Kars Ülkü Ocağı'ndan Ülkücüler Belgesel Filmi

Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı, Ülkücüler Belgesel Filmi’ni Kars’ta gösterime sundu. Kars Ülkü Ocakları İl Başkanı Tolga Adıgüzel konuşmasında ‘Onlar’ı anlattı…

“Onlar, nefretin kucağına oturmayıp, muhabbetin ocağını tüttürdüler… Ergenekon’dan yola çıkan “Oğuz nesli” olarak Mekke’nin tevhit nurunda yıkandılar… Gece vakti batmayan güneşi, secdede buldular… Kimi zaman Yunus, kimi zaman Yavuz oldular…

Onlar; Fıtratlarının ve meşreplerinin   gereğini  yerine getirip, “Yüce dileğe doğru” yola çıktılar… “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” diyerek hedefe doğru vakur adımlarla yürüdüler…

Onlar; Vatan sevgisi imandandır diye buyuran İki Cihan Serveri’nin  mukaddes davasının  karasevdalısıydılar…

Onlar, “Vatanımın ha ekmeğini yemişim, ha uğrunda kurşun” diyerek; vatana can, bayrağa kan veren muzdarip bahtiyarlardı…

Onlar, vatanda gurbeti yaşarken bile  milletin derdiyle Mecnun oldular… Telli duvaklı bir sevgilinin değil, “Bir Güzel Ülkü”nün peşinden gittiler, tarihe yeni kahramanlar armağan edip,  hüzünle umudu birlikte çivilediler  gözlerimize…

Onlar, Miras kalmış  bir asaletin emriyle; gâhi kızılcık, gâhi keder, gâhi sabır, gâhi ecel şerbeti içtiler de, bir dem olsun kan tükürmediler…”

Onlar; Efendimizin  “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini   kendilerine emir telakki  ettikleri için zulme ve haksızlığa rıza göstermediler… “Mazlumlara karşı izzetli ve merhametli, zalimlere karşı da onurlu ve kuvvetli” oldular…

Onlar; Onların lügâtlarinda köşe dönmek, şaibeli ihale almak, gemicikler almak, rüşvet almak, haraç almak, vebâl almak yoktu; gönül almak, dua almak, şan ve şeref almak vardı… Onların, gayri meşrû edinilmiş  malları, haram üzerine binâ edilmiş  mülkleri ve  alınteri değmemiş  bol sıfırlı  banka hesapları yoktu, ama  dünya nizâmını tesis etmek gibi bir ülküleri, Turan denen mukaddes mefkûreleri ve Türk Milleti’ni “Ufukların Efendisi” yapacak Kızılelmaları vardı…

Onlar Türk-İslam dâvâsı için taş oldular, gözlerde yaş oldular, çileyle gardaş  oldular, ama  alçaklarla asla yoldaş olmadılar…

Onlar; yiğitliklerinin bedelini canlarıyla ödeyip, kendi tarihlerini kanlarıyla yazan, bir kaç damla gözyaşına okyanusları sığdıran, “Yiğit bir kere ölür, korkak bin kere” diyerek ölümle dost olmuş gönül erleriydiler…

Onlar, çelik bilekliydiler, çatal yürekliydiler, mertlik sembolüydüler, gani gönüllüydüler…

Onlar; sonbaharın mecalsiz bıraktığı mihrican vurgunu yemiş yapraklar misali sararıp solmadılar, baharı yaşarken inancını bir kuvvet iksiri gibi ruhuna doldurup, ülkenin de bu inanç iklimini soluklamasını istedikleri için gök ekinken solduruldular…

Onlar; “…Bir ekmeği bölüşen, bir battaniyeyi, bir endişeyi, bir ümidi paylaşan, ölümle hayat arasındaki ince çizgide hayatla veya ölümle cilveleşen…” yiğitlerdi…

Onlar; kahramanlık türküleriyle ve mehter marşlarıyla coştuğumuz, Kerkük’te Ata Hayrullah, Azerbaycan’da Şehriyâr, Kırım da Mustafa Cemiloğlu, Doğu Türkistan’da Osman Batur olduğumuz, kimi zaman Çin sarayını  basan Kürşad’la, kimi zaman Ötüken’deki yiğitler yiğidi   Oğuz Han’la, kimi zaman Malazgirt Meydanı’nda Alparslan’la, kimi zaman İstanbul önlerinde Fatih Sultan Mehmet’le, Sina Çölü’nde Yavuz Sultan Selim’le, Mohaç’ta Kanuni Sultan Süleyman’la, Bağdat’ta Genç Osman’la, Tuna boylarında akıncı beyleriyle, Sarıkamış’ta Enver Paşay’la, Kocatepe’de Mustafa Kemal Atatürk’le, Tabutluklarda Başbuğ Alparslan Türkeş’le özdeşleştiğimiz ve Türk tarihini ruhumuzda yeniden yaşattığımız serdengeçtilerdi…

Onlar; mevsimlik idealist, sentetik milliyetçi, seyyar kıbleli dindar ve fason dava adamı olmadılar…

Onlar; fikir, şuur ve hareket birlikteliğinin idrakini yaşarken, önce “adam” sonra “dava adamı” olan, ne adamlığını ne de davasını kaybetmeyen Eylül darbesi yemiş destan kahramanlarıydı…

Onlar; resmi bir paragrafta nesne olmaktansa, sivil bir cümlede özne olmayı tercih eden, inandıkları yolda dimdik yürüyen, kırılmayı göze alan, fakat hiç bir zaman eğilmeyen, bükülmeyen yiğitlik abideleriydi…

Onlar, Ülkücüydüler…

Onlar, Bizim Çocuklardı… Ocaklıydılar. Bu mübarek ocağa yıllarca göğüsleri ile ateş, gözleriyle su taşıdılar.”



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211