahibi olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, bunun yolunun bilimsel üretimi artırmaktan geçtiğini söyledi.</p>

<p>Bilimsel araştırmaların, eğitim faaliyetlerinin ve uluslararası iş birliklerinin artırılması halinde Türkiye'nin yalnızca tedavi merkezi değil aynı zamanda bilgi ve eğitim merkezi haline gelebileceğini ifade etti.</p>

<h2>Yapay Zekâ Dönemi Başlıyor</h2>

<p>Gelecekte beyin cerrahisinin daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşacağını belirten Peker, yapay zekâ destekli sistemlerin tedavi planlamalarında daha etkin rol oynayacağını söyledi.</p>

<p>Yakın gelecekte yalnızca görüntüleme sonuçlarının değil, hastaların genetik özellikleri ve biyolojik verilerinin de tedavi kararlarında belirleyici olacağını ifade eden Peker, teknolojinin gelişmesine rağmen hekimlik tecrübesinin ve insan faktörünün her zaman merkezde kalacağını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Selçuk Peker'in elde ettiği bu başarı, Türk tıbbının uluslararası alandaki yükselişinin ve bilimsel üretim gücünün önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>HABER: GARABEY</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/turk-beyin-cerrahindan-dunya-capinda-basari_6a3a385dd2628.webp</image>
                                <category>Güncel Gündem Haberleri ve Son Dakika Gelişmeler,Dünya Haberleri ve Küresel Gelişmeler,Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/turk-beyin-cerrahi-dunyanin-ilk-10unda/96571</link>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:35:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>GLP-1 İlaçlarında Yeni Uyarı: Tartıda Eksilen Her Kilo Yağ Olmayabilir</title>
                                    <description>Obezite ve diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 ilaçları hızlı kilo kaybı sağlarken kas erimesi riskini de artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı zayıflama için protein tüketimi ve düzenli egzersizin şart olduğunu vurguluyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Obezite ve diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan GLP-1 ilaçları, hızlı kilo kaybı sağlarken kas kaybı riskini de beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar, verilen kiloların yağdan gitmesi için protein tüketimi ve düzenli egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</strong></p>

<p>Son yıllarda diyabet ve obezite tedavisinde adından sıkça söz ettiren GLP-1 grubu ilaçlar, birçok kişinin kısa sürede kilo vermesine yardımcı oluyor. Ancak uzmanlar, tartıdaki düşüşün her zaman sağlıklı bir zayıflama anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED) Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Şule Dilek Yağcı Tüysüz, bu tedavi sürecinde en büyük risklerden birinin kas kaybı olduğunu belirterek, hızlı kilo verirken yalnızca yağların değil kas dokusunun da azalabileceğini söyledi.</p>

<h2>Asıl Tehlike Kas Kaybı</h2>

<p>Uzmanlara göre GLP-1 ilaçları iştahı önemli ölçüde azaltıyor. Bu durum kalori alımını düşürürken, yeterli protein alınmadığında vücudun kas dokusunu da kullanmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Kas kaybının yalnızca fiziksel görünümü değil, metabolizma hızını, günlük yaşam kalitesini ve ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyetini de olumsuz etkilediği belirtiliyor. Uzmanlar, verilen kilonun yağdan gitmesinin sağlıklı zayıflamanın temel şartı olduğunu ifade ediyor.</p>

<h2>Protein Tüketimi Hayati Önem Taşıyor</h2>

<p>Tedavi sürecinde yeterli protein alımının kritik olduğuna dikkat çeken uzmanlar, kilo başına günlük 1,2 ila 2 gram arasında protein tüketilmesini öneriyor.</p>

<p>Özellikle iştahsızlık nedeniyle yeterli beslenemeyen kişilerde, doktor ve eczacı kontrolünde protein destekleri veya uygun takviyelerin değerlendirilebileceği belirtiliyor.</p>

<h2>Yürümek Tek Başına Yetmeyebilir</h2>

<p>Uzmanların dikkat çektiği bir diğer nokta ise egzersiz.</p>

<p>Sadece yürüyüş yapmak veya hafif kardiyo çalışmaları kas kaybını önlemek için yeterli olmayabiliyor. Haftada birkaç gün direnç egzersizleri, pilates, squat, şınav veya ağırlık çalışmaları yapılmasının kas kütlesinin korunmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.</p>

<h2>D Vitamini ve Omega-3 Desteği</h2>

<p>Kas sağlığının korunmasında D vitamini ve omega-3 gibi mikro besinlerin de önemli rol oynadığı belirtiliyor. Uzmanlar, eksikliklerin giderilmesinin tedavi sürecini desteklediğini ve kas yıkımını azaltmaya yardımcı olabileceğini kaydediyor.</p>

<h2>Yan Etkileri Azaltmak İçin Bunlara Dikkat</h2>

<p>GLP-1 kullanan kişilerde görülebilen mide ve bağırsak şikâyetlerinin azaltılması için şu öneriler öne çıkıyor:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Yemekleri yavaş yemek ve lokmaları iyi çiğnemek</p>
	</li>
	<li>
	<p>Lifli gıdaları kademeli olarak artırmak</p>
	</li>
	<li>
	<p>Günlük su tüketimini yükseltmek</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kabızlık şikâyetlerinde uzman önerisi almak</p>
	</li>
</ul>

<h2>Uzmanlardan Ortak Mesaj</h2>

<p>Sağlık uzmanları, GLP-1 ilaçlarının bilinçsiz kullanımından kaçınılması gerektiğini belirterek, tedavinin mutlaka hekim ve eczacı kontrolünde sürdürülmesini tavsiye ediyor. Kilo verirken amaç yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil, kas kütlesini koruyarak sağlıklı bir vücut yapısına ulaşmak olmalı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/glp-1-ilaclarinda-yeni-uyari-tartida-eksilen-her-kilo-yag-olmayabilir_6a39120e51fd0.webp</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/glp-1-ilaclarinda-yeni-uyari-tartida-eksilen-her-kilo-yag-olmayabilir/96549</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:25:54 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan Uyarı: Yapay Zekâ ve Biyogüvenlik Riski Büyüyor</title>
                                    <description>Yapay zekâ biyoteknolojide yeni fırsatlar sunarken, uzmanlar biyogüvenlik risklerine karşı daha sıkı denetim ve uluslararası düzenleme çağrısı yapıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, yapay zekâ destekli biyoteknolojilerin sunduğu fırsatların yanında ciddi biyogüvenlik risklerini de beraberinde getirdiğini belirterek, uluslararası ölçekte daha sıkı denetim ve yasal düzenleme çağrısında bulundu.</strong></p>

<p>Yapay zekâ teknolojilerinin sağlık, ilaç geliştirme ve biyoteknoloji alanlarında sağladığı ilerlemeler dikkat çekerken, aynı teknolojilerin kötü amaçlarla kullanılma ihtimali bilim dünyasında yeni güvenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.</p>

<p>Son dönemde yayımlanan bilimsel değerlendirmeler, yapay zekâ destekli biyolojik tasarım araçlarının karmaşık biyolojik sistemleri analiz etme ve modelleme kapasitesinin hızla arttığını ortaya koyarken, uzmanlar bu gelişmelerin biyogüvenlik açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>Bilgiye Erişim Kolaylaşıyor</h2>

<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, geçmişte yalnızca ileri düzey uzmanlık gerektiren bazı biyolojik analizlerin artık yapay zekâ destekli sistemlerle daha erişilebilir hale geldiğini söyledi.</p>

<p>Konuk'a göre yapay zekâ, büyük veri kümelerini işleme ve biyolojik süreçleri modelleme konusunda önemli avantajlar sunarken, bu durum bilgiye erişim bariyerlerini de azaltıyor. Bu nedenle biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin yalnızca bilimsel değil, güvenlik boyutuyla da değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<h2>Çift Kullanımlı Teknoloji Tartışması</h2>

<p>Uzmanlar, yapay zekâ destekli biyoteknolojilerin "çift kullanımlı teknoloji" niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. Aynı sistemler bir taraftan yeni ilaçların, aşıların ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini hızlandırırken, diğer taraftan kötü niyetli kullanımlara karşı yeni önlemler alınmasını zorunlu kılıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Konuk, teknolojinin kendisinin tehdit olmadığını ancak kontrolsüz ve denetimsiz kullanımın risk oluşturabileceğini belirterek, biyolojik veri setleri ve sentetik biyoloji çalışmalarında daha güçlü güvenlik mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.</p>

<h2>Yeni Düzenlemeler Gündemde</h2>

<p>Dünya genelinde sentetik DNA ve RNA siparişlerinin denetlenmesine yönelik çalışmaların hız kazandığını belirten uzmanlar, biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte uluslararası düzenlemelerin de genişletildiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bilim çevreleri ve teknoloji uzmanları, yapay zekâ sistemlerine biyolojik tehditleri önleyici filtrelerin eklenmesi, denetim kayıtlarının tutulması ve yüksek risk taşıyan uygulamaların daha sıkı gözetim altına alınması gerektiğini savunuyor.</p>

<h2>"Teknoloji Kadar Güvenlik de Önemli"</h2>

<p>Prof. Dr. Muhsin Konuk, yapay zekânın sağlık ve bilim alanında insanlığa büyük katkılar sağlayabilecek bir araç olduğunu ancak aynı hızla biyogüvenlik tedbirlerinin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda yapay zekâ ve biyoteknolojinin kesiştiği alanlar, yalnızca bilim dünyasının değil, ulusal güvenlik ve küresel risk yönetimi politikalarının da en önemli gündem maddeleri arasında yer alacak.</p>

<p>GARABEY</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/uzmandan-uyari-yapay-zeka-ve-biyoguvenlik-riski-buyuyor_6a38419ba7a55.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Teknoloji Haberleri ve Dijital Yenilikler</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/uzmandan-uyari-yapay-zeka-ve-biyoguvenlik-riski-buyuyor/96544</link>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 22:51:38 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çorum, “Anne Dostu Şehir” Hedefinde Yeni Adım Attı</title>
                                    <description>Çorum Belediyesi ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle anne, bebek ve aile odaklı hizmetler güçlendirilecek. Eğitimden ev ziyaretlerine kadar birçok çalışma ortak yürütülecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum'da aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yeni bir iş birliğiyle daha da kapsamlı hale geliyor. Çorum Belediyesi ile Çorum İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında, çocuk sahibi olmaya hazırlanan ailelerden yeni doğum yapan annelere kadar uzanan süreçte çeşitli destek programları hayata geçirilecek.</p>

<p>Belediye tarafından sürdürülen "Anne Dostu Şehir" çalışmaları çerçevesinde imzalanan protokol, anne ve bebek sağlığını merkeze alan hizmetlerin yaygınlaştırılmasını hedefliyor. İmza törenine Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ile Çorum İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir katıldı.</p>

<h2>Ailelere Yerinde Destek Verilecek</h2>

<p>Protokol kapsamında dikkat çeken uygulamalardan biri de yeni çocuk sahibi olan ailelere yönelik ev ziyaretleri olacak. Belediye ekiplerinin gerçekleştireceği ziyaretlere sağlık personeli de eşlik edecek. Böylece ailelerin ihtiyaç duyduğu sağlık ve danışmanlık hizmetlerine daha hızlı ulaşması sağlanacak.</p>

<p>Gebelik süreci, doğum, bebek bakımı, çocuk gelişimi ve aile yaşamına ilişkin eğitim programları da ortak çalışmalarla yürütülecek.</p>

<h2>Anne ve Bebekler İçin Yeni Uygulamalar</h2>

<p>İş birliği kapsamında Çorum genelinde emzirme alanları ve bebek bakım odalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılacak. Belediyenin "Anne Dostu Şehir" yaklaşımı ile Sağlık Bakanlığı'nın "Bebek Dostu" kriterleri doğrultusunda ortak standartlar oluşturulacak.</p>

<p>Çorum Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Aile Akademisi ve Anne Ağı projeleri de İl Sağlık Müdürlüğü'nün uzman desteğiyle daha kapsamlı hale getirilecek.</p>

<h2>Hedef: Aile Dostu Bir Şehir Modeli</h2>

<p>İmza töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Çorum'u aile, anne ve çocuk dostu uygulamaların öncü şehirlerinden biri haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti.</p>

<p>Şehrin bu alandaki çalışmalarını ulusal ve uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir noktaya taşımak istediklerini ifade eden Aşgın, yürütülen çalışmaların yeni iş birlikleriyle güçlenmeye devam edeceğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="487" src="https://images.kapsamhaber.com/uploads/2026/06/image-6a36bb9ba4ed2.webp" width="1076" /></p>

<h2>Sağlıklı Nesiller İçin Ortak Çalışma</h2>

<p>İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir ise anne ve bebek sağlığını merkeze alan projelerin önemine dikkat çekerek, belediyenin sürece verdiği desteğin değerli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Protokolle birlikte Çorum'da anne, bebek ve aile odaklı hizmetlerin daha da güçlendirilmesi, ailelerin yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>GARABEY</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kapsamhaber.com/media/2026/06/corum-anne-dostu-sehir-hedefinde-yeni-adim-atti_6a36bb8b6681e.jpg</image>
                                <category>Sağlık Haberleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri,Yerel Haberler ve Şehir Gelişmeleri</category>
                <author>Ramazan Çağlar</author>
                <link>https://www.kapsamhaber.com/corum-anne-dostu-sehir-hedefinde-yeni-adim-atti/96530</link>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 19:08:36 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
