Gülen:'Gerilmiş İnsan Dengeli Olamaz'...
  İşte  Gülen’in açıklamasının tam metni..

Bazen  bir   paragrafta  ifade edilen,  bir cümle içinde söylenip yazılan her şey doğru olsa da  bir  kelimeyi takdim veya  tehir etmenin (öne alma  veya geriye bırakmanın) ya da  aradan çıkartmanın   büyük  gailelere sebebiyet  verebileceğini   ve  fitne unsuru olabileceğini belirten Gülen, bundan dolayı “ bir  meselenin açık seçik olarak ortaya  çıkartılması   ve inceden   inceye   değerlendirilip  iyi anlaşılması”nın çok önemli olduğunu ve   özellikle  ahlak  kitaplarında   yer alan  bu hususa “tebyîn” denildiğini vurguladı.

Bilhassa önyargıların  ve  çarpıtmaların yaygınlaştığı   zamanımızda   bir  sözün mana  ve  muhtevasını iyi anlamaya çalışmak lazım geldiğine  ve  aynı zamanda  onu kimin naklettiğini de göz önünde bulundurmak gerektiğine dikkat çeken  Gülen, şu ayet-i kerime üzerinde durdu:

“Ey iman edenler, herhangi  bir  fâsık size  bir  haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın . Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım  kimselere  karşı  fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât Sûresi, 49/6)

Aslında önemli hayırlara  vesile yapılabilecek olan  televizyonradyo , gazete  ve   İnternet   gibi  unsurların bugün çoğunlukla şerde  kullanıldığına , korkunç tahribatlara  vasıta  yapıldığına  ve  bu tahribatlar fasit  dairesi  içinde  insanların  sürekli  bir gerilim  yaşadıklarına  değinen Gülen, “Gerilmiş  insanlarda  denge olamaz; onlar dengeli düşünemezler, dengeli  konuşamazlar , dengeli  karar   veremezler . Çünkü dengeli olmada teemmüle, düşünmeye  ihtiyaç  vardır.” dedi.

Maalesef günümüzde  insanların  çok  rahatlıkla   su -i zanna, gıybete  ve   hatta  iftiraya girdiklerini,  işittikleri  her sözü  gerçek  kabul edip  hemen   hükümler   verdiklerini   ve vehimlere  dayalı çirkin yargılarını değişik  yollarla  yayarak hem kendilerinin hem de başkalarının ufuklarını  kararttıklarını  ifade eden muhterem Gülen, şu ayet-i kerimenin verdiği   mesajlara   dikkat çekti :

“Bilmediğin şeyin  peşine  düşme (takılma)! Çünkü  kulak , göz, kalb  gibi  azaların  hepsi  de işlediklerinden  mesuldür.” ( İsra  Sûresi, 17/36)

Bu ayet-i kerimenin her şeyden önce şüphe, tecessüs  ve  su-i zandan kaçınmayı  ve kesin bilgiye dayanmayan yargılarla insanları suçlamamayı emrettiğini; şahısların gizli hallerini araştırmayı  ve  su-i zanna dayanarak onlar hakkında  hüküm  vermeyi yasakladığını belirten Gülen, yeterli araştırma yapılmadan  sadece  söylentilere göre hiç kimse aleyhinde olunamayacağını; yalnızca tahmin ve varsayıma dayanan bilgi kırıntılarının mutlak doğru olarak kabul edilemeyeceğini dile getirdi.

Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz’in, “Hüsn-ü zan, ibadetin en güzelidir; kişinin kulluğunun güzelliğindendir.” buyurduğunu; hâlis niyetli, müsbet düşünceli ve güzel görüşlü olmayı İslam’ı hazmetmenin, onda derinleşmenin ve Allah tarafından görülüyor olma mülahazasına bağlı yaşama enginliğinin bir alâmeti saydığını vurgulayan Gülen, bir kere daha “hüsn-ü zan, adem-i itimat” prensibinin keyfiyetini açıkladı.

Gülen, sohbetin sonunda şu sözlerin hatırlattığı hakikatleri dillendirdi:

“Bul erbabını danış akıl, dinlemek ferasettir,
Zaman âhir oldu, zuhur eden alamettir,
Heva-yı nefsine uyma; sabrın sonu selamettir,
Ne aldandın be hey gâfil, bu can sana emanettir.”

Dualarınız recâsıyla…



Anahtar Kelimeler:
KapsamhaberFethullah Gülen
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211