Şâir ve Edib M. Halistin Kukul'la Şiir Hakkında Konuştuk

Şâir ve Edib M. Halistin Kukul, “Bugün, Dünyâda, muhteşem bir Türk Şiiri vardır ve bu şiir, bütün ihtişamını da güzel Türkçe’ye borçludur” dedi. ÇAĞLAR- Bildiğim kadarıyla, şiirle meşguliyetiniz altmış yılı aşıyor. Geriye...

01 Ocak 2021, 13:19 Ramazan Çağlar
Şâir ve Edib M. Halistin Kukul'la Şiir Hakkında Konuştuk

Şâir ve Edib M. Halistin Kukul, “Bugün, Dünyâda, muhteşem bir Türk Şiiri vardır ve bu şiir, bütün ihtişamını da güzel Türkçe’ye borçludur” dedi.

ÇAĞLAR- Bildiğim kadarıyla, şiirle meşguliyetiniz altmış yılı aşıyor. Geriye dönüp baktığınız zaman ne hissediyorsunuz?

KUKUL-Çok zor şartlarda, çetin mücâdeleler içinde geçen zaman... Her ânı farklı bir gayretle dopdulu..Hiçbir imkân elinizde, avcunuzun içinde ve yanıbaşınızda değil..Gerçekten zor..Hele ilk zamanlar...İlk yayınım 1961 yılı..Ondan öncesi hazırlık safhası...Yazmak zor, yayınlamakta daha zor yıllarım geçti. Diyebilirsiniz ki, şu anda, bunlar aşıldı mı? Elbette ki hayır. Ancak, geçen zaman çok tecrübeler kazandırdı, teknoloji çok büyük rahatlıklar ikrâm etti. Şu an îtibâriyle, her ay veya fâsılalı olarak beş-altı fikir ve edebiyat dergisinde şiir ve makale yayınlıyorum. İlk zamanlarımdaki gibi, zevk alıyor ve inanınız, asla yorulmuyorum.

Şunu diyebilirim ki, her şeye rağmen, bu yılları çok dolu geçirdim. Gerek şiir ve gerekse diğer yazdıklarım, zamanımın hebâ olmadığı kanaatini veriyor bana...Düşünüyorum da, bu bile, benim için büyük saadet!..Geriye baktığımda, dopdolu altmış yıl geçirmişim diyorum...Fâsılasız!..Benim için büyük bahtiyarlık!..

ÇAĞLAR-Şu anda, Türk şiirini nasıl buluyorsunuz?

KUKUL-Tabiî ki, geriye, mâzîye dönüp baktığımız zaman hattâ Cumhuriyetin ilk dönem şâirlerine baktığımız zaman, arada çok büyük mesâfe var. Yalnızca Türk şiirinin değil, dünya şiirinin de zirve ismi Yûnus Emre ve tâkîpçileri, daha sonraları Fuzuli’ler, Bâkî’lerden son asra kadar çok büyük şâirlerimiz gelip geçti.. En büyük sıkıntımız, onların yeterince tanınmaması, tanıtılmaması, anlaşılmamasıdır.

ÇAĞLAR - Onlarla mukayeseli olarak bugünkü şiirimizi değerlendirir misiniz?

KUKUL - Başta, bizdeki edebiyat öğrenimi yanlış üzerinde kurulmuş ve öyle devam ediyor. Niçin bir Âkif, bir Yahya Kemal, bir Necip Fâzıl çıkmıyor yetişmiyor...Çünkü, kolaycılığa kaçılıyor. Ben, her zaman, hâtıraların ve mülâkatların önemine işâret etmişimdir. Bunlar, tecrübe havuzları’dır. Sözünü ettiğiniz mukayese, esâsında, Türk dili ve edebiyatı bölümlerinde, üzerinde durulması gereken bir husustur. Kaldı ki, bir şâir namzeti, bunu, bizzat yapabilme inisiyatifine sâhip olmalıdır.

ÇAĞLAR - Sayın Hocam; bu noktada şunu diyebilir miyiz? Şiir üzerinde yeterince düşünemiyor muyuz?

KUKUL- Çok isâbetli bir soru. Yeterince değil, neredeyse hiç düşünmüyoruz. “Şiir nedir?” sorusu aklımızın kenarından geçmiyor. Bir görüş/telâkki/anlayış ileri sürülmesi değil, geçmişten günümüze şiirin geçirdiği merhaleler bile arzu edilen tarzda konuşulmuyor. Dünya şiiri bir yana, ‘Türk Dünyâsı edebiyatları içersinde bugünkü Türk şiirinin bulunduğu mevki neresidir’e yol bile aralanmıyor.

ÇAĞLAR - Sizce, bundan kurtulmanın çaresi nedir?

KUKUL- Kaabiliyetli gençlerin keşfedilmesi ve teşvik edilmesi şarttır. Bu düşüncemi, yıllardan beri söyler dururum. Keşif ve teşvik!..Bunun için, otuzbeş sene kadar önce, “Edebiyat Lisesi” açılmasını teklif etmiştim. Bunda, hâlâ da ısrarlıyım.  Mükemmel bir edebî tahsil, o çağda başlamalı/başlatılmalıdır. Bu, aynı zamanda bir maârif mes’elesidir. Bir san’at anlayışının edebiyata/şiire verilecek olan ehemmiyetin işâretidir. Düşününüz; herbiri kendi yerinde önemli olan Aşçılık’tan Ticâret’ten Fen’e kadar lise varken edebiyat lisesi yoktur. Meselâ; Turizm Lisesi vardır da, Kültür Lisesi yoktur!..Başta iç edebiyatımız, ardından Türk Dünyası edebiyatları ve dünya edebiyatları olmak üzere geniş sahayla muhatabız. Bu bakımdan, köklü bir edebî tahsil, edebî san’atlarımızın gelişmesi üzerinde de müspet tesiri kaçınılmaz olacaktır.

ÇAĞLAR - Çok şiir yazıldığından şikâyet etttiğinizi biliyorum. Çok şiir yazmanın ne zararı var?

KUKUL - Şahsî tavır olarak yâni herkesin kendisini tatmin etmesi bakımından hiçbir mahzuru yoktur. Herkes, istediği gibi, istediği tarzda, istediği kadar  ve kendisinin şiir dediği yazıları yazabilir. Edebî mânada, bunların tespiti ve murakabe altına alınabilmeleri çok zordur. Zâten, onları tâkip edebilmek de mümkün değildir. Geçen yıllar içersinde, takribi yirminin üzerinde dergide makale ve şiirim yayınlanmıştır. O dergilerinden, meselâ, Hisar, Defne ve Türk Edebiyatı gibi dergilerde yayınlanacak şiirler ciddî bir  incelemeden geçirilirdi. Şâirler, zaman zaman, müdahale edilmeksizin uyarılır, onlarla istişârelerde bulunulurdu. Ne ile? Ya o derginin ayırdığı bir sayfa yoluyla veya mektupla...Başka türlü haberleşebilmek zordu. Fakat bu istişâre yapılırdı..

ÇAĞLAR - Şimdi, bu imkânlar fazlalaştığı hâlde, yapılmıyor mu?

KUKUL- Bakınız, uyarılmak ve istişâre etmek ifadelerini kullandım. Bu, teknolojik imkânla elde edilen bir şey değildir. Bu idrâkle, anlayışla ilgilidir. Şimdi, birine, bir hususta bir şey söylüyorsunuz, asla kabûl etmiyor. Sanki kötülüğüne söylemişsiniz. Ben yazdımsa doğrudur, benim dediğimden başkasına inanmam zihniyeti hâkim vaziyette. Bir de, son zamanlarda yaygın olan, “şâir”, “yazar” veya “araştırmacı yazar” ifadeleri çok yaygınlaştı. Yâni, kimse kimsenin ne yaptığına değil, kendi yaptığına bakıyor!..

ÇAĞLAR - Peki, bunu önlemenin çaresi yok mudur? Ne yapmak lâzımdır?

KUKUL-Çaresi elbette vardır. Yalnız, bugün, çok yazılıyor ve herkes kendi yazdığını okuyor. Tabiî ki, ortalamayı söylüyorum. Bunun yanında, herkes, kendi yazdığının da okunmasını istiyor. Yâni? Yânisi şu: Bu kadar şâirimiz varsa, gerçekten uçuyoruz demektir. Peki öyleyse, niçin bizden öncekilerin seviyesine ulaşamadık, diye sormayalım mı?

ÇAĞLAR - Şiir anlayışı/algılayışı mı değişti? Ne dersiniz?

KUKUL - Elbette...Şiir zevki de değişti. İşin kolayına kaçanlar, bunu, bu hâle getirdi. Bakıyorsunuz, bir edebiyat dergisinde 50-60 şiir var. Bâzıları hikâye desen değil, nükte desen değil!..Şiirin ne demek olduğu üzerinde öze inilmedikçe, sathî ve basit hattâ kaba demeyeyim ammâ zaman zaman da tuhaf ifadeler şiir diye sunuluyor. Şiire heveslilerimizin çoğu, ben yazdım oldu ile oyalanıyor. 

ÇAĞLAR - Bir yazınızda belirtmiştiniz sanıyorum, “Facebook Şâirliği” diye...Bunu biraz açar mısınız?

KUKUL- O yazımda da ifade etmiştim: Birisi, feysbuk’ta bir şiir yayınlıyor. Bakıyorum ki, o kişiye “üstâd” diyenden neredeyse “şâirler sultanı” demeye kadar ünvanlar yükleniyor. Hâlbuki, hakîkaten ortada şiir namına bir şey  yok..Öylesine övgüler yapılıyor ki, akıl almıyor. Ve, o kişi, sanıyor ki, yazdığı muazzam bir şiir...Yâni? Yâni, kendimizi çok güzel bir şekilde kandırma yolunu da bulmuş oluyoruz...Tabiî ki, işin içine, bir de, ‘kibir’ giriyor.. Riyâ ve yalan giriyor ve maksat hâsıl olmuyor...Zâten, kullandıkları dil de yâni Türkçe de, ayrı bir ucûbe!..

ÇAĞLAR - Bu husus da soracaklarımdan biriydi. Dil hakkındaki kanaatlerinizi de söyler misiniz?

KUKUL - Bugün, dünyâda, muhteşem bir Türk şiirini vardır ve bu şiir, bütün ihtişamını da güzel Türkçe’ye borçludur.  Her millet, kendi diliyle kendi şiirini yazar. Yâni, bu da şu demektir ki, en millî san’at şiir’dir. San’atın vatanı yoktur diyenlerin boşa konuştuğunu düşünürüm. Çünkü; tarihî eserler anlatılırken, hangi san’at dalı olursa olsun, onu kimin yaptığı, hangi milletin icrâ ettiği söylenir.

Şiir bahsinde, Türk milleti de, kendi dili olan Türkçe’yle şiir yazar. Elbette ki, başka dil ile yazan Türk şâirleri olduğu gibi, Türkçe yazıp da başka dünyaların adamı olanlar da bulunabilir. Bizim şiirimizin en mükemmel numûnesi ise Yûnus Emre’de görülür. Türkçe, kökünden getirdiğimiz kelimelerle, Türkçeleştirdiklerimizden mürekkep muhteşem bir lisândır. Konuşulan diller bakımından da dünyada beşinci, târihî geçmiş bakımından ise, yine  ilklerdendir.

ÇAĞLAR  - Biraz da kitaplarınızdan bahsedelim: Kaç kitabınız var ve bunların kaçı şiir kitabıdır?

KUKUL - Yayınlanmış onyedi kitabım vardır ve bunların sekizi şiir kitabıdır. Adları ise: “Türk’ün Ayak Sesleri, Kıbrıs Destanı, Ayçiçekle Nurdede, Şeyh Şâmil Destanı, Kanije Destanı, Şiirlerle Nasreddin Hoca Fıkraları, Sonsuzluk Merdiveni ve Uyanmak Zamanı”dır. Diğer kitaplarım, tiyatro, hikâye, mektup ve inceleme dallarındadır. Değişik dallarda, yayına hazır birçok kitabım da  mevcuttur.

ÇAĞLAR - Şiir hakkındaki görüşlerinizi söyler misiniz?

KUKUL -Tahmin ederim ki, bugüne kadar, şiir hakkında yazdıklarım bir kitap muhtevasını bulur.  Şiir; yaygın târîfinin dışında, his-fikir-âhenk bütünlüğü içinde söz söyleme disiplini olduğu kadar, aynı zamanda söz söyleme hürriyeti’dir. Bu disiplin, hangi vezinle yazılmış olursa olsun, mutlaka muhafaza edilmelidir. Bir diğer husus, şiirdeki fikrî farklılıklardır. Bunu çok defa dile getirdim. Şiir telâkkileri de, umûmî san’at telâkkilerinin içindedir. Bu durumu, Hece Dergisi’nin 206-207-208. Sayıları olan Şubat-Mart-Nisan 2014 tarihli nüshalarında yayınladığım “Poetikalar Çatışması” başlıklı makalemde çok geniş bir şekilde îzah etmiştim. Hulâsa olarak diyebilirim ki, her fikrin bir estetiği/bir san’at anlayışı ve her şâirin de bir poetik anlayışı vardır.

ÇAĞLAR - Şiirlerinizi tek bir kitap hâlinde toplamayı düşündünüz mü?

KUKUL - Hiçbir edebiyatçı veya şâir hayatta iken bunu düşünmemelidir. Kitap yayınlayabilir.  Fakat, hepsini toplamak fikri farklı bir şeydir!..Çünkü, hayat devam ediyor ve zaman içersinde hep yenilerini yazmayı hayâl ederek yaşanılıyor... Bu bakımdan, gerek diğer dallardaki yazdıklarımı gerekse şiirlerimi tek kitap hâlinde toplamak fikrinde değilim. Ancak, şunu ifade edeyim ki, 2017 yılında, İstanbul’da,  Yakın Plan Yayınevi tarafından neşredilen son şiir kitabım, tamamı olmasa bile büyük çapta şiirlerimi içine almaktadır ve  (432) sayfadır.

Şiir kitabı, bir başka kitap gibi telakki edilmemelidir.  Günümüzde, bu kadar yâni 432 sayfalık bir şiir kitabından en az  üç şiir kitabı çıkaranlar olabiliyor. Sayfası fazla olmasına rağmen çok güzel bir şiir kitabı oldu. Tabiîdir ki, bu kitabıma almadığım ve yeni yazdığım şiirlerimle ve çocuklara hitap edenlerle üç şiir kitabım daha yayına hazır durumdadır.

ÇAĞLAR - Peki Hocam; çok sorulan bir sorudur ammâ yine sorayım: Genç şâirlere tavsiyeleriniz nelerdir?

KUKUL - Doğrudur: Çok sorulur fakat çok da faydalı bir sorudur. Şuna inanıyorum ki, gençlerimiz arasında çok cevherler bulunmaktadır. Onlara düşen, başkalarının, keşfini beklemeden, kendilerindeki kaabiliyetleri görmek/sezmek, mâzîyi kavramak, önündeki tecrübelileri dinlemek/okumak, acele etmemek ve bunları esas alarak muhakeme yapıp kendi istikametlerini çizmektir. Yaşlılara düşen ise, gençleri keşfetmek, ellerinden tutmak, hatalarını söylemek ve onları teşvik etmektir.

Söz san’atlarımızda, maalesef, meselâ bir kuyumcu ciddiyeti ve titizliğinde bir gayret yok!..Düşününüz; bir hasır bilezik emeği ve hassasiyetini bir şiir üzerinde-tabiî ki, bir başka san’at dalı üzerinde- göremiyoruz...Bu da, gerçekten üzücü oluyor!..

Halistin Kukul: DİĞER MAKALELER

Yorumlar (0)