Yazar Orhan Çelik, ‘PORTRE’ İsimli Yeni Televizyon Programını Anlattı

ÜÇ YIL ARADA SONRA EKRANLARA DÖNEN KÜLTÜR-SANAT PROGRAMLARININ GENÇ YAPIMCISI RESSAM ve YAZAR ORHAN ÇELİK BEYKENT TV’de yayınlanan ‘PORTRE’ İSİMLİ YENİ TELEVİZYON PROGRAMINI KAPSAM HABER’E ANLATTI. ORHAN ÇELİK: PROGRAMIM GİTTİKÇE...

30 Mayıs 2021, 14:27 Cansu Çolak
Yazar Orhan Çelik, ‘PORTRE’ İsimli Yeni Televizyon Programını Anlattı

ÜÇ YIL ARADA SONRA EKRANLARA DÖNEN KÜLTÜR-SANAT PROGRAMLARININ GENÇ YAPIMCISI RESSAM ve YAZAR ORHAN ÇELİK BEYKENT TV’de yayınlanan ‘PORTRE’ İSİMLİ YENİ TELEVİZYON PROGRAMINI KAPSAM HABER’E ANLATTI.

ORHAN ÇELİK: PROGRAMIM GİTTİKÇE LEZZETLENECEK!

Çelik ressam, yazar ve televizyon yapımcısı. Figüratif resimler yapıyor ve eserlerinin ismine ‘’Şapka Devrimi’’ diyor. Fotojenik bir yüzü var. Ekrana çok yakışıyor. Sektördeki ilk işi 2017 yılında Beykent TV’de yayınlanan Çağdaş Türk Ressamları isimli programı. Toplam 30 bölüm sürdü. Birbirinden farklı ressamları ekranlarda arşivleştirdi. Çok beğenildi. İlgiyi üzerine çekti. Çünkü genç yaşında iyi bir projeye imzasını attı. Şimdi ise yeni televizyon programı ‘’Portre’’ ekranlarda dönmeye başladı. Biz de kendisiyle yeni programını konuşmak üzere söyleştik...

1-Yeni programınız ‘’Portre’’nin 1.bölümü yayınlandı. Tebrikler. Bize bu projenizden bahsedebilir misiniz?

Ben daha önce sadece ressamlarla program yapıp onları arşivleştiriyordum. Sektördeki ilk işim Çağdaş Türk Ressamları programım. Portre benim üçüncü işim. Bu programda sanatın her dalından insanları ekranlara getirip arşivleştirmek istedim. Oyuncu var, fotoğrafçı var, müzisyen var, sanat tarihçisi var. Sanatın farklı disiplinlerden insanları bir araya getirerek işi lezzetlendirmek istedim açıkçası. Nitekim her hafta lezzetlenerek ilerleyecek, izleyici emin olabilir. Çekimlerine 2020 Ocak ayında başlamıştık. Ancak araya virüs vesaire girince program biraz gecikti. Nitekim 25 Mayıs günü ilk bölümüyle yayına girildi ve üç yıl aradan sonra ekranlara döndüm.

2-İlk bölüm konuğunuz Zerrin Arbaş. Kendisini epeydir ekranlarda görmemiştik. Ben en son Aşk-ı Memnu dizisinde izlemiştim. Çok güzel bir bölüm olmuş. Arbaş ile program yapma fikriniz nasıl gelişti?

Teşekkürler. Zerrin Arbaş ile bir araya gelmek hep istiyordum. Zerrin Arbaş’ın yaşamı benim hep ilgimi çekmiştir. Los Angeles’a gidip orada eğitim alıyor, yaşıyor. Hollywood’un en önemli zamanları. Babası ressam Avni Arbaş. Rahmetli kızı oyuncu Derya Arbaş. Ben çocukken Zerrin Arbaş’ı ‘Benim ve Roz’un Sonbaharı’ filminde seyretmiştim. Ama tabii o zamanlar Avni Arbaş’ın kızı olduğunu bilmiyordum. Bilgisayar ve internetin olmaması dezavantaj. Kendisiyle program vesileyle buluşma imkanım oldu. Nitekim ekranda çok güzel bir şekilde arşivleştirdiğimize inanıyorum.

3-Çağdaş Türk Ressamları ve Portre programlarınızı nasıl projeye dönüştürdünüz? Fikir nasıl gelişti?

Çağdaş Türk Ressamları şöyle gelişti. Bir gün evde Abidin Dino ile yapılmış bir programı ikinci kez izlerken, kendime yaşayan ressamlara neden böyle bir program yapmadığımı sordum. Sonra yakın arkadaşım olan kurgu yönetmeni Sinem’e anlattım. Ve iş kağıda dökülüp benim de üniversiteden hocam olan kanalın genel müdürü Banu Yeğin’e sunuldu. Portre programımda ise işi lezzetlendirmek istedim. Sadece ressamlar olmasın, sanatın her disiplininden insanlar da olsun istedim.

‘’SEYİRCİNİN 30-40 DAKİKADA TÜKETTİĞİ PROGRAM İÇİN ASLINDA KAÇ GÜN EMEK VERİLİYOR.’’

4-Bir programınızın hazırlık süreci nasıl oluyor?

Konuğumun daha önceki eğer varsa katıldığı TV programları izlerim. Biyografisini ve neler yaptığını iyice araştırırım. Benim için kayda değer bir konuk olması gerekir. Daha sonra yayın koordinatörüne iletirim ve çekim günü belirlenir. Konuğun evine ya da atölyesine ufak bir set kurulur. Set kurulurken ben de konuğumla soruların üstünden geçerim. Yaklaşık 2 saat kadar sürer çekimlerimiz detay görüntüleri ile beraber. Daha sonra montaja gider ve orada kurgulanır. Süreç bu şekilde ilerliyor. Seyircinin 30-40 dakikada tükettiği program için aslında kaç gün emek veriliyor şimdi düşününce.

5-Program yaparken sizi zorlayan şeyler var mı?

Doğruyu söylemek gerekirse şımarık konuk asla sevmem ve öyle bir konuk ile program yaptıysam eğer, bir daha projelerimde asla yer vermem. Bu tür konuklar ekibimizin verimliliğini düşürür ve zorlayıcıdır. Ben vakte çok önem veririm. Vakit kaybı oluşturan kişilerden uzak dururum her zaman. Çünkü bu iş disiplin ve koordine isteyen bir iş. Bazı zamanlar böyle konuklar çıktı, işte bu da programı yaparken zorlandığım şeylerden biri. Mesela çekim bir anda iptal edilebiliyor konuk tarafından. O zaman işte bir haftanız çöpe gitmiş olabiliyor eğer.

6-İstanbul TRT’de staj yaptınız, TRT size neler kattı?

Direkt şunu kattı diye bir şey söyleyemem. Bir sürü şey katmıştır. Belki memuriyetin nasıl bir şey olduğunu görmüşümdür. Muhtelif insanlar tanıdım orada. Farklı beyinlerin, algıların bir arada olduğu bir kurum. İyi dostluklar edindim. Ancak ben TRT’ye gitmeden evvel zaten başka bir kanalda stajımı tamamlamıştım. Yolum TRT’den de geçsin istedim her Radyo ve Televizyon bölümü mezunu gibi. O dönem üniversiteden arkadaşımın da staj yapması gerekiyordu, beraber girdik TRT’ye. Ben biraz daha kaldım sonrasında kurumda. Zaten o sırada da Taksim’de Gezi olayları başladı, ben de New York’a göç ettim. Belli bir süre sektörde hiçbir iş yapmadım. Sadece resim ve yazılarımla ilgilendim hiç durmadan.

‘’ TÜRK PLASTİK SANATLARDA YAPTIĞIM PROGRAMLAR İLE GÖRÜNÜR OLDUM’’

7-Medya sektörü geniş bir alan. Neden sadece sanat programı üzerine çalışmak istediniz?

Verimli olabildiğim bir alan. Ben mesela spor programı yapamam. Ya da yemek programı yapamam. Ressam olmam sanırım bir avantaj kültür-sanat programlarını yapmam için. Böylelikle de daha kaliteli işler çıkarabildiğimi düşünüyorum. Çünkü sektörü iyi biliyorum. Bir de bence bu alan kreatiflik açısından sektördeki tek alan. İçerisinde edebiyat var, sinema var, plastik sanatlar var.

8-Siz ressamsınız. Ancak radyo TV bölümü mezunusunuz. Radyo ve TV sanatınıza ne gibi katkılar sağladı?

Görsel olarak çok katkı sağlamıştır. Bazı yönetmenler ressam. Hatta ressam olan yönetmenlerin filmlerinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak şunu belirtmem gerek ki ben ressam olmaya 13 yaşımda karar vermiş ve eğitim almaya başlamıştım. Üniversitede de okuyabileceğim bir alan radyo TV oldu. Severek okudum. Severek araştırdım sinemayı ve televizyonu. İyi hocalarımız vardı okulda. Şanslıyım o konuda. Eğer radyo TV okumasaydım şuan bu programları yapamaz ve sanatım görünür olmazdı açıkçası. Bu bir katkıdır. Türk plastik sanatlarda yaptığım programlar ile görünür oldum.

‘’KÜLTÜR-SANAT PROGRAMLARININ REYTİNGLERİ HER ZAMAN DÜŞÜKTÜR’’

9-Geçen ay ‘Şapka Devrimi’ isimli kişisel serginiz Gama Gallery’de izleyiciye açıldı. Serginiz nasıl geçti?

Benim için iyi geçti açıkçası. Verim alabildim ben. Ancak Covid yasakları nedeniyle yeteri kadar izleyici gezemedi. Gezmiş olanlar bence çok şanslı. (Gülüyor.) Sergim beni tatmin etti diyebilirim. Turistler de gezdi mesela. İstanbul’da böyle bir dönemde Avrupalı turistleri gördüm.

10-Program yapmak isteyen gençler neler yapmalı?

Hangi alanda iş yapmak istediklerini anlamalılar. Spor istiyorlarsa spor programlarına yönelmeliler mesela. Eğer ekran önü istiyorlarsa önce işin mutfağını görmeliler. Sadece teori yetmiyor, pratiklik de önemli. Bir proje nasıl hazırlanır ve kanala sunulur bunlar önemli detaylar. Bir de unutulmamalı kültür-sanat programlarının reytingleri her zaman düşüktür.

11-Çok teşekkürler röportaj için. Yeni projeleriniz olacak mı? Okurlarımıza söylemek ister misiniz?

Ben teşekkür ederim. İçerisinde ressam sıfatı üzerine yazılmış 255 aforizmadan oluşan kitabım Ressam aforizmaları çıkacak. Ancak tarihi virüsten dolayı henüz netleşmedi. Onun haricinde bir karma serginin küratörlüğünü üstleneceğim. Kim bilir belki bir de belgesel çekerim eğer projeyi toparlayabilirsem. Biraz yoğunlaşmam gerekiyor belgesel projeme. Bir yandan da resimlerime kaldığım yerden devam diyorum.

Söyleşi: Cansu Çolak

Yorumlar (1)
Seyit Aldoğan 7 ay önce
Program şahane ailecek izledik