'Onun yaptığını Gavur yapmaz'
Fethullah Gülen, bedduasından sonra ilk defa bu kadar sert konuştu. 

Fethullah Gülen, ‘Haramîlik Yırtıklarına Paralel Yaması ve Terör’ başlıklı son sohbetinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kobani eylemlerinin arkasında Pensilvanya” var sözlerine adeta ateş püskürdü. Gülen çok konuşulan bedduasının ardından ilk kez bu kadar sert konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan isim vermeden ‘densiz’ diye bahseden Gülen, “Kalkıp bir kısım densizler diyebilirler: ‘Bu kısım hadiselerin arkasında da paralel maralel…’ diye. O yalana kendileri de inanmıyorlar da fakat mesâvîlerini kapama adına, o yırtığı kapamayacak o yama ile kendilerini teselli ediyorlar” dedi.

Öğrencilerden Erdoğan'a tepki Haşhaşi gitti Lawrance geldi
 
Erdoğan’ın yaptıklarını gavurların bile yapmayacağını ima eden Fethullah Gülen, “Sokak hareketlerini bile ona isnat etme gibi iftiranın, gıybetin, isnadın, kinin, nefretin böylesi inanın gâvurlarda bile görülmemiştir” dedikten sonra şu uyarıyı da yaptı: “Bu hırs, bu kin, bu nefret cennete girmeye mani olacak kadar korkunç.”

PKK’NIN ÜZERİNE BALYOZLA GİDİLMESEYDİ…

Kan dökenler! Bu bir yönüyle o “Kitâbu’l-fiten ve’l-melâhim”den bir kısım kareler ihtiva ediyor. Günümüzde öyle bir zirve yaptı ki, Irak’a bakın, Suriye’ye bakın, Mısır’a bakın, Bangladeş’e bakın, Myanmar’a bakın ve Türkiye’ye bakın! Düne kadar sadece belki bir yerde bir şey oluyordu, “PKK” deyip -bir açıdan- soluklanıyordunuz, teselli oluyordunuz. Keşke o dert baştan keşfedilebilseydi; üzerine balyozla gidilmeseydi; bazı kimselerin o serkârlara bu mevzuda şöyle böyle sundukları reçeteye riayet edilseydi. Eğitim gerektiği gibi ele alınsaydı; sağlık gerektiği gibi ele alınsaydı; orada emniyet -bir yönüyle- hanelerin bekçisi haline gelseydi; mülkiyeliler ona göre olsaydı; asker herkesi şefkat ile kucaklasaydı; öğretmenler talebeleriyle beraber herkesi şefkat ile kucaklasaydı.. ve meşru dairede onların istekleri yerine getirilseydi, herhalde bu gâile bu ölçüde onulmaz hale gelmeyecekti.
Gülen cemaati terör örgütü ilan edilecekGülen cemaati terör örgütü ilan edilecek

“SÜREÇ SÜREÇ DİYEREK TESELLİ OLDUK”

Anlayamadık, düşünemedik, idrak edemedik; şöyle böyle idrak edenleri de dinleyemedik ve meseleyi bir büyük problem haline getirdik. Sözde “bir süreç, bir süreç” diyerek onunla teselli olduk. Yalancı reçetelerle insana eczanelerden ilaç vermiyorlar! O yalancı reçeteler o korkunç probleme derman olamaz! Keşke dinleselerdi!.. Ama “Sağırdılar.. kördüler.. kalbsizdiler.. alakasız kaldılar!” -hepsi değil- bir kısım serkârlar ve problem büyüdü.

EFKAN ALA İMASI!

Her şeye rağmen o mevzuda yapılması gerekli olanlar ne ise mutlaka yapılmalıdır: Emniyetten olan samimi, vefâkar arkadaşlar o bölgenin insanını yürekten kucaklasalar; öğretmenler o talebeleri bağırlarına bassalar; gördükleri mesâvî ve uygunsuz tavırlar karşısında, aynı tepkiyi vermeseler. Biri “Aynı tepkiyi veririz!” diyor, aynı tepkiyi vermeseler, mülayim davransalar. Belli beklentilere girmiş, bir kısım yanlış muâlecelerle hırçınlıkları artmış insanlara bir de böyle iğneyle, çuvaldızla, bizle gittiğiniz zaman, iyice tahrik etmiş olursunuz. O korkunç onulmaz yaranın dermanı bu değildir; kucak açmadır, şefkattir, merhamettir, mülayemettir! Vaktinde edâ edilmeyen bu vazife, vaktinden sonra mutlaka kaza edilmelidir.
Balyozla hizaya gelmiyor; şöyle böyle bir kısım boş, kuru iddialarla da hizaya gelmiyor. O insanlar bir şey bekliyorlardı. Bekledikleri meşru dairede verilmeliydi. Orası parlamalı, bir yıldız gibi kendisini hissettirmeliydi. Oradaki insanlar sefaletten sıyrılmalıydı. Fakir, belli bir dönemde gezdim o bölgeleri. Bazı kimselerin -bağışlayın- ahırlarda yatıp kalktıklarına şahit oldum. Bir kere de bununla tahrik olmuşsa bu insanlar, tahrik olan başkalarını da tahrik eder; derken onlarda ezilme duygusu uyarır; dolayısıyla ezilmiş insanlarda da başkalarını ezenlere karşı bir tepki duygusu, bir reaksiyon duygusu meydana gelir.
Size düşen vazife, kucaklamaktır şefkat ve mülayemetle. Her şeye rağmen!.. Okullarınız yansa ve buna kimse sahip çıkmasa.. yurtlarınız, pansiyonlarınız ateşe verilse, molotof kokteyli atılsa.. öğretmenleriniz orada öldürülse… Hiç bir şey olmamış gibi, yine o bölgede yapılması gerekli olan şeyler ne ise, fedakârane durup yapmaya çalışmak lazım. O insanlar bizim kardeşlerimiz! Mutlaka onların yanında olmak lazım.
Gülen'den beddua üstüne beddua 

“PARALEL MARALEL DİYEN DENSİZ”

Kalkıp bir kısım densizler diyebilirler: “Bu kısım hadiselerin arkasında da paralel maralel…” diye. O yalana kendileri de inanmıyorlar da fakat mesâvîlerini kapama adına, o yırtığı kapamayacak o yama ile kendilerini teselli ediyorlar. O koca yırtığı kapamaz arkadaş; bu minnacık yama kapamaz! Size sorsam hepiniz el kaldıracaksınız: “Vallahi de kapamaz, billahi de kapamaz!” O nöronlara öyle yerleşmiş, kortekse öyle girmiş ki, bugün siz setretseniz bile yarın tarihin sayfalarında sayfa sayfa, kapkara satırlar halinde, kapkara kalemler ile yazılacak.. eğer dünyada iseniz, yüzünüze çarpılacak; öbür âleme gitmişseniz, zebanilerin kırbaçları haline gelecek ve tepenize inecek, inip kalkacak. Kapanmaz!.. O yırtık bu yama ile kapanmaz!.. Vallahi kapanmaz!

“GAVURLARDA BİLE…”


Sokak hareketlerini bile ona isnat etme gibi iftiranın, gıybetin, isnadın, kinin, nefretin böylesi inanın gâvurlarda bile görülmemiştir. Evet, dünyanın hiçbir yanında, çok farklı dinlere, farklı kültürlere sahip insanlardan, bu türlü bir densizlik görülmemiştir.. dine, diyanete, millet ruhuna, kendi ruh ve mana kökümüze sahip çıkan insanlara bu ölçüde bir şenaat ve bir denaet revâ görülmemiştir. Fakat olsun!..
Ben size bir şey söyleyeyim, onlara da hakkınızı helal edin. Çocuk akıllı insanlar; muhakemesini yitirmiş akılzedeler; onlara da hakkınızı helal edin. Öbür tarafa alıcı olarak gidin. Civanmertliğinizi orada da sergileyin. Bir gün Allah onlarla sizi karşı karşıya getirecek. O mezâlimi kitaplarda sayfa sayfa önünüze serecek: “Siz bunlara bunları da ettiniz, bunları da dediniz, bunları da dediniz.” Şu yiğitlikle orada ortaya atılmalı: “Ya Rabbi, biz bunları görmezlikten geliyoruz. Zannediyorum bir kulağımızdan vurdu, öbür kulağımızdan çıktı. Ne olur ey Erhame’r-Râhimîn! Sen Kendin buyuruyorsun: ‘Benim rahmetin gazabımın önündedir.’ Rahmetinin gazabına sebkat etmesi hakkına, rahmet-i ilâhiyen hakkına, onları da Cennetu’l-Firdevs ile sevindir Allah’ım.” demeli.

“KÖLE OLMAYIZ”

Alacaklı olarak giderseniz, bunu deme civanmertliğini sergileme imkânı olacak. Hep verici olun! Alma beklemeyin! Bugün yaptığınız hizmetlerde olduğu gibi Güneydoğu’da veya değişik varoşlarda bulunan insanlar için de ölesiye hizmet verin. Onlar bizim kardeşlerimiz! Bin senedir kardeşlerimiz bizim. Çanakkale’de beraber olduk, Millî Mücadele’de beraber olduk; Fransızların güneyi işgal etmesinde onlara karşı savaşırken beraber olduk. Ayrı değil, kardeş yani. Bunu sun’î olarak söylemiyorum, kardeş onlar!.. Bu açıdan da ölesiye bir hizmet ile emirlerine âmâde gibi koşmalı; o hizmete mukabil geriye dönecek beklentilere de bağlamamalı meseleyi. Çünkü bizim hizmetimizin en önemli karakteristik yani beklentisizlik.. adanmışlık ruhu.. o işin kölesi olma!.. Padişahlara köle olmayız biz fakat hizmetimize köle oluruz.
Sulh için, anlaşma için, uzlaşma için elimizden ne gelir?!. O mevzuda çok müessir değiliz, zimam başkalarının elinde. Fakat biz, biz olarak -şimdi sivil kuruluş falan deniyor veya Camia veya Hizmet- elimizden gelenleri yapmalıyız. Çapınızca ne yapabiliyorsanız bu mevzuda.. o istikamette ceplerinizi de boşaltın; dimağlarınızda oluşturduğunuz o pozitif düşünceleri de o istikamette boşaltın; o insanların gönlüne girin, kardeşliğimizi dün ifade ettiğiniz gibi bugün de ifade edin.
Fuat Avni'den Bingöl suikasti için şok iddiaFuat Avni’den Bingöl suikasti için şok iddia

CENNETE GİRMEYE MANİ”

Dünden bugüne kadar bin senelik kardeşlik, böyle bir kısım kaprislere, bir kısım ihtiraslara, bir kısım ardı arkası gelmeyen isteklere, arzulara kurban edilmemeli, feda edilmemeli!.. Eğitim, ne kadar yapabiliyorsanız.. gönüllere girme, ne kadar yapabiliyorsanız… Yardım yollarını kapasalar bile, teker teker gidin, cüzdanlarınızı boşaltın onlara. Buna kimse bir şey diyemez.
Yardım toplamanıza, hesap açmanıza engel olabilirler. Neden engel olabilirler? Yapmadıkları şeyi yaptığınızdan dolayı.. gönüllere onların girmesi lazımmış, siz girdiğinizden dolayı.. hazımsızlık.. o mevzuda bu türlü şeyleri hazmedecek enzimleri yok bunların. “Biz yapamıyoruz, size de yaptırtmayız!” diyorlar bu yaptıkları şeylerle. İnanın, bu anlayış, bu mantık, bu düşünceye göre İstanbul’un fethi size müyesser olsaydı, zannediyorum bunlar Konstantiniyye’ye gider, Konstantin’e derlerdi ki: “Bunlar şu yolla geliyorlar, aman buraları kesin, bunlara fırsat vermeyin, bunlar paralelci!..” Bu hırs, bu kin, bu nefret cennete girmeye mani olacak kadar korkunç.
Fakat bütün bunları kâle almayın. Ne onlara gönül koyun, ne de onların edip eylediklerinden dolayı hizmetten geri durun. Ölesiye bir gayretle, ciddi bir fedakârlıkla cüzdanlarınızı boşaltın, rahatınızı onların rahatına kurban edin, hayatı onlara bağışlayın; feda edin, adayın hayatınızı onlara. Siz bu mevzuda bu kadarcık şey yaparsanız, “Sen Mevla’yı seven de Mevla seni sevmez mi?” Sen gönlünü onlara feda etsen, onlar da gönüllerini sana açmaz mı? Sen onları sevsen, onlar sana kinle, nefretle mi karşılık verecek?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211