Gezi Parkı’ndan “Yep” yeni Türkiye Çağrısı
 Gezi Parkı eylemlerine son nokta konulmadı. O yüzden nereye doğru evirileceğini, kamuoyu vicdanının nihai hükmünü nasıl vereceğini henüz bilmiyoruz. Olaylar akmaya devam ettiği için de ilgilerimiz daha çok detaylar üzerinde yoğunlaşıyor. Ulaşabildiğimiz görüntülere, ekranlardan akan sözlere bakıp aidiyetlerimize zarar vermeden duygularımızı aktaracak kelimeler aramakla meşgulüz. Ancak bir şeyi itiraf etmeliyiz. Bazı aktörler ve sahneler hoşlanmadığımız biçimde tanıdık gelse de, olan-bitende “yeni” bir şeyler var. İktidar-muhalefet konumlarının ötesinde bir noktadan bakarak anlamaya çalışmamız gereken şeyler…

Kalabalığın niteliği zamanla değişse de, farklı partilere oy vermiş seçmenlerden oluşan bir topluluk Türkiye’nin şimdiye dek geniş çaplı protestolar oluşturmasına alışmadığı türden bir sorun için eyleme başladı. Kimlik meseleleri ve hayat tarzları etrafındaki kemikleşmiş kutuplaşmalardan bakarak kolayca itiraz edilemeyecek bir “yerel” sorun, insanları polisle karşı karşıya gelme pahasına sokağa döktü. Eylemin ilk safhasında sosyal medyadan yansıyan havaya bakıldığında şunu gördük. İktidar partisinin seçmenleri dâhil çok büyük bir kitle eyleme katılmasa bile protestolara hak verdi. Gezi Parkı ile ilgili kararın alınış biçimini de polis müdahalesini de en azından alkışlamadı. Bu durum, siyaset yelpazesinin tümüne yaygın bir dönüşümün habercisi. Toplumun dinamikleşen kesimleri, belirli aralıklarla sandığa gitmeye indirgenmiş bir demokrasi anlayışını reddediyor. Yeni dönemde... DEVAMI



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211