Vefâtının 38. Yılında Necip Fâzıl’ı Anıyoruz

Türkiye’nin ve Türk Dünyâsı’nın önemli fikir adamlarında olan Necip Fâzıl Kısakürek, bundan 38 sene önce, 25 Mayıs 1983 târihinde vefât etmişti. Bu münâsebetle, kendisi hakkında “ÇİLENİN SULTANI” adlı bir kitaba da imza atan,...

25 Mayıs 2021, 16:36 Ramazan Çağlar
Vefâtının 38. Yılında Necip Fâzıl’ı Anıyoruz

Türkiye’nin ve Türk Dünyâsı’nın önemli fikir adamlarında olan Necip Fâzıl Kısakürek, bundan 38 sene önce, 25 Mayıs 1983 târihinde vefât etmişti. Bu münâsebetle, kendisi hakkında “ÇİLENİN SULTANI” adlı bir kitaba da imza atan, Şâir-Yazar M. Halistin Kukul ile kısa bir sohbet yaptık.

ÇAĞLAR-Sayın Hocam; Necip Fâzıl’ı nasıl târif edersiniz?

KUKUL-  Çilenin Sultanı isimli kitabımda yazdım ve şöyle dedim: “Necip Fâzıl; dâima biri diğerinden önde iki vasıf: Mütefekkir ve şâir. Yâhût da şâir ve mütefekkir. Şâirliği başlıbaşına sarıcı ve sarsıcı; mütefekkirliği başlı başına beyin zonklatıcı fakat ufuk açıcı.

Şâirliği mütefekkirliğinin, mütefekkirliği şâirliğinin içinde, üstün bir idrâk ve fazîletli bir îmânla kaynaşmış hâlde.

Üslûp harikulâde ve nefes kesen cinsten.

(...) Şiiri tefekkürüne; tefekkürü de şiirine dar gelen bir dâhî!..

Şâir, hikâyeci, romancı, tiyatro yazarı, senarist, nükteci, biyografici, otabiyografici, denemeci, târih tahlilcisi, fıkra muharriri, dinî irşâd edici, heccâv, münekkit, gazeteci, muallim, estetikçi, polemikçi ve hatip!..İşte Necip Fâzıl!..”

ÇAĞLAR- Bütün cepheleriyle bir târifle karşılaşıyoruz. Peki; bu derece müessir bir şâir ve fikir adamını hakkında neler yapılmalı?

KUKUL-Türk târihine baktığımız zaman gerek “alp” ve gerekse “eren/veli” şahsiyetlerimiz çoktur. Ne yazık ki, onları yeterince ele alamamış, tanıyamamış ve tanıtamamışız. Bu tanıtmada, objektif olamamışız. Düşününüz ki, Ahmet Yesevî değil, Orhun Kitâbeleri hakkında bile bilgimiz noksandır. Gençlerimize bu şuûru vermemiz için, önce bu kişileri kendimiz iyice hazmetmeliyiz. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmi’yi, Kâşgarlı Mahmud’u, Yusuf Has Hacib’i, Yûnus Emre’yi okumadan, anlamadan, idrâk etmeden Necip Fâzıl’a ulaşmak mümkün değildir.

ÇAĞLAR- Yâni, dediklerinizden, topyekûn bir seferberliğin  gerekli olduğunu anlıyorum. Yanlış mı düşünüyorum?

KUKUL- Hayır!..Asla yanlış anlamıyor ve yanlış düşünmüyorsunuz!..Aksine, tam isâbetli bir teşhis ortaya koyuyorsunuz.  Necip Fâzıl diyor ki: “Şiirde ulaşılmaz derece Yûnus’tadır.”

Peki; Yûnus Emre ne diyor?  Diyor ki; “Mevlâna Hüdavendigar bize nazar kılalı/ Onun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır”.

“Ayna”ya dikkatli bakmak lâzımdır... Mes’ele budur!..

ÇAĞLAR-Bakamıyor muyuz?

KUKUL- Hayır!..Bakamıyoruz!..Aslında, nereye baktığımızı biz de bilmiyoruz!..Söz buraya gelmişken, şunu söylemeliyim: Necip Fâzıl’ın fikir ve şiir dehâsını anlamak/kavramak lâzımdır. O; bir silsilenin devamıdır. Yâni; Yesevî-Mevlâna-Yûnus hattının son temsilcisidir!..

ÇAĞLAR- Vaziyet bu kadar mı ümitsiz?

KUKUL- Ümitsiz de demeyelim!..Fakat vahîmdir!..Okumaktan usandırdığımız bir gençliğimiz var...Maârif sistemimiz, maalesef buna zemin hazırlıyor...Her şey tesadüflere kalmış desem yanlış söylemiş olmam!..

ÇAĞLAR-Son olarak ne tavsiye edersiniz?

KUKUL- Estagfirullah!..Ancak şunu ilâve edeyim. Türk şiirinin en büyük “Destan Şâiri” Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Necip Fâzıl’ın ölümü üzerine yazdığı şiir çok mânalıdır, onu nakledeyim...Şiirin başlığı bile çok derin mânalıdır: “NÂÇİZÂNE BİR ŞİİR NECİP FÂZIL’A DÂİR”.

Bu şiir, Türk Edebiyâtı Dergisi’nin Temmuz 1983 târihli sayısında yayınlandı. İlk iki kıt’asını nakledeyim:

“Haraç-mezat on paraya

Satılmazken bin okkası

O’nda geldi bir araya

Şiirin iki yakası...

Sorarsanız: Nedir hâli?

Neyse “cezbe” odur hâli.

Türk şi’rinin bedir hâli

Ve Türk dilinin bekası...”

Allah (c.c.) hepsine rahmet etsin!..Mekânları cennet ruhları şâd olsun!..

      

Yorumlar (0)