Ciddi kimlik bunalımları yaşanıyor...
 Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kafkaslar, Türk ve Avrupa Cumhuriyetleri'nde sayıları milyonları bulan Müslümanların ciddi kimlik bunalımları yaşadığını söyledi.

Vuslat Platformu'nca Abant'ta düzenlenen Kimlik Krizi ve Kültürel Değişim Sempozyumu'nda konuşan Görmez, gerek İslam dünyasında gerekse küresel çapta bütün toplumların, farklı din ve kültür mensuplarının en ciddi sorununun kimlik olduğunu anlattı.

"Kimlikler ve kimlik bunalımları konusu, dünyanın önemle üzerinde durduğu meseledir" diyen Görmez, Türkçe'de imar kavramının inşaat için kullanıldığını ama daha çok insanların iç dünyasıyla alakalı olduğunu dile getirdi.

İnsanoğluna verilen yaşam süresine "ömür" denildiğine dikkati çeken Görmez, imarla ömrün aynı kökten geldiğini, ömrün gayesinin yeryüzünü, ibadetlerdeki gayenin de iç ve gönül dünyasını imar etmek olduğunu vurguladı.

Görmez, bellekle ilgili olarak tarih boyuca en tatminkar cevabı dinlerin verdiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nereden geldik, nereye gidiyoruz' sorusuna en tatminkar cevabı dinler vermiştir. Dinle insan bu sorunun nihai cevabıdır aslında. Bu soruların cevaplarını insanlardaki kimlikler belirler. Kişilik konusu da bireyin ve toplumun ahlakını ifade eder. Yaradılış ve ahlak arasında ilişki kurulmuştur. Toplumların da bellekleri ve kişilikleri vardır. Bunların toplamını da kimlikleri oluşturur. Bir kişi veya toplumu kendisi yapan değerlerin toplamına 'kimlik ve hüviyet' diyoruz.

Dinin kimlik ilişkisini sağlıklı kurabilmek için değişimle arasındaki ilişkiyi doğru tespit etmek gerekiyor. Değişim, dönüşüm nedir? İslam’ın sabiti ve değişkenleri arasında doğru bilgilere, ilme ve hikmete, marifete dayanarak doğru ilişki kurmadığınız, sabiteler ve değişkenler doğru tespit edilmediği zaman dinin genleriyle oynarız."

- Sabite-değişken ilişkisi

Değişkenlerin sabiteler haline getirilmesi halinde dinin yaşanmaz hale getirileceğine işaret eden Görmez, Allah'ın kutsal kabul etmedikleri dinin içine konulduğunda problemin başlayacağını dile getirdi.

Yolun değiştiğini, burada değişmez unsurun yolun hududu olduğunu aktaran Görmez, şunları belirtti:

"Bize yolun sonunu gösteren işaretlere 'ayet' diyoruz. Yoldan çıkan adama 'dalalete girdi' diyoruz. Yolu bulan adama 'hidayet' diyoruz. Aslında dini tarihte ferman gibi duran yahut menzil kabul edip orada kalan adam da yoldan çıkmış olur. Yolun hududunu çiğneyen adam da yoldan çıkmış olur. Kafkasya'da bir baba bana şöyle dedi. 'Allah için söyler misin hocam, biz 100 yıl komünist idare altında kimliğimizi, kişiliğimizi, benliğimizi kaybettik. Sonra nefes aldık. Sonrasında çocuklarımızı Mekke'ye gönderdik, onlar alim olacaklardı. Gelip tekrar din ilişkimizi inşa edeceklerdi, döndüler. Havaalanında onları karşılamaya gittik. Bize ilk söyledikleri şey, 'siz müşriksiniz önce Müslüman olmanız lazımdı' dedi."

Somali'de 2-3 gün önce bir kardeşinin katledildiğini anımsatan Görmez, daha önce de 70 çocuğun öldüğünü kaydetti.

Başkanlığının Somali'den bin çocuk getirdiğine işaret eden Görmez, şu bilgiyi paylaştı:

"Şu anda Somalili bin öğrencim var fakat buraya gelmek için müracaat eden çocuk sayısı 6 bindi ama benim bin kişi imkanım vardı. Orada mülakat yaptık. O mülakattaki kuyrukta birisi geldi, beline sırtına bombayı bağladı, 70 çocuk öldü. Yaklaşık 1-1,5 sene önce. Bombayı sırtına bağlayan insan Medine İslam Üniversitesinde 6 sene tahsil gören adamdı. Biz konuşmayacak mıyız bunları? Bunların üzerinde durmayacak mıyız? İnsan ve alim yetiştirme düzeneklerimizi gözden geçirmeyecek miyiz? Sadece savunmada mı kalacağız?." 

- "Müslüman azınlıkların her birinin sorunları var"

Görmez, sömürge ideolojisine sahip olanların ve Afrika'yı sömürgeleştirenlerin insanlık suçu işlediğini söyledi.

Suçu mekanizmaya yıkarak devam edilemeyeceğini aktaran Görmez, en büyük sorunun sabiteler ve değişkenlerin tespiti noktasında yaşandığını vurguladı.

Görmez, şöyle konuştu:

"Şu anda Müslüman coğrafyayı gözler önünde bulundurduğumuz zaman sosyal kimlik sorunu var. Sovyetler Birliği içinde 20 milyon Müslüman var. Bu Müslümanlar din ve kimlik arasındaki ilişkide çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu ne Müslümanların ne de dünyanın gündeminde var. Türk Cumhuriyetleri, Kafkaslar ve Avrupa Cumhuriyetleri'ndeki milyonları bulan Müslümanlar çok ciddi kimlik bunalımları yaşıyor ve yaşamaya devam ediyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra aldıkları nefes onlara yetmedi. Bizim onlara götürdüklerimiz dinle yeniden sağlıklı ilişki kurmalarına yardımcı olamadı."

 

Avrupa Birliği Parlamentosu seçim sonuçlarının İslam dünyası açısından önemine değinen Görmez, her yerde aşırı sağ İslamafobik akımların güçlenmeye başladığını  herkesin gördüğünü bildirdi.

"İslam dünyasında yaşanan bütün sorunlar, orada yaşayanları da zor duruma sokuyor, sorunlar daha da derinleşiyor" diyen Görmez, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Balkanlar'da sorunlar halen devam ediyor. Afrika, adeta sorunlar yumağı. Bu yüzyılın başında Afrika'da Müslüman nüfusun oranı yüzde 70'lerdeydi. Bugün yüzde 30'lara düşmüş. Batı, İslam ikileminde Şiiliğin İslam'ı temsil etmeye başlamasını istemiyor. Sünnilik ve Şiilik ikileminde de Selefilik, Sünniliği temsil etmeye başladı. Bu, aslında İslam'ı merkezden alıp çevreye gitme teşebbüsüdür. Bütün Müslümanların bunun farkında olması gerekiyor. Ben diğer akımların isimlerini bizzat ifade etmeyeceğim çünkü onlar Müslümanlığın üst kimlikleri değildir. Birer yorum ve mezheptir.

Mezhepler, doğrudan dinin yerine itham edildiği zaman hakikaten çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmış oluruz. Bütün dünyada, her ülkede artık Müslüman azınlık var. Bu Müslüman azınlıkların her birinin sorunları var."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211