Öz Yurtlarında Garipler, Öz Vatanlarında Parya
Türkiye Tarihi anlatılırken, doğru veya yanlış, hep bir tarih ve olaydan başlatılır: 1071 Malazgirt Zaferi. Biz bu tarihi anlatırken – anlatanların niyetleri doğrultusunda – sanki o Türkiye, Anadolu coğrafyasından ibaretmiş gibi görürüz. Lakin öyle değildir. Antep neyse Halep odur aslında ve Kuvayı Milliye cetvelle çizilmiş bir sınırda kesilmemiştir. Antep, Maraş, Urfa bir zafer kazandıysa; bunda Halep’in mücadelesinin payı çok büyüktür. Ne yazık ki, Antep, Gaziantep olmuşken, Halep gurbette kalmıştır. Suriyeli Türkler tarihlerini anlatmaya başlarken bizler gibi 1071’den başlıyorlar. Neden mi? Çünkü Selçuklu Sultanı Alparslan ve sonrasında Selçuklular Türkiye diye sadece bizim ülkemizin coğrafyasına değil Suriye’nin büyük kısmına da isim veriyorlardı. Ankara ne kadar Türkiye ise, Halep’te o kadar Türkiye’ydi.
Balgat’taki Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi’nin bu cumartesi Suriyeli konukları vardı. Suriyeli dediğimize bakmayın. Biz ne kadar Türk isek, o kadar Türk olan öz be öz kardeşlerimiz misafir oldular, iftar ettiler. Bizler de aklımıza takılanları sorduk aklımız yettiğince. Önce teknik bazı bilgilerden başlayalım. Suriye’nin 25 Milyon civarında bir nüfusu var. Bu nüfusun %15’lik bir kesimi Esed’in de mensup bulunduğu Arap Alevi’si (Nusayri), geri kalanı ise Sünni Müslüman. Bu nüfusun içinde 3,5 Milyon civarında Türk yaşıyor. Az bir rakam değil. Bu rakamın 1,5-2 Milyon’a yakını günlük dilde bizim dilime çok yakın olan bir Türkçe konuşuyorlar. Geri kalan kısım ise şehirlerde yaşadıkları için Araplarla bütünleşmiş durumdalar ve Arapça konuşuyorlar. Yeni nesil maalesef Türkçeyi fazla kullanmıyor. Türkmenler Halep, Şam, Lazkiye, Humus, Hama bölgelerinde yoğunlukla yaşıyorlar. Bunların dışında pek çok bölgede Türk köyleri var. Şam bölgesinde 450 Bin civarında Türk yaşıyor, Halep ise Türk nüfusunun en yoğun olduğu yer, yaklaşık 800 Bin Türk Halep’te yaşıyor. Türklerin %90’ı, Sünni Müslüman. %10’luk kısım ise Alevi. Hatta daha az olabilecekleri de tahmin ediliyor. Suriyeli kardeşlerimizin dediğine göre 2-3 köyde sadece Alevi Türkmenler yaşıyor. Bunları da Hafız Esed’in Alevileştirdiği ve yanına aldığını söylüyorlar. Yakın zamanda bir suikast sonucu öldürülen Hasan Turkmani bu Alevi Türklerden. Esed’in çok yakınılar. Lakin görüştüğümüz Türk kardeşlerimiz, Alevi Türklerin, bugüne kadar hiçbir zaman Türk olduklarını söylemediklerini, hep rejim yanlısı olduklarını ve öldükten sonra Esed’in sırf “yanımda Türkmenler de var” demek için, Hasan Turkmani’ nin Türklüğünü ön plana çıkardığını söylüyorlar. Gerçekten de durum böyle. Çünkü eğer devlet kademelerindeki Türkmen asıllılar, asıllarına sahip çıksalardı, bugün perişan halde bulunan 3,5 milyonluk bir Türk nüfusundan bahsetmezdik. 2 Alevi Türk köyü dışında hiçbir yerden memur alınmıyor, orduda makam verilmiyor veya ekonomik gelişmeye olanak verilmiyor. Hem Hafız hem de Beşşar döneminde Türkler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlar.
Türklerin Suriye’de herhangi bir kültürel hakları yok. Kimlikleri tanınmıyor. Edebiyatlarına izin verilmiyor. Türkçe gazete, dergi, kitap basamıyorlar. Zaten basmak isteseler de basacak durumları yok. Türkler toplumla bütünleşik yaşayan, çiftçilik ve en fazla esnaflık yapan bir topluluk Suriye’de. Rejimin Türkler üzerindeki baskısı ülkelerinde yetmiyormuş gibi, okumak için geldikleri Türkiye’de de devam ediyor. Esed rejimi Türkiye’ye Alevi Türklerden ajanlar gönderiyor ve öğrencileri takip ettiriyor. Çoğu öğrenci ülkelerine geri dönemiyor veya ülkelerindeki ailelerine büyük baskılar yapılıyor. Not olarak belirtelim, Esed rejiminin Türkiye’ye gönderdiği ajanlar İşçi Partisi ve Türkiye Gençlik Birliği yanlılarıyla beraber hareket etmektelermiş. Ulusalcı ve Esed yanlısı bu örgütleri de buradan ifşa ederek vebali üzerimizden atıyoruz. Türkiye’de Suriyeli Türklere sahip çıkan pek kimse yok. Görüştüğümüz arkadaşlar genelde ailesi Halep göçmeni olan bazı iş adamları ve siyasilerin kendilerine destek olduğunu söylüyor. Bunlardan biri de Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Şandır. Suriyeli bir Türk kardeşimiz, konu tarihten açıldığında şunu söylüyor ve içimizi dağlıyor: “Esed ailesi bizlere zulmederek, kendilerince Osmanlı’dan intikam alıyorlar.” Buradan sormak istiyorum. Her sözlerinde Osmanlı’yı örnek gösteren bir kısım “sözde muhafazakâr” neden bu Osmanlı ve Selçuklu Torunlarına sahip çıkmıyor adlarını dahi anmıyor? Zulüm gören bir insan anılmak için illaki Arap mı olması gerekiyor? Hatta bu durum Türk kardeşlerimizi üzüyor bile. Çünkü Türkmenlerin Araplarla araları taşrada pekiyi değil. Türklere “İşgalci Osmanlı’nın torunları” olarak bakıyor Araplar. Evet, Araplar, Osmanlı’yı işgalci olarak görüyorlarmış. Gafletin en üst seviyesi olsa gerek bu.

Nureddin Zengi, Fatih Mehmed, Sultan Selim Tugayları
Sohbetimizde konu doğal olarak ülkedeki iç savaşa ve muhalif harekete geliyor. Türkler Esedlerden bıkmış durumda oldukları için doğal olarak muhalif kanata yakın duruyorlar. Lakin muhaliflerle de pek çok sorunları var. Bu yüzden kendi silahlı birliklerini kurmuşlar korunma amacıyla. Ve bunlara da Türk tarihinden büyüklerin isimlerini vermişler: Selçuklu Atabeyi Nureddin Zengi, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim vb. 4-5 tugayları var ve bunlar da aslında çok kalabalık değiller. Silah sıkıntıları var. Silahları bulabildikleri paralarla satın alıyorlar veya çatışmalarda ganimet olarak alıyorlar. Bunların dışında Özgür Suriye Ordusu’nda da Türkler var. Hatta çok önemli komutanlıkları yapan bazı Türklerden bahsediliyor. Lakin Özgür Suriye Ordusu’nun PYD ve PKK ile görüşmeleri Türkleri çok rahatsız ediyor.
Humus’ta 11.000 Türk Şehid!
Türk kardeşlerimiz en çok basından şikâyet ediyorlar. Özellikle El-Cezire ve El-Arabiya televizyonlarının kendilerini görmezden geldiğini ve Esed’in katlettiği Türkleri Arap gibi gösterdiklerinden yakınıyorlar. Tabii ki, Türk basınına da tepkililer. Kardeş oldukları aynı millete mensup oldukları ülke kendilerini basında hiç görmüyor. Televizyonlar El-Cezire’den aldıkları bilgiler üzerinden yayın yapıyorlar. Bunlardan biri çok ilginç, Humus’a Esed’in yaptığı bombalama ve saldırılarda 11 Bin civarında Türk’ün şehid olduğunu söylüyorlar. Nutkumuz tutuluyor. Dibimizde 11 Bin Türk katlediliyor ve Türk basını bunu görmezden geliyor. Türk basını demeye bin şahit ister! Satılmışlar ordusu! Humus’un dışında da 2000 civarında Türk’ün Esed ve PYD tarafından katledildiğini söylüyorlar. Evet, PYD’de Türklere saldırıyor. PYD’nin birkaç Türk köyünü basıp katliam yaptığını, bunun dışında hırsızlık, haraç ve baskı uyguladıklarını ekliyor kardeşlerimiz. Bölgede denetimi ele alırken Türkleri ezmek isteyen Kürt terör örgütü PYD, PKK ile doğrudan bağlantılı ayrıca Barzani’den de destek alıyor. PYD militanları haraç için girdikleri Türk köylerinde direnişle karşılaşmazsa işkence ve tecavüze kadar ileri gidiyorlar. Direniş olursa başka yerleri denemeyi tercih ediyorlar. O kadar başıboş ve rahatlar bölgede. Ayrıca Türkiye’deki kamplardaki bayrak indirme olaylarını da değerlendiren Suriyeli kardeşlerimiz, bunun PYD’nin gönderdiği Kürt militanlarca yapılan kışkırtmalar sonucu olduğunu belirtiyorlar.
“Türkiye’deki Suriye Ulusal Konseyi Bizi Kabul Etmiyor”
Suriyeli Türk kardeşlerimize AKP hükümetinin desteklediği, Suriye Ulusal Konseyi’ni (SUK) soruyoruz. Derin bir iç çekiyorlar. SUK, Suriyeli Türkleri hiçbir şekilde kabul etmiyor ve birlikte çalışmayı reddediyormuş. Çalışmak için yer isteyen Türklere “siz ne yaptınız” diyerek dışlıyorlarmış. Dün Baas rejiminin en sağlam destekçisi olup, bugün Esed’e muhalefet eden katliamcılar Ahmet Davutoğlu tarafından karşılanırken, hükümetin desteklediği SUK, Türkleri reddediyor. İnanlır gibi değil ama gerçek. Önceki hükümetlerin politikalarını az da olsa devam ettiren dış işleri cüzi bir yardım dışında Suriyeli Türkleri görmüyor bile. Türkiye’deki kamplarda ise Kürtlerin ve Arapların istekleri doğrultusunda Türkleri başka bir kampa almış durumdalar. 2.500 civarında Türk ayrı bir kampta yaşamaktalar şu an. Daha büyük bir kamp açılacağı ve Suriyeli Türklerin buraya geleceği söylentilerini de ekliyorlar. Zaten Türkiye dışında gelebilecekleri başka bir yer yok. Irak’ta Maliki hükümeti ve Barzani, Suriyeli Türkleri mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışıyor. Lübnan’da ise sıkıntılar büyük. Türkiye’de bunun dışında 600-700 civarında Suriye Türk’ünün öğrenci olduğunu da ekliyorlar.
“Suriye’de, İran’ın Yaklaşık 3000 Kişilik İstihbarat Ordusu var”

İran’ın bu olanlara bakışını incelediğimizde, her noktada İran’ın Esed rejimini desteklediğini bildiğimiz için duyduklarımıza pek şaşırmıyoruz. İran bizzat Esed’in ordusuna eğitim veriyormuş. Türklerin bildiği 3000’e yakın İran İstihbarat ve askeri görevlisi Suriye’de pek çok alanda Esed’e destek oluyor. Askeri harekâtları dahi İran’ın stratejistlerinin planladığını söylüyor Türk kardeşlerimiz. Hem ABD ve Batı’ya karşı bir mücadele olduğunu hem de mezhepsel bir desteğin olduğunu ekliyorlar. Rusya’nın ise biraz çekingen olsa da genel mahiyette Esed’i desteklediğini söylüyorlar. Genel olarak tahmin edilebilecek durumlar olarak bunları da ekliyoruz.
Suriye Türk’ü Ne İstiyor?

Son olarak Suriyeli Türk kardeşlerimize geleceğe bakışlarını sorduk. Türkiye’ye gelen kamplardaki Türklerin kalmak isteyip istemediklerini de ekledik. “Suriye bizim vatanımız” cevabını aldık. 1071’de nasıl Anadolu, Türkiye olmak için ilk adımını attıysa, Suriye’de de Türklerin yaşadıkları bölgeler o kadar Türkiye olmaya adım atmıştı çünkü. Suriyeli kardeşlerimiz, Esed’in devrilmesini ve yerine demokratik bir rejimin kurulmasını istiyorlar. Türk olarak kimliklerinin tanınmasını, siyasi olarak eşit bir biçimde temsil edilmeyi, yazılı dillerini kullanabilmeyi ve kültürel haklarını talep ediyorlar. 500 Bin civarı nüfusu olan Ermenilere bile eğitim hakkı tanıyan Suriye’nin 3,5 Milyonluk Türk nüfusuna hiçbir hak tanımamasını kabul edemediklerini söylüyorlar. Kendilerine bazı özeleştirileri var. Ortak bir hareketleri olmadığını, henüz siyasi olarak kendilerini temsil edebilecek net bir yapının bulunmadığını söylüyorlar. Yakın zamanda Türkiye’deki Suriyeli Türkler olarak bir komite yapılanmasına gideceklerini ekliyorlar ve Suriyeli Türk gençleri olarak, Suriye’de Türk olma bilincini siyasi bir erke dönüştürmeyi hedefliyorlar. Ayrıca Türk basınında ve Türk kamuoyunda daha çok yer almak istiyorlar. Her şeyden önce “Suriye’de Türkler var” sözünü herkesin beynine nakşetmek istiyorlar.

Suriyeli Türk kardeşlerimizle muhabbetimiz kendilerinin iyi dilekleriyle sona erdi. Yakın zamanda Suriye Türklüğüne hizmet edecek faaliyetler yapabilmek için tekrar görüşeceğimizin garantisiyle şahsımızda kendileriyle ilgilenen Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcıları Olcay Kılavuz ve Osman Ertürk Özel’e ve tüm Ülkücü camiaya teşekkürlerini sundular. Biz ise Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in “Dünyanın neresinde bir Türk varsa, orası bizim ilgimiz içindedir” sözünün gereğini tekrar yerine getirmiş olmanın hazzını yaşıyorduk.

ÜLKÜOCAKLARI
 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211