AKP ve CHP'ye kötü haber

AKP'ye yakınlığı ile bilinen ANAR araştırma şirketinin sahibi İbrahim Uslu, seçmenin 7 Haziran'daki eğilimlerinin devam ettiği görüşünde. Uslu yeniden seçim yapıldığında da koalisyon tablosunun ortadan kalkmayacağına inanıyor.

Uslu, Al Jazeera'nin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin tam da yeniden seçime gitmeye hazırlandığı bir dönemde Al Jazeera'nin sorularını yanıtlayan İbrahim Uslu, seçmenin 7 Haziran'daki eğilimlerinin devam ettiği görüşünde. Uslu yeniden seçim yapıldığında da koalisyon tablosunun ortadan kalkmayacağına inanıyor. Ancak Uslu'nun dikkat çektiği başka bir nokta var. Ona göre 7 Haziran seçimlerine kadar hakkında "barajı aşabilecek mi?" tartışması yürütülen HDP'nin, şiddet ortamının bu şekilde devam etmesi halinde, oylarının artma ihtimali çok yüksek.

HDP'nin henüz oyunu alamadığı yüzde 7-8'lik bir Kürt seçmen kitlesi bulunduğunu söyleyen Uslu, yeni seçimlerde bu kesimin de CHP ve AKP yerine HDP'ye oy verme ihtimali olduğunu belirtti. Şiddet ortamının doğası gereği iktidardaki partiye oy kaybettirdiğini belirten Uslu, "AK Parti bunu bilmiyor mu?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "AK Parti için sürpriz değil ama bazen süreci değiştiremiyorsunuz. Bildiğiniz halde engelleyemiyorsunuz. Fırtına geliyorsa geliyordur. Fırtınayı durdurmanın yolu yok. Ancak tedbirinizi alırsınız."

ÖNCELİKLE BU ORTAMDA NASIL BİR SEÇİME GİDİYOR SİZCE TÜRKİYE?

Türkiye terör ortamlarında seçim yapmaya alışık bir ülke; bu, gözden uzakta tutuluyor. Biz sadece 2014 yerel seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2015 genel seçimlerini terörün olmadığı bir atmosfer içinde yaptık. Türkiye'de terör 1984'ten beri var ve o tarihten bu yana yapılan tüm seçimler terör atmosferi içinde yapıldı. Dolayısıyla "Terörün olduğu bir atmosferde seçim nasıl yapılır?" konusunda mülki amirler, emniyet kuvvetlerimiz, vatandaşlarımız, muhtarlarımız, seçim kurullarımız hepsi tecrübelidir. O yüzden de ben bu seçimin diğer seçimler gibi, olması gerektiği gibi yapılacağını düşünüyorum."Güvenlik nasıl sağlanacak?" endişesi içerisinde olmak 30 yıllık birikimimizi inkâr etmek anlamına gelir.

SAĞLIKLI OLUR MU ALINAN SONUÇLAR?

Uluslararası gözlemciler, vs hiç kimse son 30 yılda yapılan seçimlerin sonuçlarına itiraz etmedi ya da şaibeli olduğunu söylemedi. Kaç yerel seçim, kaç genel seçim, referandum yapıldı. Demek ki yapabiliyoruz.

7 HAZİRAN'DAN BU YANA ÜLKE GÜNDEMİNDE ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ AMA SEÇMENİN DÜŞÜNCESİNDE DAVRANIŞINI ETKİLEYECEK BİR DEĞİŞİKLİK OLDU MU?

Çok fazla bir değişiklik olmadı. Olanlar hep minör değişiklikler. Bir, iki puanlık farklılaşmalar gözlemliyoruz. Ama biz bir hata payı içinde çalışıyoruz. İstatistik bunu öngördüğü için bu farklılıkların anlamlı olup olmadığını test ediyor. Bu yarım puanlık, bir puanlık kaymaları anlamlılık testine tabi tuttuğunuzda bunların çok da anlamlı olmadığını görüyoruz. "Bir puan arttı, bir buçuk puan düştü. Şu parti çözülüyor, şu parti büyüyor" diye değerlendirmeler görüyorum. Bunlar ya çok iddialı değerlendirmeler ya da tırnak içinde çok cahilce değerlendirmeler. İstatistik bilen birine bu sorulabilir. İstatistik biliminde çok anlamı yoktur. Onun için ben 7 Haziran'daki seçmen eğilimi devam ediyor diyorum. Zaten değişmesi için bir neden de yok. Seçmen zaten kararını sandık önüne geleceği zaman veriyor. Oturup muhakeme ediyor. Seçmen borsa brokerı gibi her an gelişmelere göre analizini yapmıyor ki. Bir taraftan gözlemliyor, bir taraftan sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Seçmen şimdiden sonra kanaatini yavaş yavaş şekillendirmeye başlar. Önce aday listelerini görmek ister, partilerin söylemlerini görmek ister, sonra da kararını verir. Şu an Türkiye'de aynı anda çok olay oluyor. Seçmen her birine bakarak pozisyonunu değiştirecek olsa fırıldak gibi dönmesi gerekir.

ŞİDDET ORTAMI EĞİLİMİ, DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ Mİ SİZCE?

Şu ana kadar olmadı. AK Parti'de görülen artışları biz hemen seçim sonrasında seçmen davranışlarını analiz ederken gördük. Bu çalışmayı da çok önemseriz. Çünkü bundan önce yaptıklarımızın hepsi birer tahmin. Seçim sonrası araştırmalar ise bize daha çok bilgi verir çünkü artık davranış gerçekleşmiştir. Kim, neden, nasıl davrandı; bunu analiz edebiliriz. Bu seçimde de yaptık o araştırmayı ve seçimden hemen sonra bulduğumuz rakamlarla bugün bulduğumuz rakamlar arasında büyük bir fark yok. Seçimden hemen sonra terör yoktu malum. Seçimden hemen sonra istikrar, tek partinin avantajları, ülkenin hükümetsiz kalma olasılığı, güçlü iktidarların bundan sonra olmaması riski seçmeni tedirgin etti. AK Parti'nin oylarında bir, iki puanlık artış gördük. Bu hareketlenme terör ile ilgili değil yani.

SON YAŞANANLAR DEĞİŞTİRİYOR MU PEKİ BİR ŞEYİ?

Şu an için değiştirmedi ama değiştirecek olursa bile bu AK Parti'nin lehine olmaz. Ben terör başladığı günden itibaren bunu anlatmaya çalışıyorum insanlara. Siyasetin bir mekaniği var. Bir ülkede kriz, kavga, gerilim, savaş varken merkez partiler bundan kârlı çıkamazlar. İşler iyiye gidiyorken, her yer güllük gülistanlıkken insanlar merkez partilere gider. Tersine bir atmosfer varsa insanlar uç partilere gidiyorlar. Bu terör ortamı devam edecek olursa bundan kârlı çıkması muhtemel tek bir parti var, HDP... HDP dışında bu terör atmosferinden kârlı çıkacak bir parti yok. Suruç saldırısı olduğu gün ben bir tweet atmıştım, "Birileri erken seçim hazırlığına başladı" demiştim. Bu birileri iddia edildiği gibi AK Parti ya da Sayın Cumhurbaşkanı değil. Ülkede terör varken iktidarda olan merkez partinin oyu mu artacak?

AK PARTİ BUNU BİLMİYOR MU?

AK Parti bunu biliyor ama ne yapabilir? Koalisyon mu yapabilirdi diyorsunuz mesela? Koalisyon yapmasının önünde tarihsel engeller var. Bir sürü çalışma yaptık. AK Parti'nin tabanının yüzde 70'i erken seçim istiyor. Düşünün siz genel başkansınız ve size oy veren 10 kişiden 7'si sizin koalisyon yapmanızı istemiyor. Bunu nasıl dikkate almazsınız? "Koalisyon yapsın" diyenlerin de kahir ekseriyeti CHP ile koalisyon yapılmasını istemiyor. CHP ile koalisyon yapılmasını isteyenler sadece yüzde 12 idi. Şimdi siz Davutoğlu'nun yerinde olun ve koalisyon kararı alın. Benzer bir durum CHP için de geçerli. CHP'liler erken seçim istemiyordu, koalisyon istiyordu. Ama onlar da üçlü koalisyon istiyordu çünkü 150 yıldır Türkiye'de siyasetin diyalektiğini oluşturan iki ana akım var. Biri muhafazakârlar diğeri seküler Batıcılar. Bunun biri CHP'de, biri AK Parti'de toplanmış. 150 yıllık bir gerilim var. Bunu unutup "Hemen bugün koalisyon kurun" diyorsunuz, bu çok kolay değil. Taban istemiyor zaten.

BİR YANDAN DA, "SEÇMEN EĞİLİMİNDE DEĞİŞİKLİK YOK" DİYORSUNUZ. O ZAMAN SEÇİM NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

Bir daha koalisyon... 1990-2000 arasında yaşanan buydu. Her seçimde yeniden koalisyon zorunluluğu ortaya çıkıyordu. Ülke hükümetsiz kalamayacağı için seçmenler bazı rezervlerini ortadan kaldırdı. 1 Kasım'da da bugünkü tablo devam ederse, seçmen "Ben yine erken seçim istiyorum" diyemeyecek. Vazgeçecek. O zaman genel başkanlar rahatlayacaklar, oturup koalisyon kuracaklar. Başka yol kalmayacak ama şu an üzerlerinde büyük bir taban baskısı var. AK Parti'nin seçmeni "Bir daha dene" dedi. Bir daha denediğinde yine olmazsa AK Parti'nin seçmeni "Üçüncü defa dene" demeyecektir. Aslında bu tablo seçmenin ürünü, seçim sonuçlarını siyasi partiler belirlemiyor. Seçmen belirliyor.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211