Erdoğan; Bundan sonraki süreç farklı olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "(Rehinelerin kurtarılması sonrası) Şu anda pozisyon değişti, bundan sonraki süreç daha farklı olacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 120'nin üzerinde devlet ve hükümet başkanının katıldığı BM İklim Zirvesi'nde iklim değişikliği ile mücadelede ulusal ve uluslararası hangi adımların atılması gerektiğini ele aldıklarını belirterek, "Zirvenin başarılı geçtiğini düşünüyorum" dedi. 

New York'taki temaslarını tamamlayarak yurda dönen Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde basın toplantısı düzenledi. 

Erdoğan, New York'ta yoğun bir program gerçekleştirdiklerini ifade ederek, BM üyesi ülkelerden çok sayıda liderin ve bakanların katıldığı Genel Kurula Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır'ın da içinde bulunduğu geniş bir heyetle iştirak ettiklerini hatırlattı. 

Ziyaret programı çerçevesinde BM Genel Sekreteri Ban ki-mun tarafından 23 Eylül Salı günü düzenlenen İklim Zirvesi'ne katıldığını aktaran Erdoğan, zirve vesilesiyle Genel Sekreterin ev sahipliğinde aynı akşam gerçekleştirilen sınırlı katılımı olan bir yemeğe iştirak ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120'nin üzerinde devlet ve hükümet başkanının katıldığı zirvede iklim değişikliği ile mücadelede ulusal ve uluslararası hangi adımların atılması gerektiğini ele aldıklarını vurgulayarak, "Zirvenin başarılı geçtiğini düşünüyorum" dedi.

Erdoğan, 24 Eylül Çarşamba günü BM Genel Kurulu'nda katılımcılara hitaben bir konuşma yaptığını, aynı gün öğleden sonra BM Güvenlik Konseyi'nde yabancı savaşçılar meselesinin ele alındığı bir toplantıya katıldığını belirterek, ziyaretine ilişkin şu bilgileri verdi: 

"Sayın Obama'nın başkanlık ettiği bu toplantıda da bir konuşma yaparak, konuya ilişkin yaklaşımımı aktarma imkanı bulduk. En üst seviyede gerçekleşen zirvenin 2020 sonrası müzakere süreci açısından yönlendirici olduğuna inanıyorum. Zirve ülkemizin iklim değişikliği ile mücadele politikasını ve yeni rejimden beklentilerimizi ortaya koyma bakımından iyi bir fırsat oldu ve aynı zirvede Çevre ve Şehircilik Bakanım da ben ayrıldıktan sonraki süreci aynı şekilde devam ettirdi.

BM'deki faaliyetler kapsamında 22 Eylül Pazartesi günü Genel Sekreter Ban ki-mun ile bir araya geldim, 24 Eylül Çarşamba günü de Genel Kurula hitap ettim. Bu ziyaret vesilesiyle çok sayıda devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirme fırsatı buldum. Toplamda 17 liderle cumhurbaşkanı ve başbakan olmak üzere ikili görüşme gerçekleştirdim. Bunların büyük bir kısmını BM'nin hemen karşısındaki Türk Evi'nde gerçekleştirdim, bir kısmını da BM'de gerçekleştirdik. Genel Kurula iştirak eden devlet ve hükümet başkanları onuruna düzenlenen bir resepsiyona da ev sahipliği yaptım. Temaslarımızda uluslararası gündemde bulunan konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi muhataplarımıza en üst düzeyde izah etme imkanı buldum."

 

-BM Güvenlik Konseyi adaylığı 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ayrıca şu anda dış politika önceliklerinden biri olan 2015-1016 dönemi BM Güvenlik Konseyi adaylığı konusunda da muhataplarla görüş alışverişinde bulunduğunu belirterek, "Zira 16 Ekim'de bu işin belirlenecek olması süreyi artık iyice daralttı. Bunun için de gerek şahsım gerek bakan arkadaşlarım tüm bu konuda dışişleri noktasındaki büyükelçilerimizin yoğun bir çalışma süreci var. Bu döneme yönelik seçimler, temenni ederim ki şu andaki görüntü ile olumlu istikamette gelişiyor" ifadelerini kullandı. 

Ekonomi alanındaki temaslar noktasında ABD Ticaret Odası ve Başbakanlık Yatırım, Tanıtma ve Destek Ajansı tarafından düzenlenen faaliyette, bir kısmı Türkiye'de yatırımları olan bir kısmı da yatırım yapmayı planlayan ABD'li girişimcilerle kahvaltıda bir araya geldiklerini ve onlara hitap ettiklerini anlatan Erdoğan, ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi'nde konferans verdiğini söyledi.

Erdoğan, "Ayrıca ABD'deki bizim sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldim. Ayrıca dünya Müslümanlarını temsilen ABD'de bulunan grupların bir arada olduğu kuruluşlarla bir araya geldik. Onlarla sohbetimiz oldu ve verimli bir çalışmayı dün akşam bir final toplantısıyla bitirdik ve ardından da ülkemize dönmüş bulunuyoruz" dedi.

"Atmamız gereken adımlarda ana başlık olarak 3 başlık çok önemli"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD ile mücadeleye ilişkin, "Atmamız gereken adımlarda ana başlık olarak 3 başlık çok önemli. Bunlardan bir tanesi malum uçuşa yasaklı bölgenin ilan edilmesi ve bu uçuşa yasaklı bölgenin güvence altına alınması.  İki, güvenli bir bölgenin Suriye tarafında tesis edilmesi ve bu güvenli bölgede artık yapılanmanın nasıl olacağı konusunu da yapacağımız bir güvenlik üst kurulu toplantısıyla bunları enine boyuna çalışmalar zaten yürütülüyor, bu çalışmalarda ele alıp nihai adımlarımızı atmak. Üçüncüsü de 'eğit-donat' anlayışıyla burada bu süreci kimlerle, nasıl yöneteceğiz, bütün bunların içeriklerini görüşmek" dedi.

Erdoğan, "Hem ABD Başkanı Barack Obama ile bir telefon görüşmesi yaptınız hem de Yardımcısı Joe Biden'la görüştünüz. Görüşmelerin içeriğine ilişkin bizi bilgilendirir misiniz? Neler ele alındı? IŞİD'le mücadelede atılacak adımlarda Türkiye'nin rolü ne olacak? Bunlar gündeme geldi mi?" soruları üzerine, bölgede kritik bir dönem yaşandığını hatırlattı.

Türkiye'nin, yaklaşık bin 250 kilometre sınırı olan Suriye ve Irak'taki mevcut terör eylemleri, terör girişimleri için "Bizi ilgilendirmez" veya "Bize ne?" deme lüksü bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, "Şu anda yaklaşık 1,5 milyon sığınmacı bizim ülkemizde. 1,5 milyon sığınmacının Türkiye'ye geldiği ortamda biz hala 'Bize ne?' diyebilir miyiz? Bunun bir yerden şöyle veya böyle kesilmesi lazım. Kaldı ki, atılan bu adımlarda, başta Suriye rejimi olmak üzere, bu zalim rejimden kaçanların sığındıkları bir başka zalim olmamalı. Böyle bir ortamla karşı karşıyasınız" diye konuştu.

Erdoğan, bölgede mazlum, mağdur durumda olanların savunucusu durumunda olan örgütler bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Başta Özgür Suriye Ordusu olmak üzere bunlar da orada bir mücadele veriyorlar, bunun gibi benzer örgütler de var. Onlar da bir mücadele veriyorlar. Dünyada aklıselim maalesef 4 yıldır bu konuda hakim olmadı. 4 yıldır biz bunu hep seslendirdik ama hep yalnız kaldık. Şimdi ise durumun ne büyük felaket olduğu özellikle IŞİD terör örgütünün Irak'a geçişi, Irak'ın üçte birini işgal etmesi ve bu olaylardan sonra Ezidilerin dağlara kaçması, Sünnilerin büyük ölçekte mesela Musul'u boşaltmış olmaları, bunlar görünen gerçekler. Bütün bunlarla beraber bir de hakikaten çok acımasız devam eden ve bizim dinimiz İslam'la yakından uzaktan ilgisi, alakası olmayan bir uygulamayı kabullenmek mümkün değil. Çünkü bizim dinimiz İslam, barışın dinidir, kardeşliğin dinidir, birliğin beraberliğin dinidir. Savunmasız insanların öldürülmesine bizim dinimiz bir defa kesinlikle müsaade etmez. Burada ise acımasızca yapılan bu eylemler, bu vurgunlar, bizleri derinden yaralamıştır, yaralamaktadır ve bu tüm dünyada İslam'a da ne yazık ki mal edilmektedir, gölge düşürmektedir. Bizler bir Müslüman olarak elimizden ne geliyorsa bir defa bunu yapmamız lazım. Kaldı ki Hrıstiyan dünyası insanlığın vicdanını yaralayan bu konuda şu anda böyle bir adım atıyorsa, e biz herhalde buna seyirci kalmayacağız."

 

-"Eylemin tarafı olmak durumundaydık" 

Türkiye'nin olayın tarafı olmaya aday olduğuna da işaret eden Erdoğan, "49 tane rehinemiz vardı. Ta baştan beri 'Onları sağ salim ülkemize getirmenin hesabı, gayreti içerisindeyiz' dedik. İçeriden ve dışarıdan birçok yakıştırmalar yapıldı. 'Ne duruyorsunuz? Ne yapacaksınız? Neyi bekliyorsunuz?' Biz bunları hep suskun geçirdik çünkü biz lafın veya sözün tarafı değil, eylemin tarafı olmak durumundaydık" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT'in uluslararası istihbarattaki üstün başarısı ve Dışişleri Bakanlığı, TSK ve siyasi iradenin ortaya koyduğu aklıselimle bu noktaya gelindiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bundan sonra atacağımız adımlar, bizim aynı felaketleri bir daha yaşamamak, ama bir taraftan da sınırlarımızı güvence altına almak. Atmamız gereken adımlarda ana başlık olarak 3 başlık çok önemli. Bunlardan bir tanesi malum 'Uçuşa yasaklı bölgenin ilan edilmesi' ve bu uçuşa yasaklı bölgenin güvence altına alınması. İki, güvenli bir bölgenin Suriye tarafında tesis edilmesi ve bu güvenli bölgede artık yapılanmanın nasıl olacağı konusunu da yapacağımız bir güvenlik üst kurulu toplantısıyla bunları enine boyuna çalışmalar zaten yürütülüyor, bu çalışmalarda ele alıp nihai adımlarımızı atmak. Üçüncüsü de 'eğit-donat' anlayışıyla burada bu süreci kimlerle, nasıl yöneteceğiz, bütün bunların içeriklerini görüşmek. Bu başlıklar ayrıca daha da çoğaltılabilir. Yaptığımız görüşmelerde de bunları ele aldık. Orada gerek Başkan Sayın Obama'yla bunu ele alma imkanım oldu, ayrıca bu konuyu Biden'ı göndermek suretiyle çok geniş, etraflı bir şekilde ele alma imkanımız oldu. Bunların detaylarını burada konuşacak değiliz. Bunları öncelikle hükümetimizle ele alıp orada değerlendirmesini yapacağız, oralarda istişarelerimizi yapacağız. İstişarelerimizi yaptıktan sonra da atılacak adımları kamuoyuyla paylaşacağız." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda pozisyon değişti. Bundan sonraki süreç daha farklı olacak. Ayın 2'sinde tezkere parlamentoya geliyor. Parlamentoda görüşülecek ve tezkere temenni ederim ki parlamentodan geçtikten sonra atılması gereken adımlar ona göre atılacaktır. Bu tezkere Silahlı Kuvvetlerimizi yetkilendirme tezkeresidir" dedi.

New York'taki temaslarını tamamlayarak Türkiye'ye dönen Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, "Az önce şunu belirttiniz: Biz, 4 yıl önce yalnız kaldık. Esed'e karşı savaşan gruplar vardı. 4 yıl önce bunlar silahlandırıldı ve bu silahların bazıları şu an IŞİD'in elinde. Önümüzdeki süreçle ilgili olarak da bazı gruplara yeniden silah sağlanması şeklinde bazı bilgiler konuşuluyor. Siz buna destek veriyor musunuz ve özellikle sizin Suriye rejimine karşı BM veya NATO ile birlikte ortak operasyon öneriniz oldu mu?" soruları üzerine, 4 yıl önce bu örgütlerin hemen hemen tamamına yakınının bulunmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu örgütlerin doğduğu yer Irak'ta El Kaide. O zaman IŞİD, El Kaide'nin içerisinde olan bir örgüttü, daha yeni El Kaide'den kopmuştu. Ve Suriye'de ne oldu? Palazlanmaya başladı, güç kazanmaya başladı ve IŞİD Suriye'de güç kazandıktan sonra... Çünkü her zaman bir ifadem vardır. Terör veya terör örgütleri, bataklığı sever. Onların bataklığı nedir? Ya iç savaştır ya bu tür terör esintilerinin olduğu ortamlardır. Onlar buradan palazlanırlar. Suriye'de şunu da bilmeniz  lazım, Amerika silahı olmaz; Suriye'de daha çok Rus silahı olur, oradan beslenir" diye konuştu.

Irak'ta Maliki ordusu kaçtığında Amerika'nın Maliki'nin ordusuna verdiği silahların IŞİD'in eline geçtiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunların içerisinde ağır silahlar var, hafif silahlar var vesaire... Bunu kendileri de kabul ediyorlar, 'bizim yanlışımız' diyorlar. Böyle bir tablo ortada. Bunların hepsinin değerlendirmesini kendileriyle de aramızda yaptık. Öyle veya böyle daha sonra birçok irili ufaklı terör örgütleri türemeye başladı. Şu anda geldiğimiz nokta odur. Bütün bunlara karşı Cidde'de 40 ülke bir araya geldi. O toplantıya biz de katıldık.  Dışişleri bakanım o toplantıda bizleri temsil etti ve o toplantıda hatırlarsanız bizler 'İnsani yardım boyutunda buradaki müdahalenin bulunabiliriz ama işe fiili olarak katılamayız' dedik. Niçin? O günün şartı onu gerektiriyordu. Çünkü 49 başkonsolosluk görevlimiz rehin durumdaydı. Şu anda pozisyon değişti. Bundan sonraki süreç daha farklı olacak. Bunları da Ankara'da yapacağımız çalışmada... Biliyorsunuz ayın 2'sinde tezkere parlamentoya geliyor. Parlamentoda görüşülecek ve tezkere temenni ederim ki parlamentodan geçtikten sonra atılması gereken adımlar ona göre atılacaktır. Bu tezkere Silahlı Kuvvetlerimizi yetkilendirme tezkeresidir."

Erdoğan, güvenlik konusundaki 3 başlığı çok daha güçlü güçlendirmek gerektiğinin altını çizerek, "Bu adımları süratle atacağız. Fakat, BM Güvenlik Konseyi'nde toplantıyı yaptığımız gün, o 40 ülkenin katıldığı koalisyon oluşumuna destek 104'e çıktı. Belki bu sayı şimdi daha da artmış olabilir. Yani 104 ülke bu gelişimi şu anda destekliyor. Böyle bir durum söz konusu. Bu sayı daha da artabilir. Bunda benim doğrusu umudum var. Çünkü şu anda en karşı olanların dahi özellikle bu terör örgütlerine karşı mücadelede bulunma sözü verdiklerini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde gördüm" diye konuştu.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211